26 Şubat 2017 Pazar

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






KKTC'de hükümet kuruluyor mu?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 15 Ocak 2004 Perşembe 

"Efendiler ! Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece bu bölgenin (Akdeniz Bölgesi’nin) ikmal yolları tıkanmıştır. Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu ada bizim için çok önemlidir."
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk)

KKTC seçimlerinin üzerinden bir ay geçti. Ve CTP-DP Koalisyon Hükümeti kuruldu. Seçim öncesindeki parti liderlerinin söylemlerine bakılacak olursa ortaya çıkan tablo ile yeni hükümetin kurulması imkansızdı. Seçimlerde cephe oluşturan Mehmet Ali Talat’ın CTP’si ile Mustafa Akıncı’nın BDH’sının 25 oyu hükümet kurmaya yetmiyordu. Eski iktidar ortaklarının aldıkları 25 Milletvekili de yeniden iktidar olmalarına imkan vermiyordu.

Peki bu iki karşıt grup partilerin birbiri ile koalisyon kurma imkanı yok muydu.? Tabi ki vardı. Bu durumda BDH’nın katılımı ile Derviş-Denktaş-Akıncı Hükümeti kurulabilirdi. Mehmet Ali Talat’ın CTP’si muhalefette kalabilirdi. Veya Derviş’in UBP’si muhalefette kalırken, Mehmet Ali Talat liderliğinde CTP-BDH-DP veya CTP-DP iktidarı kurulabilirdi.

Bu iki alternatif seçim öncesi söylemler dikkate alındığında kesinlikle mümkün olmaz denilmesine rağmen, KKTC siyasi geçmişine bakıldığında bugünlü liderlerin birbirleri ile koalisyon yaptıkları görülmüştür. Kıbrıs çok küçük bir ada. Herkes herkesi yakından tanıyor. Aslında televizyonlarda yaptıkları ağız dalaşı dışında bu liderlerin birbirleri yakın arkadaş oldukları da bir gerçek.Siyasi arenada daha önce de birlikte görev alan ve hükümet oluşturan liderlerin medyaya yansıyan sert söylemleri dışında birbirleri ile dostça ilişkiler içinde olduklarını bizler değil, ama Kıbrıs Türkleri yakından şahit olmuşlar.

Konunun bir diğer önemli tarafı vardır. KKTC’de T.C’ nin menfaatleri doğrultusundaki istekleri dışında iktidara elen partilerin yapabilecekleri fazla bir şey yoktur. Türkiye’nin Garanti Antlaşmalarına göre adada bulundurduğu güçlü kolorduyu Mehmet Ali Talat nasıl ve hangi güçle Türkiye’ye geri gönderecektir. CTP mitinglerine destek vermek üzere kuzeye geçen Rumlardan mı yardım alacaktır.? Yoksa hâlâ varlığı ve yokluğu şüpheli AB orduları mı Türkiye’yi bu adadan söküp atacaktır. Bunlar tamamen hayâldir.

Aslında bu seçimlerde CTP ve BDH’ne verilen oyların çoğu Annan Planına Evet oyları değildi. Bu oylar bu ülkede 25 yıla yakın bir süredir yaratılan soygun düzenine, ekonomik zorluklara, adaletsiz ve yanlı davranışlara karşı halkın isyanını gösteriyordu. Şurası unutulmamalıdır ki sokakta yaygara yapan birkaç satın alınmış başıboş dışında, KKTC halkı topraklarının bir karışını bile vermeyecek kadar vatanseverdir. KKTC’de sorun sadece iyi yönetilememektir.

Şimdi KKTC’de rüzgarlar daha ılımlı esiyor. Söylemler değişti. Keskin sözler birden törpülendi. Ve hiç olmayacak gibi görünen sonuçlar alındı. CTP lideri Mehmet Ali Talat her fırsatta saldırdığı Rauf Denktaş’tan Başbakanlığı aldı. Ve oğul DP Lideri Serdar Denktaş’ı da Başbakan yardımcısı yaptı. Demek ki oluyormuş. Demek ki Türkiye işe karışmalı ve ağırlığını koymalıymış. Nitekim iki parti liderinin hazırladıkları Koalisyon protokolünü incelediğimizde insan şaşırıyor ve bu bir mucize diyor. Nereden nereye gelindiği bu protokolün ayrıntılarında yatıyor.

Koalisyon protokolünün tam metni şu şekilde; “CTP ve DP’nin yetkili organları, temel amacı Kıbrıs Türk halkının uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve çıkarları ile güvenliğini gözeterek ve geliştirerek, BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde, hükümet ile Cumhurbaşkanı’nın birlikte ve uyum içinde yürüteceği Annan Planı’nı esas alan müzakere süreci sonunda Kıbrıs sorununu Mayıs 2004’den önce çözmek ve tarafların üzerinde mutabık kalacakları bir tarihte, eşzamanlı olarak referanduma sunmak olan ve Kıbrıs Türk halkını, AB normlarına uyumlu, çağdaş, demokratik, adil ve ekonomisi düzgün, sosyal refah düzeyi yüksek bir devlet düzenine kavuşturmak üzere, bir koalisyon hükümeti oluşturmaya karar vermişlerdir.”

KOALİSYONUN TEMEL İLKELERİ:

1- İki parti, KKTC koalisyon hükümetinin tüm karar ve icraatlarında, Kıbrıs Türk halkının refah ve mutluluğunu esas alacaklardır.

2- Oluşturulacak hükümet, bir çözüme ulaşılmasında ve sistemimizin AB normları ile uyumlaştırılması sürecinde önemli fonksiyon üstlenen bir koalisyon hükümeti olacaktır.

3- Koalisyon hükümeti, çözüm ile oluşturulacak ortaklık temelinde; Kıbrıs Türk halkı ile Kıbrıs Rum halkının ve kurucu devletlerinin siyasal eşitliği, Kıbrıs’ın bütününde paylaşacağımız, kurucu devletimizde ise kendimizin olan egemenliği öngörmektedir.

4- Türkiye’nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan garantörlük hakkının devamı gözetilecektir.

5- CTP-DP Koalisyonu, Kıbrıs sorununun çözümünde Türkiye ile karşılıklı görüş alışverişi ile ortak bir politika oluşturmayı ve Türkiye ile var olan ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkilerin karşılıklı yarar ve dayanışma zemininde geliştirilmesini öngörmektedir.

6- Ülkedeki ekonomik, sosyal ve diğer sorunların aşılmasında, her iki parti, yeniden yapılanmanın, AB normları çerçevesinde gerçekleştirilmesi hususunda mutabık kalırlar.

7- Geleceğimiz demek olan gençliğe önem verilecek; toplumsal cinsiyet ve fırsat eşitliği temelinde yeniden yapılanmaya gidilecektir.

8- Kıbrıs Türk halkının tümünü kucaklamayı arzulayan koalisyon hükümetinin her icraatı, şeffaf ve toplumun katılımına ve denetimine açık olacaktır.

9- Kıbrıs Türk halkı ve yönetiminin dış ilişkilerinin geliştirilmesine önem verilecek ve Kıbrıslı Türklerin Yunanistan’la, Kıbrıslı Rumların da Türkiye ile ilişkilerini geliştirmesine yardımcı olunacaktır.

Sonuç olarak; KKTC’de yeni bir dönem başlamıştır. T.C.Devleti seçim sonuçlarına karışmış, ağırlığını koymuş ve tarafları bir masa etrafında toplamıştır. Ve nihayet bugünkü hükümet oluşmuştur. Bu önemli bir gelişmedir.

Bilindiği gibi bugün KKTC Hükümetini kuran Mehmet Ali Talat’ın seçim programı ve söylemleri Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a ve Denktaş’ın Annan Planı ile ilgili fikirlerini çürütmek üzerine kurgulanmıştı. Türkiye’nin sömürgeci olduğu, Türk askerinin işgâlci sıfatını taşıdığı, Türkiye’nin mutlaka adadan gönderileceği, yerleşik olarak tabir ettiği Türkiye kökenli Kıbrıs Türklerinin seçimlerden sonra anayurtlarına dönecekleri, Annan Planı’nın kayırsız şartsız kabul edileceği ve nihayet TALAT’ın GÖRÜŞMECİ olacağı vurgulanmıştı. Baba DENKTAŞ tarafından seçim meydanlarında fiilen desteklenerek seçim barajını aşabilen oğul Serdar Denktaş’ın söylemleri ise sadece babasının savunması üzerine inşa edilmişti.

Şimdi geçen bir ayda ne oldu. Birden bire fikir ve düşünceler mi değişti? Bir sihirli el TALAT ve oğul DENKTAŞ’ın beynine girip eski söylemlerini silip götürdü mü?

Böyle bir şey olmadı. Ama bu iki lider Türkiye’nin haklı olarak devreye girmesi ile koalisyon yaptılar ve yukarıdaki protokolü imzaladılar. İyi de yaptılar. Şimdi bu protokoldeki hususları hayata geçirme çabalarını hep birlikte izleyip göreceğiz.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
15 Ocak 2004 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale