27 Nisan 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürk, düşmanların giderek çoğalıyor...
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 5 Eylül 2003 Cuma 

"Türk Milleti daha dindar olmalıdır. Yani bütün sadeliği ile İcabında vatan için bir tek fert gibi yekpare azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet, elbette büyük istikbale müstehak ve namzet olan bir millettir."
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1927)

ATATÜRK DÜŞMANLARI GİDEREK ÇOĞALIYOR...

Hürriyet yazarı Yalçın Bayer 31 Ağustos 2003 tarihli köşesinde çok önemli olarak değerlendirdiğim bir konuyu dile getirdi. Konu çok hassas ve istenildiği yöne çekilebilir. Bunun için zaten çok kısa olan yazıyı aynen vererek düşüncelerimi bunun üzerinde yapmak istiyorum..

“Atatürk’ün o resmini indir! Bazı yobazlar, dükkânlara telefon ederek tehdit savuruyorlar. TELEFONU açtığımızda heyecanlı bir ses önce Kadıköy'de bir pasaj içinde küçük bir dükkánda esnaflık yaptığını, 72 yaşında olduğunu, devletten emekli olduğunu belirterek şunları anlatıyor:
"Rica ediyorum, ismimi açıklamayın, size önemli bir şey anlatacağım. Önceki gün telefonla bir kadın aradı. 'Sizin arkanızda bir resim var, onu kaldırın, yoksa başınıza iş alırsınız" dedi. Masamın arkasındaki resim, 25x40 ebadındaki Atatürk resmiydi.
 
'Siz kimsiniz?' dedim, tabii ki kendisini tanıtmadı. Uyarısına (!) devam ederken, 'Bakın bu telefonu edebiliyorsanız, bunu rahmetli Atatürk sayesinde edebiliyorsunuz' dedim. Aynı şeyleri söylerken fazlaca dinlemedim ve telefonu yüzüne kapattım. Düzgün konuşan birisiydi.

Olayı ciddiye almadım. Ama dün bu sefer bir erkek aradı; konuşması kaba-saba birisi... O da aynı 'talimatı' veriyor: 'Arkanda bir resim var, onu indir, yoksa gelir biz indiririz, indirmezsen orasını darma duman ederiz!'

Ne kadar cüretkár olduklarını görebiliyor musunuz? Sinirlerim bozuldu, sizinle paylaşmak için aradım. Türbanı artık bıraktılar; şimdi Atatürk düşmanlığına başladılar.

Halimiz ne olacak, nereye varacak bu iş, kim dur diyecek bunlara?.. Cumhuriyetin aydınları, laikleri nerede? Bunları aramızda konuşarak hiçbir şey yapmayacak mıyız?

Bu kez biz soruyoruz? Ne yaptınız, resmi indirdiniz mi? "Maalesef ellerim titreyerek indirdim; evime götürüp astım. Ben pasaj içinde nafakasını çıkartmak isteyen yaşlı bir adamım. Bunlar yobaz, bağnaz, cahil, gözü dönmüş insanlar... Cumhuriyet karşıtı ve Atatürk düşmanı bunlar... Atatürk'ten ne isterler; aslında mevcudiyetlerinin bu büyük adam sayesinde olduğunu bilemiyorlar. AKP hükümeti geldi, yobaz takımı azdı, pasaja gelenlere bakıyorum sıkma başlılar arttı. Bunlara kim dur der?"

Başka bir şey söylemeye hiç gerek yok. Yalçın Bayer’ in yazısı bu kadar. Ama konu bu kadar basit ve kısa değil. Eğer bu yazıda belirtilen olay gerçekse Cumhuriyetimizin 80 inci yılını görkemli törenlerle kutlamaya hazırlandığımız bu günlerde geldiğimiz karanlık noktanın göstergesi olarak hem çok üzücü ve hem de çok düşündürücü.
Eğer bu yazıda belirtilen olay gerçek değilse ve tamamen hayal mahsulü ise durum yine çok vahimdir. Ülkemizi bölmeye, parçalamaya, insanlarımızı birbirine düşman etmeye, bizi bir arada tutan milli değerlerimize saldırarak devletimizi güçsüz, zayıf ve birilerine muhtaç halde tutmaya yönelik dış destekli provokatif bir olayla karşı karşıya olduğumuz ortaya çıkar ki bu gelinen noktada yine çok üzücü ve çok düşündürücüdür.

Vatandaşlarımızın %92 oyu ile kabul edilen Anayasamız geçen 21 yılda pek çok değişiklikler geçirmiştir. Fakat Anayasanın özünü teşkil eden Atatürkçü Düşünce Sistemi temeline oturması esası aynen muhafaza edilmiştir.
Atatürkçü Düşünce’nin bilimsel yollarla ortaya çıkarılarak ülkemizin idaresinde temel yönetim sistemi olarak kullanılmasının anayasa ile teminat altına alındığı ülkemizde Atatürk düşmanlığının ulaştığı boyutlar ne yazık ki görünenin çok ötesindedir. Çünkü Atatürk isminin ve Atatürkçü Düşünce Sisteminin ülkemizin birlik ve beraberliğinde çok önemli bir işlevi bulunduğunu Türkiye üzerinde çıkarı olan şer güçler tespit etmişlerdir. Bu yabancı çıkar çevreleri her fırsatta Atatürk’e saldırmanın yollarını aramışlar ve bu konuda cahil halkımızı kolaylıkla kandırarak maşa olarak kullanmışlardır.

Bunun karşısında “Atatürkçü” sıfatını kullanarak çıkan grupların gerek bilgi seviyesinin yeterli olmaması ve gerekse konunun özüne değil, şekline önem vermeleri konuyu değişik yönlere taşımıştır. Sonunda birbirine düşman olan, birbirlerini anlamayan, devamlı karşı tarafı suçlayan ve hiçbir şekilde uzlaşma ve diyalog zemini aramayan bir ortam yaratılmıştır.

Asalında bu ortam bilerek ve isteyerek yaratılmıştır. Çare yok mudur? Çare vardır... Çare iyi bir eğitimden geçmektedir. Her iki kesiminde yani Atatürk’e saldıranlar ile “Atatürk’ü koruyorum” iddiası ile bölücülüğe hizmet edenlerin çok iyi bir eğitime ihtiyacı vardır. Burada Milli Eğitim ve YÖK’e büyük görevler düşmektedir.

İşte birkaç gündür Gizli Yönetmeliği dolayısıyla basınımızda yerden yere vurulan “MGK Toplumla İlişkiler Başkanlığı”nın kanunla belirlenen temel görevi budur. Yani Atatürkçü Düşüncenin ülke sathında yayılıp ve yaygınlaştırılması bu kurumun vazifesidir. Böyle bir teşkilât 20 yıldır var olmasına ve çalışmasına rağmen ülkemizde Yalçın Bayer’in makalesinde belirtilen olaylar olabiliyorsa, böyle teşkilatlar bulunmadığı zaman neler olabileceğinin değerlendirilmesini okuyucularımın düşünce boyutlarının büyüklüğüne bırakıyorum.
 
Ak Parti yönetimi açısından konu çok hassastır. Bu partiyi zayıflatmak ve halkın nezdinde küçük düşürmek için böyle bir eylemin gerçekleştirilme ihtimali de göz önünde bulundurulmalıdır. Provokasyonlara kanarak vahim olaylar meydana getirmemesi için olay iyi tetkik edilerek kamuoyu doğru bilgilerle aydınlatılmalıdır.
Halkımız dinine bağlı olduğu kadar, bütün dini görevlerini huzur ve güven içinde yapabilmesini Atatürk’e borçlu olduğunun da bilincindedir. Bu iki kavramın birbiri ile çatışması değil, birbirini bütünlemesi gerekmektedir. Halkımızın bir oyuna gelmemesi için doğru bilgilendirilmesi gerekmektedir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
5 Eylül 2003 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale