23 Kasım 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Bilderberg toplantıları
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 4 Haziran 2003 Çarşamba 

Millenyum ile birlikte güncel yaşantımızda sıkça kullanmaya başladığımız kavramlar arasında küresel örgütlenmelerle ilgili olan Bilderberg, Mason, Lions, Rotarien sözcükleri önemli yer tutuyor. Yer küreye hükmeden güçler bu organizasyonları kullanarak ülkeleri yakından takip edip yönlendirebiliyorlar. Küreselleşme ile ilgili olarak kullanılan terimlerin başında ŞEFFAFLIK ve AÇIKLIK gibi kavramlarda sıkça kullanılmaktadır. Fakat bu şeffaflıkk ulusal örgütlenmelerde alabildiğine geniş tutulup bu örgütlerin bütün faaliyetleri yakından izlenip takip edilirken, küresel örgütlenmeler son derece ketum, kapalı ve sır dolu olarak faaliyetlerine devam ediyorlar…

Bir örgüt ne kadar iyi işler yaparsa yapsın, yaptığı insani faaliyetlerle ülkesine ve insanlarına yararlı ne kadar faydalı hizmet üretirse üretsin, eğer yönetim kademesi yurtdışında bir merkeze bağlı ise, ve örgüt üyeleri arasındaki ilişkiler bazı değişmez kurallara göre gizlilik içinde yürütülüyorsa, verilen bütün güzel hizmetler millet nezdinde yeterince inandırıcı olamıyor.

Güvenirliği bakımından kafalarda daima soru işareti bulunuyor. Ve “acaba bu güzel hizmetin arkasından şimdi ne gibi kazıklar yiyeceğiz”duygusu ne yazık ki silinemiyor.

Son günlerin güncel konusu ise Bilderberg Toplantıları.

Bu isim çok sık kullanılmasına rağmen açık kaynaklarda organizasyonu hakkında yeteri kadar bilgi yok. Çalışma şekli ve yönetim kadrosu ile ilgili bilgilerde bu gizli çalışma yöntemi dolayısıyla berrak değil. Ayrıca bu toplantılara davet edilen kişilerin toplantı hakkında konuşmalarına yasak konulunca dışarıya taşan bilgi kırıntılarından sağlıklı bir değerlendirme yapmakta mümkün olmuyor. Bilinen tek önemli şey; dünyayı yönetenler kararlarını bu toplantılarda alıyorlar, bu muhtemel şekilendirmeye göre çağırılan kişiler de konu ile ilgili olarak küresel yapıda kendi ülkelerine düşen görevleri üsleniyorlar. Ülkelerin yönetiminde etkili olan, veya olabileceği değerlendirilen mevki ve makamları farklı kişiler buraya davet edilerek bir beyin fırtınasına tabi tutuluyorlar.

Türkiye’de iki defa Bilderberg toplantısı yapıldı. Birincisi 1959’da İstanbul / Yeşilköy Çınar Otel’de, ikincisi de 1975’de İzmir /Çeşme, Altın Yunus Tatil Köyü’nde gerçekleştirildi. 1975 Çeşme toplantısına Türkiye’nin geleceğinde ümit vadeden Kıbrıs Fatihi Sayın Bülent Ecevit de davet edilmişti. Ve Ecevitler 3 Kasım 2002 seçimlerine kadar ülke yönetiminde daima ön planda görev aldılar. Toplantıların gizliliğine kayıtsız şartsız uyan Ecevit’in ağzından tek bir kelime bile dışarıya bilgi olarak sızmadı.

2002 yılı Bilderberg Toplantısına Türkiye’den Koç Holding yöneticisi Bülent Özaydınlı, E. Büyükelçi Özdem Sanberk ve Dünya Bankasından kurtarıcı olarak Türkiye’ye getirilen Kemal Derviş davet edildi. Bu toplantıda konuşulanlar da gizli idi . Ama ne konuşulduğu, ne gibi talimatların alınıp verildiği Sayın Kemal Derviş’in ayak izleri takip edilerek açıkça görülebildi. Bilderbergciler, Türkiye’deki 57. Hükümet’in mîâdını doldurduğu kararına varmış olmalılar ki, Kemal Derviş, Bilderberg’ten döner dönmez, erken seçimi gündeme getirdi. Düğmeye basılmış gibi Türkiye önce seçim havasına girdi, Merkez sağ ve merkez sol dağıldı. Bütün tarihi siyasi şahsiyetler meclis dışına taşınırken, hakkında kapatılma davası bulunan, başkanı miletvekili oma yasaklı AK Parti tek başına iktidara geldi.

Bilderberg toplantılarına ancak çağrılanlar katılabiliyor. Bu yıl Türkiyeden seçilip çağrılan şanslı kişiler arasında; kabinenin en genç ve ama en etkili yerde görevli Bakanı Ali Babacan ile, ABD’de diplomatlık görevini bırakarak büyük ümitlerle DTP’ne Genel Başkan olarak getirilen ve sonradan DYP ‘ye katılan M.Ali Bayar’ görüyoruz.

Toplantıda neler görüşüldüğü hakkında bu iki önemli ismin bilgi veremeyeceği kesin. Demekki bu iki davetlinin bundan sonraki yaptıklarına bakarak akıl yürüteceğiz ve toplantı gündemine saptamaya çalışacağız. Bu bu kadar önemli mi? Evet bizim için çok önemli. Çünkü küreselleşen dünyadaki küreselleşme araçlarını ve kullanılma yöntemlerini bu gizli toplantıyı düzenleyenler saptıyorlar ve uyguluyorlar.

Bilderberg Toplantılarının dışında Masonlar, Lionslar ve Rotarien’ler gibi yine kökü ve merkezleri dışarıda olan organizasyonlar var. Bunlardan Mason teşkilatı büyük bir gizlilik içinde ve kendi tesbit ettikleri kurallara sıkı sıkıya bağlı kapalı bir sisteme sahip olmasına rağmen Rotary ve Lion Kulüpleri, mason derneklerinden farklı olarak gizliliği olmayan "açık" teşkilâtlar olarak faaliyet gösteriyorlar.

Bu teşkilatların faaliyetlerinde ülkemiz için kötü bir durum görülmemiştir. Bu teşkilatlar tamamen sosyal ve kültürel amaçlı ve insani hizmet alanında faydalı faaliyetlerle kamuoyunun gündeminden hiç düşmüyorlar. Açık faaliyetler uygulamalarına rağmen enternasyonal olmaları, mensuplarının menfaatlerine öncelik vermeleri ve az da olsa katı kurallara sıkı sıkıya bağlı olmaları milli düşünce sistemimize ters gelmektedir. Mensupları enternasyonel bir çatı altında olmalarından dolayı eleştirilmektedir.

Bilindiği gibi insanlar tek başına yaşayamazlar. Bilgi, beceri ve kişisel ihtiyaçları doğrultusunda kendisi gibi düşünen ve kendisine yakın bir yaşam tarzı olan kişilerle birarada bulunmak istemeleri ve bu maksatla örgütlenmeleri doğaldır. Zaten bu demokrasinin olmazsa olmaz ve vazgeçilmez en önemli şartıdır. İnsanlar ancak güçlerini birleştirebildikleri takdirde her alanda refaha, mutluluğa ve güvenli bir yaşama erişebileceklerinin bilinci ile böyle bir topluluğa üye olmaktadır. Devletin sivil toplumu yönlendirebilmesi ve diğer yandan halkın sesinin devlet tarafından daha iyi duyulmasını temin için böyle örgütlenmeleri teşvik etmesi gerektiğini düşünüyor ve sivil toplum örgütlenmelerini yararlı buluyorum.

Gizliliği değil, insan ilişkilerinde açıklık ve şeffaflığı tercih eden bir kişiliğim olmasına rağmen ben,aydınlarımızın bu gibi enternasyonel teşkilatlara üye olmasını yararlı görüyorum.
Ülkemiz çok kritik bir coğrafyada çok yönlü ve çok maksatlı dış tehditler ile karşı karşıyadır. Bu yüzden dışarıya karşı daima uyanık olmalı ve bilgi sahibi olmak zorundayız.

Yeniden yapılanan ve küreselleşen dünyada, bir merkezden yönlendirilen uluslararası kuruluşların önemlerinin giderek artacağı ve faaliyetlerine ülkemizde de devam edecekleri kaçınılmazdır bir gerçektir. İşte burada hassas olan nokta şudur.

Bu küresel örgütlerin faaliyetlerini milli menfaatlerimiz doğrultusunda yönlendirebilecek, kültürümüzden taviz vermeden, milli değerlerimizden uzaklaşmadan bizi küreselleşen dünyaya taşıyacak aydınlarımızın bu teşkilatlarda görev almalarını kınamak ve hor görmek değil, bilakis onları teşvik etmemizin yararlı olacağına inanıyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
4 Haziran 2003 Çarşamba

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale