20 ŞUBAT 2017 PAZARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net



Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Bir Süreyya Ayhan yetmez
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 4 Eylül 2003 Perşembe 

“Dünyada spor hayatı, spor alemi çok mühimdir. Bu kadar mühim olan spor hayatı ,bizim için daha mühimdir. Çünkü spor ırk meselesidir. Irkın düzelmesi ve gelişmesi meselesidir."
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1926)

BU ÜLKENİN DAHA ÇOK SÜREYYA’LARA İHTİYACI VAR...

Türk’ün adını Atletizm alanlarında dünyaya duyuran sporcu evlâdımız Süreyya Ayhan’ı kutluyorum. Bu tertemiz yüzlü saf Anadolu gencinin başarılarının geçici olmadığını biliyorum ve daha nice yıllar ismini altın harflerle spor dünyasına kazıyacağına inanıyorum.

Naim Süleymanoğlu ile başlayarak dünya çapında sonuçlara ulaşan Türk Halterciliği gibi Süreyya Ayhan isminin de Türk Atletizmi için bir başlangıç olmasını diliyorum.

Türk atletizminin gururu Süreyya Ayhan, 31 Ağustos günü Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen Dünya Atletizm Şampiyonası’nın 1500 metre bayanlar finalinde piste çıktı ve son metrelere kadar önde götürdüğü yarışta Rus Tomashova’ya geçilerek gümüş madalya kazandı. İki hafta önce Zürih’te düzenlenen Golden League’ de 3.55.60 koşarak son yılların en iyi derecesine imza atan atletimiz, 3.59.04’lik derecesi ile dünya ikincisi ilk Türk olarak tarihe geçti.

Yarıştan sonra çok üzüntülü olduğu görülen Süreyya Ayhan; “Üzerinde büyük bir baskı olduğunu ve bu baskının kendisini etkilediğini” ifade etti. Ayhan yarıştan hemen sonra; “Hiç bu kadar zorlanmamıştım. Altın Madalya için çıkmıştım. Ama ikincilik de müthiş bir olay. Bundan sonraki hedefim olimpiyatlar. Türk halkı emin olsun ki olimpiyatlarda en iyi dereceyi elde edeceğim.’’ şeklinde konuştu. Ayhan ayrıca şunları dile getirdi; “ Son derece mutluyum. Çünkü elimden geleni yaptım. Burada ilk 3’e girmek büyük olay. Bu yarış beni 4–5 sene yaşlandırdı. Öyle bir hava yaratıldı ki sanki altın madalya dışında hiçbir madalyanın önemi yok. Ama bu derece her babayiğidin harcı değil.”

Haklıydı atletimiz. Sadece 70 Milyon Anadolu Türkü değil, 250 milyonluk Türk dünyası nefesini tutmuş uzun yıllardır hasret kaldıkları Altın Madalyanın gelmesini bekliyorlardı. Bu gerçekten bir kişinin omuzlarına yüklenebilecek en ağır yüktü.

31 Ağustos akşamı Paris’te bir ilk yaşanıyordu. 2003’ün dünyadaki en iyi derecesine sahip olan ve altın madalyanın rakipsiz favorisi olan sporcumuza destek olmak üzere devlet erkânı da Paris’e taşınmıştı. “Beni buraya milli duygularım getirdi.” diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Paris’e yarıştan bir saat önce geldi ve havaalanından Stade de France’a geçti. Başbakan Erdoğan’ın yanı sıra Kültür Bakanı Erkan Mumcu, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Belediye Başkanı Celâl Doğan, Devlet eski bakanı Fikret Ünlü, Gençlik Spor Gen.Md. Mehmet Atalay ve çok sayıda milletvekili de milli atletimizi desteklemek için stada dolmuşlardı.

Süreyya Ayhan sadece sporcu değildir. O bu milletin gençliği için; bir simge ve tek başına bir okuldur. O, Türk çocuklarının bütün imkansızlıklara rağmen neler yapabileceğinin tipik bir örneğidir. Türkün gücünü dünyaya ispat eden bir kahramandır. Türk çocukları için her saniyesi örnek alınacak ve başarıya ulaştıracak bir yaşam süreci ile Süreyya Ayhan gerçek bir okuldur.

Süreyya Ayhan; daima Türk olmayanları inceleyen ve incelediği kişilerden yola çıkarak Türk çocuklarına yön vermeye çalışan psikolog, sosyolog ve pedagoglarımız için incelenmesi gereken çok önemli bir kişiliktir. Süreyya’nın bu günlere gelmesini sağlayan yaşam öyküsü Doktora ve Mastır tezi yapacaklar için de emsâlsiz bir malzemedir.

Paris’e madalya sevincine ortak olmaya giden devlet büyüklerinin şimdi yapacakları tek şey vardır. O’ da, derhal ilgili ve yetkilileri harekete geçirerek bütün milli imkânları zorlayarak yeni Süreyya Ayhan’lar yetiştirmektir. Geç kalınmadan hazırlıklara başlatmaktır.

Kanaatime göre Süreyya Ayhan tarihi misyonunu, yani kendisine yine kendisinin verdiği görevi başarı ile tamamlamıştır. Türk çocuğunun bütün imkansızlıklara rağmen başarılı olabileceğini emsâllerine olduğu kadar dosta-düşmana da kabul ettirmiştir. Sporumuza musallat olan kıskançlık ve adam kayırmalara aldırmadan, basınımızın özel hayatı ile ilgili yaptığı yargısız infazlara rağmen, disiplinli ve kararlı bir kişiliğin alabileceği sonuçların azamisini elde etmiştir. Süreyya; Türk insanına bir milât yaşatmıştır. Kendisini 70 milyona kabul ettirmiştir. 250 Milyon Türk’ün hayır-duasını alarak başarıya ulaşmıştır. Daha fazla üzerine gidilmemeli ve tek başına bir insanın kaldıramayacağı yeni yükler altına sokulmamalıdır.

O, zaten hedefini çizmiştir. İstesek de istemesek de beyninin şartlandığı yeni şampiyonluklara ve madalyalara ulaşacaktır. Bunu önlemek mümkün değildir. Burada milletçe yapılması gereken husus Süreyya Ayhan örneklerinin çoğaltılarak pistlerde onu yalnız bırakmamaktır.

Bunun için yeni teknolojilerin satın alınmasına, yeni tesisler açılmasına ve kim olduğu belirsiz yabancı hocalar getirilerek avuç dolusu para harcanmasına gerek yoktur. Biz sadece Süreyya’da şahit olduğumuz Türkün azim ve kararlılığını taşıyan gençlerimizin önünü açalım yeter. Bunun gerçekleşmesi için hükümetin desteği ve para vermesi yetmez. Süreyya’yı başarıya ulaştıran motivasyonun bilimsel yollarla bulunarak diğer gençlerimize da aşılanması gerekmektedir. Bunun için üniversitelerimiz ve bilim adamlarımız devreye sokulmalıdır.

Sonuç olarak; Yeni Süreyya’lara mutlaka ve acilen ihtiyaç vardır. Çünkü dünya devletleri birbirleri ile güç mücadelesini artık spor sahalarında yapmaktadır. Bu mücadele devam edecektir.

Süreyya’nın koşu öncesi ve sonrası yüz ifadeleri ciltlere sığmayacak düşünceleri yansıtmaktadır. Fakir Afrika ülkelerinin kara-kuru çelimsiz ve gösterişsiz, yalınayak koşarak besili ve canlı-kanlı beyaz rakiplerini arkasından koşturan atletlerinin İstiklal marşları çalınırken Beyaz Adama olan hınçlarını gösteren gözü yaşlı atletlerini gözümüzün önüne getirelim.

İşte bunun için unutmayalım. Bizim bir değil binlerce Süreyya’ya ihtiyacımız vardır. Bize bu güzellikleri tattıran Süreyya’nın yüzüne koşarken bakanlar O’ nun kimseyle yarışmadığını görebilirler. Bakışlarında kendi içine dönmüş başarı vadeden, azmini yansıtan ifade var. Ne hissettiği anlaşılmıyor. Yorulduğu bile anlaşılmıyor. Sadece koşuyor. Milyonlar tarafından seyredildiğinin ve arkasından gelen rakiplerinin farkında değil.

Süreyya’nın tek rakibi var, O’ da yine kendisi. Bize yeni Süreyya’ları bekleme hayâlini kurduran Süreyya Ayhan’a binlerce teşekkür.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
4 Eylül 2003 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale