27 Mart 2017 Pazartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






ABD silahlı kuvvetleri neden güçlü?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 8 Eylül 2003 Pazartesi 

ABD, BÜYÜK DEVLET OLMANIN AVANTAJLARINI DÜNYA İMPARATORLUĞU OLMA YOLUNDA HER FIRSATTA KULLANIYOR. ÖZELLİKLE DE SİLAHLI KUVVETLER ALANINDA...

Düşman süngüsü altında milli birlik olmaz.
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1919)

Ordular, bir milletin bekasını sağlayan ve bağımsız devlet olma yolunu açan en önemli güç odaklarıdır. Bağımsız ve güçlü ordulara sahip olamayan milletlerin ve bunların kurduğu devletlerin devamlılığı olmaz. Bu binlerce yıldır değişmeyen gerçek doğrultusunda devletler ordularına daima önem verirler. En büyük yatırımlarını silahlı kuvvetlere yaparlar, bütçelerinin önemli bir bölümünü hiç çekinmeden savunma harcamalarına yatırırlar.

Bu çok doğaldır. Çünkü başka türlü ayakta kalmaları mümkün değildir. Bu gerçeği çok iyi değerlendiren dünya hakimiyetine aday olan dünya devletleri de kendi ordularını daima güçlü ve zinde tutarken, hasımlarının veya ileride hasım olması muhtemel devletlerin ordularını da yakından takip ederler.

Bu takip ve kontrolün pek çok yasal şekli vardır. Bunlardan birisi ve en yaygın olanı silah, mühimmat ve teçhizat satımları amacıyla kurulan askeri organizasyonların devreye sokulmasıdır. Bir diğeri de her seviyede eğitim desteği verilerek ve bunu ikili anlaşmalarla karşılıklı yürüterek gerçekleştirilir.

Kendi silahını kendisi üretemeyen ve silah sanayiini kuramayan ülkeler bu desteği aldıkları ülkelere bağımlı olduklarından kendilerini daima güçsüz ve diğer ülkeye bağımlı hissederler. Bu sistemin işleyişi açısından normal bir gelişmedir.

İşte ABD; galip geldikleri İkinci Dünya Harbini müteakip oluşturdukları askeri yardım organizasyonlarıyla batı ülkeleri başta olmak üzere altmış yıldır bütün dünya ordularını kontrol ve denetlemektedir. Bilhassa yakın müttefikleri NATO ülkelerinin orduları hakkında bu yolla her türlü bilgiye sahip olmuşlardır. ABD, bu avantajını her zaman ve her fırsatta kullanmaktan da çekinmemektedir.

Kıbrıs’taki Nikos Sampson eliyle yapılan darbeyi müteakip Uluslararası Antlaşmaların verdiği yetkiye dayanarak adaya barış getiren Türk Silahlı Kuvvetlerinin önüne çıkarılan Ambargo ile ordularımızın felç edilmesi işte bu bilgilere dayanılarak yapılan bir operasyondur. Tipik bir misaldir.

Bugün ABD hiç çekinmeden, rahatlıkla Türk askerinin kafasına çuval geçirip onları esir almaya cesaret edebiliyorsa, ve buna rağmen Türk Askeri isteme cüretini gösterebiliyorsa bunun sebebi Türk Silahlı Kuvvetlerinin iç dinamiklerini ve reflekslerini çok iyi tanımış olmasından kaynaklanmaktadır. Bu bizi şaşırtmamalıdır. Çünkü ayni durum diğer bütün ülkeler içinde aynen varittir.

İşte bu konuda bizi ilgilendiren bir gazete haberi. Hürriyet Gazetesi, Tarih 21 Nisan 1989; ABD Genelkurmay Bşk. Oramiral William Crowe, Kongre'de yaptığı açıklamada, müttefik ülke subaylarına, Amerika'da eğitim görmeleri için verilen bursların amacını, “Bu ülkelerin orduları, askeri ve siyasi lider kadrolarının üzerinde etki sağlama” olarak açıkladı. ABD'nin askeri burs verdiği ülkeler arasında Türkiye liste başında. Burslardan yararlanan Türk subaylarının sayısı ise 4461.

Evet, 1989 yılında ABD Genelkurmay Bşk. Açıkça; “Türk ordusunda 4461 subayı onların üzerinde etki sağlama amacıyla ABD’de eğittiklerini” söylüyordu.

Amerikan senatörlerinden Nunn; yabancı ülke subaylarının Amerika'da eğitim ve talimleri için harcanan paraların sebebini şu sözlerle açıklıyordu."Pek çok ülkede ordu, politikanın içinde olmasa bile, kimin siyasi lider olacağı ve ne kadar görevde kalacağı konusunda çok büyük etkiye sahip bulunmaktadır"

Yine ayni yıllarda ABD’nin, IMET (Uluslararası Askeri Eğitim ve Talim Programı) üzerinde bilgi talep eden senatörlere cevap olarak Pentagon’un hazırladığı raporda anlatılanlar konunun dünya çapındaki önemini göstermesi açısından çok ilgi çekicidir.

"Uluslararası Askeri Eğitim ve Talim Programı(IMET) diğer ülkelerin askeri ve sivil liderlerine gelecekte yaklaşabilmek bakımından da önemli imkanlar sağlamaktadır. ABD'de eğitim görmeleri için seçilen öğrencilerin çoğu zaten üst kademe askeri lider olma özelliğine sahip subaylardır. Bu programda ABD'de eğitim gören askeri liderler, geçmişte olduğu gibi gelecekte de ülkelerinde önemli görevler üstleneceklerdir. Örneğin bugün dünyada bakan,büyükelçi, kuvvet komutanı ve askeri okul komutanı pozisyonlarında IMET eğitimi görmüş 1500 kişi vardır. Bu bakımdan IMET, uzun vadeli bir yatırım olarak çok değerli bir güvenlik yardımı aracıdır ve ABD'ye sayısız yararlar sağlamaktadır."

Amerika Birleşik Devletleri bir dünya devidir. Bugün tek başına bir Dünya İmparatorluğu kurma yolunda emin ve kararlı adımlarla ilerlemektedir. Sahip olduğu erişilmez fiziki güç dolayısıyla hiçbir engel tanımadan, hiçbir uluslar arası gerekçeye ihtiyaç duymadan seçtiği hedeflere yürümektedir. Bu konuda ABD kendisine yakışanı yapmaktadır. Çünkü bu stratejiyi çok önceden çizmiş ve tedbirlerini çok öncelerden alarak mevcut ortamı bugünkü durdurulamaz hareketlerine uygun hale getirmiştir. Sorun bu güç karşısında ABD’nin bu faaliyetlerinden doğrudan etkilenen bizim gibi ülkelerin neler yapabileceğidir.

Konunun bizim için önem arz eden yanı şudur. Türk Silahlı Kuvvetleri kendisi için dezavantaj gibi görülen bu uygulamadan gerekli dersleri almıştır. ABD’de kurs gören subaylarımızın üstün gayret ve kararlı çalışmaları ile benzeri sistemler kendi bünyemizde başarı ile oluşturulmuştur.

1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatını müteakip maruz kaldığımız ABD ambargosundan sonra kendi milli silah ve teçhizatımızı üretecek Harp Sanayiimiz kurulmuş ve kendi kendine yeterli olmamız yolunda önemli mesafeler alınmıştır. Harp Sanayiimizin bazı ürünleri dış pazarlarda alıcı bulmaya başlamıştır.

Geçen on yılda Harp Akademilerimiz başta olmak üzere askeri okullarımızda, Sınıf Okulları ve Eğitim Merkezlerimizde dünyanın pek çok ülkesinden gelen subay ve astsubaylara her seviyede eğitim verilmektedir. Ayrıca isteyen ülkelerin ordularına kendi ülkelerinde eğitim vermek üzere uzman ekipler gönderilmektedir. Bu alanda aynen ABD’nin yukarıda belirtilen faaliyetlerine benzer uygulamalar başarı ile sürdürülmektedir.

Askerlerimizin binlerce yıllık engin tecrübesine dayanarak başlattığı bu çalışmaların faydalı sonuçlarını yakın bir gelecekte hep birlikte göreceğimize inanıyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
8 Eylül 2003 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale