26 Şubat 2017 Pazar

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Saddam Hüseyin'in yakalanmasının ABD'ye ve dünya barışına yararı nedir?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 19 Aralık 2003 Cuma 

"Barış, milletleri refah ve mutluluğa eriştiren en iyi yoldur. Fakat bu kavram bir defa ele geçirilince daimi bir dikkat ve itina ve her milletin ayrı ayrı hazırlığını ister."
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1938)

Gelecek başkanlık seçimleri için ABD kamuoyundaki kredisi azalan Başkan Bush nihayet elindeki son kozu oynadı. Saddam Hüseyin’i yakaladıklarını dünyaya duyurdu. Şahsen, bu olayla halkının desteğinin artacağını planlayan Başkan BUSH’ un büyük bir yanılgı içinde olduğunu değerlendiriyorum.

Ben Saddam’ın şimdi yakalandığına da inanmıyorum. Saddam Hüseyin’in çok önceden ele geçirildiğine ve Başkan Bush’un seçim propagandası için elde tutulduğunu değerlendiriyorum.

Eğer şimdi yakalandığını varsayacak olursak bu husus ABD ordusu için bir başarı değildir. Aksine tam dokuz aydır yakalanamaması büyük bir başarısızlık örneğidir. Saddam Hüseyin sıradan bir kişi değildir. Hiç tasvip etmesek de O bir Devlet Başkanıdır. Tek başına katıldığı Devlet Başkanlığı seçimlerinde halkın yüzde yüzüne yakın bir oyu ile her defasında yeniden seçilmiştir. Uzun yıllar ülkesini demokrasi görüntüsü altında ezmiş ve Irak Halkı üzerinde büyük bir baskı düzeni oluşturmuştur. Bu husus dünyanın gözü önünde olmuştur ve bu davranışları insanlık ve Irak halkı adına utanç vericidir.

Saddam’ın halkına yaptıkları ne kadar yanlış ve hukuk dışı ise, ABD’nin Irak’a saldırısı ve bu ülkeyi baştan başa işgal edişi de tamamen yanlıştır ve hukuksuzdur.

Yaptıkları her ne olursa olsun Devlet Başkanlığı yapmış bir şahsın ABD askerleri tarafından aşağılanarak perişan bir vaziyette televizyonlarda dünyaya gösterilmesinin mantıki ve açıklanabilir bir gerekçesi olamaz. Bu görüntüler ile ABD’de yapılacak başkanlık seçimleri için puan toplamak gayesi ile kullanılınca iş iyice çirkin bir manzara alıyor.

Keşke Saddam Hüseyin ölü olarak ele geçirilse idi. Keşke ABD askerlerine karşı dirense ve vuruşarak ölse idi. Kendisini gerçek bir Arap Milliyetçisi olarak vasıflandıran ve emperyalizme karşı verilen savaşta Arap dünyasının önderi olarak hala adından söz ettiren Saddam’a bu son yakışmamıştır.

Saddam’ı Irak dışında gören yoktur. Yurt dışındaki bankalarda büyük paralar bulundurduğuna dair bilgi de yoktur. Çünkü gerek kendisinin ve gerekse ailesinin daha önce hiç gitmediği batı ülkelerine kaçarak burada yaşamını devam ettirmesine maddeten imkan da olmadığı bilinmektedir. O halde yakalandığı çiftlik evinde ele geçirilen dolarlarında pek inandırıcı olmadığını sanıyorum.

Saddam Hüseyin’i yargılamak ABD veya diğer herhangi bir kuruluşun değil, doğrudan Irak Halkı adına görev yapacak bağımsız mahkemelerin olmalıdır. Oysa bugün Irak halkı işgal altındadır. Özgür Irak yönetiminin ne zaman kurulacağı da belli değildir. İşgalci ABD’nin dokuz aydır maruz kaldığı şiddetli saldırılar göz önünde tutulduğunda Saddam Huseyin’i tutuklamak ve kendi halkının önünde küçük düşürmek yanlıştır. Çünkü Irak halkının tamamının Saddam’a düşman olduğunu söyleyemeyiz. Mutlaka sevenleri ve onun yakınında bulunarak nemalanan yakınları vardır.

Saddam’ın sağ olarak yakalanması ABD’nin başına yeni çoraplar örecek gibidir. Saddam ABD’ye değil, ABD Saddam’a savaş açmıştır. Dolayısı ile Saddam’ı Savaş esiri olarak kabul etmek ve ABD üssünde muhafaza ederek CIA memurlarına sorgulatmak ne derece doğru bir davranıştır. Anlamak zordur.

Saddam ABD halkına bir şey yapmamıştır. O kendi halkına ve komşuları Kuveyt ve İran’a savaş açarak onlara zarar vermiştir. Eğer diktatörlük idaresi çok kötü ve diktatörler de mutlaka cezalandırılması gereken kişiler olarak kabul ediliyorsa, bu defa dünyadaki diğer diktatörlerin de cezalandırılması gerekir ki bu da akıllı işi değildir. O halde eğer Saddam suçlu ise, bunun kararını verecek makam Bağımsız Irak Mahkemeleri olmalıdır. Bunun dışındaki davranışların dünya kamuoyunun tepkisini çekeceği ve adeta Saddam yanlısı bir cephe oluşturulacağı hususu unutulmamalıdır. Nitekim İzmirli bir hukukçu televizyonlarda Saddam’ın avukatı olmak için ilgililere müracaat ettiğini bildirmiştir. Bunun gibi dünyanın her tarafından on binlerce avukat başvurursa şaşırmamak gerekir.

Irak’ta bağımsız mahkemeler olmadığına göre Saddam Hüseyin BM gözetiminde İngiltere, ABD ve Arap ülkeleri dışında bir ülkede oluşturulacak bağımsız bir mahkemede tarafsız bir mahkeme heyeti önüne çıkarılmalıdır. Saddam Hüseyin'in işlediği insanlık suçları da, suç ortaklarının kimler olduğu da yine bağımsız savcılar ve uluslararası uzmanlar tarafından soruşturulmalıdır.

Uluslararası hukuk ilkeleri gereğince adil bir şekilde yargılanmasını gereken Saddam Hüseyin'in işgal güçleri tarafından yakalanması, işgalci ABD’nin hukuka dayanmayan konumunu değiştirmeyecektir. Eğer bu işleri güçlü devletler yapınca yaptıkları doğru oluyorsa, ABD’den daha güçlü devletlerin ayni şeyleri ABD yöneticileri için yapabileceği varsayımı daima göz önünde bulundurulmalıdır.

Saddamın sağ olarak yakalanmasından en çok zarar duyacak ülke ABD’dir. Bu safhadan sonra Saddam gibi bir kişinin mahkemesinin dünya kamuoyundan gizli olarak yapılması mümkün değildir. Söyleyecekleri, halâ neden Irak’ta bulunduğu hakkında hiçbir mantıki gerekçe gösteremeyen ABD’ni yaralayacaktır. ABD yetkilileri ile yapılan gizli ilişkilerin ortaya çıkartılması ihtimali sanırım ABD yönetimini çok rahatsız edecektir. Bu arada Irak’ın işgalinin tamamlanmasından birkaç gün önce Irak Devleti resmi İstihbarat belgelerinin bizzat Saddam tarafından Rusya Federasyonu Büyükelçiliğine teslim edildiği ve bu belgelerin Rus Büyükelçisi tarafından Suriye üzerinden Rusya’ya götürüldüğü dünya kamuoyu tarafından en ince ayrıntısına kadar bilinmektedir.

Sonuç olarak, Saddam’ın yakalanması ile dünya siyasetinde yeni bir dönem başlamıştır. Yakalanan Saddam’ın kaçak Saddam’dan daha tehlikeli olduğunu önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz.

Saddam’ın yakalanış görüntülerinin Arap Milliyetçiliğini daha da körükleyeceğini ve Koalisyon güçlerine yapılan saldırıların artarak devam edeceğini değerlendiriyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
19 Aralık 2003 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale