26 Şubat 2017 Pazar

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Yeter artık TÜSİAD... Düşün bu milletin yakasından...
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 31 Mart 2003 Pazartesi 

"BİR KURUMUN YAŞAMASI, GELİŞMESİ, MUVAFFAK OLMASI; O KURUMUN BAŞINA GEÇENLERİN İYİ HUYLU, DÜRÜST, İMANLI KİŞİLER OLMASINA BAĞLIDIR."
(Mustafa Kemal Atatürk - 27.8.1933)

Yeter artık TÜSİAD...  Artık birilerinin size dur demesi gerekiyor...

Türkiye hemen sınırlarının ötesinde ve kendisi istemese de fiilen içinde bulunduğu sıcak savaş dönemini yaşıyor. Bütün dünya milletleri tedirgin ve rahatsız. Bu savaştan olumlu yönde etkilenen ülke yok gibi. Her devlet ve her millet bu vahşi operasyondan er geç nasibini alacak. Burası kesin olarak biliniyor.

Bilinmeyen ve halen gri olan husus, savaşın meydana getirdiği belirsizlik ve istikrarsızlığın ne kadar devam edeceğidir. Gönlüm kısa sürede iyi veya kötü silahların susmasını, çözüm için karşılıklı diyalog ve uzlaşma yolunun devreye girmesini arzu ediyor. Bu hususta Türkiye başta olmak üzere barış ve hukuk yanlısı bütün dünya devletlerine önemli görevler düşmektedir.

Ülkemiz bu savaşın önlenmesi için çaba harcamıştır. Devletimiz ve Milletimiz kendisine düşeni yapmıştır. Bu çabalar az olmuştur. Çok olmuştur. Artık sıcak savaş başladıktan sonra bunun sebepleri üzerinde fikir yürütmek ve birbirini suçlamak dönemi geride kalmıştır.

Bu münakaşalar ve suçlamalardan hiç bir sonuç alınmaz. Şimdi birlik, beraberlik ve bütünlük içinde olmak zamanıdır. Bizim bugün milletçe üzerinde çözüm arayacağımız başlıca konular şunlar olmalıdır.

Türk Milleti bu savaştan en az nasıl etkilenir? En az zararla nasıl çıkar? Neler yaparsak bu savaş ülkemize ve insanlarımıza fazla zarar vermez? Savaşın muhtemel gelişmelerine göre bize daha ne gibi görevler düşmektedir? Savaş sonrası nasıl bir yapılanma içinde olmalıyız ve nasıl bir hareket tarzı seçmeliyiz? Işte şimdi bunların görüşülüp tartışılacağı zamandır.

Savaşın başlamasına kadar olan olaylar zinciri artık tarihçilerin ilgi sahasına girmiştir. Tarihçiler zamanı gelince sebep ve neticelerini ders alınması için yeni nesillere aksaksız olarak aktaracaklardır.

Savaş şartlarında hiç duymak istemediğimiz sözler TÜRK SANAYİCİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ (TUSİAD) Başkanı Tuncay Özilhan geldi. İşte bu yüzden yazımın başlığı ne yazık ki çok ağır. Ağır olmakla beraber düşündürücü.

Paranın verdiği güçle kendisini Türkiye'nin sahibi gören bu müstesna kuruluşumuzun verdiği gazete ilanları ve yöneticileri vasıtasıyla yaptıkları televizyon konuşmaları ile Türkiye'nin yönetiminde söz sahibi olduğunu periyodik olarak vurgulamasına artık alıştık. Tusiad Yönetimi adeta aba altından sopa göstererek ülke yönetimine “ bunları yapmazsanız döverim haaa." demektedir.

Sayın Tuncay ÖZİLHAN Beyefendi; Türkiye bu savaş öncesi iyi yönetilememiş olabilir. Bu çok doğaldır. Veya en azından siz böyle değerlendirebilirsiniz. Ama şu an sıcak savaşın ortasında 70 milyonu yönetme yetki ve sorumluluğunu demokrasinin bütün kurallarını işleterek elde eden bir iktidarı böyle bir zamanda aşağılamaya, karalamaya hakkınız yoktur. Varsa eğer aklınız, veya daha iyi bir fikriniz bunu televizyonlardan bütün dünyaya yayın yaparak değil, her Türk vatandaşı gibi çeşitli platformlarda ilgililere açıklamak hakkına sahipsiniz.

Ama siz yine yanlış yapıyorsunuz. Yanlış zamanda ve yanlış zeminde yapıyorsunuz. Sonra siz bunu sadece şimdi değil, her zaman yapıyorsunuz.

Sanki siz bu ülkenin insanlarının kurduğu bir teşkilat gibi değil, birilerinin dışarıdan para ile tutttuğu bir kamuoyu yönlendirme şirketi gibi davranıyorsunuz. Evet dediğiniz gibi 4 aylık Ak Parti Hükümetleri iktidar için hazırlıksızdır. Bu doğrudur. Bu yönetimin “Türkiye’yi dünyadan dışlanmak riskiyle karşı karşıya bıraktığını, ABD ve AB ile ilişkileri bozduğunu” vurguluyorsunuz. Ve “AKP zihniyetinin Türkiye’yi 50 yıl geriye götüreceğinden” söz ediyorsunuz.

Siz çok unutkansınız herhalde. Fakat millet unutmuyor. Bunların iktidara gelmesi için ortamı sizler hazırlamadınız mı? Ortada hiç bir sebep yokken seçim-seçim diye bas-bas bağıran ve 57 nci Ecevit Hükümeti gitsin diye her gün demeç veren siz değil miydiniz.?

İşte her şey istediğiniz gibi oldu. Ülkeyi batırdığını söylediğiniz eskilerin tamamı gitti. Yıllardır ihtiyacımız olan istikrar ortamını sağlayacak şekilde yeterli çoğunluğu olan bir tek parti iktidarı kuruldu. Bütün bunlar gerçek. Peki şimdi neyi, kime şikayet ediyorsunuz?

Bunun nedenini siz de biliyorsunuz. Ve bütün millet de biliyor. Türkiyeyi ABD mandası yapacak “yabancı asker bulundurma” tezkeresine millet hayır dedi. Vatan, topraklarını ABD’ye açmadı ve savaşa girmedi. Topraklarını ABD’ye satışın bedeli olan 6 milyar dolar ve bağlı krediler gelmedi. Çok güvendiğiniz AB’nin KKTC’nin tarihe gömülmesi için hazırladığı Annan Planları da kabul edilmedi. Atina ve Kıbrıs Rum kesiminin isteklerine boyun eğilerek Kıbrıs satılmadı.

Herhalde kızdığınız hususlar bunlar. Sizin bu üslûbunuzu ne Yunanistan, ne AB ve nede ABD yetkilileri kullanıyor. Belkide siz onlar adına yeterince bu milletin milli değerlerine küfrettiğinizden onlar gerek duymuyor olabilir.

Sayın kendini bu milletin efendisi sanan Paralı Beyefendiler; Sizin bu yaptığınızı ancak bu milleti tanımayan, tanımak için çaba göstermeyenler yapar. Sanırım bu beyefendiler kendi yarattıkları ulaşılmaz kaşânelerde yaşıyorlar. Kendi yaşantılarına uygun değer yargıları ve insanlara biçtikleri rütbeler vardır. Kendi yarattıkları özel dünyalarında içinden çıktığı halktan kopuk olarak yaşadıklarından meselelere bakış açılarının toplumun istek ve beklentilerinin çok uzağında olduğu görülmektedir.

Bu beylerin davranışını akıl, mantık ve iz' an ile açıklamak mümkün değildir. Bunlar, ikamet ettikleri değerleri milyon dolarlarla ölçülen köşklerinden Türkiye'yi ve meselelerini hep yanlış görüyorlar. Sanırım, uzun bir süredir helikopter ve özel uçak sahibi olup her türlü geliş ve gidişlerini yüksekten yaptıklarından aşağıdaki manzaradan, yani milletin Hâl'i Pür Melâlinden (durumlarının ne olduğundan) de bihaberler. Bu sayın parasal yönden büyük insanlarımız ne yazık ki 2003 Türkiye'sinin insanlarının belki parasal açıdan zayıf ama, bilim ve teknoloji açısından hiç de fakir olmadığının farkında değiller.

Biraz sırça köşklerinizden çıkın. Şu milletin içine girin. Hissiyatını yaşayın. Bilin ki sizin ABD’lerine ve AB’ye değil bu milletin destek ve şefkatine ihtiyacınız vardır.

Bu ülke kaynaklarını ve insanını kullanıyorsunuz. Bu ülke de yaşıyorsunuz. Eğer bundan sonra da bu ülkede yaşamaya niyetiniz varsa; bu ülkenin yöneticilerine en hassas bulundukları ve milletin her ferdinin vereceği desteğe ihtiyaç bulunduğu bir anda saldırmaya hakkınız yoktur. Ülkemizi içeride ve dışarıda zora sokacak davranışlara girmenin gereği de yoktur.

Tusiad’ın Değerli Üyeleri; Lütfen Aklınızı başınıza devşirin. Akl-ı selim ile hareket edin. Sizin büyük bir kısmınızın Tuncay ÖZİLHAN gibi düşünmediğinizi biliyorum.

Başkanınız yerli ve yersiz konuşmalarıyla ülkemiz ve örgütünüz için tehlikeli olmaya başlamıştır. İşletin demokratik sistemlerinizi. Sizi doğru dürüst temsil edecek kişileri başınıza getirin. Ve artık başkalarının ağzı ile değil Türk Milletinin ağzı ile konuşun. Milli sorunlarımızın para ile ölçülemeyeceğini en iyi sizlerin bilmesi gerekiyor. Paranın her şey olmadığını sizin görmeniz gerekiyor. Hiç bir şeyi olmayan IRAK’ın dünyanın en zengin ülkesine karşı kazandığı başarılar sanırıyorum gözünüzü açacaktır. 500 Milyon dolarlık bir helikopteri 500 dolarlık silahla bir ihtiyarın düşürebildiğini gördünüz. Eğer bu da gözünü açmaya yetmiyorsa size artık denilecek bir söz kalmamış demektir.

Sizler iş adamısınız... Bırakın devlet yönetimini devlet adamları yapsın. Bu ülke iyi yönetilmeyebilir. Demokrasilerde bunların yolu açıktır. Halk sandığa gider ve kendisini daha iyi yöneteceğine inandığı kişileri seçer. Buna hiç kimsenin itirazı olamaz ve olmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti birilerinin veya sizin sandığınız kadar zayıf bir devlet değildir. Binlerce yıllık devlet geleneğine sahiptir. Devletin bütün müesseseleri ayaktadır ve yönetimin kontrolü altındadır.

Sonuç olarak; Herkes kendi evinin önünü süpürürse bütün sokak temiz kalır.

Siz anlı-şanlı TUSİAD üyesi kardeşlerimiz, kendi işinizi küçümsemeyin ve lütfen kendi alanınıza dönün. Kendinize eğer SANAYİCİ ve İŞADAMI diyorsanız, lütfen rolünüzü iş alanında ve işadamı olarak sürdürün. Halkımızın bugün yöneticiye değil, kendisine iş ve aş verecek iş adamına ihtiyacı var.

Milletimiz sizi dikkatle izliyor. Sizden devleti yönetmenizi ve yöneticilere kendi konuları ile ilgili akıl vermenizi değil, sahibi olduğunuz fabrikalarınızı iyi yöneterek daha fazla iş sahası açmanızı bekliyor.

İşte o zaman belki konuşma hakkınız doğabilir. Ama şimdi lütfen susun.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
31 Mart 2003 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale