18 AĞUSTOS 2017 Cuma

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri sivil olabilir mi?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 21 Haziran 2003 Cumartesi 

Bu sorunun cevabı. EVET OLABİLİR olmalıdır. Fakat bu cevabım, Avrupa ile uyum içinde olmak için hazırlanan 7 nci Uyum Paketi’ni onayladığımı göstermek için değildir. Ben, bu kurumun başındaki şahsın rütbesinin değil, sahip olduğu niteliklerin görevini yapmada daha etkin olduğunu vurgulamak için EVET OLABİLİR diyorum.

Milli Güvenlik Kurulu ile ilgili fikir ve düşüncelerimi bir kaç kez dile getirdim. Ve bu kurumun devletin çatısında oynadığı son derece önemli rolü izaha çalıştım. Kurulun ismi görevini zaten açıklıyor. Türkiye’nin güvenliğinin sağlanması için alınacak her türlü tedbiri tespit etmek, ilgili kurum ve kuruluşları bu maksatla harekete geçirmek bu kurulun temel işlevi.

Konu güvenlik olunca doğal olarak güvenlik güçlerimizin en önemlisi olan askerlerin bu kurulda ağırlıklı bir yeri var. Fakat kurul askeri bir kuruluş değil. Tamamen Başbakana bağlı sivil bir kuruluş. Kurulun güvenlik görevleri sadece askerlerin ilgi sahası ile sınırlı da değil. Ekonomi, eğitim, kültür, siyaset, yerel yönetimler, sağlık hizmetleri, teknolojik gelişmeler, bilgiye ulaşım, yurt dışında yaşayan Türkler, ulaştırma, haberleşme, kitle iletişim araçları, tanıtma, uluslararası kuruluşlar ve yabancı ülkelerle ilişkiler gibi faaliyet alanları bu kurulun üzerinde titizlikle duracağı diğer önemli güvenlik görevleri arasında sayılabilir. Çünkü sadece kuvvetli bir ordu ile güvenlik elde edilemiyor.

Kurulun sekreterlik hizmetlerini yürüten Genel Sekreterlik makamında Orgeneral rütbesinde bir kişinin bulunması, bu kurulun Genelkurmay Başkanlığına bağlı olduğunu ve askerler tarafından yönetilen bir kuruluş olduğunu göstermez. Bu husus iyi bilinmediği için soru işaretleri ortaya çıkmaktadır.

9 Kasım 1983 tarihli ve 2495 Sayılı Kanunun 21 inci Maddesine göre, Bakanlar Kurulu’ nun 10 Şubat 1984 Tarihli 84/7706 Sayılı Kararı ile yürürlüğe giren “GİZLİ” Gizlilik Dereceli “Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Yönetmeliği’nin Personel Atamaları başlıklı 28 inci Maddesi Genel Sekreterin atanmasına açıklık getirmektedir.

“Madde 28 – Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral / Oramiral rütbesinde Silahlı Kuvvetler mensupları arasından Genelkurmay Başkanının inhası, Başbakan ın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından atanır.”

Bu yüce makama Orgeneral rütbesinde bir şahsın getirilmesi ile vurgulamak istenen önemli mesaj şudur. Devletimizin en üst düzey güvenlik meselelerinin gündeme getirilip, çözüm arandığı bir makamda, ömrünün 40 yılını ülkenin güvenlik sorunları ile doğrudan ilgili bir kariyerde geçirmiş ve bilgi birikimine sahip olan bir kişiye ihtiyaç vardır.

Ülkemizde bu nitelikte siviller mutlaka vardır. Bulunur ve en uygunu bu makama getirilebilir. Bunun için Kanun değişikliğine ve Uyum Paketi’ne dahil etme gibi sansasyonel hazırlıklara ihtiyaç yoktur. Bakanlar Kurulu alacağı bir kararla Yönetmelik Değişikliği yapar. Ve sessiz sedasız bu işi çözüme kavuşturur.

Kanaatime göre; böyle bir değişiklik yararlı olacaktır. Bu şekilde 61 yaşında emekli olan tecrübeli orgenerallerin bu göreve getirme imkanı yaratılabilir. Ayrıca yapılacak; “Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinde görev alması düşünülen Silahlı Kuvvetler Mensupları, Genel Sekreter dahil olmak üzere görevlerinde izinli sayılırlar. Geçici olarak dosyaları ile bu kurum bünyesine geçerler.” şeklindeki bir değişiklik ile bugün üzerinde durulan üniformalıların devleti yönettiği savı da kendiliğinden son bulmuş olur. Kanun bu hususa cevaz vermektedir.

Milli Güvenlik Kurulu içindeki Kuvvet Komutanlarının kuruldan çıkartılması ve onların fikirlerinin Genelkurmay Başkanı tarafından savunulabileceği şeklinde saçma fikirler basında yer almaktadır. Bu durumda konu ile ilgili bakanlarımızın da kurulda yer almaması gerekir. Çünkü Başbakan onları temsil etmektedir. Bu son derece saçma ve kasıtlı bir görüştür. Bu kurulda ülkenin güvenliği ile ilgili kim hizmet üretiyorsa mutlaka temsil edilmelidir. Bunun aksini düşünmek yanlıştır. Kuvvet komutanları ömürlerinin kırk yılını bu ülkenin güvenliği konularına harcamışlardır. Doğal olarak orada bulunacaklar ve düşüncelerini yürütmenin zirve kadrolarına aktaracaklardır.

Bundan on yıl öncesine kadar MİT Müsteşarları da Orgeneral rütbesinde asker kişilerdi. Fakat MİT’ da aynen MGK. Genel Sekreterliği gibi tamamen sivil bir kurumdu. Ayrıca Anayasada yer alan Sıkıyönetim uygulamalarında Sıkıyönetim Komutanı olarak atanan Ordu ve Kolordu Komutanları doğrudan Başbakana bağlı olarak yapmaktadır. Çünkü 1402 Sayılı yasa böyle durumlarda Genel Kurmayı aradan çıkartmaktadır.

Sonuç olarak; Her sistemde ve canlı organizmada olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti de kendi güvenliğini sağlayacak, şehit kanıyla sulanmış bu kutsal toprakları koruyacak sistemlerini oluşturmuştur. Milli Güvenlik Kurulu bu sistemlerin temelidir. Beynidir.

Milli Güvenlik Kurulu; devletin milli güvenliğinin yani anayasal düzeninin, milli varlığının, bütünlüğünün, uluslararası alandaki milli menfaatlerinin ve hukukunun her türlü iç ve dış tehditlere karşı korunması ve kollanması gibi hayati bir görevi üstlenmiştir. Askeriyle, siviliyle birdir. Bütündür. Cumhuriyetimizin, milletimizin bekasının, birlik ve beraberliğimizin en ciddi teminatıdır ve böyle kalmaya da devam edecektir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
21 Haziran 2003 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale