20 ŞUBAT 2017 PAZARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net



Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Teşekkürler Zerrin Doğan. Türk'ün yüksek seciyesini dünyaya kanıtladın
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 16 Mayıs 2003 Cuma 

Milletleri millet yapan en önemli unsur binlerce yıldır değişmeden günümüze taşıdıkları kültür varlıklarıdır. Kültür varlıkları içinde milletlerin Ahlâki Vasıfları şüphesiz o milleti diğerlerinden ayıran en belirgin özelliklerdir. Türk Milletinin ahlâk anlayışı (şeciyesi) bütün olumsuz koşullara ve binlerce yıllık tarihinde pek çok değişik ulusla bir arada yaşama durumunda kalmasına rağmen bozulmadan günümüze kadar gelmiştir. Bu güzel vasıflar milletimizi tarihin içinden günümüze kadar başı dik olarak taşımıştır.

13 Mayıs tarihli gazetelerde bütün ekonomik olumsuzluklar karşısında ayakta kalma çabası veren milletimizin çok önemli bir vasfı olan “GÜVENİLİR ve AHLÂKLI İNSAN OLMA” karakterinin hâlâ yaşadığını yabancı kaynaklardan öğrenerek milletçe gurur duyduk. Konu ile ilgili İngiliz The Times Gazetesinin haberi basınımızda şöyle yer aldı;

“The Times; KKTC’nin geçişleri serbest bırakmasının ardından yıllar önce evlerini terk etmek zorunda kalan Rumların akın akın Türk tarafına gittiğini ve kişisel tarihlerinin en değerli parçalarına kavuşma şansı yakaladığını yazdı. 29 yıl önce bölgeyi terk etmek zorunda kalan pek çok Rum’un özel eşyalarını el değmemiş bir şekilde bulduğuna dikkat çeken The Times, Rumların bundan büyük mutluluk duyduğunu vurguladı.

Rumların Türk tarafında yaşadığı hoş sürprizlerden örnekler veren The Times; Elleda Kriyaku adlı bir Rum kadınının Türk askerleri bölgeye girdiklerinde apar topar mücevherlerini evinin arka bahçesine gömerek kaçtığını anlatarak, şöyle devam etti: Elleda mücevherlerini gömdükten birkaç gün sonra evine geri dönmeyi umuyordu. Ancak bu gerçekleşmedi. Geçişlerin serbest bırakılmasının ardından 29 yıl önce terk ettiği evinin bulunduğu Çayönü (Kalopsida) köyüne geldi. Mücevherlerini bulacağını hiç sanmıyordu. Şimdi evinde yaşayan Zerrin Doğan ismindeki Türk Kadını kendisine mücevherlerini verdiğinde, gözlerine inanamadı. Zerrin Doğan’ın kızı 10 yıl önce bahçede oynarken aralarında bir alyans, altın haçlar, bilezikler, Makarios’lu altın liralar bulunan mücevher paketini bulmuştu ve anne Zerrin Doğan da sahibinin bir gün geri gelecegini düşünerek mücevherleri saklamıştı. Mücevherleri teslim ederken Zerrin Doğan’ın dudaklarından, ‘Sırtımdan büyük bir yük kalktı, şimdi çok mutluyum’ sözleri döküldü..."

Gazete yukarıdakine benzer bir kaç olayı daha sıralıyor. Adeta bu “menfaâtlerin daima ön planda tutulduğu bir devirde, hâlâ böyle çağ dışı olayların meydana geldiğini” anlatırken hayretini de gizleme lüzumunu hissetmiyor.

Evet; Zerrin Doğan Hanım haklıdır. Gerçekten “Sırtından büyük bir yük kalkmıştır. Ve Zerrin Doğan Hanım artık eskisine göre çok daha mutludur.” Onlar şaşırmakta haklılar. Çünkü onlar bizi hiç tanımadılar, veya tanımamak için özel gayret gösterdiler. Ama ne yazık ki biz gerçekten böyleyiz. Birilerine yaranmak için değil. Biz yapı olarak zaten böyleyiz.

İşte Zerrin Hanım’ın bu davranışı tipik bir Türk insanının davranışıdır. Bunu dünyanın hiç bir milletinde görmek mümkün değildir. Türk Milleti ne kadar sıkıntı içine girerse girsin, aldığı milli ve dini kültür gereği emek vererek kendisinin olmayan bir malın kendisine mutluluk değil, kötülük getireceğine inanır. Emanete asla hıyanet etmez.

Bunun pek çok örneğini çevremizde yaşamışızdır. Tabii ki bunlar genel davranış biçimleridir. Yani toplumun büyük kısmının benimseyip uyguladığı tutum ve davranışlardır. İstisnai durumlar mutlaka vardır. Ama bu istisnai tutumlar genel olarak toplumumuzda destek değil, tepki görür.

Kıbrıs Türkleri gibi yüz yıla yakın bir süredir Osmanlı / Türk idaresinden ayrı kalmış, yoğun İngiliz ve Rum Kültürlerinin baskısı altında tutulmuş bir toplumun tutum ve davranışları içinde Türklerin genel ahlâki vasıflarını aynen yansıtan yukarıdaki örneğe benzer davranışların görülmesi gücümüzün en belirgin göstergesidir. Bu husus milli değerlerimizin ne kadar köklü ve yıkılmaz olduğunun ispatıdır.

Türk Milletine bu gurur anını yaşatan Kıbrıs/ Çayönü köylüsü Zerrin Doğan Hanımefendiyi yürekten kutluyorum. Biliyorum ki bu paraların ve mücevherlerin sahibi Elleda Kriyaku adlı bir Rum kadınından çok daha fakir ve muhtaç durumdadır. Bu mücevherlerle maddi durumunu belki geçici olarak iyileştirebilirdi. Ama o’nun ahlâki yönü bu paranın kendisine ait olmadığını bildirdiğinden kendisine yakışanı yaptı. Maddi olarak yücelmedi ama, Allah ve millet katındaki değerini yüceltti. Bu yücelme ona yeter de artar bile.

Bizi birilerine tanıtmak için lobi şirketlerine çuvalla para yatırmaya gerek yok, çünkü biz kendi reklâmımızı zaten kendimiz yapıyoruz. Türk Toplumunu bu zor coğrafyada bin yıldır ayakta tutan bütün Zerrin Doğan’lara saygılarımı sunuyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
16 Mayıs 2003 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale