29 Nisan 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Güney Asya Bölgesel İşbirliği Teşkilatı'nda (SAARC) neler oluyor?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 18 Ocak 2004 Pazar 

"Milletleri antlaşmalardan ziyade hisler birbirine bağlar."
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1937)

Küreselleştirilmeye çalışılan ABD merkezli tek kutuplu dünyada her şey küreselleşme mimarlarının istekleri doğrultusunda olmuyor. Putin önderliğindeki Rusya Federasyonu, doğuda uyanan dev Çin, batıda siyasi birliğini tamamlamaya çalışan Almanya-Fransa eksenli Avrupa Birliği ABD’nin yayılmacı politikalarına karşı çıkmaya başladılar bile. Şu anda fazla bir şey yapamıyorlar, fakat ABD güçleri her tarafa yayılıp dağılmaya ve kontrolü kaybetmeye başlayınca seslerini daha güç çıkaracakları aşikar.

Bu gruplar kendi çaplarında bölgesel güç olma yolunda hızla ilerlerken, Güney Amerika’da uyanan bir başka dev ülke Brezilya, ABD’nin sınırlarından giriş yapanlara uyguladığı çağ dışı potansiyel terörist uygulamasına kendi ülkesinde misilleme yaparak adeta kendilerinin de bir güç olduğunu ispatlamaya çalışıyor.

İşte bütün bu tek kutupludan çok kutupluya geçiş arayışları her tarafta devam ederken Güney Asya olarak nitelendirilen Hindistan yarımadası eksenli bölgede de yeni yakınlaşma be beraberlik hareketleri hız kazanıyor.

Bu aktivitelerden biri geçtiğimiz haftalarda Pakistan’ın İslamabat şehrinde yapıldı. Güney Asya Bölgesel İşbirliği Teşkilatı (SAARC) Zirvesi’ne Pakistan, Hindistan, Bhutan, Bangladeş, Nepal, Maldivler ve Sri Lanka’nın devlet ve hükümet başkanları katıldı. Üç günlük yoğun komisyon görüşmelerinin sürdüğü zirve toplantısı 6 Ocak 2004 tarihinde çalışmalarını tamamladı.

Çalışmalar sonunda bölgenin iki büyük ülkesi Hindistan ve Pakistan arasındaki gerginliğin bu zirve ile yumuşama ortamına girmesi bölge barışı ve ülkelerin gelecekteki işbirliği açısından memnuniyet yarattı.

Toplam nüfusları milyarı aşan bu yedi ülkenin liderleri uluslararası terörizme karşı birlikte mücadele etme kararı aldılar. Ayrıca bölge insanının belini büken yoksulluğa karşı işbirliği içinde çalışma yöntemlerini araştırdılar. Ve uzun zamandır konuşulan “Güney Asya Serbest Ticaret Bölgesi’ni” oluşturmaya da karar verdiler. Bu konuda yapılan anlaşma uyarınca bu yedi ülke aralarındaki gümrük vergilerini 2006 yılından itibaren karşılıklı olarak düşürmeye başlayacaklar, sonunda bölgesel bir pazarın oluşturulmasını müteakip EURO misali ortak para birimine geçecekler.

Aralarında dini ve etnik farklılıklar olmasına rağmen bu ülkelerde hüküm süren yaygın yoksulluk ülkeleri birbirine yaklaştırmış. Bölge halklarının kültürleri de birbirine yakın. Bu bakımdan birbirlerini anlamaları ve birlikte hareket etmeleri çok zor değil.

Bu yılki toplantıların en büyük başarısı 3 yıla yakın bir süredir birbirleri ile ilişkilerini tamamen kopartan Pakistan ve Hindistan arasındaki yakınlaşma olmuştur. Hindistan ve Pakistan Devlet Başkanları yaptıkları ortak açıklama ile iki ülke arasındaki görüşmelerin Şubat ayında yeniden başlayacağını duyurmuşlardır. Keşmir’in paylaşılması yüzünden yıllardır sorun yaşayan bu iki ülke Keşmir bölgesinde istikrarın sağlanması için müşterek operasyon yapma kararı almışlardır. Bu husus gerek bölge barışının kalıcılığı ve gerekse ülkelerin ortak kalkınma hamlelerinin başlatılması için önemlidir.

Nükleer silahlara sahip Pakistan ve Hindistan arasındaki çatışma ortamının son bulması batı tarafında memnunlukla karşılanması gerekirken bunun aksi olmuş ve birbirine yakınlaşan bu iki ülkenin şimdiki durumları batıyı endişelendirmiştir. Batının endişesine Financial Times sözcülük etmiş ve, 7 Ocak sayısında nükleer silahlara sahip iki komşu ülkeyi şu cümlelerle uyarmıştır.

“Keşmir sorununu çözemezsiniz. Keşmir’de çözümün kolay olacağını ummayın. Çünkü bu sorun yıllardır çözülemeyen Ortadoğu ve İrlanda sorunu kadar köklü ve derindir.” Yani bölgede yerleşecek barış ve istikrar ortamı, bu bölgeye sanayi mamulü satarak bölgeyi ekonomik sömürge gibi gören batının pek işine gelmemektedir.
 
Meseleye birde Hindistan ve Pakistan açısından bakalım; Bilindiği gibi, Hindistan’ın bölgedeki en büyük rakibi dünya ekonomisini şimdiden tehdit etmeye başlayan Çin’dir. Çin ile “müttefiklik” derecesinde bir ilişkiye sahip olan Pakistan’ın varlığı, tabi ki Hindistan açısından çok rahatsız edici bir durum yaratmaktaydı. Ve adeta kendini her taraftan kuşatılmış gibi görmekte idi. İşte sırf bu yüzden ezeli rakibi Çin’in bölgedeki “manevra” kabiliyetinin daraltılabilmesi için Pakistan ile olan sorunların bir an önce giderilmesi gerekmektedir.

SAARC ülkelerini etkileyen diğer bir husus da 11 Eylülden sonra ABD’nin bölgedeki etkinleşen durumudur. Afganistan’ın işgali ile başlayan ABD yayılmacılığı karşısında Hindistan’ın bölgede birlikte çalışabileceği Pakistan ile sorunlarını süratle çözmesini bu devletle iyi geçinmesini zorunluluk haline getirmiştir. Çünkü ABD-Pakistan ilişkilerindeki ilerleme zaman içinde kendi aleyhine olacaktır. Birlikte güç oluşturmaları ABD’nin bölge üzerindeki varlığını zorlaştıracaktır. İşte bunun için Hindistan, kendi iç ve dış güvenliği açısından birinci derecede önemi haiz Keşmir Sorunu’nu çözmek ve bu çerçevede de Pakistan’la aralarındaki güvensizlik ve düşmanlık havasının ortadan kaldırmak istemiştir. Bunda haklıdır.

Bütün bu gelişmeler dünyanın en problemli coğrafyasında yer alan Türkiye’nin AB ve ABD dışında oynayacağı stratejik roller açısından önemlidir. Tek kutuplu bir dünya yerine birbiri ile dengeli güçlere sahip, birden fazla bölgesel gücün ülkelerin kalkınma ve güçlenmesi açısından daha etkili olabileceği gibi, ülkeler bu güçlerin dengeli rekabetinin gölgesinde savunma harcamalarını asgariye indirerek refah için daha fazla bütçe ayırma imkanı bulacaklardır.

Türkiye gerek Pakistan ve gerekse Hindistan ile tarihten gelen dostane ilişkiler içerisindedir. Bu konumunun giderek güçleneceği aşikar olan SAARC ile daha da ileri seviyelere ulaşacağını şimdiden söyleyebiliriz.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
18 Ocak 2004 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale