26 TEMMUZ 2017 Çarşamba

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Türk köylüsünden yöneticisine ekonomi dersleri
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 22 Nisan 2003 Salı 

"Ekonomi demek, herşey demektir. Yaşamak için, mesut olmak için, insan varlığı için ne lazımsa onların hepsi demektir. Ziraat demektir, ticaret demektir, çalışma demektir, herşey demektir."
(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1923)

Ülkemizin tek ve değişmez gündeminin millete AŞ ve İŞ temini olması gerekirken dış politikamız ülke gündeminin tamamını işgal ediyor. Üretimin durması, enflasyonun 25 yıldır kontrol altına alınamaması, paramızın değerinin düşük olması, ekonomideki daralmanın tabii neticesi olarak meydana gelen işsizlik ve bunun sonucunda artan açlık.

İşte manzara bu. Buna çözüm bulunması için halkımız bu iktidara destek verdi. Geçen beş aylık süre içinde henüz zamlardan, ek vergilerden başka getirilen yeni bir şey yok. Sadece vaatlar çoğalıyor. Sofralardaki ekmek küçülüyor.

Türk Kamuoyunun gündemini savaşa ve borsaya kitleyen görsel ve yazılı basımımızda ekonominin AŞ ve İŞ temini konusunda gelişmesine ilişkin özel bir çaba ve istek yok.

Açık oturumlarda, bilimsel toplantılarda yüksek ünvanlı bilim adamlarımız bir birleri ile ekonominin durumunu konuşuyorlar, fakat ne dediklerini muhatabı oldukları halkımız anlamıyor. Adeta milletle dalga geçiliyor.

Burada millete ve yöneticilerimize akıl vermeye çalışan bilim adamlarımızın ve bazı önemli bürokratlarımızın katıldığı bir televizyon proğramına Nazilli’den telefonla iştirak eden bir köyümüzün tam 11 dakikaya sığdırdığı Ekonomik Durum Değerlendirmesi ile makineli tüfek gibi hiç durmadan birbiri ardına sıraladığı tam 43 EKONOMİK ÇÖZÜM ÖNERİSİNİ önce Türk kamuoyunun ve sonra da ilgililerin dikkatine sunuyorum.

Böyle bir milletle neler yapılabileceğini, nasıl bir kalkınma ve güçlenme mucizesi gösterebileceğimizi hayâl dahi edemiyorum. Ne demiş büyüklerimiz; "ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ, ANLAMAYANA DAVUL-ZURNA AZ"

Gelelim Nazillili Köylü Kardeşimizin sözlerine; "Bizi az sanmayın, tam sekiz milyon kişiyiz ve sahibimiz yok. Hikayem şöyle. 40 Km uzaklıktaki tarlamdan traktörle Nazilli Pazarına marul götürdüm. İndirdim. Yerleştirdim. Belediyeye yer parası ödedim. Akşama kadar ayakta bekledim ve toplam üç marul sattım. Kalan marulları pazarda bırakayım dedim. Belediye kabul etmedi. Yeniden geri yükleyerek 40 km. geri götürdüm ve tarlamın kenarına döktüm. 4 Aylık emeğim, gübrem, benzinim heba oldu. Kredi borçlarım ise ödeyemediğim için durduğu yerde artıyor ve bir daha hiç ödeyemeyeceğim kadar yükseliyor. Biz ne olacağız ? Biz ne yiyeceğiz.? Bırakın borsayı. Bırakın faizi ve repoyu. Bırakın kredi bulmayı. Siz asıl bize bakın. Biz aç kalırsak sizde aç kalırsınız. IMF’den kredi alınacakmış. Siz kredinin borç olduğunu bilmez misiniz ? Biz köylü aklımızla biliyoruz da siz mi bilmiyorsunuz ? Borcun zamanında ödenmediği takdirde daima artacağını ve giderek batağa saplanılacağını bilmiyor mu büyüklerimiz.? Bilmiyorlarsa ben söylüyorum. Bilsinler öğrensinler. Çare ürettiğinizi söylüyorsunuz. Ama sadece konuşuyorsunuz. İşte size Efendiniz olan KÖYLÜ kardeşinizden çareler. Bunları yine bölük pörçük sizlerin ağzınızdan duydum ve belki içinize yarar diye alt alta yazdım. İnşallah yaparsınız."

- Devlet ekonomiden çekilsin. Bu işi halka bıraksın.
- Devlet elindekini iyi kullansın.Savurmamayı öğrensin.
- Devletten iş yapmadan maaş alan Bankamatik Memurlarının işine son verilsin.
- Bürokrasinin araç saltanatı kaldırılsın.
- Devlet yolsuzluk yapmasın.Yolsuzluğa alet olmasın.
- Yarım kalan inşaatlara 135 Milyar Dolar harcanmış. Yarım kalan bütün yatırımlar ya özel sektöre devredilsin yada tamamen kapatılsın. Bu hızla ancak 150 sene sonra biteceklerini ve millete 380 Milyar dolara malolacağını oradan sizin ağzınızdan duyduk.
- Özelleştirme idaresi ya özelleştirilsin, ya da biran önce özelleştirmeyi bitirsin.
- Kayıt dışı denilen ekonomi her ne pahasına olursa olsun kayıt altına alınsın.
- Serbest Pazar ekonomisine geçilsin. Eğer halen uyguladığımız sistem buysa bu ekonominin kuralları aynen işletilsin.
- Sırtımızdaki vergi yükü azaltılsın. Ama herkesten vergi alarak vergi gelirlerimiz çoğaltılsın.
- Bütün vatandaşlarımıza vergi numarasını süs olsun diye mi verdiniz? Neden numara verdiğiniz herkesi vergi mükellefi yapmıyorsunuz ?
- Devletin elindeki hazine arazilerinden yeteri kadarını gecekondu ile gasbedenlerden başlamak üzere satın. Devletin bütün borçlarını ödersiniz. Elinizde de yatırım için para kalır.
- Bütçe yapacak adam Türkiye de yok mu? Biz yaparız. IMF ve Dünya Bankasının dayattığı proğramlara Ulusal Proğram diyerek siz kimi kandırıyorsunuz. Bu proğramların ulusal olmadığını biz bile biliyoruz.
- Özelleştirilemeyen Kamu kuruluşlarının devamlı zarar etmesine neden göz yumuyorsunuz. Biz bunların yükünü taşımak zorunda değiliz. Bunları derhal kapatmak lazımdır.
- Peşin vergi uygulaması insani değildir. Kaldırılmalıdır.
- Devamlı af çıkartarak vergisini verenlerin ve işini dürüstçe yapanların daima enayi gözüyle görülmesi ve bir bakıma cezalandırılması uygulamasına son verilmelidir.
- Ticaret Mahkemelerimiz güçlendirilmeli ve hızla sonuç alabilmelidir.
- Ek vergi uygulaması adil değildir. Kaldırılmalıdır.
- Vergi ödemelerinin artması için vatandaşın ve iş yerlerinin vergi ödeme potansiyeli arttırılmalıdır.
- Devlet kuruluşlarının elinde bulunan ve sadece kendi personeline açık olan lüks kamplar ve tatil yerleri derhal satılmalı veya Turizmin emrine verilmelidir.
- Devleti yönetenlerle, esnaf, işçi, memur, emekli, dul ve yetimler küsmüştür. Barış sağlanmalı ve karşılıklı güven ortamı yeniden yaratılmalıdır. Bunu sağlamak bizlere değil, devlete düşer.
- İnsanları aç yatarken yöneticilerinin inandırıcı olmalarının beklemek sadece hayâl kurmaktır.
- Hayat standardına göre vergi almak zulümdür. Bu husus Komünizmi bile geri getirir. Gelecek parayı kaçırır. Kaçan para üretimi engeller ve fakirliğimiz artar.
- Devlet bana güvenip bankalara el koymasın. El koyduğu bankaları ya tamamen kapatsın ya da sahiplerine geri versin. Onlar kendi kusurlarını yine kendileri temizlesinler . Onların suçu millete çektirilmesin.
- Bankaların arkasındaki devlet desteği hemen kaldırılsın.
- Üretimdeki enerji maliyetlerinin düşürülmesi lazım. Yoksa kimse ile rekabet edemeyiz. Malımızı kimseye satamayız.
- Yeraltı kaynaklarımızı süratle kullanılır hale getirelim. Bor gibi önemli madenlerimizden biz yararlanalım.
- SSK ve BAĞKUR Primlerini arttırmak, bizlere siz artık prim ödemeyin demek anlamına gelmektedir. Bu primler ödenebilir seviyede tutulmalıdır.
- IMF ve Dünya Bankası gibi yabancı kuruluşlara fazla güvenmeyin. Onların asıl görevinin; dünya ticaretindeki aksaklıkların önlenerek büyük firma mallarının pazarlarının devamlılığını sağlamak olduğunu sağır sultan bile duydu.
- İthalat denetlenmeli, zorunlu mallar dışında ithalat yapılması önlenmelidir. Lüks malların ithalatı ya yasaklanmalı ya da çok büyük vergiler getirilmelidir.
- Yerli malların kullanılması teşvik edilmelidir. Çinden kaldırım taşı getirilmesi gibi israfa müsaade edilmemelidir.
- Tasarruflarımızın hortumlanmasına göz yumulmamalıdır.
- Gümrük Birliği bütün yönleri ile gözden geçirilmeli, gerekirse bu yolla ülkemize verdiği zararlar Avrupa Birliğinden hemen istenmelidir.
- Şeffaflık her alanda sürdürülmelidir.
- Kamu bankalarının görev zararı gibi bir kavramı anlamak mümkün değildir.
- Çiftçi ve köylü olarak biz sekiz milyonuz. Bize sahip çıkılmalıdır.
- Hayvancılık Anadolumuzun en büyük zenginlik kaynağıdır. Bu yürüyen fabrikalar yanlış uygulamalarla öldürülmüştür. Mutlaka canlandırılmalıdır.
- Devlet 65 Milyonun hizmetinde olmalıdır. Oysa alınan ekonomik kararlar ve değerlendirmeler bu büyük kitleyi değilde 500.000 kişiyi ilgilendiren DÖVİZ, BOSA ve FAİZ üzerine inşa edilmiştir. Yanıltıcıdır. Düzeltilmelidir.
- Enflasyon Bulgaristan’da iki yılda % 250’den % 3’e düşürülmüştür. Bizde niçin düşürülmüyor ? Bulgarlar bizden çok mu akıllı ? Bizden çok mu çalışkan ? Bunun böyle olmadığını biliyoruz. O halde neden 25 yıldır bizde yüksek enflasyon var ? Bu konu mutlaka ele alınıp çözülmelidir.
- Dış borçları anladık. İtibarımızdır. Ödeyelim. Ama iç borçları erteleyerek bu paraları hemen yatırımda kullanmak büyüklerimizin aklına gelmiyor mu?
- Paramızın sıfırlarından utanıyoruz. Neden bu sıfırları kaldırmıyoruz. Veya bir dolar = Bir yeni Lira yapmıyoruz.
- Yabancı paranın korkutup kaçırıldığı yetmiyormuş gibi, yerli sermaye sahiplerimiz de fabrikalarını kapatıp Bulgaristan ve Romanya’ya taşıyorlar. Türkler işsiz ve aç kalırken biz Bulgarlara iş veriyoruz. Bunu anlaşılır yanı yoktur. Bunun için neden bir önlem düşünülmüyor ?
- İş adamları ile ile yöneticilerimizin mutlaka barışık olması lazımdır. Aralarındaki gerginliğin zararını bizler çekmekteyiz.

İşte bunları söylüyor Çarıklı Erkan-ı Harp dediğimiz milletimizin Efendisi Köylü kardeşimiz. Söylediklerinin hepsinin altına imzamı atarım. Söylenenlerin her biri bir probleme çare buluyor. Yapmak çok mu zor. Bana göre hayır. Yeter ki yapmak isteyelim. Bunun için planlı, proğramlı ve bilinçli bir çalışma yapalım. Ama bunu biz yapalım. Biz derken yabancıların kontrolu dışında olan, kendi kaynaklarımızı kendi hedeflerimiz doğrultusunda yönlendirecek tamamen milli ekonomi yönetiminden bahsediyorum.

Yukarıda dile getirdiğim sade vatandaşımızın basit ama anlaşılır fikir demetini; Televizyon Proğramlarında saatlerce anlamakta zorlandığımız bilimsel kavramlarla milletin kafasını karıştırmaktan öteye bir hizmet üretmeyen bilim adamlarımıza ve yöneticilerimize sunuyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
22 Nisan 2003 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale