25 Mart 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Türk askeri Irak'a neden gidiyor?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 9 Ekim 2003 Perşembe 

"Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini, iç ve dış her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an yapmaya hazır ve hazırlanmış olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır."
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1938)

1 Mart'ta Meclise getirdiği Irak’a Asker Gönderme Tezkeresini kabul ettiremeyen Ak Parti Hükümeti bu defa tekrar Türk askerinin Irak’a gönderilmesi için Meclisten izin istedi ve bu izni aldı.

Hazırlanan Tezkere Metni Bakanlar Kurulunda hiçbir itiraz görmeden imzalanarak 6 Ekim’ de TBMM’ne sunuldu. Gönderilecek asker sayısının belirtilmediği tezkerede, “Barış askeri” diye bahsedilen Türk askerinin kendi “milli komuta” yapısı içinde görev yapacağının altı çizildi. “Türk askerinin işgalin sürdürülmesine yardımcı bir askeri unsur olarak Irak’a gitmeyeceği” konusu da tezkerede yer aldı.

Cumhurbaşkanı Sezer’ in son yaptığı TBMM açılış konuşmasındaki “Uluslararası meşruiyetin gerçekleşip gerçekleşmediğine Meclis karar verir.” uyarısını dikkate alan hükümet, yetki yerine izin isteme yoluna gitti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan imzalı 4 sayfalık tezkere ve gerekçesi, bu yüzden Anayasanın ‘savaş hali ve silahlı kuvvet kullanılmasına izin vermeyi’ düzenleyen 92. maddesine dayandırıldı.

Tezkere metninde;
-Gereği, kapsamı, sınırı ve zamanı hükümet tarafından belirlenecek şekilde, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarının Irak’ta güvenlik ve istikrara katkı yapmak amacıyla Irak’a gönderilmesine ve bu kuvvetlerin görev ve kullanılmasına ilişkin gerekli düzenlemelerin hükümet tarafından yapılmasına Anayasanın 92. maddesi uyarınca 1 yıl süreyle izin verilmesi,

-Türkiye'nin Irak'ın yeniden yapılandırılmasında üzerine düşen katkıyı yapmasının kaçınılmaz milli bir sorumluluk olduğu,Türkiye'nin kendi güvenliği ve temel çıkarlarını haleldar edecek gelişmelere kayıtsız kalamayacağı, bunun aksinin basiretli ve sorumlu bir siyasi yaklaşım olmayacağı, ifadelerine yer verildi.

Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, tezkerenin gerekçesini basına şöyle açıkladı:

“Irak’ta meydana gelen gelişmelerden ister olumlu, ister olumsuz, en evvel ve en fazla etkilenen ülke Türkiye’dir. Orada olumsuzluk olursa; kargaşa, sıkıntı varsa, en başta turizm olmak üzere bizim pek çok politikasına olumsuz yönde etki ediyor. Irak konusunu, Irak’a komşu olmayan bir ülke gibi algılayamayız, olup bitenlere bigane kalamayız.

Türkiye Irak’a sadece asker olarak değil, mühendislik hizmetlerinden sağlık hizmetlerine varıncaya kadar devletin diğer birimleri olarak da gittiğini ve gitmek istediğini söyledi. Bunlar için izin almanın gerekmediğini, izin konusunun doğrudan doğruya Irak’a asker gönderilmesi ile ilgili olduğunu" kaydeden Çiçek, "Irak’ta barış ve huzur açısından sıkıntı olduğu için gidecek kuvvetlerin kompozisyonunun ister istemez maksadın teminine uygun bir yapıda olacaktır” dedi.

Daha önce tezkereyi reddeden TBMM’nin bu defa Ak Parti oylarıyla “EVET”dedi.Şimdi gelelim konunun özüne ve bu uygulama hakkındaki düşüncelerimize.

Türkiye sahip olduğu milli güç unsurları ve tarihi ve kültürel kazanımlar ile bölgesindeki olaylara seyirci kalamaz. Bize rağmen bu bölgede bizim içinde bulunmadığımız politikalar üretilemez. Üretilir ise sonuç vermez. Bunun altını öncelikle çizelim.

Bugün istesek te istemesek te ABD Irak’ta komşumuz olmuştur. Irak’ta Irak değil, ABD bayrağı egemendir. ABD ve İngiltere hiçbir uluslar arası kurala dayanmadan Irak’ı ordularıyla işgal etmiştir. Irak ordusu yenilmiştir. Fakat savaş devam etmektedir. Çünkü halk yenilgiyi kabul etmemiştir. İki taraf Silahlı Kuvvetleri arasında silahlı çatışmayı durduracak Ateşkes Antlaşması yapılmamıştır. Barış Antlaşması yapılmamıştır. Şu anda tipik bir askeri işgâl vardır. Nitekim Birleşmiş Milletler bugün Irak’taki mevcut statüyü askeri işgal olarak nitelendirmektedir. Irak’ta savaş ve savaşan taraflar vardır.

Türk askerinin görevi Atatürk ‘ün yukarıdaki sözü ile belirtilmiştir. Askerin asli görevi savaşmaktır. Savaş hasım iki ülke arasında yapılır. Türk askeri Irak’a Iraklılar ile savaşa mı gitmektedir? Türkiye Irak’a savaş mı açmıştır. İşte bu sorunun cevabı bulunmadan bölgeye gidersek bunun sonuçlarını İslam dünyasına, Arap ülkelerine ve nihayet bölgede yaşayan komşularımıza nasıl anlatacağımız herhalde düşünülmüştür.

Bu bölgede biz hancıyız. ABD ve İngiltere yolcudur. İşlerini bitirince gideceklerdir. Bölgede biz bin yıldır birlikte yaşadığımız milletlerle yine bir arada yaşayacağız. Bunun için bölge ülkeleri ile gerekli diyalog yapılmadan uygulanacak asker gönderme işlemi, biz her ne kadar “Irak’ın yeniden yapılandırılmasına katkıda bulunmaya gidiyoruz” desek dahi bunu çevreye anlatmamız mümkün değildir. Peki biz çevreye sormadan bir şey yapamaz mıyız? Mutlaka yaparız. Ama uzun vadede bunun sıkıntılarını yine biz çekeriz.

Bugün bölgeye gönderilecek Türk Askeri’nin Irak halkı tarafından çiçeklerle değil silahla ve ateşle karşılanacağı kesindir. Nitekim Tezkerenin TBMM’ne sunulduğu haberinden birkaç saat sonra Irakta Türk kamyonlarının bulunduğu 10 araçlık bir konvoya saldırıldığı, araçların yakıldığı ve Türk şoförlerinin linç edilmek istendiği dair görüntüler Televizyonlarda yer aldı. Ama gündemin ana maddesi olan Orman yangınlarının dumanları arasında görülmedi.

Kanaatime göre Türkiye “asker gönderme”kararı ile yine büyük ve altından kalkamayacağı bir yanlış yola girmiştir. Türk Askerinin değil, Türkiye’nin Irak’ta bütün milli güç unsurları ile birlikte yer alması elzemdir ve kaçınılmazdır. Türkiye Irak’ı yeniden yapılandırmayı gerçekten düşünüyorsa, bunun için bütün imkanlarını seferber etmelidir.

Doktorunu, öğretmenini, hukukçusunu, din adamını, mühendisini, tüccarını yani bütün gücünü Irak’a göndermelidir. Askerler bu gücün Irakta istikrar sağlanıncaya kadar emniyetini sağlamak için orada bulundurulmalıdır. Türkiye bu bölgeyi ve insanlarını tanıyan, kültürler arası diyalogu en iyi tesis edebilecek ve bölge barışını sağlayıp bunun uzun süreli idamesini kontrol edebilecek dünyadaki tek ülkedir. Fakat bu dizayn yapılırken bulunulan taraf önemlidir. Ortadoğu apartmanında oturan ev sahipleri ile bu apartman yönetilmelidir. Kiracılarla apartmanı yönetmek oldukça risklidir. Yarın kiracılar taşındığında ev sahipleri ile baş başa kalınacaktır.

Türkiye Irak’a asker göndermekle şu anda sahip olduğu en güçlü silahını ateşe atmaktadır. Bugün Irak’ta ABD askerlerine yönelik saldırıları sadece Iraklılar değil İslam alemi desteklemektedir. Şimdi bu saldırılar şimdi doğal olarak işgalci olarak görülecek Türk askerlerine yönelip şehit cenazeleri birbiri ardına gelmeye başlayacaktır.

Sonuç olarak; Hükümet, Türk kamuoyuna asker göndermenin gerekçesini anlatamamıştır. Asker gönderme kararını müteakip borsanın 2000 puan birden artmasının sebepleri hakkında da halkımız bilgilendirilmelidir. Sokaktaki çoğunluk hâlâ Türk askerinin 8.5 milyar dolarlık krediye satılmış olduğunu düşünmektedir. Bunun böyle olmadığı halka anlatılmalıdır. Gidecekler onların çocuklarıdır. Çocuklarının neden öldüğünü bilmeleri de en doğal haklarıdır.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
9 Ekim 2003 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale