29 Mayıs 2017 Pazartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Romano Prodi'nin Türkiye ziyareti izlenimleri
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 29 Ocak 2004 Perşembe 

Çok büyük milletlere ait küçük memleketler vardır. İstikbâl, öteki milletlerden ziyade bu milletlere aittir.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1938)

2004 yılı çok hızlı başladı. Türkiye’nin AB yolundaki ev ödevlerini kayıtsız ve şartsız tam bir itaat ve disiplinli bir öğrenci edası ile yerine getirmesi AB yönetimini rahatsız etti. Türkiye’yi aralarına alamayacaklarına kesin karar vermiş olan AB yönetimi şimdi Türkiye’ nin beklenmedik iyi niyet ve tam teslimiyet gösterisi karşısında şaşırdılar. Şimdi ne gibi eksik bulacaklar ve neyi dayatacaklarının tespiti telaşına düştüler. İşte bu maksatla ocak ayının ilk yarısında iki önemli AB yöneticisini ağırlama şerefine nail olduk.

Bunlardan birincisi Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Romano Prodi’nin ziyaretidir. Diğeri ise bu ziyaretten birkaç gün sonra gerçekleştirilen Almanya Dışişleri Bakanı Fıscher’in ziyaretidir. Avrupa Birliği’nin Başbakanı olarak nitelendirebileceğimiz Romano Prodi Bey Türk insanının artık yüzüne aşina olduğu genişlemeden sorumlu Komiseri şom ağızlı Günter Verheugen Efendiyi de yanına alarak 15-16 Ocak 2004’de Ankara ve İstanbul güzergahlı bir Türkiye ziyareti gerçekleştirmiştir. Bu 1963 yılında Komisyon Başkanı Walter Hallstein’in yaptığı ziyaretten sonra 41 yıl sonra gerçekleşen ilk ziyaret olmuştur.

Türkiye Romano Prodi’ye beklediğinin üzerinde değer vermiştir. Şimdi Avrupa Birliği hükümeti sayılan Komisyon'un başkanı Romano Prodi’nin geçmişinde İtalya'nın başbakanlığı payesi de bulunduğundan bu kurt Avrupalı politikacıya, statüsü gereği, başbakan muamelesi yapılmıştır. Gittiği yerlerde gördüğü ilgiyi Türk hükümetinin kendisine verdiği değere bağlayan Prodi’nin ağzından adeta bal damlamıştır. Her biri birbirinden güzel seçilmiş cümlelerle adeta Ak Partinin yaklaşan yerel seçimleri için parasız propagandasını yapmıştır. TBMM’de de konuşan Prodi’nin verdiği mesajlar çok iyimserdir. Duyanlara ve bilmeyenlere “Vay anasını bu adamlar bizi ne kadar çok seviyorlarmış da bizim haberimiz yokmuş. Türkiye ne kadar önemli bir ülke imiş de biz kendimizi hiç bilmiyormuşuz” imajı uyandırmıştır. Prodi özetle şunları söylemiştir;

- Türkiye bugün AB üyeliğine hiç olmadığı kadar yakın olmuştur.
- Türkiye, Kopenhag kriterlerine uyma konusunda inanılmaz hızla, doğru yolda ilerliyor. Komisyon olarak Türkiye’deki ilerlemeden çok memnunuz. Şimdiye kadar yaptığınız reformlar inanılmaz boyutlardadır. Şimdi uygulamasını görmek istiyoruz.
- Türkiye’nin üye olması için diğer adaylardan istenmeyen yeni şartları istemeyeceğiz
- Kıbrıs sorununun çözümü bir ön şart değildir. Ancak siyasi bir gerçekliktir.
- Başkanlıktan ayrılmadan önce Ekim 2004’te Türkiye’nin adaylığı için İlerleme Raporu’nu ben hazırlayacağım. Rapor taraflı değil, objektif olacaktır.
- Aralık 2004 zirvesinden katılım kararı çıksa bile bu hemen gerçekleşecek bir şey olmayacaktır. Müzakereler uzun zaman alacaktır.
- Türkiye’nin farklı bir dine sahip olmasını engel olarak görmüyoruz. Ancak buradaki problem Türkiye’nin nüfus ve coğrafya açısından AB’nin onu yakın gelecekte içine alamayacak kadar büyük olmasıdır. Bir ülke ne kadar büyükse sorunları da o kadar büyük olur. Gelecekte Almanya’yı da geçecek olması bazı kesimleri şimdiden düşündürüyor.

Bunlar Avrupa Komisyon Başkanı Romano Prodi’nin resmen söyledikleri. Birde gayri resmi olarak söylemleri var ki bunlar gerçek niyetlerini daha iyi ortaya koyuyor;Şöyle söylüyor dostumuz Prodi;
- Biz komisyon olarak iyi bir fotoğrafçı ya da radyoloji uzmanı gibiyiz. Görevimiz tamamıyla tarafsız bir analiz yapmak. Umarım bu fotoğraf ve radyoloji iyi sonuçlar verir. Türkiye’nin Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak yapabileceği şeyler gayet açık. Annan Plânı var ortada. Komisyon bunu destekliyor.

Yani, biz AB Komisyonu olarak Kıbrıs’ın bir Rum devleti olarak AB’ye bağlanmasını destekliyoruz. Zaten sizin de bunu desteklemekten başka seçeneğiniz yok diyor.

Kıbrıs’tan Türk ismini kazıyacak Annan Plânı’na destek veren AB Yönetiminin en zirvedeki ismi Prodi; Türkiye’nin Kopenhag kriterleri adına çıkardığı Uyum Paketleri ile hızla çözülme yoluna girdiğini görmekten çok memnun. İleride eyalet sistemine geçmesini umdukları T.C’nin duvarlarında “ Hakimiyet Kayıtsız şartsız milletindir” yazılı Atatürk’ün TBMM’de konuşturulmasından da büyük keyif aldığını müşahede ediyoruz. Her gittiği yerde AB’nin resmi marşı gibi kabul edilen Beethoven’ın 9’uncu Senfonisi ile karşılanan Prodi gördüğü büyük ilgiden de memnun olmuşa benziyor.

Boğaziçi Üniversitesi’nde verdiği konferansa gelirken birkaç gencin yaptığı aleyhte tezahürat ona alkış gibi geliyor. Çünkü o görevini yapmanın büyük huzuru içinde . Çünkü Beyefendi bu ziyaretini özellikle cezaevinde yatan ve PKK’ya yataklık suçundan mahkûm olan Leyla Zana’ ya 1996 yılında verdiği ödülü takdim etmek için duruşma gününe denk gelecek şekilde ayarlamış.

Uyum paketleri ile hukukumuzu kalbura çevirten Prodi Efendi hukuksuzluk örneği sergileyerek Ak Parti Hükümetinden Leyla Zana ve arkadaşlarını affetmesini isteyebiliyor. Ama ne yazık ki isteseler de istemeseler de Türkiye hâlâ bir hukuk devleti. Hukuk gereğini yapıyor. Suçluları affetmiyor. Kapatılan DEP’e mensup 4 eski milletvekilinin yeniden yargılandığı davada tahliye kararı çıkmaması Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi Beyi çok üzüyor. Leyla Zana ve arkadaşlarının beraat edeceğini düşündüklerini açıklamaktan çekinmiyor ve “Son duruma çok üzüldük.” diyor. Başbakanımız Sayın Erdoğan ise, “Ey Prodi kardeşim ben hapis yatarken sen neredeydin.” diyemiyor.

Romano Prodi, ülkemizden ayrılmadan önce gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söylüyor; ''Türk yetkililerle yararlı temaslarım oldu. Yetkililerle konuşmalarımdan çok mutluyum. Ama sadece Türk yetkilileriyle değil, Türk halkı ile de yaptığım görüşmelerden de çok mutlu ayrılıyorum. Yararlı 2 gün geçirdik. Çok önemli ve çok derin dostluk duygularıyla ayrılıyorum. Benim için önemli olan buydu.”

Prodi Türk halkından kimlerle görüştü bilmem, ama benimle görüşse idi kendisine söyleyecek bir çift sözüm vardı. Oda, “Gölge etmeyin başka ihsan istemiyoruz” olacaktı.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
29 Ocak 2004 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale