28 Mart 2017 Salı

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Terör, terörizm ve Anna Lindh cinayeti
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 16 Eylül 2003 Salı 

Bizim kanaatimizce beynelmilel siyasi emniyetin inkişafı için,ilk ve en mühim şart milletlerin hiç olmazsa sulhu muhafaza fikrinde samimi olarak birleşmesidir.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1932)

İsveç Dışişleri Bakanı Anna Lindh’in bir süper markette alışveriş yaparken öldürülmesi gerçek bir insanlık dramıdır. Bu vahşi cinayeti haklı gösterecek hiçbir mantıki sebep olamaz ve olmamalıdır. 11 Eylül İkiz Kuleler saldırısını müteakip dünyayı saran Uluslararası Terörizmin ulaştığı boyutları göstermesi bakımından bu cinayet önemlidir.

Bizde bir atasözü vardır.”Ne ekersen onu biçersin”. İsveç yıllardır bilerek veya bilmeden birilerinin aleti olarak terörizme verdiği desteğin şimdi kurbanı olmakta, yani ektiğini biçmektedir. Ama ben İsveçlilerin bu olayın nedenlerini anladıklarını sanmıyorum. Yaşadıkları iklim kuşağının gereği olarak soğukkanlı ve sakin bir yaradılışları olan İsveç Halkının dünyadaki teröristlere kucak açması ve bu teröristlerin haklarını koruyorum iddialarıyla ülkelerin iç işlerine kadar müdahale etmesini anlamak mümkün değil. Başbakan Olof Palme’nin ardından Dışişleri Bakanlarını da terör cinayetleri ile kaybeden İsveç yöneticilerinin terör ve terörizm konusunda ne kadar bilgisiz, bilinçsiz ve bu bilgisizliğin verdiği rehavet ile ne kadar hazırlıksız olduklarına bir kere daha şahit olduk.

Ülkemiz PKK Teröristlerinin acımasız saldırılarıyla yanıp yıkılırken, teröre karşı mücadele eden güvenlik güçlerine ve terör hedefi olarak seçilerek can verem masum vatandaşlarımıza değil de, özellikle teröristlere arka çıkan, onlara maddi ve manevi destek veren İsveç’te böyle bir saldırı olayı ile karşılaşılmasını doğal karşılamak gerekir.

Demek ki İsveç Başbakan Palme’nin öldürülmesi olayından henüz ders almamıştır. Herhalde bundan sonra dünyadaki Uluslararası Terörizmin varlığından haberdar olmuşlardır. İnşallah geç olmadan gerekli tedbirleri alırlar.

Terör ve terörizm kavramları, yeni karşılaşılan olgular değildir. Bu kavramlar içerisinde mütalâa edilebilecek olayları ve gelişmeleri, insanların toplu olarak yaşamaya başladıkları döneme kadar götürmek mümkündür. Böyle olmasına rağmen, terör ve terörizm kavramlarının, herkesin üzerinde anlaştığı, genel kabul görmüş bir tanımı bugüne kadar yapılmamıştır. Terörün ve terörizmin, insanlığın karşı karşıya bulunduğu en önemli ve en tehlikeli sorunlardan biri kabul edildiği dikkate alınırsa, bu kavramların geçerli bir tanımının yapılamamış olması insanlık için ciddi bir eksikliktir.

Bu eksiklik ülkelerin terörizme bakış açılarından kaynaklanmaktadır. Bunlardan İsveç gibi olanlar teröristleri “ülkelerindeki rejimlere karşı bir özgürlük mücadelesi veren kişiler olarak gördükleri” savından hareket ederek bu faaliyete katılanları desteklemektedir.Bir kısım devlet ise bilerek ve isteyerek bu saldırıları kendileri organize etmekte ve bunu milli çıkarlarının elde edilmesinde kullanılan bir araç olarak görmektedir. Bizim gibi bir kısım ülkelerde terörizmin doğrudan hedefidirler ve bu olayları bir insanlık suçu ve insanlık ayıbı gibi görmektedir. Ve her alanda bununla mücadele etmektedir. İşte bu üç ayrı bakış açısından dolayı uluslararası bir uzlaşma sağlanamamakta ve bundan kazanan taraf da terörizm olmaktadır.

Terör kavramının Türkçe’deki karşılığı "Yıldırma korkutma"dır . Terör; “İnsanları yıldırmak, sindirmek yoluyla onlara belli düşünce ve davranışları benimsetmek için zor kullanma ya da tehdit etme eylemidir”. Terörizm ise; “İnsan kaçırmadan cinayete kadar uzanan ve amacı sindirme olan şiddet eylemlerine” verilen addır . Terörizm; “şiddetin, sosyal, ulusal, ırki, dinsel, fesat çıkarıcı ve benzer diğer maksatlarla ve sosyal sınıflar arasında çatışma, savaş tahrik etmek üzere planlı ve hukuk dışı olarak kullanılması” olarak da tarif edilmektedir.

İsveç Dışişleri bakanı Anna Lindh’in uğradığı bıçaklı saldırı sonucu ölmesi olayını müteakip son birkaç yılı kapsayan basın incelemesi yapan araştırıcı gözler bu kişinin basit bir cinayete hedef olmayacak kadar önemli bir kişi olduğunu görürler.

Anna Lindt tutum ve davranışları ile teröre ve teröristlere destek veren bir kişidir. Bu bakımdan bir delinin veya serserinin saldırısı sonucu değil, çok kapsamlı bir hedefin gerçekleştirilmesi amaçlayan plânlı bir saldırı sonucu öldürüldüğünü değerlendiriyorum.

İşte beni bu yola sevk eden olaylar zincirinden birkaç başlık; İsveç Halkının Euro’ya geçiş gibi çok önemli bir döneminde öldürülen ve gelecek seçimlerde Başbakanlığın en kuvvetli adayı olan ve İsveç’in en kuvvetli bakanı olarak da tanınan Anna Lindh;
- Son üç yılda İsrail Başbakanı Sharon’ un Filistin’i işgal politikasını çok sert bir dille
eleştiriyor ve Filistin halkına ve Arafat’a sahip çıkarak ABD ve İsrail’i şiddetle kınıyordu. Uluslar arası platformlarda Amerika’nın İsrail’le birlikte hareket etmesinin dünya için çok tehlikeli olacağını söylemekten çekinmiyordu.
- ABD’nin Ortadoğu Politikalarını ve İsrail yanlısı tutumunu şiddetle eleştiriyor, Mart
2003te Amerikanın Irak’a karşı girişeceği saldırının uluslararası hukuka aykırı ve kanunsuz olduğunu açıklıyordu.
- Ülkesine gelen bütün siyasi sığınmacılara destek oluyor ve onlar adına ülkelerine baskı
yapmaya çalışıyordu.

İsveç Kamuoyu bütün bunları bilmesine rağmen terörizmi tanımadığından; kimseye zararı olmayan, halktan biri gibi sade yaşamını sürdüren, koruma almadan rahatça halkın içinde sıradan bir kişi gibi yaşayan Anna Lindh’in vahşice öldürülüşünü anlaması mümkün değildir.

Çünkü İsveç halkı terör ve terörizmin çirkin yüzü ile daha tanışmamıştır. Günlük yaşamlarında böyle bir kaygıları olmamıştır. Olof Palme cinayetinin arkasındaki sırrın çözülememesi ve sıradan bir cinayet gibi görülmesi terörizme karşı toplumsal bilinçsizliği yaratmıştır. İnşallah bu sefer anlarlar. Ve artık kendilerine de zararlı olan terörizme dolaylı dolaysız hizmet etmeği bırakırlar . Bu şekilde dünya insanlığına da büyük hizmet etmiş olurlar.
 
Sonuç olarak; İsveç’te gelecek seçimlerde başbakanlığının en kuvvetli adayı olduğu bilinen Anna Lindh’in öldürülmesinin arkasında ABD ve İsrail’in Ortadoğu politikalarına karşı gösterilen şiddetli muhalefetin bulunduğunu varsayabiliriz. Ve ileride bir sorun yaratmaması için şimdiden birileri tarafından susturulduğunu söyleyebiliriz.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
16 Eylül 2003 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale