21 ŞUBAT 2017 SALI

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net



Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Star grubuna yapılanları onaylamıyor, çalışanların mücadelesini destekliyorum
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 27 Ocak 2004 Salı 

Gazetelerden korkmamak icabeder. Gazetelere gelince; onlar mevcut kanunlar dairesinde hürdür. Kanunun haricine çıkarlarsa kanuni sorumluluğa maruz kalırlar.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk – 1923)

Gazetelerden korkmamak icabeder. Gazetelere gelince; onlar mevcut kanunlar dairesinde hürdür. Kanunun haricine çıkarlarsa kanuni sorumluluğa maruz kalırlar.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk – 1923)

Evet Atatürk’ün dediği gibi gazetelerden korkmamak lazımdır. Aslında gerçeklerin hiçbir zaman ortaya çıkmayacağı, basın özgürlüğünün kısıtlandığı ortamlardan korkmak lazımdır. Oysa birkaç gündür ülkemizin köklü basın kuruluşlarından olan Star Grubunun maruz kaldığı hareket çok üzücü ve düşündürücüdür.

Ben basın mensubu olarak değil, bu ülkenin sade bire vatandaşı olarak dahi yapılanları onaylamıyorum. Çünkü yapılanların hukuk devletinde ve AB eşiğinde olan bir ülkede mantıki bir açıklamasını göstermek mümkün değildir.
 
Bilindiği kitle iletişim araçlarındaki baş döndürücü gelişme, teknolojinin bütün imkanlarının haberleşme sektöründe öncelikle kullanılması Basın-Yayın organlarının Yasama-Yürütme-Yargı erkinin yanında ülkelerin yönetiminde dördüncü güçlü erk olarak ortaya çıkmasına yardımcı olmuştur. Buna zaten varolan bu gücün potansiyel değerini ön plana çıkardı da diyebiliriz.

Bugün yaşadığımız gerçek şudur. Günümüz insanlarının “neyi, nasıl düşünecekleri ve nelerin kendileri için doğru olduğunu” belirleyecek en etkili gücün basın-yayın kuruluşları olduğunda aydınlarımız fikir birliği içerisindedir. Bilhassa televizyonlar bu konuda en etkili propaganda vasıtalarıdır. Kişileri ve konuları evimizin ve beynimizin içine kadar onlar taşımakta ve bir bakıma kitleleri yönlendirmektedir.

Basın-Yayın organları matbaanın icadı ve yaygın kullanılması ile birlikte gelen tarihi süreç içinde halkların yönetim ve yönlendirmesini görevini yapmaktadır. Bu görev iyi yapılıp, halk iyi bilgilendirildiği takdirde, halk kitleleri yönetimin yanında yer alır. Seçtiği yöneticilerine verdiği desteği göstererek bir bakıma kendisini yönetenleri yönlendirir. Yöneticilerinin, halkın çıkarları, beklentileri ve istekleri doğrultusunda hareket etmelerini sağlar. Bunun aksi olduğu takdirde halk şaşkına döner. Devletine, milletine ve sonunda kendine olan güveni kaybeder. Halkın güvenini kaybeden yönetim kadrolarının yürütme erkinin çalışmasını sağlıklı bir şekilde sağladıklarına bugüne kadar şahit olunmamıştır.

Son yıllarda ülkemizde Basın-Yayın organlarının patronlarının gazeteci kimliği olmayan kişilerden oluşmasına yol açan ekonomik gelişmeler sonucunda Basın-Yayın sektörü halkın beklediği ve algıladığı anlamda gazetecilik hizmetlerinden uzaklaşmıştır. Basın-Yayın kuruluşuna sahip olan kuruluşların ve bunların dışarıdaki uzantılarının menfaatleri doğrultusunda yanlı ve yönlendirilmiş bilgiler ortaya çıkmaya başlamıştır. Gerçekler artık medya sahiplerinin ve bunların ilişkili olduğu uluslararası kuruluşların taktığı gözlükler ile küresel kriterlere göre değerlendirilerek kamuoyuna sunulmaya başlanmıştır. Kamuoyu artık kendisini doğrudan ilgilendiren gerçek olayların tamamını değil, kendisine bildirilmek istenen olaylar hakkında verilmek istenen bilgi kadar haberdar olmaya başlamıştır. Ve bunların sonunda Türk kamuoyu ne yazık ki milli olaylar karşısında tepkisiz hale getirilmiştir. Adamsendeci, nemelazımcı, bananeci, kişiliksiz ve duyarsız bir toplum yapısı kaçınılmaz son olarak ortaya çıkmıştır.

Ben, basının yukarıdaki açıkladığım yeni işlevini şiddetle reddediyorum. Halkın haber alma özgürlüğünün bu yolla kısıtlanmasının önündeki engelleri kaldıracak yetkili mercii olan iktidarın, bu temel işlevini yapmayıp kendisine rakip olarak gördüğü Genç Parti Lideri Cem Uzan ailesine ait olan bir medya grubunu tamamen ortadan kaldırmaya yönelik davranışını da kendi kalesine atılmış bir gol olarak değerlendiriyorum.

Halkımız duygusaldır. Karakter olarak haklının yanında değiliz. Haksız dahi olsa daima mazlum ve mağdurun yanında olma gibi anlaşılamaz ama gerçek olan bir huya sahibiz. Kendisini kurallara uymayarak ölüme götüren sarhoş şoförü destekleriz. Bizim adımıza ona ceza kesen trafik polisine kızarız.

Hele siyasette mağdur olmuş, ceza almış, hapse girmiş bir lider bulursak, hemen peşine takılır ve onu sonuna kadar destekleriz. Nitekim bunun en güzel örneğini siyasi demeçlerinden dolayı hapse giren ve milletvekili olma hakları elinden alınan Başbakan R. Tayyip Erdoğan’a verilen büyük destekte hepimiz gördük ve yaşadık.

Şimdi bunun bir benzerini Genç Parti’ye ve liderine karşı yürütülen uygulamalarda görmekteyiz. Başbakanın basına kapalı Ak Parti Grubunda yaptığı konuşmada;"Patronları zevk-u sefada, çalışanları çadırda. Bu olayı hep birlikte görmezden gelelim ve basına demeç vermeyelim” şeklinde dışarıya yansıyan açıklamasını çok yanlış ve talihsiz bir beyan olarak değerlendiriyorum.

STAR çalışanları olayı Cem Uzan ismini çoktan aşmıştır. Orada görünen hadise; “Emeğini verip karşılığını alamayan, evlerine ekmek parası götüremeyen mağdur insanların” dramı olarak kamuoyuna yansımıştır. Star çalışanları kamuoyunun yabancısı değildir. Onları biz her gün evimizde görüyoruz, elimize alıp fikirlerini okuyoruz. Onların her biri halktan biri. Nitekim,onlara yapılmış bir haksızlığı halk kendine yapılmış olarak algılamış ve kendilerine önemli bir destek vermiştir. Bu konuda gerek AK Parti dışındaki parti yöneticileri, gerekse pek çok sivil toplum kuruluşu yöneticileri kendilerine destek verdiklerini açıklamaktadır.

Hükümetlerin görevi sorun yaratmak değildir. “Her kim sorun çıkarmışsa onlara çözüm üretmek” asli görevleridir. Bir basın organı “kendileri aleyhine yazı yazıyor” diye onları açlıkla cezalandırmaya kalkarsanız bunu halk affetmez. Aslında aleyhte yazan basın bugün parlamentoda adı olup kendi olmayan muhalefetin işlevini de yaptığı için sesine kulak verilmesi ve belki de ödüllendirilmesi gerekirken, bu şekilde cezalandırılmasını 21 inci yüzyıl insanlarına izah etmek kolay değildir. Halk belki bugün bir şey yapamaz . Ama yarın mutlaka yapar. O yarın seçim sandıklarıdır. Bugün halkın verdiği oylarla güç kazananlar bir dahaki seçimlerde o gücün kendilerinden alınarak rakiplerine aynen verildiğini görürler. Bunu en iyi bilenlerin 3 Kasım seçimlerimin galibi olan Ak Parti yöneticileri olması gerekir.

Sonuç olarak; yapılanlar yanlıştır." Zararın neresinden dönülürse kârdır"atasözünü hatırlayıp STAR çalışanlarının sorununun çözülmesi gerekir. Aksi halde her geçen gün Ak Parti oyları eksilmekte ve muhtemelen de Genç Parti’ye kaymaktadır.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
27 Ocak 2004 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale