26 Mart 2017 Pazar

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Ermeni soykırımı masalı Türk-Ermeni dostluğunu bozamaz...
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 8 Mart 2004 Pazartesi 

Milletlerin siyasetinde ancak menfaatleri vardır. Kimsenin kimseye dost olmayacağını bilelim.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1933)

Türkiye’nin milli meselelerine duyarlı tutumu ile geniş halk kitlelerinin duygularına tercüman olan Önce VATAN Gazetesi’nin değerli yazarları insanlarımızı derinden yaralayan Ermeni Soykırımı Meselesinde de halkımızı bilgilendirme görevini başarı ile sürdürüyorlar.

BAKIŞ köşesinde Hrant Dink’in söylemlerini işleyen Abdullah Akosman konunun güncel çarpıklıklarına değinirken, KULVAR’da Sayın Yılmaz ERGÜL Ermeni Meselesinin tarihi, kültürel, insani ve nihayet siyasi boyutlarını bütün çıplaklığı ile masaya yatırmaya devam ediyor. Gönlüm bütün aydınlarımızın bu yazı dizisini okumasını ve feyz alarak dünyanın Türkiye’ye karşı yürüttüğü soykırım masalı dayatması ile mücadele saflarına bilinçli olarak katılmasını arzu ediyor.

AGOS Gazetesi yazarı Hrant Dink adlı densiz kişinin yüzyıllardır birlikte kardeşçe yaşadığımız Ermeni Cemaatini töhmet altına sokacak tarzdaki düşüncelerine beyinleri satın alınmış birkaç kişi dışında Ermeni kardeşlerimizin katılmadığını biliyorum. Hrant Dink’in kendisinin de söylediklerine inanmadığını görebiliyorum. Çünkü insanın kendi bindiği dalı kesmesi ancak Nasrettin Hoca fıkralarına mahsus olsa gerek.

Ben gazetemiz sahibi milli duyguları çok güçlü ve hassas insan Abdullah Akosman Bey’in Ermeni Sorunu ile ilgili düşüncelerine aynen katılıyorum. Bu kritik günlerde Ermeni Diasporasının maşası durumundaki kişilerin hatalarını bütün bir millete mal etmenin doğru olmadığının bilinci ile hareket etmemiz gerektiğine inanıyorum. Sayın Akosman’ı yazı ailemize tam zamanında kattığı ve değerli fikirleri ile ülkemizdeki Ermeni cemaatinin dostluk ve birlik duygularını “Gerçek Açıdan"köşesinde milletimiz ile paylaşan LEVON PANOS DABAĞYAN kardeşimiz için ayrıca tebrik ediyorum. Sayın Dabağyan’a aramıza hoş geldiniz diyorum. Sayın Akosman bu davranışı ile tam bir Türk aydınına yakışan tutum sergiledi. Yanlışı yanlışla değil, doğruyu göstererek düzeltmenin en güzel örneğini gösterdi.

Ben bundan yüz sene önce Osmanlı tebaası olarak Brezilya’ya giden ve Sao-Paula’daki evlerinde halâ Türkçe konuşan, yeni yetişen çocuklarına Zeki Müren şarkıları dinlemeyi sevdiren ve İstanbul’dan geldiğimizi öğrenip bizleri bağrına basarak misafir eden Ermenilerin bu davranışlarına doğrusu pek anlam verememiştim. Buna benim gibi pek çok kişinin akıl erdiremediğini biliyorum. Fakat şimdi Önce VATAN ailesine katılan DABAĞYAN kardeşimizden Türk-Ermeni dostluğu açısından çok şeyler öğrenebileceğimizi değerlendiriyorum. Hrank Dink ve yandaşları ile uğraşmayı ancak Levon Panos Dabağyan’ ların başarı ile gerçekleştireceğine inanıyorum.

Bu vesile ile dünya kamuoyunun bilerek ve isteyerek yanlış bilgilendirildiği Ermeni Soykırımı Meselesini birkaç cümle ile hatırlatmak istiyorum.

Türkiye küresel güçlerin önemli hedeflerinden biri. Bulunduğu coğrafya bunu dikte ettiriyor. Türkiye üzerindeki dış baskıların biri bitmeden diğeri başlıyor. Günümüz Türkiye' si; zayıf, güçsüz ve her söyleneni yapmaya hazır, daima savunma durumunda bırakılmış izlenimi veren bir devlet görünümünde . Her taraftan ve ayni anda vuruyorlar. Adeta nereye karşı ve nasıl kendimizi savunacağımızı bilemiyoruz.

Türkiye'ye karşı periyodik saldırı konularından biri de "Ermeni Soykırımı" iddiasıdır. Bu alandaki saldırılardan birini atlatmadan diğeri başlar. Türkiye'nin düşmanları sanki sıraya koymuşlar gibi Ermeni iddialarını en üst düzeyde dile getirerek ülkemizi köşeye sıkıştırmaya çalışırlar. Bu konuda doğal olarak içimizdeki Ermeniler ile Ermenistan’dan önemli destek alırlar. Bilgisizliğimiz ve milletçe ilgisizliğimiz bu saldırıların artmasında başlıca etkendir. Eğer düşmanı iyi bilirsek ona karşı tedbir almamız daha kolay olur.

Farz edelim ki, "Anadolu Ermenilerinin 1915-1918 yıllarında sistemli bir soykırıma tabi tutulduğu" iddiasındaki Karar Tasarısı; ABD, Fransa, İngiltere veya bir başka ülkenin parlamenterlerince kabul edildi. Bu durumda ne olacaktır? Bu devletlerin yönetimleri TÜRKİYE' ye bunun hesabını mı soracaktır? Bu kesinlikle mümkün değildir. Türkiye'ye bunun hesabını sormanın ne siyasi, ne hukuki ve ne de başka bir şekilde mantıki bir izahı yoktur. Çünkü bu gibi boş iddiaların yaptırım gücü de yoktur. Hiçbir ciddi hükümetin birkaç Ermeni'nin oyu pahasına Türkiye gibi potansiyel gücü olan bir büyük güç ile bu konuda karşı karşıya gelip çatışmayı göze alması beklenmemelidir. Bunu düşünmek dahi abesle iştigaldir. Boş hayaldir.

1983 yılında TRT’de yayınlanan; Türkiye’deki Ermenilerin yaşantılarını konu alan "ERMENİLER" ve Ermeni çetelerince Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizdeki Türk ve Müslüman ahaliye karşı yapılan gerçek soykırımı anlatan "CANLI TARİH" programlarının yapım-yönetim görevini üslendim. Kars'ın ANİ bölgesinden başlayarak, Türklere karşı Ermeni mezaliminin yoğun olarak yaşandığı VAN çevresinde katliamı yaşayan Türk yurttaşlarımızla görüştüm. Asıl mezalim ve katliamın bölgedeki Ermenilere karşı değil, Rusya ve İngiltere’nin desteklediği Ermeni çetelerince Türk ve Müslüman halka karşı yapıldığını ilk ağızdan dinleme fırsatını buldum. Bir tarihçi olarak, tarihi bilerek çarpıtan, yalan ve yanlışlarına bilimi alet eden Türklük düşmanlarından iğrendim. Bilimin tarafsızlığı adına utanç duydum.

Ülkemizdeki ERMENİLER 1000 yıla yakın bir süredir Türklerle kaynaşmışlardır. Ermeni ve Türk Kültürleri yakınlaşmış ve birbiriyle bütünleşmiştir. İsteyen bütün araştırmacıların hizmetine sunulan Osmanlı Devlet Arşivini inceleyen gerçek tarihçiler Ermenilerin ülke yönetiminde en üst mevkilerde görev aldıklarını, mutlu ve müreffeh bir yaşam sürdüklerini göreceklerdir. Bizim Ermeni yurttaşlarımızdan herhangi şikayetimiz olmadığı gibi onların da bizden bir şikayetleri olmamıştır.

Yıllardır batı ülkelerinde oynanan ERMENİ SOYKIRIMI iddiaları siyasi bir şovdur. Burada bize düşen önemli bir görev vardır. Dış ilişkilerde bize yapılana aynen karşılık vermemiz lazımdır. Hangi ülkede Türklerin soykırım yaptığına dair bir iddia parlamentolara getirilirse, o ülke ile ilgi tarihinde yaşanmış gerçek olaylara dayanarak benzeri “soykırım kınama kanunları” TBMM'de kabul edilerek dünya kamuoyuna duyurulmalıdır.

Misal verecek olursak; “ABD Kızılderilileri ve zencileri , Fransa Korsikalıları, İngiltere İrlandalıları, Almanya Yahudileri, Rusya Türkleri gerçek bir soykırıma tabi tutmuşlardır. Kendilerini insanlık adına kınıyoruz." Şeklindeki davranışımız karşı tarafı susturmaya yeter de artar bile. Bakalım ne zaman bizde onlar gibi cesur olacağız...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
8 Mart 2004 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale