20 ŞUBAT 2017 PAZARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net



Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Irak'ın yeni Bakanlar Kurulu (!)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 5 Eylül 2003 Cuma 

"Düşman süngüsü altında milli birlik olmaz."
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1919)

Türkiye çevresindeki ateş çemberi giderek büyümektedir. Irak’a demokrasi getirmek için geldiğini bildiren ve bugün işgâl kuvveti olarak orada bulunan ABD tarafından atanan BAKANLAR KURULU listesi açıklandı. Demokratik ve sivil bir yönetimin simgesi olan Bakanlar Kurulu listesi kabaca incelendiğinde Irak için önümüzdeki günlerin hiç de iyi olmayacağını görmek mümkün.

Çünkü bu Kurul daha önce atanan Irak Konseyi ile ayni oransal yapıyı yaşıyor. Irak haklının etnik ve dini gerçeğini Geçici Konsey’ in yapabileceği faaliyetlerin Irak içinde kaosu arttırmak ve muhtemel bir iç harbi körüklemek olacağını geçen yazılarımızda değindik. Nitekim bunun semerelerini bugünlerde görmeye başladık. Irak süratle bir İç Harbe doğru yol almaktadır. Yeni açıklanan Bakanlar Kurulu’ da konseydeki oranları aynen muhafaza ettiğinden bunların muhtemel icraatlarının da Irak’ın bölünme ve parçalanmasını süratlendirmekten başka bir işe yaramayacağını söyleyebiliriz.

ABD’nin savaşın bittiğinin resmen açıklandığı 1 Mayıs’ tan itibaren yürüttüğü politikalar izlendiğinde, bunların Irak’ın birlik ve bütünlüğünü sağlamaya, bölgede huzur ve güvenin tesisine yönelik olmadığı, aksine bölünme ve parçalanma ile birlikte yaygın bir kaos ortamının yaratılmasına yönelik olduğu açıkça görülmektedir.

ABD, bilerek ve plânlı bir şekilde Saddam’ın devrilmesini takiben eski yönetimi tamamen ortadan kaldırmıştır. Ve yerine bugüne kadar hiçbir yeni uygulama getirmemiştir. Oysa 25 Milyonluk Irak’ta günlük yaşam devam etmektedir. İnsanların sosyal ve kültürel yaşamlarının Saddam ile bir ilgisi yoktur. Müesses nizamın ortadan kaldırılması ile Irak’ta bütün hizmetler durmuştur ve halk adeta isyan eder bir duruma düşürülmüştür. Bu bilinen duruma ABD’nin hata yaparak düşmesi asla mümkün değildir. Tamamen plânlı ve programlı olduğu değerlendirilmektedir.

Irak halkı için son derece kötü mevcut durum, ABD açısından ise başarı vadeden ve ABD’nin bölgede kalışını güçlendirecek önemli bir strateji olarak görülmektedir.

Çünkü; Irak’ta kargaşa, terör ve kaos ortamı arttıkça ve bölgede istikrarsızlık çoğaldıkça ABD’nin işgal için öne sürdüğü ama bir türlü ispat edemediği “BÖLGE BARIŞINI TEHDİT EDEN KİTLE İMHA SİLAHLARININ MEVCUDİYETİ” tezi artık ikinci plana itilecektir.

Çünkü; artık Irak’ta bölge ve dünya barışını tehdit eden gerçek bir kaos ve kargaşa vardır. Bu bölge sadece Ortadoğu devletleri için değil, dünya devletleri içinde ekonomik açıdan son derece önemlidir. Buradan dağıtılan petrolün sevkinde görülecek aksamalar, doğu-batı ticaret yollarını üzerinde taşıyan bölgedeki istikrarsızlık dünya ticaretini de doğrudan etkileyecektir. Çünkü; bu bölgedeki enerji politikalarından doğrudan etkilenecek ülkeler arasında AB Ülkeleri, Rusya, Çin ve Japonya gibi dünya devleri de vardır.

O halde bölgeye dışarıdan bir askeri müdahale yapılması zaten kaçınılmaz bir zorunluluktur. İşte ABD’de bunu gerçekleştirmiştir. Şimdi işgâlci konumunda bulunan ABD, bölgede terör arttıkça olaya Birleşmiş Milletlerin müdahalesi kaçınılmaz olduğundan muhtemelen Barış Gücü sıfatı kazanacak ve yaptığı işgal harekatı da meşrulaşacaktır.

İşte fiili Güney komşumuz ABD’nin bugün çizdiği strateji budur. Bu maksatla pek çok ABD askeri ölmesine rağmen, ölen her asker ABD’in Irak’a müdahalesinin ardındaki tezin güçlenmesine katkıda bulunmaktadır.

Şimdi gelelim Yeni Irak Kabinesine; Kabinenin teşkili, ABD’nin yukarıdaki tezini destekler bir görünüm sergilemektedir. Kürtler verilen beş önemli bakanlık ABD'nin sadece Talabani ve Barzani’nin temsil ettiği iki büyük Kürt Aşiretini ödüllendirdiğini göstermektedir.

Dışişleri Bakanlığı, Türk kamuoyunun yakından tanıdığı KDP'de Barzani'nin akrabası olan ve sağ kolu konumundaki Hoşyar Zebari’ye verilmiştir. Bütün Irak için hayati önemi haiz olan Su Kaynakları Bakanlığı'nı ise Abdüllatif Raşid yürütecektir. Yine savaşta baştanbaşa yıkılan Irak’ın yeniden imarını yürütecek ,savaşta tahrip olan yol, köprü, kamu binası ve kanalizasyon sistemlerinin imarından sorumlu olacak Bayındırlık Bakanlığına da yine Kürt temsilci Nesrin Mustafa Bervari'ye getirilmiştir.

Burada açıkça görülen şudur. Irak'ın Dışişleri'ne artık 10 yıldır Kuzey Irak'ta fiilen devletleşmiş olan KDP 'nin gözlüğüyle bakılacaktır. Hoşyar Zebari, Irak Dışişleri Bakanı olarak ülkesini dış dünyada temsil edecektir. 1991 Körfez Savaşı'ndan bu yana fiilen oluşturulan Kürt devletinin de Dışişleri Bakanı olan Zebari'nin şimdi de Irak Dışişleri Bakanı yapılması ABD'nin art niyetini ve bölgedeki tercihini de ortaya koymaktadır. ABD tarafından verilen bu ödül çok önemlidir. ABD’nin Kuzey Irakta oluşturacağı Güney Kürdistan ile başlayan, bilahare şartlar geliştikçe Türkiye- İran-Irak-Suriye’yi de içine alacak bir müstakil bir Kürt Devletinin oluşumunda büyük bir adım atılmış olmaktadır. Zebari’nin Irak Kimliği altında Kürdistanı bütün dünyada tanıtacağından ve ABD’nin desteği devam ettiği sürece meşrulaştıracağından da kimsenin şüphesi olmamalıdır.

Bizim için bir diğer önemli konu SU SORUNU’ dur. Bölge halkları için su petrolden daha önemlidir. Bölgede çıkması muhtemel savaşların bir diğer önemli sebebi su kaynaklarından istifadedir. Bölgede yeterli su kaynaklarına sahip tek ülke Türkiye’dir. İşte bu yüzden Su Kaynakları Bakanlığı'nın da Kürtlere verilmiş olması Türkiye açısından ayrıca dikkate alınması gereken özel bir konudur.

Bu şu demektir. Türkiye; gelecekte Ortadoğu'nun en önemli sorunu olmaya aday su işlerinin muhataplarından biridir. Günümüzde İsrail-Türkiye ve Türkiye-Suriye arasında su dağıtımı ile ilgili çalışmalar devam etmektedir. Önümüzdeki yıllarda Irak-Suriye arasında ve daha sonra da Irak-Türkiye arasında su meselesinin öncelikle gündeme getirileceği bellidir. İşte burada da muhatabımız Kürtleri temsilen kabineye atanan Abdüllatif Raşid olacaktır.

Sadece bu iki atama dahi ABD’nin bölgeyi uzun vadeli şekillendirmesinin altındaki niyeti ortaya koymaktadır. Biz ise bunu göre göre hâla ABD ile Stratejik Ortaklığımız devam ediyor mesajını vermeye çalışıyoruz.
Kimseyi kandırmayalım. Görünen köy kılavuz istemez.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
5 Eylül 2003 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale