24 Mayıs 2017 Çarşamba

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






İsveç'in Kürtçe kitap dağıtımına dikkat edelim
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 27 Haziran 2003 Cuma 

İkiz Yasalar TBMM’de kabul edildi ve onaylanarak yürürlüğe girmek üzere Cumhurbaşkanlığına gönderildi. Bu yasaların ülkemizin birlik ve bütünlüğü için yaratabileceği tehlikelere ana başlıklarıyla değinmiştim. Şimdi daha yasalar çıkmadan İsveç gibi yakın ilişkiler içinde bulunduğumuz dost bir ülkenin yaptığı girişimler, konunun ne kadar önemli olduğunu ispat ediyor.

Önce basın organlarında yer alan haberi hatırlayalım; “İsveç, Türk generallerinin damarına basarak 100 000 Kürtçe kitab'ı Kuzey Kürdistan'da bedava dağıtacak” “İsveç'ten Türkiye'ye Kürtçe kitap salvosu (STOCKHOLM, 2 Haziran 2003); İsveç, Kürt diline ve Kürt kültürüne katkıda bulunmak ve Türk diktatörlük rejiminin asimilasyoncu politikalarının önüne geçmek için, çocuklar ve gençlere yönelik 100 000 Kürtçe kitap hazırlayıp Kürdistan'da bedava dağıtma kararını aldı. İsveç bu amaçla, üç milyon İsveç Kronu’nu (547 Milyar TL) iki Kürt kurumuna verecek, bu her iki kurum da önümüzdeki yılın sonuna gelmeden bu projeyi birlikte bitirecekler.

İsveç'teki Kürt Kültür Vakfı ile İstanbul Kürt Enstitüsü birlikte çocuklar ve gençler için Kürtçe'nin Kurmanci ve Zazaca diyalektlerinde 20 kitap, her birisinden 5 000 adet basarak, Kuzey Kürdistan'da bedava dağıtacaklar, ki toplamı 100 000 kitap ediyor. Bu projenin gerçekleştirilmesi için, İsveç'in İstanbul Konsolosu Ingmar Karlsson, aktif bir şekilde çalışarak, İsveç Kürt Kültür Vakfı ile İstanbul Kürt Enstitüsünün arasında irtibat kurdu, aynı zamanda her iki Kürt kurumu ile İsveç devletinin arasında da en güçlü referans oldu.

Projeyi hazırlayanlar, projenin tanıtımında Türkiye'de Kürtçe kitapların basımı ve dağıtımının Kürtlerin tutuklanmasına ve taciz edilmesine neden olduğunu, Türkiye'nin Kürtleri asimle etmeye çalıştığını o nedenle Kürt dilinin sürekli tehdit altında olduğunu belirtiyorlar. Türk ordusunun ikinci adamı Yaşar Büyükanıt, birkaç gün önce, bir Sempozyumda, ‘Kürtçe eğitime karşı olduğunu açıkça ifade ederek Türkiye'nin hatası Kürtlere Kürtçe'yi öğretemediği için değil, tam tersine 500 yıldır Kürtlere Türkçe öğretmediği ve onları asimle etmediği için hatalıdır’ dedi. Türk Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök de AB’ ye sert eleştiriler yönelterek, Avrupa Birliğinin neden KADEK’ de PKK gibi terör listesine almadığını söyledi.

İsveç Devletinin bu cesur adımı, yani bir yıl içinde 100 000 Kürtçe kitabın hazırlanıp Kuzey Kürdistan'da dağıtılması, Türk generallerinin yüzüne indirilmiş bir yumruk olarak yorumlanabilir. Gerçekten de İsveç devleti, bu cesur adımla Türk devletinin ve Türk generallerinin damarına basıyor; bakalım kaç vokallik ses çıkacak.

Projenin organizasyonu için, proje başkanı Bilal Görgü, yürütme komitesi, referans grubu, kitapların yazımı ve hazırlanması grubu gibi, çalışma gruplarının kurulması için uğraşıyor.”

Görüldüğü gibi haber çok ilginç. Türkiye'de Kürtçe gazete çıkarmak yasak mı ? Hayır serbest. Yasalara aykırı olmamak koşuluyla çıkarabilirsiniz.

Peki Kürtçe dergi veya kitap çıkartmak, Kürtçe kaset yapmak yasak mı ? Hayır. Eğer içinde yasalarımıza ters bir şey yoksa bunların tümü serbesttir. Nitekim hepsinden piyasada bulabilir ve satın alabilirsiniz. Hatta yasalara aykırı bazı yayınları da yıllardır açıkça satıldıkları tezgah altlarından kolaylıkla temin edebilirsiniz.

O halde bu ne demek oluyor. Ve niye hep İsveç Yönetimi ve özellikle İsveç Sivil Toplum Örgütleri bu çeşit Türklük aleyhtarı faaliyetlerde başı çekiyorlar. İsveçlilerin bize tarihi bir düşmanlıkları mı var? Yoksa Kürt kardeşlerimizin kökenleri İsveç’ten mi geliyor. İsveç ile tarih ve kültür bağları mı var? Bunların hiçbiri mevcut değil.

Peki, bir devlet, hangi hakla başka bir devletin eğitim sorunlarını çözmeyi kendine vazife olarak görebiliyor ve bununla ilgili hükümet kararı çıkartarak uygulamaya gidebiliyor. Bu cesareti nereden alıyor? Şimdi biz Belçika’da Flaman bölgesinde yaşayan vatandaşlarımızın isteği üzerine Valon halkına yönelik kültür içerikli kitaplar bastırıp bölgede dağıtsak. Bunun mantıki bir açıklaması olur mu? Doğal olarak olmaz.

Ama ne yapalım ki düşmanlarımız işte böyle çalışıyorlar. Amaç Türkiye’nin birlik ve beraberliğini parçalamak olunca, bütün şer güçleri ele ele verip böyle olaylar gündeme getirebiliyorlar.

Bizim İsveç ile tarihte ve yakın geçmişte hiçbir problemimiz olmamıştır. Ne iki devlet arasında ve ne de fertler arasında birbirlerini rencide edebilecek bir hadise meydana gelmemiştir. Rejimlerimiz farklı olmasına rağmen, bu husus ikili ilişkilerimizde sorun yaratmamıştır. Hatta onlar kırallık yönetimi ile bizden 80 sene daha geridedirler. Biz krallığı tarihe gönderdik ve halkın doğrudan temsil edildiği Cumhuriyetle yönetiliyoruz. Biz onların babadan oğula geçen krallık sistemine karışmıyoruz. Onlar bizim demokrasimizi beğenmeyerek bin bir dolap çeviriyorlar. Kendileri doğrudan yapmasalar bile yapanlara destek oluyorlar. Bu davranışı dostlukla ve uluslararası hukuk açısından ile izah etmeye imkan yoktur.

İsveç Devleti niçin Türkiye’de vatandaşlarımıza dağıtılacak Kürtçe kitaplar için para ayırıyor? Bu sorunun cevabı için somut bir delil yok. Ama bugüne kadar uygulanmış genel davranış ve teamüller var. Bu davranışlardan yola çıkarak, Avrupa Birliğinin azınlıkların eğitimi adı altında daha çok çeşitli yardım (!) paketleriyle gelerek ülkemizi bölmek ve parçalamak isteyeceğini önümüzdeki günlerde çokça göreceğimizi söyleyebiliriz.

Türkiye'de eğitimde veya her hangi bir alanda Kürt-Türk ayırımı hiçbir zaman olmamıştır. Toplumun diğer unsurları arasında da binlerce yıldır devam eden muhteşem bir uyum vardır. Azınlık statüsü Rumlara ve Ermenilere ve Yahudi gibi Müslüman olmayan vatandaşlarımıza verilmiştir. Bunun nasıl uygulanacağı Lozan ile belirlenmiştir.

Bir Cihan İmparatorluğu olan Osmanlı Devleti; bütün etnik grupları bir arada tutabilmek ve bölünmeye yol açabilecek milliyetçilik akımlarını engellemek için devletin temel unsuru Türkleri hiç bir zaman ön plana çıkarmamıştır. Bu çok doğal ve zorunlu bir uygulamadır. Oysa bugün uğraştıkları Türkiye Cumhuriyeti’ Devleti’nin adı bile Türk’tür. Türklerin Cumhuriyeti anlamına gelmektedir.

İşte bugün; bu ülkede Türklerin varolmadığı, bunun yerine bir takım ırkların ve cemaatlerin bir araya gelmesinden oluşturulmuş bir devletin olduğu gösterilmeye çalışılmaktadır. Çirkin oyunlar tezgahlanmaya başlanmıştır. Milletçe dikkatli olmamız gerekmektedir. Aydınlarımıza halkı aydınlatma açısından önemli görevler düşmektedir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
27 Haziran 2003 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale