24 TEMMUZ 2017 Pazartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Rusya'nın Amerika'ya müthiş golü
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 24 Kasım 2003 Pazartesi 

Irak’ta çok önemli olaylar oluyor. Bu olayların hepsi basına ve dünya kamuoyuna yansımıyor. Bilgiler belirli bir çevrede kalmaya devam ediyor. Soğuk savaş döneminde bölge ülkeleri ile her alanda yakın işbirliği içinde bulunan SSCB’nin 1991’de dağılmasını müteakip kendi iç işleri ve yeniden yapılanma sorunları ile meşgul olduğundan bölgeye ait girişimlerini ikinci plana bıraktığı biliniyor. Fakat SSCB’nin mirasını devralan Rusya Federasyonu’nun bölgeye olan ilişkisi bütün imkansızlıklara rağmen sürdürülüyor.

Bu konuda Araştırmacı-Yazar Serdar Kuru’nun 14 Kasım tarihinde Internet vasıtası ile çeşitli E-Mail gruplarının üyelerine gönderdiği bilgilendirme yazısını okuyucularımla paylaşmak istiyorum. Bu araştırma notu, Irak üzerindeki ABD-RUSYA çekişmesini bütün açıklığı ile ortaya çıkartıyor ve bundan sonraki mücadelelerin muhtemel seyri hakkında ışık tutması açısından çok önemli. Bölgemizdeki olayların Türkiye’yi yakından ilgilendirdiği ve etkilediği bilindiğinden Sayın Serdar Kuru’nun yazısını aynen BİLDİRİ-YORUM sütunlarına taşıyorum.

“Irak bugünlerde pek de basına yansımayan çok taraflı bir oyuna sahne olmakta. Bu oyunun tarafları bölge ülkeleri ve büyük güçlerin istihbarat servisleri.Soğuk savaştan beri görülmeyen bir hareketlilik televizyon kameralarının uzağında derinden derine sahneye konmakta.

Dünyada olduğu gibi bölgede de en etkili servislerden biride İsrail gizli servisi Mossad. Mossad şu anda kendisine kuzey ıraktaki Kürt bölgesini üs olarak seçti ve Irak genelinde pek çok operasyona imza atmakta. Mossad’ın bölgede etkinliğini giderek arttırması da bölge ülkeleri tarafından endişeyle izlenmekte ve tabii ki buda Mossada karşı bazı tepkileri de gündeme getiriyor. Geçenlerde basına yansıyan Kerkük’teki bombalı intihar saldırısı aslında söylendiği gibi Amerikan askerlerine yönelik değil bölgedeki Mossad istasyonuna yönelikti ve pek çok Mossad ajanı ile onların muhafızlığını yapan Kürt peşmerge bu saldırıda havaya uçtu. Saldırının arkasında ise Irak direnişi ile sıkı bağları olan bir bölge ülkesinin gizli servisi olduğu sanılmakta.

CIA ise kendi ülkesinde pek çok suçlamalara maruz kalmasına rağmen aslında Irak’ta en başarılı günlerini yaşıyor. CIA işgal öncesinde bile zaten Irak’ta etkinliğini kurmuş ve pek çok Iraklı etki odağıyla temas haline geçmişti. Amerikan ordusuna hiç bir direniş göstermeden teslim olan Irak Ordu birlikleri ve Cumhuriyet Muhafızlarının bu hareketlerine sebep CIA’nin bunları Amerikan ordusuna direnmemek konusunda ikna etmesiydi. Çünkü eğer bu güçler özellikle Bağdat cephesinde direnebilselerdi iki tarafında kayıpları korkunç olacak ve Bağdat yerle bir edilecekti. CIA’nin propagandası sonucu Iraklılar Saddamın buna değmeyeceğine karar verdiler.

Peki CIA’nin eski düşmanı KGB yani bugünkü adıyla FSB ne yapıyor derseniz, onlarda tam kadro Irak’talar. İşin komiği Soğuk savaşın bitmesine yakın CIA’den yedikleri gollerinde acısını Irak’ta çoktan çıkardılar. Irak’taki en önemli zenginlik ne petrol yatakları nede Saddam Hüseyinin kellesidir. Iraktaki esas hazine Saddam Hüseyinin gizli arşivleriydi. Bu arşivlerde, 1970lerden bugüne bölgede döndürülen bütün dolaplar, gizli ajanlar, büyük rüşvetler, saklı servetler ve Saddam Hüseyinin dünya liderleri ve politikacıları hakkında hazırlattığı şantaj dosyaları bulunmaktaydı. Özellikle bugünde gündemde olan pek çok Amerikalı ve Avrupalı politikacının kirli çamaşırları Saddam Hüseyin tarafından bir gün lazım olur düşüncesiyle çelik kasalarda korunuyordu. Bu dosyalarda özellikle Bush ailesi ve Cumhuriyetçi partinin pek çok önde gelen politikacısı hakkında çok ilginç bilgiler bulunduğu da tahmin edilmekte.

Dünyanın tüm istihbarat servisleri böyle bir hazineye sahip olabilmek için her şeyi göze alabilirler zaten CIA’nin gözü de baştan beri bu arşivler üzerindeydi ve işgal sırasında yapılacak özel bir operasyonla bunları ele geçirmeyi planlamıştı. Fakat Saddam Hüseyin tilkisi sarayından çıkıp kayıplara karışmadan önce Amerika’ya son bir oyun daha oynadı ve bu arşivleri koskoca bir konteynerin içinde Amerika ile görecek bir hesabı bulunan Rusya’ya teslim ediverdi. Rus istihbaratı için bu son yıllarda aldıkları en güzel hediye olmuştu. Rusya’nın Bağdat Büyükelçiliğine yerleştirilen arşivi korumak için Rusya acilen Rus İstihbaratı FSB’ ye bağlı Spetznaz özel timinin seçkin bir ünitesini gizlice Iraka gönderdi.

Hatırlarsınız İşgal öncesi Iraktan en son ayrılan ülke Rusya olmuştur. Rus Elçilik görevlilerini taşıyan konvoy dokunulmazlık zırhı altında Suriye’ye doğru yola çıktığı zaman yanlarındaki kamyonda bu arşivlerin bulunduğu konteyneri de taşıyorlardı. Rus özel kuvveti Spetznaza bağlı birimler ve FSB ajanları da güvenlikle ilgili her türlü önlemi aldılar. Moskova normalde özel bir uçakla ülkesine dönecek olan Rus Büyükelçisine de konvoya bizzat eşlik etmesini emretti. Böylece Amerikan uçaklarının "yanlışlıkla" konvoyu vurmalarını da önleyebileceklerdi. Bizzat Büyükelçinin canlı kalkanlık yaptığı Rus diplomatik konvoyu için bir tek tehlike vardı oda CIA’nin yapacağı bir operasyonla konvoyu durdurup gizli belge arşivini kaçırmasıydı. Savaş ortamının getirdiği kurallara göre Suriye’ye doğru yola çıkacak Rus konvoyunun takip edeceği güzergahı Amerikalılara bildirmesi gerekiyordu ki buda CIA’nin yolda bir pusu atmasını kolaylaştıracaktı.

Son derece gergin bir şekilde Bağdat’tan yola çıkan Rus Diplomatik konvoyu Bağdat çıkışında Amerikan askerleri tarafından kimlik kontrolü ve arama bahanesiyle durdurulmak istense de Ruslar bunu reddettiler ve yol boyunca hiç bir Amerikan kontrol noktasında durmadılar. Konvoy büyük bir hızla Suriye sınırına doğru ilerlemekteydi. CIA son çare olarak sınıra yakın bir bölgede pusu atmıştı. Pusuyu atan CIA komandoları Arap kıyafetinde idiler. Ve kendi silahları yerine Kalaşnikof ve RPG’lerle donanmışlardı. Böylece suçu Iraklı milislere atabileceklerdi. Böyle bir pusuyu sezinleyen Rus Spetznaz timi konvoyun hızını arttırdılar elleri tetikte beklemeye başladılar. Hızla ilerleyen konvoyu durdurabilmek için Amerikalılar RPG roketleri ile konvoyun önündeki iki aracı imha ettilerse de bunu bekleyen ve hızını arttıran konvoy seri bir manevrayla yanan araçların etrafından dolaşarak ve aynı anda da yoğun bir ateş açarak pusuyu yarıp geçti ve Amerikalıları şaşkın bir şekilde arkalarında bıraktı. Salimen Suriye sınırına varan Saddamın arşivleri ve Rus büyükelçisi acilen Şam askeri havaalanına inen bir Rus askeri uçağıyla Moskova’ya götürüldü.

Basına verilen bilgi ise Rus konvoyunun Iraklı direnişçiler tarafından saldırıya uğradığıydı. Sonuç olarak, Rusya Amerikalıların gözü önünde savaşın en değerli ganimetini kaçırdı ve CIA'yi Irak bataklığında elleri boş ve tek başına bırakıverdi. Eski bir KGB ajanı olan başkan Putin eline geçen bu korkunç bilgi hazinesini kutlamak için başarılı kaçış operasyonunu gerçekleştiren Spetznaz komandolarını bizzat ziyaret etti ve başarılarını kahkahalar eşliğinde içtikleri votka kadehleriyle kutladılar.
Rusya büyük oyuna kaldığı yerden geri dönmüştü.”

Evet oyunun birinci devresi Rusya’nın lehine kapanmış gibi görülüyor. Fakat bu oyunun ikinci devresinin ve rövanşının olacağı da kesin.

İnsanın aklına “Acaba Soğuk Savaş koşullarına geri mi dönülüyor ? sorusu geliyor. Bu konunun önümüzdeki günlerde daha da netleşeceğini ve tarafların Ortadoğu sahasında daha pek çok maç oynayacaklarını şimdiden söyleyebiliriz.

Türkiye’nin ise bu oyunlarda tribünlerde seyirci mi olacağı veya sahaya inip oyuna dahil mi olacağını da zaman gösterecek. Biz bu safhada sadece, “Türkiye’nin bu lig içinde mutlaka yer alması gerektiğini ve başarılı olmasını temenni ettiğimizi” söyleyebiliriz.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
24 Kasım 2003 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale