26 Şubat 2017 Pazar

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Bağdat'ta yaşanan insanlık ayıbına dur diyelim
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 8 Nisan 2003 Salı 

SAVAŞ MAĞDURU ÇOCUKLARA YARDIM EDELİM...

ABD ve İNGİLİZ ordularının Irak’a karşı başlattıkları acımasız savaş bütün hızıyla devam ediyor. Irak düzenli ordusunun güçsüzlüğü savaşı gerilla tipi bir muharebeye dönüştürdü. Halkın büyük bir kısmına silah verilmesi ve bu halkın kendi öz vatanlarını korumada gösterdiği direnç savaşın boyutlarını ve hedefini değiştirdi. Atılan bombaların hedefi artık insan topluluklarının yaşadığı yerler oldu. Kitle iletişim araçlarından bu vahşet ve yıkım, parçalanmış çocuk, kadın ve yaşlı insan görüntüleri savaşın vardığı noktayı bütün dünyanın gözleri önüne serdi.

Artık harbin sebepleri, hukuka uygunluğu, meşruluğu da halkımızın sorunu değildir. Halkımız bugün zihninde var olan “Ana gibi yar Bağdat gibi diyar olmaz “ vecizesinin başına gelenler ile ilgilenmektedir. Halkımız, minarelerinden siren sesleri arasında semaya yükselen EZAN ve ALLAHÜEKBER sedalarını dinleyerek tepesine ölüm yağdıran bombalar altında ki çaresiz Bağdat, Musul, Kerkük, halkının acılarını bire bir yaşamaktadır.

Düşen her bomba insanımızın yüreğini yaralamaktadır. Bizler tarihte bize yapılanların bir örneğini bu defa komşumuzda görüyor. Daha da üzülüyoruz. Çünkü o topraklarda bizim bu insanlarla ortak tarihi bir geçmişimiz var. Ortak kültürümüz ve pek çokları ile ırk ve kan bağımız var. Biz bu insanlarla bin yıldır birlikte yaşadık. Başka gidecek yerimiz olmadığına göre daha bin yıl daha birlikte yaşayacağız .

İnsanlarımız kendini bombalar altında kalan Irak halkının yerine koyuyor. Yapanları ve sebep olanları lanetliyor. Yapılanları hazmedemiyor. Kabullenemiyor. Yakılan, yıkılan evler, sönen ocaklar, parçalanmış cesetler, ölen masum çocuklar, çaresiz anne ve babalar. Dehşet. Vahşet. Kan ve gözyaşı giderek tırmanıyor.

Hükümet hangi politikayı izlerse izlesin. Milli çıkarlarımız doğrultusunda hangi tarafın yanında olmamız gerektiğine karar verirse versin, bugün 65 milyon Türk insanının duygu ve düşünceleri bunlardır...Savaşı izleyen vatandaşımız mazlumun acılarını paylaşırken onun karakterine bürünüyor. Zalimin yenilgisini alkışlıyor Sonunda yapabileceği tek şey olan duaları ile onlara yardımcı olmaya çalışıyor.

Milletimiz, insanoğlunun 21 nci Asırda bu insanlık dışı davranışları haketmediğine inanıyor. Gelişen teknolojinin insanı yeniden ortaçağ barbarlığı dönemine döndürmek için kullanılmasını istemiyor. İnsanlığın refah ve mutluluğu için kullanılmasını istiyor. Dünyanın en zengin doğal kaynaklarına sahip ve dünyanın en eski medeniyetleriyle kültür varlıkları mirasına sahip bölge insanının bu zenginliklerinin kendilerine ölüm getiren savaş araçlarına değil, daha müreffeh yaşaması için harcanmasını istiyor ve bunu meydanlara döktüğü yığınlarla anlatmaya çalışıyor.

Bunu sadece istemek yetmez. Hukuki açıdan saldıran tarafta, yani Koalisyon Güçleri safında yer almamız komşumuzda meydana gelen vahşete yardımcı olmamıza engel değil. Hastahanelerin yaralıları almadığı, bombardımanlardan ayakta kalabilen devlet dairelerinin hastahane haline getirildiği Bağdatta ameliyatların narkoz olmadan yapıldığı, 30 yıl öncesinin miadı dolmuş ilaçları ile yaralara çare bulunmaya çalışıldığı belirtilmektedir.

İnsanlığın ulaştığı bu gelişmişlik düzeyinde bu utanç verici insanlık ayıbını durdurmak lazımdır. En azından bu masum çocuklara ve kadınlara sahip çıkılmalı ve yaralarına merhem olunmalıdır. Hükümet hangi tarafta olursa olsun Türk Halkının bütün imkanlarıyla savaşta acı çeken masum insanların yanında olması gerekmektedir.

Türk Kızılayı’nın bütün imkanları ile acı çeken çocukların, kadınların yardımına koşması, vakit geçirmeden yaralarını sarması O’nun temel insanlık görevidir. Kuzey Irak’ taTürk askerini istemediğini ilan eden ve Türk Bayrağını yakan grubun liderinin yaralı kardeşi Vecih Barzani’ye sahip çıkarak, muharebe alanından onu önce Türkiye’ye ve sonrada Almanya’ya taşımayı insani yardım olarak görüp, yanan yakılan çocuklara yardım elini uzatmamak bize yakışmaz. Türk halkı bu iki yüzlü davranışın vebali altında kalamaz. Kalmamalıdır.

Eğer hükümet Kızılay’a izin vermez ise sivil toplum kuruluşlarımız kendi imkanları ile mutlaka Bağdat’a ulaşmalı ve Koalisyon Kuvvetlerinin yarattığı vahşeti biraz olsun hafifletecek yardımları bu insanlara ulaştırmalıdır. Dinimiz, örfümüz, adâbımız ve binlerce yıllık kültürümüz bunu gerektirmektedir. Savaşta dahi düşmanına insanca muamele eden, tayınını düşmanı ile paylaşan, yarasını saran bir geçmişimiz olduğunu unutmamak lazımdır.

Şimdi milletçe yapacağımız ilk iş biran önce, en süratli yoldan ve bütün imkanlarımızı kullanarak IRAK’taki masum halka önce tıbbi yardım, sonra gıda ve diğer yardımları ulaştırmalıyız. Bu bize yakışan bir insanlık ödevidir. Bu davranışımızla savaş korkusu ile bu alanda hiç bir çaba göstermeyen diğer bölge ülkelerine de örnek olacağımızı değerlendiriyorum. Savaş sonrası yaraların sarılmasına ve bin yıldır bir arada yaşayan iki komşu halkın ilişkilerinin kopmamasına ancak bu insani yardım ile katkıda bulunabiliriz.

Görevlileri göreve, insanlarımızı bu insani yardım kampanyasına katılmaya davet ediyorum. Kurtaracağımız her çocuk insanlığın yarınlarını hazırlayacaktır. Bu yöndeki bütün çabaları destekliyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
8 Nisan 2003 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale