20 ŞUBAT 2017 PAZARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net



Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






23 Nisan 2003'te Türkiye'nin gündeminde türban tartışmaları yer almamalıdır
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 28 Nisan 2003 Pazartesi 

Devletlerin hayatında gelenek ve görenekler önemli yer tutar. Toplum içindeki dengeler bunlar vasıtası ile korunur. Yönetim Sistemleri gelenek ve göreneklerimize uygun olduğu takdirde faydalı, başarılı ve uzun ömürlü olurlar. Çünkü bunlar binlerce yıl içinde oluşur ve toplum hayatımızı yönlendirirler. Çok önemli bir sebep olmadıkça bunlara dokunulmamasını sosyoloğlar yöneticilere tavsiye ederler.

Türk Ulusunun birlik ve beraberliğini gösteren aynen gelenekler gibi simgeleşmiş kurumlarımız ve kişilerimiz vardır. Bunlar; TBMM, Cumhuriyetimiz, Vatanımız, Bayrağımız, İstiklal Marşımız, Silahlı Kuvvetler, Atatürk ve Mehmetçik gibi üzerinde her Türk evladının hassasiyet gösterdiği kavramlardır. Rütbe ve mevkii ne olursa olsun bu topraklarda yaşayan her Türk evlâdı bu simgelere sahip çıkmak ve onları incitecek tutum ve davranışlardan kaçınmak zorundadır.

Bu millî gerçek ortada dururken 23 Nisan gibi kutlu bir bayram gününde devletin tepesinde her türlü hiyerarşik düzeni altüst edecek tarzda meydana getirilen krizi anlamak mümkün değildir.

24 Nisan Sabahı bütün basın yayın organlarımızın işlediği temel konu; “TBMM Başkanı Sayın Bülent ARINÇ’ın verdiği 23 Nisan Resepsiyonuna devletin üst kademesinin katılmaması” idi. Basında yer alan haberler özetle şöyle; “Cumhurbaşkanı Sezer, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komuta kademesi ve ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi'nin temsil edilmediği resepsiyona yargı camiası da rağbet göstermedi. Üst düzey bürokratların yoğun ilgi gösterdiği resepsiyona Dışişleri Bakanlığı'ndan bürokratlar gelmedi. Resepsiyona, MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun'un da katılmaması dikkat çekti. Resepsiyona, yargı camiasını temsilen; Anayasa Mah.Bşk. V. Haşim Kılıç, Sayıştay Başkanı Mehmet Damar, Danıştay Başkanı Nuri Alan, Anayasa Mah.Üyesi Yalçın Acargün, Yargıtay eski Başkanı Sami Selçuk katıldı. Her yıl resepsiyona katılan Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin ve Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya'nın ise bu sene 'başörtü' tartışmaları gölgesinde verilen resepsiyona katılmaması gözlerden kaçmadı.  TBMM Başkanı Bülent Arınç; 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın TBMM için büyük önem taşıdığını dile getirdi ve geleneksel olarak her yıl düzenlenen resepsiyona TBMM başkanının eşi ile birlikte ev sahipliği yaptığını hatırlattı. 23 Nisan resepsiyonuna katılmayan Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları için "Kendi takdirleridir' dedi. Gazetecilerin sorularını cevaplayan Bülent Arınç’ın eşi Münevver Hanım; halkın sağduyu ile doğru kararı vereceğini ve Medyadaki tartışmaları üzüntüyle karşıladığını belirterek, “Biz bu süreci yaşayabiliriz; yeter ki ülkemiz zarar görmesin. Ben televizyonlarda başbakan ve bakanların bu ülke için yaptıkları icraatların konuşulmasını istiyorum.” dedi. Ancak tartışmalar sebebiyle kendisi ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Hanım’ın törenlere katılmayacağını ifade eden Bayan Arınç, “Katıldığım zaman kıyametlerin kopacağını biliyorum. Asıl resepsiyona katılmadığım zaman bu eleştirilerin dile getirilmesi lazımdı. Bu konuda haklı olsak da haklı olmak yetmiyor.” değerlendirmesinde bulundu. TBMM'de verilen 23 Nisan Resepsiyonu'na, Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve CHP Lideri'nin katılmamasına en sert tepki Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç'tan geldi. Resepsiyonun boykot edilmesini yanlış olarak değerlendiren Kılıç; 'Devletimden değil ama devlet adamlarından utanıyorum.' Kılıç'ın sözlerine bir başka hukukçu Yargıtay eski Başkanı Sami Selçuk'tan da destek geldi. Selçuk, 'Milletin temsil edildiği yerde, Meclis'in ve devletin temsilcileri mutlaka olmalıdır' diye konuştu.”

Yukarıdakiler eleştirilerden sadece birkaçı. Aslında savaş sendromunu yeni atlatan ve hızla birlik beraberlik içinde milletin dört gözle beklediği AŞ ve İŞ konusunda elele birşeyler yapılması beklentilerinin olduğu bir dönemde böyle sun’i gündemlere ülkenin tahammülü yoktur. Ve gereği de yoktur.

Ana muhalefet partisinin muhalefet edeceği yer TBMM resepsiyonu değildir. Milletin kürsüsüdür. Bu Meclis Sayın Bülent Arınç’ın meclisi değildir. Milletin Meclisidir. 23 Nisan’da sıradan bir gün değildir. Milletin Kayıtsız ve Şartsız hakimiyetinin dünyaya duyurulduğu ve Osmanlı’nın küllerinden yeni Türk Devletinin temellerinin atıldığı gündür. Bu gün millî bayramdır. Bu meclis oradan buradan toplama insanlardan değil, milletin hür iradesi ile seçimle bir araya gelmiş milletvekilerinden oluşan Atatürk’ün meclisidir.

Davete katılmayan devlet büyüklerinin mutlaka halka açıklayabilecekleri meşru bir mazeretleri olması gerekmektedir. Zirvedeki en küçük dalgalanmanın aşağıda 8 şiddetinde depremler yarattığını bu millet çok iyi bilmektedir. Milli Güvenlik Kurulunda Cumhurbaşkanı ve Başbakan arasındaki “Anayasa Fırlatma “ hadisesinin bir anda Türk ekonomisini ne hale getirdiğini bu millet daha unutmadı. Çünkü bunun acılarını halâ yaşayarak görüyor. Eğer bu krizin sebebi “TBMM Başkanının eşinin başörtülü olmasından” kaynaklanıyorsa ortada çok yanlış ve vahim bir durum var demektir. Çünkü böyle bir sorun, bu şekilde küserek, birbiri ile ipleri kopartarak, gelenek ve göreneklerimize aykırı tutum içine girerek değil, ancak karşılıklı diyalog, hoşgörü ve toplumsal uzlaşı ile çözümlenebilir.

Eğer sorun başörtüsünden değil de, hükümetin kadrolaşmasından ve çeşitli alanlardaki icraatının beğenilmemesinden kaynaklanıyorsa çözüm yine yanlış yerde aranmıştır. Özetle ifade edecek olursak; milletimiz kendini yönetenlerin her ne sebeple olursa olsun birbirleriyle ters düşmesini değil, birlik ve bütünlük içinde kendilerine daha iyi bir yaşam temin edilmesi yönünde çaba göstermelerini beklemektedir.

Devlet yönetimi bir bütündür. Bu bütünlüğü temin etmek anayasamıza göre Sayın Cumhurbaşkanına düşer. Anayasamızın 104’cü maddesi;”Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını,Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir” şeklindeki sarih ifadesi bunu belirlemiştir. Şimdi Milletimiz Sayın Cumhurbaşkanından zirvede oluşan bulutları dağıtmasını beklemektedir. Buna şiddetle ihtiyacımız vardır.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
28 Nisan 2003 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale