23 Nisan 2017 PAZAR

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






KKTC KAP'lanıyor (Kıbrıs Adalet Partisi)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 23 Eylül 2003 Salı 

"Efendiler! Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece bu bölgenin (Akdeniz Bölgesi’nin) ikmal yolları tıkanmıştır. Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu ada bizim için çok önemlidir"
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk)

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkının kafası Aralık 2003’te yapılacak Genel Seçimler dolayısıyla karma karış. Halkın kafasını karıştıran ise, Avrupa Birliğine üyeliği onanan Güney Kıbrıs Rum yönetimine kayıtsız şartsız ülkeyi teslim etmeyi vadeden muhalefet partilerinin tam bir teslimiyet içeren beyanları. Bunun yanında 29 yıldır yönetim kademesinde olup, kendileri için bugüne kadar iyi bir şey yapmadığına inandıkları iktidar partilerinin beceriksiz tutumları, çıkmayan sesleri ve biten heyecanları sonunda halkın siyasilere ve siyasete olan güveninin bitmesi de bir diğer etken. Ve süren beceriksizlikler bugünkü karmaşayı yarattı.

Ayrıca seksen yıla yaklaşan ömrünün tamamını Türk Toplumunun güçlenmesine ve özgürlük mücadelesine adamış efsanevi lider Cumhurbaşkanı Sayın Rauf DENKTAŞ’a yapılan haksız ve acımasız eleştirilerle her geçen gün maneviyatı bozulan Kıbrıs Halkı ne yapacağını bilemez durumda. Değil istikbâlini, eline düştüğü siyaset bezirganlarının çığırtkanlıklarından bir gün ötesini dahi aydınlık görmüyor. Göremiyor.

İşte bu karanlık günlerde kargaşa ortamındaki Kıbrıs’ta yeni bir güneş doğdu. Doğan güneş yavaş yavaş bütün adayı kaplamaya ve ısıtmaya başladı. Adayı KAP’layan Güneş ise Kıbrıs Adalet Partisi. KAP’lama ifadesini, Kıbrıs Adalet Partisi’nin kuruluşunun daha ikinci ayında olmasına rağmen Kıbrıs Türk halkının umudu haline gelmesinden ve kendilerini içine düştükleri güven bunalımından kurtaracak yegâne ümit ışığı olarak konuşulmaya başlandığını görerek özellikle kullandım.

Evet KAP, K.K.T.C’ ni kaplamaya devam ediyor. Nedir bu KAP biraz bilgi verelim. KAP (Kıbrıs Adalet Partisi); Kıbrıs’ı içinde düştüğü güven bunalımından ve kargaşa ortamından kurtarmak için bir araya gelen 5000 kadar vatansever Kıbrıs Türkünün Gazi Magosa’ya heykelini diktikleri halk kahramanı Kıbrıs Gazisi, Emekli Topçu Kurmay Albay Oğuz KALELİOĞLU Genel Başkanlığında kurdukları bir siyasi partidir.

Çok kısa bir geçmişi olmasına rağmen sağduyu sahibi Kıbrıs Halkının KAP’ı hemen benimsediği ve sahiplendiği görülmektedir.

KAP Genel Başkanı Oğuz KALELİOĞLU kimdir?; Oğuz KALELİOĞLU sıradan bir siyasetçi değildir. Tam otuz bir yıl Türk Silahlı Kuvvetlerine hizmet etmiş yetenekli, bilgili, cesur ve sağduyu sahibi bir asker, devlet adamında bulunması gereken bütün nitelikleri üzerinde bulunduran bir toplum lideridir.

Oğuz KALELİOĞLU’ nu Star Gazetesi yazarı Saygı ÖZTÜRK’ ün gazetedeki köşesinde yayınlanan “İŞTE O ASKER ,İŞTE O HEYKEL” başlıklı yazısından bazı bölümler alarak tanımaya çalışalım.

Kıbrıs'ta heykeli dikilen komutan, Şanlı direnişi Saygı Öztürk'e anlattı. 'Üsteğmen Sadi Oğuz.' Ya da gerçek kimliğiyle Tarih Öğretmeni Oğuz KALELİOĞLU. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Magosa' ya 'Gazi' unvanı verilmesini sağlayan direnişin isimsiz kahramanı. Şimdi Emekli Kurmay Albay ve öğretmen olan Kalelioğlu, kendi heykeli önünde Star'a konuştu...

Kıbrıs'ta Rumlar azmış... Türkler'i atmak için her türlü yola başvurdukları günlerde, Kıbrıs'ın Magosa kentinde bulunan Namık Kemal Lisesi'ne Türkiye tarafından gönderilen Tarih öğretmeni Sadi Oğuz Bey göreve başlıyor. Bu öğretmen diğerlerinden hayli farklı. Milli duyguları geliştirici ateşli konuşmalar yapıyor, Kıbrıs Adası'nın önemini vurguluyor, Rum saldırılarına karşı mücadelenin gerekliliğinden söz ediyordu. Lise öğrencileri ve öğretmenler arasında gizli bir çalışma yürütüyor, bazılarıyla geceleri de bir araya geliyordu.

20 Temmuz 1974 Barış Harekatı'nın başladığı gün, öğretmen Sadi Oğuz, o güne kadar gizlediği üniformasını giyiyor, ateşli konuşmalar yaptığı gençlerin, öğretmenlerin karşısına, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin genç bir subayı olarak çıkıyordu. O öğretmen, Magosa'ya 'Gazilik' unvanı verilmesinde büyük yararlılıklar gösteren ve Silahlı Kuvvetler' den Kurmay Albay rütbesiyle emekliye ayrılan Oğuz Kalelioğlu' ydu.

Rum Milli Muhafız Ordusu, Türkler'in adaya Magosa açıklarından çıkacağını sanıyordu. O yüzden Magosa'da Yunan komutanların yönetiminde en güçlü tugay ve alayları vardı. Harekat başlamış, ancak Magosa'ya gelinememişti. Türkler kale içine sığınmış, etrafı yüksek surlarla çevrili Magosa Kalesi'nin etrafı General Kostantin Corcakis komutasındaki Rum Muhafız Ordusu tarafından kuşatmaya alınmıştı. BM Barış Gücü irtibat subayı aracılığıyla Türkler'in teslim olmasını, yoksa katliam yapacaklarını belirtiyordu... Amacı, Magosa sancağını saf dışı bırakıp bütün kuvvetleri Girne' ye sevk etmekti.

Barış Gücü Komutanı olan yarbay, aslında Türk dostu idi. Yunanlıların bölgede 8 binden fazla kuvveti, 96 havan mevzisi, tank ve zırhlı kariyer taburu, topçu taburu, uçaksavar bataryaları vardı. Türk tarafının 250 piyade tüfeği, patates çuvalları içinde sokulan 3 havanı bulunuyordu. Barış Gücü Komutanı, bu güç karşısında savunmanın mümkün olamayacağını vurguluyordu.

Magosa Mücahit Tabur Komutanı Üsteğmen Sadi Oğuz (Oğuz Kalelioğlu) sur dibindeki seferi karargaha geliyor ve teslim olmalarını isteyen BM Barış Gücü Komutanı ile konuşuyor: 'Bizi buraya gönderen Yüce Türk Devleti düşmanı çok görünce 'Teslim olun' demedi. Bilakis sonuna kadar çarpışmamızı ve gerekirse şehit olmamızı emretti.”

Saygı Öztürk’ün yazısı, Magosa’yı bir avuç Kıbrıs Türkü ile cansiperane savunarak teslim etmeyen Oğuz KALELİOĞLU’ nun bu kahramanlığının nişanesi olarak Magosa girişinde Magosa Halkının hediyesi olarak heykelinin nasıl dikildiğini anlatarak son bulur.

2003 yılında Kıbrıs Türk Halkının yeniden haçlı kuşatması altında olduğunu gören ve kendisini göreve davet eden eski silah arkadaşlarının teklifini olumlu karşılayan Oğuz KALELİOĞLU’ nu bu defa üniformasız olarak, siyasi mücadelenin içinde parti başkanı olarak görüyoruz.

Saygı Öztürk, bu milli kahramanımızı Magosa’daki heykel vasıtası ile tanımış ve tanıtmaya çalışmış. Çalışmış diyorum. Çünkü O’nun bu ülke için yaptıklarını bir kaç sayfa ile anlatmak mümkün değildir. KALELİOĞLU’nu biraz daha tanıyalım.

Hafızam beni 1 Ocak 1975 sabahına götürdü. Sisli ve puslu bir kış gününde Magosa limanına yanaşan ERKİN Çıkarma Gemisinden karaya ayak bastığımda Kıbrıs gazilerini değiştirmeye gelen bu ilk asker kafilesini karşılayanların içinde bulunan, işte O heykel'deki kahraman Sadi Oğuz Bey'in vakur ve heybetli çehresini hatırladım. O soğuk kış günü bu kahraman vatan evlâdı sınıf arkadaşımı kucaklarken duyduğum gurur ve sevinci unutmam asla mümkün değildir.

Soykırım eşiğine gelen mazlum Kıbrıs Türk Halkı kendisine hürriyetlerini kazandıran Türk Ordusunun bu mümtaz evlâdının yaptıklarını unutmamıştır. Bu kahraman subayımızı efsaneleştirmiş, şiir ve hikayelerine konu etmiş, yaptıklarını evlâtlarına gururla anlatmıştır. Ve nihayet bu kardeşimizi kendileri için yaptığı unutulmaz hizmetlerinden dolayı kutsallaştırmış ve Gazi ismini verdikleri şehirlerinin girişine heykelini dikmek suretiyle ölümsüzleştirmiştir. Bu Türk milletinin kendisine hizmet edenlere gösterdiği emsâlsiz bir AHDE VEFA ÖRNEĞİ' dir.

Gazi Magosa Muharebeleri Kıbrıs Barış Harekatı'nın seyrini değiştirmiş ve başarısına çok önemli katkıda bulunmuştur. Üsteğmen Oğuz KALELİOĞLU; son olarak Edirne'nin savunulmasında gördüğümüz Şükrü Paşadan sonra başarılı bir Kale Savunmasının nasıl yapılacağının tarihteki en son başarılı örneğini Magosa'da vermiştir.
Dikilen heykel orada yaratılan bir kahramanlık öyküsünü nesilden nesile aktaracaktır. Tarihçilerin Magosa Savunmasını kaleme alırken büyük bir gurur duyacaklarını biliyorum. Hayatta iken heykeli dikilen bu kahraman subayımızı yakından tanımaktan ve 30 yıl birlikte hizmet üretmekten büyük bir gurur ve mutluluk duyduğumu da özellikle belirtmek istiyorum.

Dışarıda Mao, Che Guevera gibi sahte kahramanlar arayan sözde aydınlarımıza da Oğuz KALELİOĞLU’nu incelemelerini bilhassa tavsiye ediyorum...

Emekli Topçu Kurmay Kıdemli Albay Oğuz Kalelioğlu sadece çok iyi bir asker değildir. Çok iyi bir hatip ve çok iyi bir öğretmendir. 1980 yılından başlayarak bilgi birikimini ve tecrübelerini bütün yurt sathına kapsayan ve sayısı iki bini aşan bir seri konferanslarla insanlarımıza aktarmıştır.

Hazırladığı kitap ve dokümanlar ile belgesel televizyon programları vasıtasıyla Türk Milletinin milli hedeflerimiz doğrultusunda yönlendirilmesi görevini bıkmadan yorulmadan sürdürmüştür. O bu hizmetleri ile Türk Milleti'nin gönlünde yıkılmaz ve ulaşılamaz bir yere oturmuştur. O Silahlı Kuvvetlerin bir albayıdır. Ama Türk Milleti'nin gönlündeki Paşasıdır. Bu rütbeyi, bu asil millet Oğuz KALELİOĞLU' na 29 yıl önce Magosa'da vermiştir. O' bu milletin Oğuz Paşasıdır.

1997 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekliye ayrılan KALELİOĞLU, beş yıl süre ile başka bir irfan Ordusunun içinde şerefle görev yapmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı Başdanışmanı olarak din adamlarımızın Türk Milletinin milli hedefleri doğrultusunda eğitilmesinde önemli görevler üstlenmiştir.

Bütün ömrünü milletine karşılıksız hizmet etmeyi şiar edinen bu isimsiz kahraman ömrünün geri kalan kısmında dolgun bir emekli maaşı ile huzur içinde yaşamayı ve köşesine çekilip anılarını kaleme almayı düşünmemiştir.

Canından çok sevdiği ve ayrılmaz vatan toprağı olarak bildiği Kıbrıs toprakları üzerinde oynanan şer oyunlarına dur diyebilmek için kendi kendini görevlendirmiştir. KALELİOĞLU karakterinde bir kişiden de ancak bu beklenirdi. Bekleneni yapmış ve yeniden mücadeleye başlamıştır. Bu defa elinde askeri silah değil, diplomasi silahı vardır.

Bu asil memleket evlâdını, değerli kardeşim Oğuz KALELİOĞLU’ nu kutluyorum. Bağrından böyle değerler çıkartan asil milletimizi de kutluyorum. Bugün ülkemizin, hak etmediği halde her alanda düşürüldüğü kötü durumdan milletimizi çıkartacak Kalelioğlu gibi pek çok isimsiz kahramanlarla dolu olduğunun da bilinmesini istiyorum.

Türkiye; Kıbrıs Türklerini ve K.K.T.C' ni her alanda desteklemiştir. Bu uğurda binlerce evlâdını seve seve şehit vermiştir. Kolordu çapındaki en güçlü ve kuvvetli birliklerini burada tutmaktadır. Bunun için başta ABD olmak üzere müttefikleri olan batı ülkelerinin her alandaki ambargoları ile karşı karşıya kalmıştır. Uluslararası arenada Kıbrıs konusu daima ortaya konularak emperyalist ve işgâlci bir devlet muamelesine maruz bırakılmıştır. Ekonomisi çok önemli zararlar görmüştür.

Bütün bunlara rağmen K.K.T.C; Türkiye'nin namusudur, gururudur ve şerefidir. Kıbrıs Türk Halkına ve topraklarına gelecek en küçük kötülük bize yapılmış demektir. Onlarla birlikte bizimde güvenliğimiz tehlikeye gireceğinden, oraya karşı atılan her şer adım bize karşı atılmış gibi kabul edilmelidir.

Bir cümle ile özetlemek gerekirse; Kıbrıs Türk Halkı'nın menfaâtleri Anadolu Türk Toplumu ile özdeşleşmiştir. O toprakları Antalya'dan, İzmir'den, Trabzon'dan farklı düşünmek mümkün değildir. Bu bakımdan Oğuz KALELİOĞLU ’nun mücadelesi sadece KKTC’nin değil, Türkiye’nin bir mücadelesi olarak değerlendirilmektedir.

Kıbrıs Adalet Partisi Genel Başkanı Oğuz KALELİOĞLU KAP’ın kurulması ve faaliyetleri ile ilgili çalışmalarını Kıbrıs ve Anadolu basınına yaptığı açıklamalarda şu şekilde özetliyor.

- Kıbrıs Türk Toplumu bir güven erozyonu içerisindedir. Siyasete güvenmemektedir, geleceği hakkında boşluktadır. Burada bir siyasi boşluk vardır. Kıbrıs’ta güven veren siyasi kadrolara ihtiyaç vardır. Halkın siyasete güvenmesi, siyasete katılması, rejimi ve sistemi benimsemesi ve idealler uğruna heyecan duyması gerekir. İşte bunlar Kıbrıs Türk’ünde törpülenmiş, azaltılmıştır.

- Biz KKTC’den asla taviz vermeyiz. Kurulan bir devlet asla yıkılmaz. Rumlar samimiyseler KKTC’ye uyguladıkları ambargoları kaldırsınlar, KKTC’yi tanısınlar. Komşu iki devlet olarak siyasal, ticari ilişkiler kuralım.

- Yunanistan Enosis sevdasından vazgeçmemiştir. Yunanistan ve onun desteklediği Güney Kıbrıs Rum Yönetimi hem Kıbrıs’ı ilhak etmek hem de Kıbrıslı Türklerin bin bir fedakârlıkla kurdukları KKTC’yi yok etmek istemektedirler. Biz bunlarla savaş yapalım demiyoruz, barış istiyoruz. Fakat barış yapacak taraflar öncelikle iyi niyetli olmalıdırlar. Karşı taraf barışçıl niyet taşımamaktadır. Yunanlılar, dünyada en etkili oldukları propaganda teşkilatlarıyla Kıbrıs Türk’ünün güvenini azaltmışlardır. Yönetimlerin de yapmış olduğu ciddi hatalarla Kıbrıs Türk toplumu bir boşlukta, bir kaosta kalmıştır.

Biz kurduğumuz Kıbrıs Adalet Partisiyle Kıbrıs Türk toplumuna güven vermeyi, heyecan vermeyi yeni bir yüzle ortaya çıkmayı taahhüt ediyoruz. KAP Kıbrıs’taki siyasi boşluğu doldurmak üzere ortaya çıkmış bir fikir ve adalet partisidir.

- Ben Magosa’da 1973 yılında çarpışan genç bir Türk komutanıydım. Orada Kıbrıs Türkleriyle beraber, omuz omuza çarpıştık. Bu insanları tanıdıktan sonra burada yapılan yanlışlıklar ve emelinden vazgeçmeyen Rum yönetiminin buradaki bazı kafaları da karıştırarak hedefine adım adım yürüdüğünü görünce Ankara’da rahatsız oldum. Her yıl Kıbrıs’a geldim kutlamalara katıldım, hiç kopmadım. Magosa’yı savunan bir komutan olarak bana araba ve villa vermek istediler ama kabul etmedim. Ben bir Türk subayı olarak sadece görevimi yapmıştım. Daha sonra heykelimi koydular. Ben kalbimle Kıbrıs Türk’üne bağlıyım, hiç bir karşılık da beklemiyorum. Kimse beni buraya görevlendirmedi, hiç kimseden icazet almadım. Sadece insanlar inandıkları dava uğruna ölürler. Ben buradaki davanın kutsiyetine baş koymuş bir adamım. Geldim, mücadeleye başladım.

- Kıbrıs davasına inanan herkesi kucaklayacak bir anlayışla KAP’ı kurduk. KAP, hiç bir grubun veya radikal görüşün partisi değildir, bir kitle ve değişim partisidir. Kıbrıs’taki her şeyi tepeden tırnağa değiştirmeye ant içtik, hedef seçtik, ne pahasına olursa olsun bunu yapacağız.

- Partimiz sınıfsız imtiyazsız halk partisidir. Logomuzdaki güneşin kollarının ilki adalettir. Kıbrıs’a adalet getireceğiz. Diğeri milli hedeftir. KKTC ne pahasına olursa olsun yaşatılacaktır. KKTC Doğu Akdeniz ve Orta Doğu da bir cazibe merkezi olacaktır. Serbest bölge olacak, bütün engeller kalkacaktır. Maraş açılacak ve oradaki iş sahaları işsiz gençliğe sağlanacaktır. Bir diğeri milli iradedir. Halkın iradesine güveneceğiz. Sosyal adalet, refah bizim en önemli hedefimizdir. Karpaz’daki bir kişi ile Girne’dekinin hayat standardı birbirine çok yakın olacaktır. Diğerleri de Atatürk ilkeleridir. Atatürk ilkeleri KKTC’de tam anlamıyla uygulanacaktır.

- Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye arasında bir mesele. Fakat Yunanistan ne yapar eder bu konuyu Avrupa devletlerinin gündemine sokar. Annan planı Yunanlıların çok yakın olduğu bazı İngiliz diplomatların yaptığı bir plandır. Uzun uzun tartışıldı. Sonuçta Enosis’in tahakkukunda farklı bir plan. Rumlar “Biz de karşıyız” görüntüsü veriyorlar ama genelde Annan planının uygulanması için Rumlar ve Yunanistan bütün güçlerini kullanıyorlar.
 Annan planı geçerliliğini kaybetmiştir. Türk tarafı için alternatif bir Annan planı yapılmalıdır. Onların empoze ettiği bir plânla biz yola çıkamayız. Annan plânı taraflı ve kasıtlıdır, gerçeklerden yoksundur. Kalıcı barışın ancak Türkiye’nin desteğiyle sağlanacağına inanıyoruz. BM Barış Gücü Kıbrıs’ta hiç bir zaman güvenlik sağlamamıştır. Barış Gücü sadece gözler ve rapor eder, çatışma başladı mı çekilir. Muhtemel bir çatışmada Barış Gücü bizi korumayacak ki, hangi Annan planı bizi koruyacak? Ancak Türkiye’nin fiili garantisi bizi koruyabilir. Eğer samimiyseler KKTC’ye uyguladıkları ambargoları kaldırsınlar, KKTC’yi tanısınlar. Komşu iki devlet olarak siyasal, ticari ilişkiler kuralım ve yaşayalım. KKTC’den asla taviz vermeyiz. Kurulan bir devlet asla yıkılmaz.

- Aralık seçimlerinde Kıbrıs Türkü sağduyusuyla milli iradesini kullanarak, bizi tek başımıza iktidar yapsınlar, KKTC’yi bütün sıkıntılardan kurtarmayı taahhüt ediyoruz. Ne Annan Plânına, ne de AB’ ye girmeye ihtiyaç olmayacak. Öyle bir kalkınma olacaktır ki, bütün sorunlar ortadan kalkacaktır. Türkiye’nin verdiği imkanları güzelce bir kullanalım AB’nın vereceğinden çok daha fazla refaha kavuşuruz. Biz halkın karşısına son çare olarak çıktık. Bu ekip, bu insanlar bir daha kolay kolay bir araya gelmez. Bu millete ‘Gelin sizi bu sıkıntılardan kurtaralım’diyerek ortaya çıktık. Aralıkta bize güvensinler biz her şeyi çözeceğiz.

Partimiz şu veya bu grubun partisi değildir, herkese açıktır. KAP kitle ve değişim partisidir ve halkımızı kucaklamak üzere kurulmuştur. Bugüne kadar çeşitli bireysel menfaat uğruna yapılan yanlışlıklar geride kaldı. Halk hür iradesiyle kendi geleceğini tayin edecektir. Herkes ümitsizlik ve kaos içindedir. İşte bu boşluğu doldurmaya, bütün sorunları çözmeye geldik. Ant içiyoruz. Yolumuz hak yoludur…”

İşte özetle bunları söylüyor KAP Genel Başkanı Oğuz KALELİOĞLU...

Sonuç olarak; Bugün KKTC halkının birlik ve bütünlüğünü sağlayacak ve onlara bir devlet adamı ciddiyeti ile sahip çıkacak güvenilir, dürüst, namuslu, inançlı, onurlu, cesur, bilgili ve bilinçli bir liderleri vardır. Oğuz KALELİOĞLU Kıbrıs Halkının tamamını kucaklayacak vasıflara sahip bir toplum lideridir. Bütün Kıbrıs Türk Halkının liderlerine sahip çıkacağına ve Sayın KALELİOĞLU’NUN Kıbrıs Türk Toplumunun tamamını KAP'layacağına inanıyorum.

KALELİOĞLU’na Kıbrıs Türk halkı için verdiği bu ikinci büyük ve kutsal mücadelesinde başarılar diliyorum. Bütün Türk Milletinin hayır-dualarının bu milli kahramanımız için olduğunu bilmesini istiyorum.

Yolun açık olsun sevgili kardeşim.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
23 Eylül 2003 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale