23 Kasım 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






MGK Genel Sekreteri'nin lobi operasyonu neden eleştiriliyor?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 3 Mayıs 2003 Cumartesi 

Milli Güvenlik Kurulu ile ilgili fikir ve düşüncelerimi bir kaç kez bu sütunda dile getirdim. Ve bu kurumun devletin çatısında oynadığı son derece önemli rolü izaha çalıştım.Kurulun ismi görevini zaten açıklıyor. Türkiye’nin güvenliğinin sağlanması için alınacak her türlü tedbiri tesbit etmek, ilgili kurum ve kuruluşları bu maksatla harekete geçirmek bu kurulun temel işlevi.

Konu güvenlik olunca doğal olarak güvenlik güçlerimizin en önemlisi olan askerlerin bu kurulda ağırlıklı bir yeri var. Fakat kurul askeri bir kuruluş değil. Tamamen Başbakana bağlı sivil bir kuruluştur. Kurulun güvenlik görevleri sadece askerlerin ilgi sahası ile sınırlı da değil. Ekonomi, eğitim, kültür, siyaset, yerel yönetimler, sağlık hizmetleri, teknolojik gelişmeler, bilgiye ulaşım, yurt dışında yaşayan Türkler, ulaştırma, haberleşme, kitle iletişim araçları, tanıtma, uluslararası kuruluşlar ve yabancı ülkelerle ilişkiler gibi faaliyet alanları bu kurulun üzerinde titizlikle duracağı diğer önemli görevleri arasında sayılabilir.

Çünkü sadece kuvvetli bir ordu ile güvenlik elde edilemiyor. Kurulun sekreterya hizmetlerini yürüten Genel Sekreterlik makamında Orgeneral rütbesinde bir kişinin bulunması bu kurulun Genelkurmay Başkanlığına bağlı olduğunu ve askerler tarafından yönetilen bir kuruluş olduğunu göstermez. Bu husus iyi bilinmediği için soru işaretleri ortaya çıkmaktadır. Bundan on yıl öncesine kadar MİT Müşteşarları Orgeneral rütbesinde asker kişilerdi. Fakat MİT’da aynen MGK. Genel Sekreterliği gibi tamamen sivil bir kurumdu. Ayrıca Anayasada yer alan Sıkıyönetim uygulamalarında Sıkıyönetim K. olarak atanan Ordu ve Kor. K.ları doğrudan Başbakana bağlı olarak yaparlar. Çünkü 1402 Sayılı yasa böyle durumlarda Genel Kurmayı aradan çıkartmaktadır.

Şimdi gelelim Orgeneral Tuncer KILINÇ’ın Belçika gezisine ve buradaki Türk Derneklerinin biraraya getirilerek Türkiye lehinde lobi faaliyetlerini yürütmesi için konuşma yapmasına. Ve bunun etrafında kopartılan fırtınalara.

Medyaya yansıyan suçlamalar çok çeşitli. İşte bazıları; “MGK oldukça uzun bir zamandır Türkiye sınırları dışında yaşamakta olan kimi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, kimi ise Türkiye kökenli AB vatandaşı olan geniş bir kitleyi ‘Türk Lobisi’ adı altında örgütlemeye çalışıyor. Hatta kendi ‘emir komuta’ mantığı çerçevesinde ‘AB ülkelerinde yaşamakta olan Türklerin sivil toplum örgütünü’ kurmaya çalışıyor.
AB ülkelerinde ‘ordunun politikaya karıştığı’ eleştirisinin Türkiye ile ilgili her tartışmada dile getirildiği bir ortamda, aynı ordunun mensuplarının AB ülkelerinin ‘iç işlerine etkide bulunabilmek’ amacıyla yoğun faaliyet içinde olmalarının AB-Türkiye ilişkisi açısından yararlı değildir. Hatta çok zararlıdır.”

Burada en çok eleştirilen konu; “askerlerin derneklerle ve lobilerle ne işi var. Zaten AB üyeliğimize askerlerin içişlerimize karışması engel oluyor” şeklindedir.

Bu varsayım, Genelkurmay Başkanlığına bağlı bir asker kişi bu işleri yapsa doğru olabilirdi. Fakat Org.Kılınç MGK. Genel Sekreteri olarak askerleri değil, Başbakanı temsil ediyor. Yani kişi olarak asker. Ama görevi askeri değil. Bu açıdan Org.KILINÇ’ın şahsında Türk Silahlı Kuvvetlerini karalamaya kalkanlar yanlış yaparlar. Veya bilerek ve isteyerek hainlik yaparlar.

Bu konu son derece hassastır. İddia sahiplerinin 9 .11.1983 Gün ve 2945 Sayılı “MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu’nu ve bu Kanuna göre Bakanlar Kurulunca 10 Şubat 1984 tarihinde çıkartılan MGK Genel Sekreterliği Yönetmeliğini” iyi bilmeleri gerekmektedir. Ben buradaki menfi tutum ve davranışların bilgisizlikten kaynaklandığını sanıyorum. Güvenlik konusu; tamamen gizlilik dereceli faaliyeti ihtiva ettiğinden bu kuruluşumuzun kadro görevlerinin açıklandığı Yönetmeliği de doğal olarak GİZLİ Gizlilik Derecelidir. Yani herkesin kullanımına açık değildir.

Türkiye Cumhuriyeti; içeride güvenliğini temin edecek bütün önlemleri alırken her ülkenin yaptığı gibi yurtdışındaki vatandaşlarının güvenliğini de sağlamaktan sorumludur. Hangi sebeple giderlerse gitsinler yurt dışındaki vatandaşlarını yakından takip etmek, varsa problemlerine çare bulmak, bulundukları ülkeler kanunlarına göre ayrıcalıklar elde etmeleri için ilgili makamlar nezdinde girişimde bulunmak, yurt dışındaki yıkıcı ve bölücü tehdit odaklarının eline düşerek vatan ve milletimiz aleyhinde faaliyette bulunmalarını engellemek, yurttaşlarımızın hangi siyasi düşüncede olursa olsun milli çıkarlarımız doğrultusunda tek bir yumruk gibi hareket etmeleri ve gerektiğinde o ülke bazında tanıtım ve lobi faaliyetleri için yönlendirilmelerini sağlamak, görevi Türk Devletinin temel işlevlerindendir. Türkiye ‘de yurtdışındaki Türk vatandaşlarına sahip çıkma ve onların bütün faaliyetlerini Türk Milli Çıkarlarına göre yönlendirme görevi MGK Genel Sekreterliğince yerine getirilmektedir.

Fikir ve Düşüncesi ne olursa olsun bu insanlarımızı biraraya getirip birlikte hareket etmelerini sağlayacak ortak noktalar mutlaka vardır. İşte bu noktalar etrafında vatandaşlarımız toplanıp etkili bir güç haline gelmelerine çalışılmaktadır. Bu son derece doğal devlet görevini karalamaya çalışanların maksatlarının ülkemiz yararına olmadığı kesindir. Bizi tanımayan ve bunun için başarılı olamayan yabancı şirketleri zengin etmeye gerek yoktur. Hem ülkemizi ve hemde bulundukları ülkeyi yakından tanıyan Türklerin bu faaliyetler için organizesi kaçınılmazdır. Ve bunu engellemek te mümkün değildir.

Sonuç olarak; Devletin verdiği görevi hakkıyla yerine getirme çabası içinde olan Org.KILINÇ’a saldırmanın anlamı yoktur. Burada hükümetin sanki konudan haberi yokmuş gibi davranması düşündürücüdür. Çünkü saldırıların muhatabı bürokrat olan Org.Kılınç değildir. Muhatap siyasi otoritedir. İlgililere cevabın bu kesim tarafından verilmesi gerekmektedir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
3 Mayıs 2003 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale