27 Mart 2017 Pazartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Fahri hukuk doktoru Recep Tayyip Erdoğan
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 8 Şubat 2004 Pazar 

Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki yol gösterici ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında kılavuz aramak gaflettir, bilgisizliktir, doğru yoldan sapmaktır.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1924)

28 Ocak tarihli gazeteler Sayın Başbakanımızın Katolik Papazı kıyafetli kırmızı cübbeli ve takkeli resmini yayınladılar. Haberde, New York’taki St.John Üniversitesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a “Fahri Hukuk Doktoru” unvanı verilmesi ile ilgili olarak düzenlenen törenleri anlatılıyor. Katolik değerlere sıkı sıkıya bağlı olduğu belirtilen 134 yaşındaki köklü üniversitenin ambleminde yer alan dini semboller tanıtılıyordu. Demek ki bizim de artık Dr. unvanlı bir başbakanımız var.

Ben bu uygulamaya temelden karşıyım. Türkiye’de örneğine sıkça rastlanan ve artık uluorta ulufe gibi dağıtılmaya başlanan “ilim ve bilim”rütbelerine karşıyım. Bu yaygın uygulamayı, yani bilim ile hiç ilgisi olmamış kişilere fahri bilim adamı unvanı verilmesi hususunu kabullenemiyorum.

Bu düşüncemin Sayın Başbakanımız ile hiç ilgisi yok. Mutlaka Amerikanın bu tarihi kuruluşunda çalışan bilim adamları Sayın Başbakanımızın dünya ve ABD hukukuna hizmetlerini değerlendirmişlerdir ve gördükleri lüzum üzerine kendisini bu unvan ile şereflendirmişlerdir. Kendisi ile gurur duyduk. Buna hiçbir diyeceğim yoktur. Olamaz da...

Ben işin şahıslarla ilgili yanına değil, uygulanan işlemin mantığına karşıyım. Bu hareketi bilime ve bilim adamına yapılabilecek hakaret ve saygısızlık olarak görüyorum.

Bilim adamları dünya insanlığının emniyet supabıdır. Onlar devamlı araştıran, Mevcut ile yetinmeyip bilgilerini geliştiren ve bilgisini bilim ve teknoloji alanındaki yeniliklerle sonuçlandırıp, bunları önce ülkesinin ve sonra bütün insanlığın hizmetine sunan çok özel kişilerdir. Onlar geçmişten ve halden aldıkları ile gelecek için yenilikler ve güzellikler üretirler. Fikir ve düşünceleri ile çevrelerine huzur ve güven verirler. Bilinmeyenleri ve anlaşılamayanları açıklayarak insanların gelecek ile ilgili korkularını yok ederler.

Onlar bizim her şeyimizdir.
Onlar çölde birer vaha değerindedir.
Onlar her yerde yetişmeyen çok nadide çiçeklerdir.
Onlar eli öpülesi yüce insanlardır.
Ülkelerin gücü ve kuvveti yetiştirdikleri bilim adamlarının sayısı ve kalitesi ile ölçülür. Biz
Türkler tarihimizde bilim adamlarımıza toplumdaki en yüce mevkileri vermiş olmaktan haklı ve büyük bir kıvanç duyarız. Cihan İmparatorluklarına hükmeden Türk Hakanlarının en yakınındaki kişilerin bilim adamları olduğunu dünya tarihçileri gururla kaydetmektedir.

Bütün bu tarihi olguya rağmen Türk bilim adamlarının son yıllarda Türk kamuoyu indinde yeterli rağbeti gördüğü ve itibarını halâ koruduğunu söylemek çok zordur. Bu bilinen bir gerçektir. Ayrıca maddi bakımdan çok zor durumda bırakılmaları sonucunca onların pek çoğu kendileri ve bakmakla zorunlu bulundukları aileleri için yeni geçim kaynakları aramaya zorlanmıştır. Sonunda bilim dışı alanlara kayılmasına sebep olmuştur. Buda kamuoyumuzca yakından bilinmektedir.

Bilim adamı camiasına 35 yaşından sonra katıldım. Son derece zor ve özveri isteyen çalışmalardan sonra "ATATÜRK'ÜN EKONOMİK GÖRÜŞLERİ" konulu tezimi vererek "DOKTOR" unvanını kazandım. 4 yıl boyunca bütün tatillerimi ve izinlerimi bu büyük neticeyi alabilmek için harcadım. Aileme ve çocuklarıma ayıracağım vaktimin tamamını bu unvana sahip olabilmek için araştırma ile geçirdim. Ayrıca aile bütçeme de beni sarsacak derecede ek yük getirdim. Ama sonunda başardım ve kazandım. Bilimde alınabilecek en büyük rütbe olduğunu değerlendirdiğim o iki harflik " Dr" rütbesine eriştim. Bu benim ve ailem için son derece önemli ve gururlandırıcı bir sonuç idi.

Bilindiği gibi " DOKTOR" unvanı bir insanın kazanabileceği en yüksek rütbelerden biridir. Önce üniversiteyi bitireceksiniz. Sonra MASTER imtihanını kazanıp, bu alanda TEZ vereceksiniz. Teziniz o güne kadar hiç kimsenin yapmadığı bir alanda insanlık alemine yeni fikirler, düşünceler ve buluşlar getirecek. İlgili Bilim adamlarımız sizinle birlikte kafa yoracaklar, yazdıklarınızı satır satır inceleyecekler, değerlendirecekler ve yeterli görürlerse tezinizi kabul edecekler. Bu aşamadan sonra bir imtihan daha kazanacaksınız ve Doktora için yeniden eğitim ve öğretim alacaksınız. Yeterlilik imtihanlarını vereceksiniz ve bunu müteakip yine bir TEZ hazırlayacaksınız. Bu da kendi alanında ilk defa olan bir konuyu içerecek ki bilim adamları sizi de BİLİM ADAMI saflarına katsın. Son derece zor, yorucu sabır ve tahammül gerektiren bir süreç. Fakat elde edildiğinde ise gurur verici bir netice.

Bunları niye yazıyorum? Doktora' nın nasıl verildiğini birilerine öğretmek için mi? Hayır. Ülkemizin dört bir yanını kaplayan üniversitelerimizin gerçekleştirdikleri “Fahri Doktora Töreni” haberlerini çok sık görmeye başladığımız için yazıyorum.

Gazetelerimizde bilim adamlarımıza gereken önemin verilmediği ve pek çoğunun maddi sıkıntı içinde olduklarına dair haberlerin adeta süreklilik kazandığı bir ortamda uluorta bilim adamlığı payesi dağıtmanın anlamını ve sebebini kestirmek çok zor. Çünkü bu nadide unvanı bakkallar kurulu değil, üniversitelerin en yetkili profesörlerinden oluşan en büyük kurulları dağıtıyor. İşin en ilginç yanı da bu unvanın bilhassa üniversitelere maddi katkıda bulunan iş adamlarımıza veriliyor olması. Bu husus ayrıca dikkati çekiyor.

Bu ne güzel bir ikram. Kimin malını kime dağıtıyorsunuz. Sizi böyle mi bilim adamı yaptılar sayın hocalarım? Halen elinizin altındaki yüzlerce vatan evladı bin bir zorlukla ve adeta yokluklar içinde büyük masraflar yaparak, inanılmaz özveriler göstererek sizlerden bilim adamı payesi almaya çalışmaktadır. Onlara ne diyorsunuz bilemiyorum. Kusura bakmayın sayın hocalarım. Başkalarını kendi bulunduğunuz bilimin en son noktasına çekeceğinize, siz başkalarının yanına iniyorsunuz.

Sonuç olarak; kendilerinden sonra gelen nesillere kötü örnek olduklarını değerlendirdiğim değerli bilim adamlarımızın ulûfe dağıtır gibi bol keseden verdikleri FAHRİ DOKTORA unvanı uygulamasının artık son bulmasını diliyorum. Yoksa bir nesil sonra bilim adamları olarak saygınlığınızın hiç kalmayacağını da vurgulamak istiyorum...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
8 Şubat 2004 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale