27 TEMMUZ 2017 PERŞEMBE

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Belçika'da temsil edilen Avrupa'nın gerçek kimliği
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 16 Şubat 2004 Pazartesi 

Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak evvela bizim kendi benliğimize ve milliyetimize bu hürmeti hissen, fikren, fiilen, bütün iş ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim ki milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avıdır.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1923)

Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak fiilen 81 yıldır Avrupa’nın içinde bulunuyoruz. Türk Toplumu olarak da 1500 yıldır Avrupa’dayız ve gerçek kimliğimiz ile biz Avrupalıyız. Bunun aksini düşünmek tarihi bir yanılgı olur.

Biz fiilen içinde olmamıza ve neredeyse bütün isteklerini yerine getirmemize rağmen Avrupa’nın yeni siyasi yapılanması içine, yani Avrupa Birliğine neden alınmıyoruz. ?

Nerede ise milli olan bütün değerlerimizden vazgeçtiğimizi ispat edecek her şeyi yapmamıza rağmen bizi aralarında görmemek için neden direniyorlar.? İşte bunun muhasebesinin bizi yönetenlerce yapılıp artık duracakları yeri iyi tespit etmeleri zamanı gelmiştir.

Üç kuruşluk adamları Sömürge Valileri gibi aramızda dolaştırıp onlara nasıl kendilerine benzediğimizi anlatmak için karşılarında bin bir şaklabanlık ve yalakalık yapıyoruz. Bunları yaparak milletimizi ve milli kimliğimizi aşağılatmaktan ne yarar umduğumuzu ve karşılığında ne elde edeceğimizi anlamak da mümkün değil.

Gazi’nin yukarıya aldığım sözü çok anlamlıdır ve günümüz şartlarını aynen yansıtmaktadır. Ne yazık ki giderek milli benliğimizden uzaklaşıp başka milletlerin avı durumuna gelmiş bulunuyoruz.

Bizi artık saymıyorlar. Bize değer vermiyorlar. Çünkü bütün aşağılanmalara ve saldırılara karşı hiç bir ciddi tepki göstermiyoruz. Ne devletçe ve ne de milletçe varlığımızı ispat edecek davranışlarda bulunamıyoruz.

Bunları niye söylüyorum. Çünkü geçerli bir sebebi var. Çünkü, girmek için kapısında emirber olduğumuz Avrupa’nın yönetildiği Belçika’dan gelen haberlere karşı ne yönetimde ve nede halkımızda hiçbir direniş göremediğim için bu serzenişte bulunma ihtiyacını duydum.

İşte Avrupa Birliğinin başkenti durumundaki Belçika Krallığı’ndan gelen haberler. “İstanbul'u kana bulayıp bütün Türk Ulusunu yasa boğan vahşi saldırılardan iki ay sonra, Belçika Senatosu malum terörist gruplara ve yanlılarına açık kürsü vermeye hazırlanıyor.( !) 16 Şubat 2004 günü, Belçika Senatosu'nun salonlarında, "Türkiye'nin AB adaylığı çerçevesinde Kürt sorunu" isimli bir konferans yapılacaktır.

Konuşmacılar arasında terör örgütlerine mensup şahıslar da mevcuttur. Bunların içinde PKK’nın yeni ismi olan KONGRA-GEL'in Başkan yardımcısı Mizgin Sen ile DHKP-C örgütüne yakınlığıyla bilinen bir Internet sitesi başyazarı Doğan Özgüden de yer alıyor.”

Evet haber özetle böyle. Dost ve müttefikimiz Belçika Krallığı Parlamentosunda 16 Şubat 2004’te “Türkiye'nin AB adaylığı çerçevesinde Kürt sorunu” konulu bir Konferans yapılıyor ve bu toplantıya Türk düşmanı olduğu değerlendirilen kişiler konuşmacı olarak çağrılıyor.

Pes demek lazım... Ama anlayan kim... Adamlar gözümüzün içine baka baka, “Kıbrıs’ı aldık. Şimdi Kürdistanı da alalım. Ondan sonra gelin konuşalım” demeye getiriyorlar.
 
Bu cüreti kimden ve nerden alıyorlar ve nasıl cesaret edebiliyorlar? AB ve ABD yetkililerinin terör örgütleri ile ilgili aşağıdaki söylemleri ortada iken bu davranışı nasıl açıklayabiliriz.?

- Irak’ın Amerikalı sivil yöneticisi Paul Bremer 28 Ocak 2004 AFP de yer alan ifadesinde; “PKK ve takma adları KADEK (Kürdistan Demokrasi ve Özgürlük Kongresi) veKONGRA-GEL (Kürdistan Halk Kongresi) terör örgütüdür ve bu şekilde Amerikan yasalarınca terör örgütleri listesinde kayda geçmiştir” demektedir.
- PKK, Fransa ve Almanya'da 1993'ten bu yana resmen yasaklanmıştır.
- PKK ve DHKP-C örgütlerinin Mayıs 2002'de AB terör örgütleri listesine girdiği açıklanmıştır.
- PKK ve DHKP-C örgütleri, Şubat 2001'de İngiltere’nin terör listesine kaydedilmiştir.

Bütün bu gerçeklere rağmen eli kanlı terör örgütü sözcülerinin Belçika Senatosu tarafından davet edilmesini çok açık bir provokasyon olarak görmemiz lazımdır.

Kanaatimce yine sabrımızı deniyorlar ve tepkimizin derecesini ölçmek istiyorlar. Sanırım yaptıkları ön değerlendirmede Türk Hükümetinin bu açık saldırıyı da görmezlikten geleceğini tahmin ediyorlar.

Kendilerini medeni alemin temsilcisi gören Belçika yönetimine buradan bir çift sözüm olacak... Eyyy... Ortaçağdan kalma Krallık yönetimini ısrarla koruyarak hür dünyaya demokrasi dersi vermeye çalışan gafil kişiler...

Siz önce Türkiye’nin bir vilayeti kadar olan topraklarınızda kendi birliğinizi sağlayın. Siz kendi içinizde iki ayrı millet, iki ayrı devlet ve iki ayrı yönetimsiniz. Siz kendiniz nesiniz ki Cihan İmparatorlukları kurmuş 70 milyonluk bir Türkiye Cumhuriyetine akıl vermeye kalkıyorsunuz.

Aslında size, değil 70 milyonluk Türkiye Cumhuriyetinin tokadı, bu milletin ülkenizde yaşayan bir avuç temsilcisinin tokadı yeterde artar bile. Aklınızı başınıza toplayın.Haddinizi bilin ve boyunuzdan büyük işlere kalkışmayın.

Birbiri peşi sıra gelen bu ve benzeri aşağılanma davranışları karşısında bugüne kadar basiretsiz yöneticilerimizin gösterdiği tepkisizlik sizi heveslendirmesin. Şuurlu milletimiz bütün olanları görüyor ve değerlendiriyor...

Sanırım önce bizi bu hallere düşüren kendi yöneticilerine demokrasi kültürü ve sistemleri içinde gerekli dersi verdikten sonra çok yakında sıra sizlere gelecek. Ben uyarımı yapayım. Karar sizlerin.

Bakalım daha nereye kadar bu tutarsız davranışları sürdüreceksiniz. Elbirliği ile uyuyan milletimizi uyandırdığınızı görmenizin zamanı gelmedi mi?


Dr. Tahir Tamer Kumkale
16 Şubat 2004 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale