24 HAZİRAN 2017 CUMARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






KKTC'de Türkiye kökenli Türkler kimdir ve halleri nasıldır? (KKTC-14)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 6 Kasım 2003 Perşembe 

“Efendiler! Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece bu bölgenin (Akdeniz Bölgesi’nin) ikmal yollari tıkanmıştır. Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu ada bizim için çok önemlidir.”
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk)

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine seçim öncesi kamuoyunun durumunu yakından görmek, ve seçim sonrası meydana gelebilecek gelişmeleri yerinde değerlendirmek üzere gittim. 22 gün -22 gece süren zor bir ziyaret oldu.

Bu süre zarfında hazırladığım çok detaylı gezi planına uygun olarak ülkenin her kesiminden ve her yöresinden her çeşit insana ulaşmaya çalıştım. Zamana karşı yarışarak bu küçük ülke insanlarının duygu ve düşünce kesitini çıkarmayı hedefledim. Tespitlerimi okuyucularımla paylaştım.

KKTC'ye geldiklerinde hava alanında Limuzinlerle karşılanıp bir kaç turistik yer dışındaki güzergahlara sokulmadan geri gönderilen devlet erkânımıza onların gözlerinin görmediği hususları aktarmaya gayret ettim. Tarihçi ve gazeteci gözü ile olayların perde arkasını araştırarak gündemi yakalamayı arzu ettim. İnşallah bu ülkeyi bilmeden ve anlamadan bir yerlere pazarlamaya çalışanların akıllarına bazı soru işaretleri sokabilmişimdir.

KKTC, sadece Girne, lüks villalar, limuzinler ve kumarhanelerden ibaret değildir. KKTC; Dipkarpaz'daki Apostolos Andreas'tan Erenköy'e, Akıncılar'dan Lefke'ye, Sadrazam Köyden Pile'ye, İskele'den Gayretköy'e kadar büyük kesimi yoksulluk içinde yaşayan işsiz, güçsüz, devletin kendilerine yardım etmesini bekleyen insan yığınları ile dolu olan, aslında çok zengin olmasına rağmen beceriksiz ellerde çok fakirleştirilmiş bir küçük ülkedir.

Bu kendi küçük ama stratejik konumu sebebi ile önemi dünya çapında büyük olan ülke için dünya devleri birbirleri ile yarış halindedir. Tarihinin büyük kısmında Türk ve Müslüman Arapların yönetiminde kalan bu adada egemenlik savaşları kıyasıya sürmektedir. Batı dünyası bölgede hukukun verdiği yetkileri kullanarak bulunan Türk varlığından rahatsızdır. Bu rahatsızlığını her fırsatta ortaya koymakta ve adadan Türk varlığını söküp atmak için binbir dolap çevirmektedir. Bu çabalar son derece doğaldır. Hristiyan batı dünyasının burada kendi menfaatlerine dur diyecek Müslüman Türk'ün varlığına tahammül edememesi normal karşılanmalıdır.

Adada normal olmayan ve bizleri çok üzen bir diğer gelişme de KKTC'de taşayan Türkler arasındaki ayrılık ve ayrıcalıktır. Adada hiç olmaması gereken bir durum vardır. Yani Türkiyeli Türkler ile Kıbrıs'lı Türkler arasında bugün gözle görülür derecede bir ayrılık vardır. Türkiye kökenli Türklerin yaşadıkları köylerdeki yoksulluk, fakirlik ve ezilmişlik hemen göze batmaktadır. Bir gizli el bilerek, isteyerek ve plânlı çabalar sonucunda bu ayrılığı yaratmıştır.

14 Aralık seçimlerinden sonraki iktidarların önünde duran en önemli ve öncelikli sorun işte bu ayrıcalığın giderilmesidir. 20 yıldır adada olan, çocukları burada doğup büyüyen pek çok Türkiye kökenliye hâlâ vatandaşlık hakkının verilmemesinin izah edilebilir mantıklı bir açıklaması olamaz.

Türkiye'yi işgalci olarak gören ve Türkiyeli Türkleri işgal ordusunun neferleri gibi değerlendiren Annalist partiler ve yandaşları 14 Aralıktan sonra “Türk askeri ile birlikte TC'li Türkleri Türkiye'ye göndereceklerini” açıkça ifade etmektedirler.

Şimdi özetle Türkiye Cumhuriyetinden KKTC'ye gelen Türklerin durumlarına göz atalım.

KKTC'de yaşayan Türkiye'li Türkler;
- Sadece kol güçlerini kullanan kalabalık ırgat takımıdır,

- Bürokraside isteği en sona bırakılan, yapılmayan ve binbir türlü engele takılan ikinci sınıf vatandaşlardır.

- Genellikle belediyelerde çöpçü ve şoför statüsünün üzerine çıkarılmayan çalışanlardır. Devlet dairelerinde,odacı, kapıcı, şoför ve sıradan memur derecesinin üzerine çıkarılmayan kişilerdir. Toplam nüfusun yarısı Türkiye'li olmasına rağmen 14.700 devlet memurunun sadece %2'si Türkiye'lidir.

- Mevcut oy oranı Kıbrıs kökenlilere yakın olmasına ve seçim dengelerini yönlendirecek önemli bir oy potansiyeline sahip olmalarına rağmen çeşitli siyasi baskılar, para ve iş vaadi veya işten çıkarma tehdidi gibi oyunlarla her seferinde gücü yönlendirilen kesimdir.

-Birlik kurup güç haline gelmeleri hükümet politikalarıyla engellenen, parçalanıp bölünerek gücüne engel olunan kesimdir.

-Seçim dopingi yapılarak yalnız seçim öncesinde önemsenen, iki seçim arasındaki zaman süreci içinde elindeki arsası ve tarlası küçültülen, evi elinden alınan ve bütün bu yapılanları şikayet edecek bir makam bulamayan sahipsiz bir kesimdir.

-1975 yılından günümüze kadar KKTC'ye Türkiye'den gelen sayısız etkili ve yetkili bürokratın temas etmekten özellikle kaçındığı, derdinin sorulmadığı ve adam yerine koymadığı bir kesimdir.

-Milletvekili olurken “Vatanın bölünmez bütünlüğü” için yemin eden Rum yanlısı miletvekillerinin maaşını vergileriyle ödeyen, itiraz hakkını yansıtmayan, tepkisini gösteremeyen adeta narkozla uyuşturulmuş bir kesimdir.

-Sayıları Kıbrıs kökenlilerle eşit olmasına rağmen KKTC Meclisinin 50 Milletvekilliğinden sadece üç tanesini alabilen bir kesimdir.

-Şehid olarak, gazi ünvanını taşıyarak KKTC Devletinin kurulmasını sağlayan, buna rağmen kendi öz topraklarında ikinci sınıf vatandaş muamelesi görerek horlanan sıradan bir kalabalıktır Türkiye Cumhuriyeti kökenli Türkler.

Bu uygulama ve sonuç ne yazık ki bu küçük ülkede görev yapan T.C resmi görevlilerinin gözleri önünde meydana gelmiştir. Adanın tamamını Yunan toprağı yapmak için binbir dolap çeviren Helenizm yandaşları bu durumu sevinçle karşılamakta ve ayrılığın derinleşmesi için ellerinden geleni yapmaktan çekinmemektedir.

Sonuç olarak; KKTC'de yaşayan Kıbrıs Türk Toplumu birdir. Bütündür. Burada yaşayanların tamamı Türkiye ve Anadolu kökenlidir. Et ve tırnak gibi birbirinden ayrılmaz bir uzuv gibidir. Aksini düşünmek abesle iştigâldir.

Şimdi önümüzde seçimler vardır. Her seçim bir umuttur. Yeni bir gelecek için ışık kaynağıdır. Bu ışık bugün KKTC'de vardır. Aramasını bilen gözler bulacaklardır.

Ben 14 Aralık 2003 seçimlerini kazanacak partilerin birinci ve temel görevlerinin KKTC Türk Toplumunu tek bir millet olarak kucaklamak olduğunun bilincini taşıdıklarına inanmak istiyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
6 Kasım 2003 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale