19 EKİM 2017 PERŞEMBE

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Türk kimliği ve Türkiyelilik
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 20 Eylül 2003 Cumartesi 

Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir. Dünya yüzünde ondan daha büyük, ondan daha eski, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlık tarihinde görülmemiştir.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1929)

Atletizm oyunlarını seyrederken ABD forması altında koşan zencilere hayran olan Başbakanımız günün heyecanı içinde düşünmeden söylediğini tahmin ettiğim “Zenciler Amerika’yı temsilen koşuyor... Bunlar sadece Amerikalı... Bakıyorsunuz, hepsi Amerikan bayrağıyla birlikte tur atıyorlar. Niye? Çünkü Amerikalılık bilincini yakalamışlar... Biz de ‘Türkiyelilik’ bilincini yakalamalıyız!” gibi talihsiz ve zamansız bir beyanda bulundu.

Doğal olarak konunun uzmanları devreye girerek sözlerin yanlışlığını ve gereksizliğini ortaya koymaya çalıştılar. Devletin bütün imkanları ile bilgilendirilen Sayın Başbakanımıza akıl verecek ve yol gösterecek değiliz. Mutlaka kendilerinin bildiği ve bizim bilemediğimiz bir hedefe yönelik olarak bu sözleri sarf etmişlerdir.

Konu çok ciddidir. Millet ve milletleşme açısından yeryüzünde birbiri ile mukayese edilemeyecek iki ülkeden biri Türkiye ise diğeri de ABD’dir. ABD, iki yüz yıllık bir devletin adıdır. Bu devlette yaşayan yüzlerce ırk ve etnik grup bir pota altında millet olabilme çabası vermektedir. Bu değişik grupların ortak bir kültür edinmeleri yani millet olma kıvamına gelebilmeleri için daha yüzlerce yıla ihtiyaç vardır. Bu doğal ve değiştirilemez bir gerçektir. Değişik ırktan ve kültürden insanların ayni bayrak altında bir arada yaşamaları onların millet olduklarını göstermez. ABD yönetiminin en önemli sorunlarından biri 52 yıldızlı bayrak altında toplanan insan kümelerini ayni milli hedef doğrultusunda yönlendirmek ve bu grupları bir arada tutmaktır. Bu oldukça zor ve uzun vadeli çalışma isteyen bir husustur.

ABD, pek çok milleti, etnik ve dinî topluluğu “hoşgörü” ile mi bir arada tutmuştur? Bunun cevabı Hayır’ dır. Önce, “Amerikalı” diye bir üst kimlik yaratıldı. Bunun için iki kavram kullanıldı, American Way of Life (Amerikan Yaşam Tarzı) ve Melting Pot ( Erime kazanı). Birincisi için; edebiyatıyla, sanatıyla, yayınıyla, sineması, “Süpermen” gibi çizgi roman karakterleri, “National Geographic” ulusal gibi dergileriyle ve hatta “Şükran Günü” gibi sonradan uydurulmuş dini bayramlarıyla “All American” dedikleri bir değerler manzumesi yaratıldı. Bilahare göçmenlerden “WASP”( yani beyaz–Anglosakson–Protestan ) kültür potasında erimeleri talep edildi. Bütün bu çalışmalar daha bitmemiştir ve millet yaratma çabaları henüz başlangıç safhasındadır.

Türkiye Cumhuriyeti; Türk Milletinin sömürgecilere karşı bağımsızlık mücadelesi vererek bir Cihan İmparatorluğu temelleri üzerine kurduğu bir devlettir. Tarihte 12000 yıldır yer alan Türk Milleti Çin denizinden Adriyatik sahillerine kadar yaygın bir coğrafyada çeşitli bayraklar ve isimler altında yaşamaktadır. Bu milletin milletleşme sorunu yoktur.

Türk Milleti kavramı ve Türklük kavramı da zaten belli bir ırkı değil milleti temsil eden bir kültürün ismidir. Bu güçlü ve üstün kültür yapılan bütün bozma gayretlerine rağmen binlerce yıldır bozulmamış ve değerlerini kaybetmeden günümüze gelmiştir. İnşallah bizden sonraki nice nesillere de değişmeden intikal edecektir.

Başbakan Erdoğan’ın “ Türkiyelilik”sözleri hem milletimizi yaralayıcı ve hem de TC’nin temel ilkelerini sarsıcı mahiyette olarak değerlendirilmektedir. Bu sözler TC Başbakanı tarafından bir TV sohbetinde söylenecek kadar sıradan sözler olmamalıydı.

Tekrar ABD’ye dönelim. ABD; vatandaşlarını tanımlarken onları tamamen bir coğrafi terim olan “AMERİKALI” olarak değil, bir millet olabilmeyi ifade eden “AMERİKAN” kavramı etrafında toplamaya çalışmaktadır. Doğru olan da budur. Bugün Amerikalılar; “Ben Arap asıllı Amerikanım” demektedir. Demek ki, bugünkü Amerikan milliyetçiliğinin ve milli devletinin temel kavramı, “Amerikalı” olmak değildir. Hedef ABD’de yaşayan herkesin “Amerikan” olmasıdır.

Globalleşen dünyamızda bugün saf bir ırkı ancak Afrika’nın dağlarında ve Amazon Ormanlarının dünyadan bihaber birkaç kabilesinde görebiliriz. 2003’te milletleri birbirinden ayıran ırk özellikleri değil, kültür özellikleridir. İşte TÜRK ismi de bir ırkı değil bir büyük kültürü ifade etmektedir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu kavramı Cumhuriyeti kurarken engin görüşü ile temel ilke olarak kabul etmiş ve Cumhuriyetin 10. Yıldönümünde verdiği Nutukta “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” diye haykırmıştı. Atatürk “Ne mutlu Türk Olana” veya “Ne mutlu Türkiyeliyim diyene ” demiyordu. Irkçılığı kökten reddederek, kendilerini Türk bilenlerin, Türk hissedenlerin ve bunu gururla ifade edebilenlerin “Türk” olduklarını ve bunun için mutluluk duyacaklarının bildiriyordu.

Atatürk’ün bu sözü; Türkiye’yi bir milletler mozaiği veya ırklar toplamı halinde yaşanan bir yer olarak göstererek bölücülük faaliyetlerine temel arayan hasımlarımız tarafından aramıza nifak sokulana kadar Türk milletinin entegrasyonunu ve bölünmez bütünlüğünü sağlamıştır.

Türkiye Cumhuriyetinin temel yapı taşlarından biri olan“ NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ” kavramı Osmanlılık kavramını ve daha sonra ortaya atılan “TÜRKİYELİLİK” kavramını tarihe gömmüştür. Bu söz; Kürtçülük, Çerkezcilik, Abazacılık, Pontusçuluk, Ermenicilik, Arapçılık, Arnavutçuluk, v.s. gibi kavramlarını da ortadan kaldırarak ayni üstün kültür yapısı altında milletin bütün fertlerinin kaynaşmasını ve bütünleşmesini sağlamıştır. Bu konsept Türk Milletini tek potada toplamıştır. Şimdi başbakan dahi olsa hiç kimsenin bu bütünlüğü şu ve ya bu sebeplerle bozmaya hakkı yoktur. Gücü de yoktur.

Bu arada basında sıkça yer alan; “Erdoğan bütün bu gerçekleri ya bilmiyor ya da milliyetçi olmadığı, ümmetçi ve cemaatçi olduğu için ve bu yüzden ‘Türk’ kelimesini kerhen ağzına aldığı için ya da Atatürk öğretisinden hiç nasibini almadığı için ayak üstü TC’nin temellerine nifak sokuyor. Sadece bu tavrı ve sözleri bile Atatürk’ün emaneti olan Cumhuriyetin hangi ellerde olduğunu gösterir.”şeklindeki ağır eleştirileri de çok yakışıksız ve abartılı görüyorum. Eleştirilerin siyasi eleştirme sınırlarının aşarak devlet ciddiyetini yaraladığını değerlendiriyorum.

Sonuç olarak Sayın Başbakanın “Türkiyelilik” kavramını gerisinde yatan anlamın farkında olmadan ve düşünülmeden söylediğine inanmak istiyorum. Atatürk’ün “ Ne Mutlu Türküm Diyene” sözü ile kemikleşen Türklük kavramımın bütün milletimizi kucaklamaya devam edeceğine ise gönülden inanıyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
20 Eylül 2003 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale