19 EKİM 2017 ÇARŞAMBA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Toplumun hakkı (A. Nazmi Çora)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 20 Mart 2000 Pazartesi 

"YASALAR, İNSANLARI  ÖZGÜR  YAPMAZ; YASAYI ÖZGÜR YAPACAK OLAN İNSANLARDIR."

İnsanın, doğduğu toplumun kültürüne göre yetiştiği bir gerçektir. İnsan, pekçok değeri doğduğu toplumda hazır bulur. Dil, din, ahlaki kurallar ve örf-adetler onun şahsiyetine şekil verir ve hayat tarzını düzenler. Eğitimi, sosyolojik açıdan tanımlayınca bu oluşumlardan hareket edildiğini görüyoruz. "Geçmiş nesillerin kültürünün gelecek nesillere aktarma faaliyetine eğitim " diyoruz. Bu tanım, sosyolojik açıdan yapılan evrensel bir tanımdır.
 
Demek ki, ana doğuruyor; toplum yoğuruyor. Toplumun kendisi bizzat bir eğitimci olduğu için, insan yavrusunun kültürel kaderini belirlemektedir. Hangi dille konuşacağını, hangi inanç sistemini benimseyeceğini ve ahlaki davranışlarını hangi geleneklere ve değerlere göre yapacağını toplum ona dikte etmektedir. Onun içindir ki, toplumun ana kadar önemi vardır ve bazen de onun önüne geçmektedir.

Çocuğun doğumuna kadar annenin rolü, okul çağına kadar ailenin rolü önem kazanır. Okul çağından sonra ise; okul ve toplumun rolü öne geçmektedir. Ana-baba hakkı bize verdiklerinden kaynaklanmaktadır.

Bilindiği gibi,"milletin teşkilatlanmış haline devlet" diyoruz. Bayrağı, vatanı ve bağımsız sosyal müesseseleriyle devlet, bizi köle olmaktan korumaktadır. Bizleri başka devletlerin emperyalizminden koruyan, kültür, namus ve ekonomik bağımsızlığımızı temin eden devletin bizim üzerimizde hakkı vardır. Çoğu insanlar devlet ile hükümet kavramlarını yeterince ayıramadıklarından, hükümeti tenkit etme yerine, daima devleti tenkit etmektedirler.

Devlet bir hükmi şahsiyettir. Devletin dinlisi, dinsizi olmaz. Çünkü hükmi şahsiyetlerin inancından bahsedilmez. Devletin, islamlısı-islamsızı, inançlısı-inançsızı, kafiri, hıristiyanı, yahudisi olmaz. Devlet bir şemsiyedir ve her inanç sistemine eşit mesafededir. Onun işi, bir inanç sistemini öne çıkarıp, ötekilere baskı yapmak değildir. Onun görevi, belli kültür ve inanç guruplarının kavgasını önlemek ve herkesi kendi alanında kalıp amacına hizmet etmesini temin etmektir. Devlet bu hizmetlerini yaparken, verdiği emeğin karşılığında bizim üzerimizde de hakkı doğmaktadır. Bunların en önemlisi itaat hakkıdır.

"Devlete itaat" bir sosyal görevdir. Devlet çökünce, millet de çöker. Milletin bütün dini ve kültürel değerleri, devlet sayesinde hayatlarını sürdürür, gelişir ve serpilir.

Toplumun örf-adet ve değerlerine sahip çıkmak, fertlerin üzerine düşen bir haktır. Toplumun yücelttiği değerlerin yaşaması için elinden geleni yapmak, gayret göstermek fertlere düşen çok önemli bir vazifedir. Topluma bu hizmeti veren fertler, aynı zamanda da devletin üzerindeki hakkı yerine getirmiş olmaktadırlar.
 
Toplumda iyiliklerin gelişip yayılması, kök salması için kötülüklerden uzak durmak gerekiyor. Toplumun iyiliğine çalışmak, onun ruhu olan milli ve manevi değerleri yaşatmak, onu hastalandıracak yıkıcı ve bölücü davranışlardan sakınmak, doğduğumuz ve içinde yaşadığımız toplumun üzerindeki hakkıdır. (Yazan: A. Nazmi Çora)


Dr. Tahir Tamer Kumkale
20 Mart 2000 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale