21 ŞUBAT 2017 SALI

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net



Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Cumhuriyet orduları
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 2 Eylül 2003 Salı 

"Cumhuriyet Orduları; Cumhuriyeti ve kutsal topraklarını güvenle koruma ve savunma kudretindedir ve hazırdır."
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1925, İzmir)

Türk tarihinde Zaferler Ayı olarak bilinen Ağustos Ayını idrak ettik. Bu ay zaferleri kazanan Türk Silahlı Kuvvetleri için olduğu kadar bu orduları bağrından çıkaran Ordu-Milletimiz içinde çok değerlidir. 30 Ağustos 2003’te Büyük Zaferin coşkulu kutlayışı ile birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücünü dosta düşmana bir daha hatırlattık.

Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk Ordusuna Değişmeyen Mesajında vurgulanan Türk Askerinin Görevi; “TÜRK VATANI’NIN VE TÜRKLÜK CAMİASI’NIN ŞAN VE ŞEREFİNİ DAHİLİ VE HARİCİ HER TÜRLÜ TEHLİKEYE KARŞI KORUMAKTIR." Bu görev çok zor, çok kapsamlı, çok hedefli ve uzun vadeli plânlı bir çalışmayı zorunlu kılmaktadır.

Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu gibi dünya Jeopolitik güç merkezinde yer alan ülkemize karşı bu konumundan kaynaklanan tehdit devam etmektedir. Ayrıca bölgede çıkan petrole erişmek amacına yönelik olarak çevremizde meydana gelen çatışmalar yüzünden askerlerimizin büyük sorumluluklar yüklendiği açıkça görülmektedir.

Türk Silahlı Kuvvetleri bugün ülkemiz üzerinde menfaatleri olan dış güçlerin yıkmaya çalıştıkları tek hedef haline gelmiştir. Bu önemli güce verecekleri zararların büyüklüğü oranında ülkemiz üzerindeki emellerini gerçekleştireceklerini sanan gafiller sürüsü her fırsatta askeri gücümüzü yıpratma çabası içerisindedir. Dış güçler ve onların içerideki maaşlı yandaşları var gücü ile saldırmaktadırlar. Fakat çabaları boşunadır. Türk Ordusu milletin bizzat kendisidir ve milletimiz tarihinde bugünküne benzer pek çok saldırıyı başarı ile atlatmasını bilmiştir. Tarih bu defa da tekerrür edecektir.

Bilindiği gibi askerlik mesleği devletin ve milletin bekasını sağlayan, kendine has özellikleri bulunan, zor, meşâkkatli, şahsi ferâgat ve fedakarlık isteyen, kompleks, geniş bilgi ve beceriyi gerektiren kutsal bir meslektir. Milletimiz; tarihin bilinen ilk devirlerinden itibaren ordularına büyük önem vermiş ve günlük yaşamının her safhasında askeri karakterli bir millet olmanın en güzel örneklerini meydana getirmiştir.

Türklerin binlerce yıldan beri taşıdıkları ORDU-MİLLET olma vasfı onun askeri kültürünün zenginliğinin ve gücünün en veciz ifadesidir. Türklerde milli karakter haline gelen ve çok kıymetli bir miras olarak babadan evlâdına intikal edip günümüze kadar ulaşan büyüğe saygı ve itaat duygusu, bir ruh ve davranış biçimi olarak “ ÜSTE SAYGI ” şeklinde ordu içinde gelişmiştir. Üste ve amirlere mutlak itaat ve sonsuz güven askerlik mesleğinin temel taşı niteliğini haizdir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en büyük gücünü ve moral kaynağını oluşturan disiplinli bir ordu olma vasfı bütün dünyaca bilinmektedir.

Uzman asker kişilerin üzerinde anlaştıkları ortak görüş; bilinen ve geliştirilen en tehlikeli silahın “ ÖLÜMÜ GÖZE ALMIŞ İNSAN ” olduğudur. Türk askerlerinin her biri işte böyle bir silahtır. Türk Askeri ; atalarından ve ailesinden aldığı tarihi ve köklü Türk kültür değerlerinin ordu saflarında üstün bir eğitim anlayışıyla pekiştirilmesi sonucunda gözünü kırpmadan ölüme koşar.

Türk erkeklerine “ Ordu saflarında ölünce askerin en büyük rütbesi olan ŞEHİTLİK, eğer sağ kalırsa toplumdaki diğer en değerli rütbe olan GAZİLİK mertebesine ulaşılacağı, bunun için bu ocağa gönderildiği ” hususu aileleri tarafından aşılanmaktadır. Alınan köklü İslâm terbiyesi ile de bu mevhum zihinlerde iyice yer etmektedir. İşte bundan dolayıdır ki; o basit, sakin, gösterişsiz ve son derece mütevazı görünüşlü, saf ve temiz Türk askeri; muharebede bir yıldırım, bir kasırga gibi coşmakta, gözünü dahi kırpmadan üzerine atıldığı düşmanlarının korkulu rüyası olmaktadır. Bu değişmez ve üstün nitelik Türk askerine atalarından kalan en büyük mirastır. Kuşaklar boyu aktarılarak günümüze taşınmıştır.

Şehitlerimizin yüreği acı ile burkulan anne ve babalarının kendisinden beklenen vakâr ve gurur içinde “ VATAN SAĞOLSUN, BU VATAN UĞRUNA BİN MEHMET FEDA OLSUN “ diyerek, toplum içindeki yerlerini yüceltmelerinin bir başka örneğine dünyada rastlamak mümkün değildir. İşte Türk askerini ölümsüzleştiren bu duygu Türk Toplumunu diğer toplumlardan ayıran eşsiz bir değer yargısıdır.

Çanakkale’yi yaratan Türk Askerini; yani yaygın ismi ile Mehmetçiği ; Türk milletinin herhangi bir ferdinden ayırmak mümkün değildir. Hele bu evlâtlarımızı diğer orduların askerleri ile karşılaştırmak ve onlara benzetmek gaflettir ve hıyanettir. O’ şahsında bağrından çıktığı 12.000 yıllık geçmişe sahip Türk’ün genel karakterini taşır, onu en iyi temsil eden bir sembol kişilik olarak tarihteki yerini alır.

İşte Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gözünden Cumhuriyet Orduları;
- Ordumuz hayat ve onur mücadelesinde milletin amaçlarının tek dayanak noktasıdır. (1920, Ankara)
- Türk Milleti’nin yüce ideallerinin gerçekleşmesi için kahraman asker evlatları hep önde gidecektir. (1931, Konya)
- Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir.
- Bu milletin evlâtlarının fedakârlıkları, kahramanlıkları için kıyaslanacak örnek bulunamaz... Böyle evlâtlara ve böyle evlâtlardan oluşan ordulara sahip bir millet elbette hakkını ve bağımsızlığını bütün anlamıyla korumayı başaracaktır. Böyle bir milleti bağımsızlığından mahrum etmeye kalkışmak boş bir hayâldir. (1921, Ankara)
- Tarihte bütün bir vatanı, çok üstün düşman kuvvetleri karşısında, son bir avuç toprağına kadar karış karış kahramanca ve namusluca savunmuş ve yine varlığını koruyabilmiş ordular görülmüştür. Türk Ordusu o cevherde bir ordudur. Yeter ki ona komuta edenler, komuta edebilme vasıflarına sahip olabilsinler! ( 1927,Nutuk)
- Savaş zorunlu ve hayati olmalıdır. Hakiki düşüncem şudur ; Milleti savaşa götürünce vicdan azabı duymamalıyım. Öldüreceğiz diyenlere karşı, “ölmeyeceğiz” diye savaşa girebiliriz. Lâkin, milletin hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir. (1923, Adana)
- Yok oluş sadece savaş alanındaki orduya ait olamaz. Aslında, ordunun mensup olduğu millet feci sonuçlara uğrar. Tarih, birtakım boş hayâllerle, başlarındaki hükümdarların, hırslı politikacıların oyuncağı durumuna düşen istilâcı orduların, istilâcı milletlerin uğradığı bu çeşit feci sonuçlarla doludur. (1924, İzmir)
- Memleketimiz şu iki şeyin memleketidir: Biri çiftçi diğeri asker. Biz çok iyi çiftçi ve asker yetiştiren bir milletiz. İyi çiftçi yetiştirdik, çünkü topraklarımız çoktur. İyi asker yetiştirdik, çünkü o topraklara kasteden düşmanlar fazladır...bundan sonra da daha iyi çiftçi ve asker olacağız. Lâkin bundan sonra asker oluşumuz artık eskisi gibi başkalarının hırsı, şanı, şöhreti ve keyfi için değil; yalnız ve yalnız bu aziz topraklarımızı korumak içindir. (1923, Tarsus)


Dr. Tahir Tamer Kumkale
2 Eylül 2003 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale