14 KASIM 2018 Çarşamba

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor, sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






İŞTE BAYRAM
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Her milletin kendine mahsus gelenekleri, kendine mahsus adetleri, kendine göre milli hususiyetleri vardır. Hiçbir millet aynen diğer bir milletin taklitçisi olmamalıdır. Çünkü böyle bir millet ne taklit ettiği milletin aynı olabilir, ne de kendi milliyeti içinde kalabilir. Atatürk (1923)

 21 Ağustos 2018 Salı 

Değerli dost ve kardeşlerim ile tüm milletimizin Kurban Bayramını candan kutluyor ve hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Bayramlar milletimizin birlik, beraberlik ve bütünlüğünün pekiştirildiği, dostlukların sağlamlaştırıldığı, gelenek ve göreneklerimizin en üst düzeyde yaşandığı, yani millet olma vasıflarımızın yeniden hatırlandığı özel günlerdir.

Bayramlar kesinlikle tatil ve dinlenme günleri değildir. Aksine geleneksel ziyaretler dolayısıyla son derece yorucu geçen günlerdir. Ama getirdiği büyük haz ve zevk bütün yorgunluğumuza bedeldir.

Dini bayramlarda yıllardır süregelen uzatılmış tatil uygulamaları sonucunda milletimiz adeta tatile adapte olmuştur. İnsanlarımızın psikolojisi ve günlük yaşamlarındaki sosyal bakış açıları değişmiştir.

Bayramda olması gereken akraba, dost ve komşularla kaynaşılması, büyüklerin ziyareti, yardımlaşma ve komşular arası dayanışma yavaş yavaş kalkmıştır. Önce büyüklerimiz tatil yörelerine ve yazlıklarına kaçtılar. Bunu gören küçükler de aynen taklit ettiler. Şimdi bayram denilince tatil ve evden uzaklaşmak akla geliyor. Acı ama gerçek şu ki; kökleşmiş geleneklerimiz gözlerimizin önünde teker teker yok oluyor.

Deniz ve göl kıyılarımız, kıyılara bakan bütün tepelerimiz, orman içlerimiz; kibrit kutusu gibi birbiri üstüne binmiş sayısız evle doldu. Yazlık almak, hatta mümkünse birkaç tane almak çok moda oldu. Çevreme baktığımda yazlık tatil evlerinin sayısı devamlı oturulan evlere yakın olduğunu tahmin ediyorum.
Yılda ortalama en fazla 1-2 ay kalınabilen bu evlerde her türlü konfor ve medeni gereç mevcut. Telefon, beyaz eşya ve modern mimarinin bütün süslü imkanları düşünülmüş. Bu şekilde sadece dinlenmek ve eğlenmek için gerçekleştirilen çarpık bir yapılaşmaya milli geliri bizimkinin on katı olan ülkelerde dahi rastlamak mümkün değildir.

Büyük bölümü ile deprem kuşağında yer alan ülkemizde; bu üçüncü sınıf malzeme ile inşa edilerek, boya ile süslenen binlerce binanın insanlarımıza mezar olduğunu 17 Ağustos 1999 depreminde gördük.

Milli servetimiz; tatil hevesi yüzünden şehirlerden tatil köylerine taşındı. Bu taşınma ile birlikte gelenek ve göreneklerimiz, Türkün kendine has milli hasletleri de giderek kaybolmaya başladı..

Keşke, bu turizm açısından eşsiz değerdeki bölgelerimizdeki tatil evlerine sahip olmak için yapılan tasarruflar yararlı yatırımlara ve üretime yönelik iş alanlarına yönlendirilebilseydi..

Keşke, insanlarımız dinlenmeye ve yan gelip yatmaya değil de, çalışmaya ve tasarrufa teşvik edilebilseydi. İşte o zaman milli gelirden alınan paylarımız daha yüksek olurdu.

Dini Bayramlarımızı bayram gibi yaşamanın köklü millet olmamızın önemli bir göstergesi olduğuna inanıyorum. Çünkü; Dini Bayramlarımız; neşenin, sevincin, karşılıklı sevme, sevilme ve insanları sevindirme duygularının doruğa çıktığı, toplumun milli birlik ve dayanışma duygularının zirveye ulaştığı önemli günlerdir.

Bu güzel bayram günlerinde; Aile büyüklerimizi ve özellikle anne ve babamızı, yaşlı ve bakıma muhtaç yakınlarımızı, hastalarımızı, komşularımızı, akraba ve dostlarımızı ziyaret etmeliyiz. Kendilerini hatırladığımızı gösterecek küçük hediyelerle onların gönüllerini hoş ederken hayır ve dualarını almalıyız. Kimsesiz fakirleri, aciz durumdaki dul ve yetimler ile çocukları sevindirmeliyiz.

Dini Bayramlarımızı, geçen bin yıl içinde sosyal yaşantımızı şekillendiren ve Türk kimliğinin oluşmasına katkısı olan müstesna günler olarak görüp bu günlere ilişkin gelenek ve göreneklerimize sahip çıkmalıyız.

Bunları gelecek nesillere taşımayı dini bakımdan olduğu kadar vazgeçilemez milli görev olduğunu kabul etmeliyiz..


Dr. Tahir Tamer Kumkale
21 Ağustos 2018 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale