21 Kasım 2017 Salı

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Ülkesini Annan'a şikayet eden başbakan
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 2 Nisan 2004 Cuma 

Geleceğin yüksek ufuklarından doğmaya başlayan güneş, asırlardan beri ıstırap çeken milletlerin talihidir. Bu talihin artık bir daha siyah bulutlara bürünmemesi, milletlerin ve onların önderlerinin dikkat ve fedakarlığına bağlıdır.
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1928)

BAŞBAKAN,  SEÇİMLERDE  PARTİSİNE  OY KAYBETTİREN MUHALEFETİ ANNAN’A ŞİKAYET EDİYOR...

İsviçrede Kıbrıs pazarlığı kıyasıya devam ediyor. Bu pazarlıktan bir şey çıkmayacağı açıkça belli olmasına rağmen gösterilen çabaları sonuç getirmeyecek boş çalışmalar olarak değerlendiriyorum.

Başbakan Erdoğan Erken seçim yorgunluğunu üzerinden atamadan ayağının tozu ile İsviçre deki görüşmelere katıldı. Seçim yorgunluğu ile birlikte sanırım beklediği sonucu alamamasının etkisiyle olsa gerek bir ülke başbakanına yakışmayacak sözler sarfederek Türk kamuoyunu üzdü.

Doğru mu, yanlış mı bilemem. Ama 31 Mart sabahı Milliyet Gazetesini eline alanlar Manşetten sayfanın yarısını kaplayan şu önemli haberi okudular.

“Erdoğan Kıbrıs’ta çözümün faturasını Annan’a özetledi. ALTI PUAN KAYBETTİM. Erdoğan BM Genel Sekreteri Annan’a ‘Kıbrıs yüzünden seçimde MHP’ye ve muhalefete altı puanım gitti. Elimi güçlendirin’dedi. Başbakan Erdoğan da Annan ile yaptığı görüşmede partisinin yaşadığı zorlukları şöyle aktardı. Kıbrıs başıma çok işler açtı. Yerel seçimde çok iyi oy alacakken oylarım yüzde altı düştü. Oyları çözüm karşıtı CHP ve MHP’ye kaptırdım’ diyerek Türkiye’nin taleplerinin karşılanmasında israrcı oldu.”

Haber aynen böyle. Gülermisin, ağlarmısın? Bu konularda söylenen “Özürü kabahatinden büyük” şeklinde boşuna söylenmemiş bir atasözümüz vardır. Bir başbakan kendisini o makama taşıyan öz halkını Gana’lı siyahiye şikayet ediyor. Ne bekliyor. Herhalde Annan Efendi Gana’dan adam getirip seçimlere sokacak değil. Üzücü ve aşağılayıcı bir durum.

Aslında Türkiye’nin önünde uzun yıllardır hasret kaldığı siyasi istikrarı temin eden çok güzel bir tablo var. Gönlüm milletimin verdiği desteği iyi değerlendirerek bu iktidarın yararlı şeyler yapmasını istiyor. Hergün medyadan iyi şeyler duymayı ümit ediyoruz. Çünkü kendilerine “dur” diyebilecek ve yapacağı güzel şeyleri engelleyebilecek bir makam şu anda mevcut değil.

Evet Sayın Başbakanım; Eğer bu ülkenin güçlenmesini ve kalkınmasını istiyorsanız? Biz istediğinizi biliyoruz. Çünkü siz bu ülkeye hizmet etmek istediğiniz için yıllardır politika yaparak bu makamlara ulaştınız. O halde desteğinizi dışarıda değil, içeride sizi o makamlara taşıyan kendi halkınız arasında aramalısınız.

Şikayet ettiğiniz MHP ve CHP bu ülkenin partisidir. Gana’nın değil. Birleşmiş Milletlerin de değil. Ama siz küreselleşme adı altında ülkemizin yönetimini küresel güçlerle paylaşmayı hedef aldınız ise bu durumda bizlere söyleyecek bir söz kalmaz. Biz ancak tenkidimizi yapar. Tarihçilere kulanabilecekleri malzemeleri bırakırız.

Bu işin sadece bir tarafıdır. Diğer tarafı ise ülkemizin milli meselelerinde milletin sesi ve isteğinin ön planda tutulması esası unutulmuş olmasıdır. Milli meselelerimizn çözümünde başka hiçbir yabancı devlet veya makamın temsilcisi taraf olamayacakları gibi fikir dahi beyan edemezler. Çünkü onlar hasımlarımızdır. Çünkü milli davalarımız Türk Milletinin tamamının sahiplendiği ve sadece bizim çıkarlarımızı sağlayacak hususlardır.

KKTC Türk Toplumunun ve Türkiye Cumhuriyetinin kaybettikleri ne Ganalı Annan’ın, ne Perulu De Soto’nun ve nede Avrupalı Verheugen Efendi’nin umurundadır. Onlar paralı memurlardır. İşini yapar ve paralarını alırlar. Kaybedecekleri bir şey yoktur. Ama bizim kaybedecek çok şeyimiz vardır. Kaybedeceklerimiz bu sorumsuz paralı küresel memurların insafına terk edilemez.

İsviçre’den bize yansıyan manzara şöyledir. Türk tarafı olarak Kıbrıs toplantılarında bir şey elde edemedik. Aksine Kıbrıs Davasının 50 yıllık savunucusu Cumhurbaşkanı DENKTAŞ’ı küstürerek devre dışı bıraktık. İsviçre’de de bir ilerleme kaydedemedik. Çünkü Rum tarafının kaybedeceği bir şey yoktu. Adamların tuzu kuru. Alacaklarını almışlar. Neden kazanımlarını Türk Toplumu ile paylaşsınlar. İşte şimdi bu fiziki kazanımlarını kaybetmemek için diplomatik oyunların arkasına sığınıyorlar ve bunda da haklı gerekçeleri var.

Biraz daha açalım. Maçın doksan dakikası 10-0 adamların lehine kapanmış. Hakemin verdiği 3 dakikalık uzatma da bir şey yapmanız, yani farkı kapamamız mümkün değil. Buna Orta hakem Annan Efendi ile yan hakemler De Soto ve Verheugen Efendilerin yapabilecekleri bir şey yok. Bizim de yapabileceğimiz bir şey yok. Skor belli . Kalan zaman belli. Oyun kurulduğu gibi oynandı ve bitti. Çabalamanın ve hakeme yalvarmanın manası yok. Bu bizi küçültür. Bir dahaki oyunlar için hakemin taraf tutmasını sağlar.

Sonuç olarak; Baştan beri “Çözümsüzlük çözüm değildir” gibi yanlış bir slogan ile yola çıkan AKP yönetimi tutum ve davranışları ile milli davamız olan Kıbrıs Meselesini bitirmek üzeredir. Şehit kanıyla alınan vatan toprakları siyaset oyunları ile Yunan Megal-ı Ideası’na bağış olarak verilmektedir.

Hukuken haklı ve güçlü olduğumuz bir milli davada küresel güçlerin baskısına boyun eğmememiz gerektiği konusunda gerek yazılı ve gerekse görüntülü medyada yaptığımız uyarıların etkisinin olmadığı ve Kıbrısta sona gelindiği Sayın Başbakanın halkını Annan’a şikayetinden anlaşılmaktadır. Tarih bu hatayı yapanları affetmeyecektir.

Son olarak diyorum ki; Eleştiri tarzındaki yazılarımdan dolayı sizden özür diliyorum Sayın Başbakanım. Yasama ve yürütmedeki gücünüzü yerel yönetimlerle daha da arttırdınız. Sizden bu ülke insanının yüzünü güldürecek çok önemli atılımlar bekliyorum ve elinize geçirdiğiniz büyük gücü kullanarak geçmişimize yaraşır şeyleri yaptığınızı görüp yazmak ve sizi takdir etmek istiyorum.

Ama siz bu imkanı bize vermemekte direniyorsunuz. Yaptıklarınızla gücünüzü bilmediğinizi ispat ediyorsunuz...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
2 Nisan 2004 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale