29 Mart 2017 Çarşamba

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Irak'ta nükleer savaş tehdid ihtimali var mı?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 6 Nisan 2003 Pazar 

ABD'NİN IRAK'TAKİ HEDEFİ NE OLABİLİR?

*** ABD, IRAK’TA BİLGİ NOKSANLIĞI YÜZÜNDEN PLANLAMA HATASI MI YAPTI ?
*** YOKSA, HEDEFİ IRAK’I KİTLE İMHA SİLAHLARI KULLANARAK TESLİM ALMAK MI?

20 Mart’ta Bağdat’ın bombardımanı ile başlayan ABD ve İngiliz saldırıları devam ediyor. Aylardır bütün dünya medyasında yoğun olarak sürdürülen ABD menşeli silah reklâmları ile şartlanan beyinler, ülkesini büyük bir direnç ile savunan IRAK’lılar karşısında birdenbire şaşkınla döndü.

Anlı-şanlı savaş uzmanlarımız ve herşeyi bildiğini sanan meşhur gazeteci ve yorumcularımız şimdi dillerini değiştirdiler. ABD’nin büyük bir bilgi noksanlığı içinde olduğunu, yığınaklanmasını tamamlamadan savaşa başladığını, Şii Arapların ilk merminin atılması ile birlikte hemen teslim olacakları ve ABD ile birlikte Saddam’a karşı savaşacakları değerlendirmesinde yanıldıklarını, harekatın seyri hakkında da büyük yanlışlar yapıldığını söylemeye başladılar. İki günde biteceği söylenen savaşın aylar sürebileceğini belirttiler.

Ben buradan ABD’nin son derece iyi organize edilmiş haber alma sistemi bulunduğunu ve hiç bir bilgi eksiği olmadığını söylüyorum.

Ayrıca hiç bir planlama hatası yapmadıklarını da iddia ediyorum. Çünkü tam otuz yıl hizmet ettiğim ordu saflarında Amerikan Talimnameleri ile eğitim görmüş, bunlara göre birlik sevk ve idare edip, plânlama yapmış bir kişi olarak; ABD’nin gerek siyasi karar organlarının ve gerekse askeri kadrolarının ellerinde yeterinden fazla bilgi olduğunu, bu bilgilerin pek çok kanaldan teyid edilerek doğrulandığını ve plânların bu bilgilere dayanılarak her türlü kötü ihtimal düşünülerek detaylı bir şekilde hazırlandığını değerlendiriyorum.

ABD’nin bundan 12 yıl önce, sadece 17.820 Km.kare olan Kuveyt topraklarını ele geçirmek için 650.000 askeri bölgeye getirdiğini ve 40 gün süren ağır bir hava bombardımanından sonra ancak kara saldırısına başladığını hepimiz biliyoruz. Peki ayni ABD’nin, 434.000 km.karelik bir toprağı, 500.000 kişilik düzenli ordusu ve 6 milyon silahlı milis gücü olan bir ülkeyi 100.000 askerle ve hava bombardımanlarını bitirmeden işgale başlamasını yanlış bilgilenme olarak görebilir miyiz ? Bunun yanlış bilgilenme ve plânlama olduğunu düşünmek dahi ABD gibi Superlikten Hiperliğe atlama yolundaki bir ülke için çok yanlış bir değerlendirmedir.

Yorumcuları uyarmak istiyorum. İşte şimdi siz, yanlış bilgilerle hem kendinizi, hem kendi milletinizi ve yöneticilerinizi ve hem de dünya kamuoyunu yanlış değerlendirmeler yapmaya ve yanlış hareket etmeye zorluyorsunuz.

ABD; Irak’ın işgali için en az 2 milyon askere ihtiyacı olduğunu bilmiyor mu? Evet biliyor? Yine konvansiyonel muharebelerle bu ülkenin işgali için aylar sürecek bir bombardıman ile alt yapının tamamen çökertildikten sonra ülkeye kara birlikleri ile girmenin en doğru hareket tarzı olduğunu bilmiyor mu ?

ABD bunların hepsini çok iyi biliyor. O halde neden yeterli bir hava harekatı yapmadan, seferberliğini ve yığınaklanmasını tamamlamadan, birliklerini muharebe için tertiplemeden böyle bir saldırıyı başlatıyor ?

İşte bu sorunun cevabının bulunması gerekiyor. Kanaatimce, ABD burada kara birliklerinden çok kitle imha silâhlarını kullanarak başarıya gitmeyi planlamıştır. Nitekim harekâta “ŞOK ve DEHŞET OPERASYONU” adını vermiştir. Burada aynen Japonya’ da uyguladığı HİROŞİMA ve NAGASAKİ saldırılarının benzerini yapmaya hazırlanmaktadır.

ABD’nin 12 yıldır Irak’ın elinde kitle imha silahlarının olduğunu söylemesi boşuna değildir. Kendisi de bunları kullanarak sonuç alacağını planladığı için bunu ortaya sürmektedir. İnşallah yanılırım. Ama kuvvetle tahmin edebiliyorum ki ABD çok yakında kendisinin veya İngiliz birliklerinin üzerinde küçük çaplı Kitle İmha Silahı kullanacak ve bunu Irak yaptı diyerek, misillemeye gidecek. Sadece Bağdat üzerinde kullanacağı küçük kilotonlu bir nükleer bomba (veya nötron, hidrojen gibi bombalardan biri) ile en az bir milyon kişinin şok ölümü sonunda Irak’ı teslim alacak. Ayrıca bu hareket yapılırken daha küçük dozda NBC silahını İran ve Suriye üzerinde kullanarak onlarıda kayıtsız ve şartsız kontrol ve denetimi altına alacaktır.

Seferberlik safhasından başlayarak muharebenin şu ana kadar olan seyrine genel olarak bakıldığında varılan sonuç ne yazık ki budur.

Görülen gerçek, ABD’nin kendi kamuoyu baskısını dikkate alarak klasik metotlarla Bağdat varoşlarında onbinlerce ölüyü arkasında bırakacağı kesin görünen bir klasik savaşa devamının imkansız olduğudur. Başarısız olarak Irak topraklarından geri dönülmesi ise ABD’nin dünya hakimiyeti fikrinin tamamen sona ermesi demektir.

Bağdat gibi 6 milyon nüfuslu ve her karışı gerilla savaşına uygun tertiplenmiş bir şehrin ele geçirilmesi ve elde tutulması için asgari bir milyon askere ihtiyacı olduğunu ABD mutlaka hesap etmiştir. Ve buraya yapacağı saldırıda onbinlerce ABD askerinin öleceğini de görmüştür. Peki ABD yönetimi bu büyük zaiyatı kendi halkına izah edebilir mi ? Bunun cevabı doğal olarak HAYIR olacaktır.

O halde ABD Planlama hatası yapmamıştır. ABD Savaş Planlarının; Kitle İmha Silahlarını kullanacak uygun ortamın yaratılması, bu silahların öncelikle Bağdat üzerinde kullanılarak Irak’ın teslim alınması, bilahare yine ayni silahları kullanarak Irak’a yardım ettiği gerekçesi ile Suriye ve İran’ın da vurulması ve bu iki ülkenin denetim altına alınması şeklinde olduğu değerlendirilmektedir.

Bu değerlendirmelerim tamamen bir varsayımdır. Bir akıl yürütme ve fikir cimlastiğidir. Fakat bu, gerçekleşme ihtimali yüksek olan bir varsayımdır. Varsayımlar planlamalarda önceden tedbir alınmasını gerektirecek kadar önemli hususlardır. ABD’nin askeri geçmişi bize bunu çekinmeden yapacağını dikte ettirmektedir. Böyle kirli ve insanlık ayıbı bir savaşın bölge ülkesi olarak en fazla bizim üzerimizde zararı olacağı kesindir. O halde şimdi ne yapmamız gerekiyor bunu irdelememiz lazımdır.

ABD’ni kendi başımıza durdurmamız şimdilik mümkün görülmemektedir. ABD’ni ancak elinde ayni silahları bulunduran Çin, Rusya, Almanya ,Fransa nın içinde bulunduğu milletler topluluğu durdurabilir.

Bu ülke yöneticilerinin sesleri ise şimdilik gür değil, cılız çıkmaktadır. O halde bu ülkelerin halklarının kendi yöneticilerini gecikmeden tedbir almaları için zorlaması gerekmektedir. Nitekim atılan bombalar masum çocuk ve kadınları soykırım derecesimde ortadan kaldırmaya başlayınca her millet ve her ırktan insan organize olmadan ayni tema etrafında dünyanın her yerinde bir araya gelmişlerdir. Şimdi bu çok sesliliğin birleştirilmesi, ve kendi yöneticilerini harekete geçirtecek şekilde yönlendirilmesi gerekmektedir. Savaşan taraf olmasına rağmen İngiltere’de bu blok içinde değerlendirilmelidir.

Burada Türkiye’ye bir dünya devleti olduğunu ispat edeceği yeni bir fırsat ortaya çıkmıştır. Yapalım planımızı. Arap ve İslam ülkelerinden başlayarak kaldıralım bütün insanlığı ayağa. Dökelim halk yığınlarını sokaklara. Durduralım bu barbarlığı ve hukuksuzluğu.

Buna bugün Irak’a saldıran ABD’nin de çok ihtiyacı olacağı kesindir. ABD düşmanlığı bütün dünyada çığ gibi büyümektedir. Büyüyen bu düşmanlık tohumları, bu dünya devini dünyanın her yerinde vurmaya hazırlanıyor. Oysa dünyanın daha fazla kana değil, barışa ve huzura ihtiyacı vardır. Dünya devi olmaya karar veren ABD’nin süratle dünyada elde ettiği mevzilerden geri çekilip kendi kıt’ası içinde hapsolması ve yalnız kalması ihtimali mevcuttur. Bu bakımdan yapacağımız barış çalışmalarına öncelikle ABD’nin ihtiyacı vardır.

Peki biz bunu başarabilir miyiz? Türkiye ve Türk Halkı olarak dünyayı süratle geldiği belli olan bir Nükleer savaş tehdidinden uzaklaştırabilir miyiz ?
Kendimize inanırsak, neden olmasın. Ben burada bir felâket tellâlığı yapmak değil, süratle yaklaşan bir tehlikeli durum için görüşlerimi halkımızla paylaşmak istedim.

Keşke ABD’nin bilgi eksikliği olsaydı. Keşke ABD yanlış değerlendirmelerle yanlış planlama yapsaydı. Ama ne yazık ki bunun böyle olmadığını görüyorum ve ilgilileri uyarma görevimi yapıyorum.

İnşallah ben yanlış değerlendirmişimdir. Bunun böyle olmasını diliyorum. Allahtan bütün insanlığı sonu meçhul bir nükleer saldırı tehlikesine karşı korumasını niyaz ediyorum...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
6 Nisan 2003 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale