30 Mart 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






11 Türk askerinin ABD tarafından esir alınması
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 10 Temmuz 2003 Perşembe 

"Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle beraber medeniyet nurları taşıyan kahraman Türk Ordusu... Türk vatanının ve Türk'lük camiasının şan ve şerefini, dahili ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olen vazifeni her an ifaya hazır ve âmâde olduğuna benim ve büyük ulusumun tam bir inan ve itimadımız vardır."
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1938)

11 Türk askerinin ABD tarafından esir alınması Cumhuriyet tarihimizin silinmesi zor kara bir lekesi olacak kalacaktır.

Türk Milletinin gururu,ordumuzun gözbebeği Bordo Bereli 11 askerimize karşı yapılan çirkin saldırı Türk Milletini derinden yaraladı. Türk Devleti onarılamaz bir yara almıştır.

Türkiye’yi yönetenlerin ellerindeki gücü kullanamayan basiretsiz ve cesaretsiz tutum ve davranışları ABD'nin yaptığından çok daha fazla milleti yaralamıştır. Cumhuriyet tarihimizde 4-6 Temmuz tarihinde yaşanan ESİR ALMA olayı KARA LEKE olarak daima hatırlanacaktır. Bu lekenin çıkarılması ise bugünkü teslimiyetçi yönetimle mümkün görülmemektedir.

Olayın her safhası ibret alınacak şekilde korkunçtur. İftihar kaynağımız dünyanın en iyi eğitimini almış, yakın muharebe tecrübesine sahip 11 rütbeli askerimiz hiç bir direniş göstermeden, müttefik Türkiye nezdinde hiç bir resmi girişimde bulunulmadan düşman askeri gibi esir alınıyor. Şerefimizi ayaklar altına alacak şekilde elleri bağlanıyor, kafasına çuval geçiriliyor ve Tali ban askeri misali tartaklanarak alınıp götürülüyor. Resmi Çalışma Büroları talan ediliyor. Aradan geçen Üç gün içinde Türk yönetimince ABD yetkililerine ulaşılmaya çalışılıyor. Ama muhatap bulunamıyor. Sonunda Lütfedip bırakıyorlar.

İşte milletçe gözbebeğimiz gibi baktığımız ordu bu günler için vardır. Bu günlerde devreye giremiyorsa ne zaman girecektir. Hadisenin neresinden bakarsanız bakın yaşananlar bir faciadır. Türkiye’nin askerlerine karşı plânlı, programlı ve bilinçli bir şekilde gerçekleştirilen bu saldırı aslında devletin bizzat kendisine yapılmıştır.
Bu saldırının yapılmasında ABD'nin pek çok haklı sebebi bulunabilir. Zaten kendilerini haklı gösterecek bir sebepleri olmasa iki müttefik Ülke arasında bu şekilde akıldışı bir saldırıya cesaret edemezlerdi.

Üzüntümüz onların yaptıklarına değildir. Bizim yapmamız gerekip te yapmadıklarımız içindir. Gücümüz olduğu halde, güçsüz ve çaresiz bir teslimiyet anlamına gelen davranışımız içindir. Üzüntümüz 70 milyonun gözleri önünde tamamen sönen bir siyasi yönetimin sergilediklerinedir.

Ömrünün 36 yılında şerefli Silâhlı Kuvvetler Üniformasını taşıyan bir kişi olarak bu Üç gün içinde yaşanan olaylardan dolayı halkımızdan utanıyorum. Başımızı eğik tutanları affetmiyorum. Türk halkı böyle bir davranışı hak etmedi. Hak etmiyor. Hala olayın şokunu atlatabilmiş değil.

İlk anda akla takılan birkaç soru. 11 kişilik özel tim mensupları neden kendilerine emanet edilen silâhları kullanmamışlardır ? Neden savaşmadan teslim olmuşlardır? Bunun hesabı kendilerinden sorulmalıdır. Eğer bu şekilde emir verildi ise, bu emri verenden bunun hesabı mutlaka sorulmalıdır. Ben bir özel tim mensubunun nasıl yetiştiğini ve savaşçılıkta dünyada benzerinin bulunmadığını yakından bilen biri olarak,11 kişiyi teslim alacak gücün asgari 200 ölü vermesi gerektiğini biliyorum.

Bir diğer önemli soru da şudur. Neden bu timin kurtarılması için telefon etmek ve toplantı yapmak dışında hiç bir ciddi eylem olmamıştır. ABD savaş içinde esir düşen Amerikalı kadın Asker için Bağdat içinde kurtarma operasyonu yaptı ve bu kadın askeri milli kahraman ilan etti. Biz biliyoruz ki Türk Silâhlı Kuvvetleri esir edilen askerlerini en geç bir saat içinde ABD'nin elinden alabilecek güce sahiptir. Bu neden yapılmadı? Bu yetişmiş kuvvetlerimizin kullanılması için daha başka ne gibi aşağılayıcı durum gerekiyor bunu anlamak mümkün değildir. Aslında Özel Kuvvetlerin efsane kahramanı Korkut EKEN’ İN hapiste olması, Korkut EKEN ve ekibinin dağda yakaladıklarını affedilecek yasa tasarılarının TBMM'de göçüşmeye açılması, olayın ulaştığı boyutlarında bir göstergesi olarak önümüzdeki muhtemel gelişmelere ışık tutuyor.

Askerlikte hiç değişmeyen ve daima başarı vadeden bir kural vardır. Silaha karşı kullanılacak en etkili silah ayni silâhtır. Tanka tankla, topa topla, gerillaya gerilla ile karşı koyacaksın. Peki bizim askerlerimiz bunu bilmiyorlar mİ? Biliyorlar ama kullanmadılar.

Gelelim olayın bir başka yönüce. Hükümet Üyelerinin içme suyu tesisleri açmak, mantı yemek gibi önemli ve vazgeçilemez görevleri olabilir. Hatta onlar bu olayı basite alacak kadar tecrübesiz de olabilirler. Fakat binlerce yıllık Ordu-Milletin tecrübeli Silâhlı Kuvvetlerinin esir edilen askerlerinin kurtarılması için toplantıdan başka yapacakları şeyler olmalı idi. Bunun için Hükümet talimatına da gerek yoktu. Mesela, toplantılara devam edilirken; Batıda konuşlanan Hava Filolarımız Diyarbakır dahil bütün doğu hava alanlarına kaydırılabilir, 24 saat süre ile İRAK sınırında uçaklarımız havada hazır tutulabilirdi. Terhisler ve izinler durdurulur, İkinci Ordu ve Üçüncü Ordu birlikleri Irak sınırı boyunca tespih tanesi gibi dizilebilirdi. Kuzey Irak’taki birliklerimizi takviye olarak ilk altı saat içinde Uçar birliklerle en az 20 Komando Taburu bölgeye indirilebilirdi. Bunlar halkımızın ordumuzdan haklı beklentileri idi. Ama yapılmadı. Ayrıca devletler hukukuna göre çok meşru bir davranış olarak derhal Türkiye’deki ABD' li askerlerden 55 tanesi enterne edilebilir ve takas için elde tutulabilirdi. Bu da yapılmadı. Neden yapılmadı? Herhalde Genelkurmay Başkanlığın halkımıza açıklayacağı mantıkî bir gerekçeleri olacaktır.

Devletimizin sesi TRT başta olmak Üzere Televizyonlarımız tele vole yayınlarına aralıksız devam ettiler. Sadece Ulusal Televizyon Kanalı 60 saat canlı yayın ile konunun önemine yakışır yayın sergileyerek halkın nabzını tuttu. Ve yine siyasi partilerimizden sadece İşçi Partisi, BBP ve MHP' yi meydanlarda gördük. Onların sesi de ne yazık ki olayın vahameti yanında cılız kaldı. Sorulara devam ediyorum.

Devletin askerine saldırılırken Sayın Cumhurbaşkanı bu sıcak 60 saatte neredeydi? Neden Milli Güvenlik Kurulunu hemen toplamadı ve halkımıza konuya ilişkin hissiyatını yansıtacak bir konuşma yapmadı? TBMM. Neredeydi? Neden olağanüstü toplanıp bu hadise çözülene kadar görevi başında kalarak milletçe birliğimizi sergilemedi? Başbakan ve Bakanlar Kurulunun bu hadisedeki davranışı için söylenecek kelime bulmakta zorlanıyorum. Olayın çıktığı saatte derhal Bakanlar Kurulu Silopi’ de toplanabilir ve sonuna kadar burada kalarak kararlı ve ciddi tutumunu sergileyebilirdi.

Sonuç olarak ABD; bölge için kurguladığı senaryoyu başarı ile uygulamaya devam etmektedir. Biz bu şekilde Sömürge yönetimi gibi davrandığımız takdirde senaryosunu başarı ile uygulamaya devam edeceği de kesindir.

Artık Milletçe titremeli ve kendimize dönmeliyiz. Türkiye Cumhuriyeti'nin Bağımsız ve Özgür bir devlet olduğunu yeniden hatırlamalıyız. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu, Milli Güvenlik Kurulu ve TBMM ve güçlü bir ordusu olduğunu önce milletimize, sonrada bütün dünyaya göstermeliyiz.

Bu son olayda Türk-ABD ilişkileri sadece yara almamıştır. Tamamen parçalanmıştır. Şimdi artık devlet gibi olmalı ve gerçek bir devlet gibi davranmalıyız. Gücümüzü tekrar gözden geçirerek bütün ikili ilişkilerimizi yeniden masaya yatırmalıyız.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
10 Temmuz 2003 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale