20 EYLÜL 2017 ÇARŞAMBA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






14 Aralık 2003 KKTC milletvekilliği seçim sonuçları ne diyor? Şimdi ne olacak?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 18 Aralık 2003 Perşembe 

"Efendiler! Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece bu bölgenin (Akdeniz Bölgesi’nin) ikmal yolları tıkanmıştır. Kıbrıs'a dikkat ediniz. Bu ada bizim için çok önemlidir."
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk)

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde 14 Aralıkta Milletvekilliği genel seçimleri yapıldı. Ekim Ayı içinde 24 gün, Aralık ayı içinde de 14 gün kadar KKTC’de kalarak bu seçimleri çok yakından ve adeta mutfağından izleme imkanı buldum.

İlk gezi ile ilgili izlenimlerimi Önce VATAN okuyucuları ile paylaştım. Bu ikinci gezim ile ilgili izlenimlerimi, seçim mücadelelerindeki kirli oyunları, halkın seçimlerdeki rolünü ülke yönetimine soyunan siyasilere bir rehber olması için bir kitap halinde yayınlayacağım. Bu kitap ile KKTC hakkında pek çok kişi tarafından bilinen ve fakat dile getirilmekten kaçınılan gerçekleri de ortaya koyacağım.

Bu seçimin sayısal sonuçlarına göre ortada bir galip vardır. O’ da Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’tır. Denktaş’ın eli güçlenmiştir. Kendi aralarında seçim öncesi ittifak yaparak seçimler sonrasında mevcut Derviş Eroğlu-Serdar Denktaş iktidarı ile bir araya gelemeyeceklerini açıklayan sol görüşlü CTP, BDH ve ÇAB partileri bu seçimlerde %51 gibi yüksek bir oy oranına ulaşarak başarılı olmuşlardır. Statükocu olarak adlandırılan sağ eğilimli partiler ise oyların % 49 unu almışlardır. Bu husus bugüne kadar daima %70 oranında oy oranını koruyan sağ partiler için hezimet olarak değerlendirilmektedir.

Aslında bu seçimlerde partiler ve partilerin programları değil, Annan Planı seçimlerin belirleyici öğesi olmuştur. Bu planı kayıtsız şartsız kabul ederek “Kıbrıs Türk Toplumunu Avrupa’ ya taşıyacakları” iddiası ile ortaya çıkan AB, ABD ve Yunanistan destekli sol partiler ile, bu plânın bu hali ile kabul edilmesinin “Adadan Türk varlığının tamamen çıkarılması” demek olduğunu vurgulayan sağ partiler arasındaki mücadele, verilen oyların sayısı açısından sol partilerin kazanması şeklinde görülürken çıkarılan milletvekilliği sayısı açısından tam bir eşitlik ortaya çıkarmıştır.

Seçim öncesindeki parti liderlerinin söylemlerine bakılacak olursa bu tablo ile yeni hükümetin kurulması imkansızdır. Mehmet Ali Talat’ın CTP’si ile Mustafa Akıncı’nın BDH’sının 25 oyu hükümet kurmaya yetmemektedir. Eski iktidar ortaklarının aldıkları 25 Milletvekili de yeniden iktidar olmalarına imkan vermemektedir.

Peki bu iki karşıt grup partiler birbiri ile koalisyon kuramazlar mı? Bu durumda BDH’nın katılımı ile Derviş-Denktaş-Akıncı Hükümeti kurulabilir. Mehmet Ali Talat’ın CTP’si muhalefette kalabilir. Veya Derviş’in UBP’si muhalefette kalırken Mehmet Ali Talat liderliğinde CTP-BDH-DP iktidarı kurulabilir. Bu iki alternatif seçim öncesi söylemler dikkate alındığında kesinlikle mümkün görülmemesine rağmen KKTC siyasi geçmişi incelendiğinde geçmişte bu koalisyonların yapıldığı görülecektir. Aslında televizyonlarda yaptıkları ağız dalaşı dışında bu liderler birbirleri yakın dosttur. Yıllardır siyasi arenada birlikte görev almışlar ve ortak hükümetler kurmuşlardır. Televizyon karşısındaki sert söylemleri dışında birbirleri ile dostça ilişkiler içinde olduklarını KKTC kamuoyu da yakından bilmektedir.

Konunun bir diğer önemli tarafı vardır. KKTC’de T.C’ nin milli menfaatleri doğrultusundaki istekleri dışında iktidara elen partilerin yapabilecekleri hiçbir şey yoktur. Türkiye’nin Garanti Antlaşmalarına göre adada bulundurduğu güçlü kolorduyu Mehmet Ali Talat nasıl ve hangi güçle Türkiye’ye geri gönderecektir. Yaptığı meydan mitinglerine kalabalık gruplar halinde katılan Rumlardan mı yardım alacaktır.? Yoksa Avrupa Birliği orduları mı Türkiye’yi bu adadan söküp atacaktır. Bu hayaldir. Uyanık rüya görmektir.

KKTC’de milletvekili seçimi değil de Annan Planına EVET-HAYIR şeklinde bir referandum yapılsa idi, bunun sonucunda halkın % 90’nın Annan Planına ve Rumlarla bir arada yaşamaya HAYIR dediğini görebilirdik. Burada CTP ve BDH’ ya verilen oyların çoğu Annan Planına Evet oyları değildir. Bu oylar bu ülkede 25 yıla yakın bir süredir yaratılan soygun düzenine, ekonomik zorluklara, adaletsiz ve yanlı davranışlara karşı bir isyanın göstergesidir. İstiklal mücadelesi yaparak kazandığı bu toprakların bir karışını vermeğe bu ülke halkı şiddetle karşı çıkmaktadır.

Şimdi ne olacak sorusunun cevabına gelelim; Bu seçimin bir tek galibi vardır. O da Sayın Denktaş’tır sözüme geri döneceğim. Evet Cumhurbaşkanı Denktaş Hükümet kurulmasında tam bir hakem olmuştur. Şimdi bütün güçler elindedir. Denktaş’ın söylemleri bellidir.

Annan Planına “Evet” diyerek yapılacak acele bir anlaşma Kıbrıs Türk Toplumunun Rumların bir azınlığı olarak MAYIS 2004’te Avrupa Birliğine üye olmasını önleyecek yeterli unsurlar Anayasa ile Cumhurbaşkanına verilmiştir. Mayısa kadar 5 aylık zaman vardır. Bu beş ay iyi kullanıldığı takdirde mevcut durum muhafaza edilerek AB’ne Türkiyesiz girmenin yaratacağı kargaşa önlenebilir.

Peki bu nasıl olur.? 60 gün içinde partilerin mevcut sayısal eşitliği bozulmadığından yeni hükümet oluşturulamaz ve Cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Bu şekilde üç ay içince seçimlerin yenilenmesi programı devreye sokularak Mayıs 2004’e ulaşılır. Geçecek beş ay içinde Annan Planına göre değil, Türkiye’nin hazırladığı plan çerçevesinde görüşmelere başlanabilir ve buna göre yeni ufuklar açacak ve milli hedeflerimiz doğrultusunda yeni çözümler üretecek bir süreç başlatılabilir.

Şimdi top Sayın Denktaş’tadır. Nasıl oynayacağını hep birlikte göreceğiz. Şurası unutulmamalıdır ki Denktaş çok usta ve tecrübeli bir politikacıdır. Kanaatime göre; Denktaş'ın tarihi misyonu daha bitmemiştir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
18 Aralık 2003 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale