29 Nisan 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






KKTC'de siyaset oyunları ve kirlenen siyasi arena (KKTC-9)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 26 Ekim 2003 Pazar 

"Efendiler! Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece bu bölgenin (Akdeniz Bölgesi’nin) ikmal yollari tıkanmıştır. Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu ada bizim için çok önemlidir."
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk)

"Siyaset ve Siyasetçi" ülkelerin yönetiminde vazgeçilemez temel kavramlardır. Ansiklopedileri karıştırdığımızda "siyaset" kelimesinin karşısında"DEVLET İŞLERİNİ DÜZENLEME VE YÖNETME SANATIDIR" ibaresini buluruz. Bunun açık anlamı şudur; siyaseti herkes yapamaz. İstediği için herkes siyasetçi olamaz. Siyaset yapabilmek için ancak bir sanâtkar seviyesine erişmek, yani yaptığı işi en üst düzeyde gerçekleştirmek zorunluluğu vardır. Konuya bu mantıkla baktığımızda dünyadaki en zor ve en kompleks faaliyet olduğu bilinen devlet yönetimi işlerinin sıradan ve niteliksiz kişiler vasıtası ile yerine getirilemeyeceği gerçeği görünür.

Bilgisiz, kültürsüz, yeteneksiz, devlet ve millet geleneğini anlamamış, milli hasletlerini ve milli gücünü yeterince tanıma bilincine erişmemiş bir takım insanların her seçim döneminde meclise girmeleri ile bugün KKTC'de halkın güvenmediği ve kuşku ile karşıladığı "siyasi ahlak ve imaj" yaratılmıştır.

İşte bizi böyle düşünmeye iten olayların en yeni örneklerinden biri; 16 Ekim 2003 tarihli gazetemizde manşetten verdiğimiz bir haberi hatırlayalım.

"KKTC tarihinde 14 Aralık seçimleri önemli bir yer tutuyor. Bir tarafta kendilerini bugünkü umutsuz duruma düşüren ve bugüne kadar yaptıklarından bundan sonra yapacakları açıkça belli olan eskimiş statükocu yöneticiler, diğer tarafta kendilerini işgal altında tuttuğunu söyledikleri Türkiye'den kurtarıp AB adına Rum'a ve Yunanistan'a pazarlayan sol muhalefet cephesi arasında bocalayan sessiz seçmen çoğunluğu için bir umut ışığı doğdu. Oğuz KALELİOĞLU'nun Genel Başkanlığını yaptığı KAP (Kıbrıs Adalet Partisi'nin) öncülüğünde üç parti biraraya gelerek güç birliği oluşturdular. Bu güç birliğine Sayın Serdar Denktaş'ın Demokrat Partisinin de katılması bekleniyor. Bu birliktelik ile oluşan yeni cephenin partilerin kendi seçmenleri yanında % 30'u aşan kararsız seçmenlerin oylarını da toplayacağı değerlendiriyor. Reyini kendilerine adaletsiz bir ülke görüntüsü yaratan mevcut sağ iktidara tepkisini göstermek için bile bile ANNANCI Sol Muhalefete vereceğini bildiren sessiz çoğunluk artık eskisi kadar kararsız değil."

Kıbrıs'taki seçim arenasını yakından takip eden bir kişi olarak bu ittifakın meydana getirilmesinin bütün safhalarına bizzat şahit oldum. KKTC basınından önce Milliyetçi Adalet Partisi-Kıbrıs Adalet Partisi-Bizim Parti Genel Başkanlarının imzaladığı "MAP-KAP-BP SEÇİM İTTİFAKI PROTOKOLÜ" ile "MAP-KAP-BP ORTAK DEKLARASYONU" metinlerini 16 EKİM tarihinde gazeteniz Önce VATAN'da yayınladık. Her üç parti lideri televizyonlara birlikte çıktılar. Elele tutuşarak bu önemli birlikteliği KKTC halkına duyurdular. Bu haber gerçekten çok önemli ve sessiz çoğunluğun beklediği bir gelişme idi. Memnunlukla karşılandı.

Fakat kirlenen siyaset hemen kendini gösterdi ve ertesi gün devreye girdi. Annan Planı yanlısı söylemleri ile daha çok sol cepheye yakınlığı ile bilinen Adalet ve Barış Partisi Genel Başkanı eski Meclis Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu'nun partisinden milletvekili adayı Mehmet KÜÇÜK'ün (Fazıl Küçük'ün oğlu) sahibi olduğu HALKIN SESİ Gazetesinde şu haber çıktı.

"Milliyetçi Adalet Partisi, Bizim Parti ve Adalet ve Barış Partisi seçim ittifakı yaparak ADALET PARTİSİ adı altında biraraya geliyorlar. Kıbrıs Adalet Partisi' de istediği takdirde bu ittifaka katılabilecek."

Kuruluşu üzerinden çok kısa bir süre geçmesine rağmen üç aya yakın bir süredir sağda birlik çalışmalarının mimarlığını yapan ve üç partiyi biraya getiren KAP bu haber ile ittifakın dışında gösteriliyordu. Bu gibi olaylar KKTC için çok doğal karşılanıyor. Çünkü burada da siyaset yalan, dolan, entrika ve ekonomik çıkar sağlama üzerine inşa edilmiş.

Mevcut kirli siyasetin dışında kalmaya özen gösteren KAP Genel Başkanı Oğuz KALELİOĞLU, 21 Ekim'de yaptığı Televizyon açıklaması ve 22 Ekim'deki Basın Toplantısı ile olayların gelişmesini belgeler göstererek açıklamış ve kendilerinin kurduğu ittifakın halen devam ettiğini vurgulamıştır. İşte Kalelioğlu'nun konuya ilişkin söylemlerinden birkaçı;

"Siyasi liderlerin koltuk uğruna açıkça yalan söylediği ve bir gecede para ile satılarak taraf değiştirdiği bir ülkede, asla milletime verdiğim sözü unutmayacağım, hiç bir menfaat karşılığında yolumdan dönmeyeceğim ve size asla yalan söylemeyeceğim. Biz siyasetçiye olan güveni yeniden tesis etmek için yola çıktık. Daha işin başında yalan açıklamalar ve iftiralarla nasıl hedeflerimize ulaşabiliriz. Bizim yalancılarla işimiz olamaz. En hayati milli meselede siyaset ortaya koyamayan, Türkiye'nin yuhalandığı mitinglere katılarak tavrını belli eden Sayın Ertuğrul Hasipoğlu ile asla seçim ittifakına taraf olmayacağız. Mevcut olan MAP-KAP-BP SEÇİM iTTİFAKI'ndaki Sayın Genel Başkanlar eğer attıkları imzaya sadıklarsa buyursunlar yolumuza devam edelim. Yok onlar da yalan ve iftira ile siyaset yapmaya çalışan Hasipoğlu ile yola devam edeceklerse yolları açık olsun. Bizim attığı imzayı bir günde unutanlarla bir işimiz olamaz."

Sonunda İttifakın kurucusu KAP siyaset oyunları ile ittifakın dışında kaldı. Bu defa muhalefetteki sağ partiler; Adalet ve Barış Partisi (ABP), Milliyetçi Adalet Partisi (MAP) ve Bizim Parti (BP) arasında seçim ittifakı oluşturuldu. Bu yeni İttifakı oluşturan üç partinin genel başkanları MAP Genel Merkezi’nde düzenledikleri ortak basın toplantısında üzerinde uzlaştıkları temel ilke ve hedeflerini kamuoyuna duyurdular. Bu çerçevede hazırlanan seçime yönelik 9 maddelik protokol da basının huzurunda imzalandı. Protokola, ABP Genel Başkanı Ertugrul Hasipoğlu, MAP Genel Başkanı Ali Rıza Görgün ve BP Genel Başkanı Okyay Sadıkoğlu imza koydu. Üç parti seçime ayrı ayrı değil, Milliyetçi Barış Partisi (MBP) adı altında tek parti olarak gireceklerini duyurdu.

Bu yeni birliktelik ile KKTC'de 29 yıldır devam eden bir gelenek daha pekiştirilmiş oldu. Bu ülkede 29 yıldır her alanda sürdürülen Türkiyeli Türk ve Kıbrıslı Türk arasındaki ayrım bütün unsurları ile bir kere daha işletildi.

Mevcut siyasi partiler arasındaki tek Türkiye Cumhuriyeti kökenli olan Magosa'ya gazilik ünvanı kazandıran muhteşem savunmayı yaparak halkın heykelini diktiği Oğuz Kalelioğlu sadece Türkiye'li olduğu için dışarıda bırakıldı. Aslında operasyonun hedefi bu değildi. Operasyonun ana hedefi, KALELİOĞLU'nu Kıbrıs kökenlilerin Genel Başkanlığını yaptığı partiler altına sokarak partisinin dağılmasını sağlamaktı. Çünkü bunun benzerleri daha önce uygulanmış ve başarılı olunmuştu. Bugünde ayni operasyon yapılmaya çalışılmıştır.

Gelinen noktada Kıbrıs Adalet Partisi tek başına iktidar alternatifi olarak seçimlere katılacaktır. KAP'ın çok yeni bir parti olmasına rağmen büyük bir sinerji yakaladığı görülmektedir. Gittiği her yerde halkın büyük coşkusu ile karşılanan KALELİOĞLU'nun yarattığı güvenilir lider imajı bu sinerjinin kaynağını teşkil etmektedir.

Partiler milletvekili adaylarını açıklamaya başlamışlardır. Siyaset oyunları daha yeni başlamaktadır. Bakalım daha nelere şahit olunacaktır.

Sonuç olarak; KKTC'de bütün yönleri ile denenmiş, verebileceklerinin azamisini vermiş, gelecekten hiç bir beklentisi kalmayan eskimiş siyasetçilerin yerlerini aydın ve geleceğe ümitle bakan yeni siyasetçilere devretme zamanı gelmiştir. Ülkeyi içinde bulunduğu ortamdan çıkartacak ve siyasi ahlâk kavramını lâyık olduğu düzeye taşıyacak kadroların önü mutlaka açılmalıdır. Siyaset ivedilikle bir kaç kişinin tekelinden çıkartılıp geniş halk kitlelerinin katılımı ile güçlendirilmelidir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
26 Ekim 2003 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale