20 ŞUBAT 2017 PAZARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net



Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






KKTC seçimlerinde Rauf Denktaş faktörü ne kadar geçerli? (KKTC-13)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 5 Kasım 2003 Çarşamba 

“Efendiler! Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece bu bölgenin (Akdeniz Bölgesi’nin) ikmal yollari tıkanmıştır. Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu ada bizim için çok önemlidir.”
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk)

Denktaş'ın Türkiye'deki çabaları Kıbrıs sorununa çözüm getirecek mi...

Kıbrıs kelimesi telâffuz edildiğinde akla ilk gelen isim Cumhurbaşkanı Sayın Rauf R.Denktaş'tır. Denktaş ismi Kıbrıs ile bütünleşmiştir. Kıbrıs Türk Toplumunun bağımsızlık mücadelesinin her safhasında Denktaş vardır. 29 yıllık mutlu, huzurlu, özgür ve demoktatik yaşamın tamamı onun liderliğinde hayat bulmuştur. 1974'te doğan nesil yaşantısının tamamında Denktaş'ı lider olarak görmüştür.

Bu neslin eski ve yeniyi karşılaştırma şansı yoktur. Onlar daima huzur ve güven içinde yaşamışlardır.

Benim KKTC'de bugün gördüğüm manzara şudur. Yenilik, değişiklik ve çözüm adı altında bilmeden, belkide macera arayan bu neslin aklını çelerek oylarını toplamak adına, şanlı bir geçmiş ve şerefli bir mücadele karalanmak istenilmektedir.

14 Kasım 2003'te KKTC Milletvekilliği seçimleri yapılacaktır. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın bu seçimlerle doğrudan bir ilgisi yoktur. Fakat bugün koalisyon hükümetinde Başbakan Yrd. ve Turizm Bakanı olan oğlu Serdar Denktaş'ın Demokrat Partisini desteklediği kamuoyu tarafından bilinmektedir. Bu siyasi ilişki ile birlikte muhalefetin genç tabanı tarafından doğduklarından beri lider olarak tanıdıkları Rauf Denktaş, KKTC'de iyi gitmeyen her şeyin sorumlusu olarak algılanmaktadır. Ve bunun neticesi olarak iktidara yönelik bütün saldırıların muhatabı olarak Sayın Denktaş hedef alınmaktadır.

Seçimlerden sonra Annalist Partiler CTP Başkanı Mehmet Ali Talat'ı "GÖRÜŞMECİ" olarak atayacaklarını açıkça ortaya koymaktadırlar. "GÖRÜŞMECİ TALAT" ibaresi birleşik sol cephenin en önemli sloganı haline gelmiştir.

Denktaş neden statükocu iktidarın yapamadıklarının tek sorumlusu olarak görülmektedir? Muhalefet bunda haklı mıdır? Bu efsanevi lider neden saldırıların hedefi olmaktadır?
Bunlar cevabı zor sorulardır.

Denktaş ismi Türk Kamuoyu tarafından uluslararası arenada Kıbrıs davasını şiddetle savunan büyük bir lider olarak bilinmektedir. Bu doğrudur. Rauf Denktaş, Kıbrıs Rumları ve Yunanistan'ın oyunlarını çok iyi bilmektedir. Bunlara karşı kendi toplumunun haklarını her zaman ve her plâtformda başarıyla savunmaktadır. Çok çetin bir müzakerecidir. İyi bir hukukçu ve diplomasi cambazıdır. Bu güne kadar tek başına uluslararası camiada Kıbrıs Türk Toplumunu başarı ile temsil etmiştir. Halen KKTC'de kendisinden iyi bu görevi başaracak ikinci bir şahıs mevcut değildir. GÖRÜŞMECİ TALAT ismi ise insanları sadece güldürmektedir.

14 Nisan 2000 tarihinde Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce yazdığım bir yazıda Denktaş'a karşı aday olanları şiddetle kınamış ve Denktaş varken Denktaş'a karşı aday olmanın anlamsızlığını ve imkansızlığını vurgulamaya çalışmıştım. Bu fikirlerimi asla değiştirmiş değilim. Fakat bu defa Sayın Denktaş'a yapılan saldırıların rengi ve dozajı biraz farklı. Günlerdir KKTC halkı arasında araştırıcı bir gözle dolaşıyorum. Halkın hemen her kesimi ile bire bir görüşerek ana fikirlerini anlamaya çalışıyorum.

Kıbrıs Türk Toplumu arasında Denktaş'ı bugün içine düştükleri ekonomik zorluklar ve adaletsiz uygulamaların tek sorumlusu olarak görenlerin sayısı hiç de küçümsenecek kadar az değil. Denktaş'ı dış politikada istisnasız tek lider olarak görenler iç politikada onu yeterince başarılı bulmuyorlar. Ve hatta bugün içine düştükleri durumun tek sorumlusu olarak kendisini görüyor ve suçluyorlar.

KKTC halkının güncel sorunu ANNAN Plânı değil. Bu Plân, birkaç politikacı ve teknik adam dışında halkın pek ilgisini çekmiyor. Onlar kan dökerek, can vererek aldıkları bu topraklardan plân oyunları ile asla vazgeçilmeyeceğini iyi biliyorlar. Türk askerinin ayrılması ve Türkiye'nin garantörlüğünün kalkması ile başlarına neler gelebileceğini de iyi biliyorlar. Bu bakımdan kimden destek alırlarsa alsınlar, ABD, İngiltere ve AB ne kadar çalışırsa çalışsın, ne kadar para dökerek adam satın alırlarsa alsınlar, birleşik şer cephesinin kesinlikle başarılı olamayacağına inanıyorlar.

Halkın en önemli derdi her alanda sürdürülen adaletsiz uygulamalara son verilmesidir. Ülkenin kötü yönetilmesinden kaynaklanan ekonomik dar boğazların aşılmasıdır. İktidarın kendi yandaşlarını nemalandırmaktan vazgeçip, bütün halkın refah ve mutluluğunu sağlayacak uygulamalar sergilemesidir.

Oysa bugün KKTC seçimleri halkın bu haklı isteklerine cevap verecek güvenilir ve yetenekli kişilerin Meclise sokulması yönünde gelişmemektedir. Seçimler; ülkeyi kayıtsız şartsız Türkiye'den koparıp AB adına Yunanistan'a bağlayacağını haykıran, Kurtuluş Mücadelesi'nin efsanevi lideri Sayın Denktaş'a HAİN damgası vuran, ve ANNAN PLANINA EVET diyen bir sol muhalefet ile ülkeyi bunlara teslim etmeyeceklerini ve ANNAN PLANINA HAYIR demeye devam edeceklerini söyleyen iktidar arasında adeta bir referandum ortamına dönüşmüştür.

Halkın gündeminde her iki konuda yoktur. Halk daha iyi yönetilmek istemektedir. Halk sol muhalefete kızgın olduğu kadar tutarsız ve dengesiz uygulamaları ile bu sol muhalefeti yaratan statükocu iktidara da karşıdır. Şimdi iki ara bir derede kalmıştır. Kafaları karışmıştır. Kendilerine iş, aş ve güven dolu bir ortamı temin edecek kişileri ve partileri aramaktadır.

İşte bu ortam içinde Sayın Denktaş Türkiye'yi karış karış gezerek ANNAN Planına karşı olduklarının gerekçelerini anlatmaktadır.

Denktaş diyor ki; "Uluslararası antlaşmalarla Türkiye'ye ve Kıbrıs Türkleri'ne verilen hakları ortadan kaldırıp, Kıbrıs'ı Yunanistan'a veya Rum'a mal etmek için başlatılan bir mücadelede Kıbrıs Türkleri haklarını korumuştur. Türkiye, insanlık adına evlatlarını feda ederek büyük katliamı önlemiştir. Memlekete barış ve demokrasi getirmiştir. Buna rağmen, Yunanistan'ın sanki hiçbir şey yokmuş gibi, bütün suç onda olduğu halde, dünyanın Türkiye'nin üzerine yönelip, (Hallet, Avrupa Birliği'ne ancak o şekilde girebilirsin) diye Türkiye'den Kıbrıs'ı bağışlaması ve Kıbrıs'tan elini çekmesini istemeleri herkesi öfkelendirmektedir, heyecanlandırmaktadır, haksızlık karşısında direnişe geçmelerini sağlamaktadır. Biz hak ve adalet istiyoruz, özgürlüğümüze dokunmamalarını istiyoruz. Biz devletimize dokunmamalarını, egemenliğimizi istiyoruz. Eğer bir KKTC doğmuşsa bunun yapımcısı, bunun nedeni Rumların bütün Kıbrıs'a sahip çıkmak için kan akıtmaya başlamalarıdır. Ve Kıbrıs Türkleri'ni yenememiş olmalarıdır. Dolayısıyla Kıbrıs ikiye bölünmüşse, Kıbrıs'ı Rum yapma eyleminden Yunan yapma eyleminden kaynaklanan bir bölünmedir. Hak ve adalet bizden yanadır, uluslararası antlaşmalar bizden yanadır. Bunların kabul edilmesini istiyoruz. Amerika Kıbrıs meselesinde yanlı davranmakta ve 40 yıldır Rum tarafını meşru hükümet göstermektedir. Biz ABD'nin Rum hükümetini bizim başımıza buyruk kılmalarını kınıyoruz. Bundan vazgeçilmesini, Rumlara hiçbir zaman Kıbrıs Türkleri'nin hükümeti olamayacağını söylemelerini istiyoruz. Ve tekrar ediyorum, bu konuda baskı yapılacaksa Yunanistan'a yapılmalıdır. Uluslararası antlaşmaları çiğneyip geçen Rumlardır, Yunanlılardır."

Sayın Denktaş'ın bu konudaki söylemleri yüzde yüz doğrudur ve haklıdır. Türkiye bu konularda Sayın Denktaş'ı sonuna kadar destekleyeceğini belirtmiştir. Fakat bütün bu önemli toplantı ve konuşmalar ne yazık ki Kıbrıs Türk Toplumunun ilgisini çekmemektedir. Onlar Sayın Denktaş'tan kendi iç sorunlarına çare bulmasını istemektedir. Buna hakları da vardır.

Kanaatime göre; hayatını Türk Toplumunun mutluluğu ve gelişmesine adayan Denktaş'ın tarihi misyonu daha bitmemiştir. Türk toplumunun geleceğine verecek daha çok şeyleri vardır. Bunu engellemeye kimsenin hakkı ve gücü de yoktur.

Kıbrıs Türkü; üzerinde oynanan oyunları görmeli, bölmeye çalışanlara hakettikleri dersi vermelidir. Kimin önderliğinde daha iyiye ve daha güzele ulaşılacağının bilincinde olmalıdır.

Oynanan oyunları mutlaka bozmalıdır. Bozacaktır da. Sağduyu daima başarıyı getirecektir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
5 Kasım 2003 Çarşamba

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale