30 Mart 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Siirt seçimleri ve Recep Tayyip Erdoğan
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 13 Mart 2003 Perşembe 

Bilindiği gibi 3 Kasım 2002 seçimlerinde milletimiz oyları ile bugüne kadar kendisini yönetenlere unutamayacakları tarihi bir ders vermiştir. TBMM’de yer alan iktidar ve muhalefet partilerini sandığa ve bir bakıma tarihe gömmüştür. Çünkü içine düşürüldüğü kriz ortamından bu partileri sorumlu tutmuştur.

Cumhuriyetimizin son elli yılına damgasını vuran ve artık vazgeçilemez, bunlarsız yönetim olmaz denildiği bir anda bu vazgeçilemez isimleri bir kalemde silmiştir. Nitekim sabık liderlerimizin bir kısmı bu dersten nasiplerini almışlar teker teker siyaset sahnesini terk ederek köşelerine çekilmişlerdir.

AK Parti lideri yasaklı olmasına ve hakkında kapatılma davası bulunmasına rağmen milletimizin desteğini kazanmasını bilmiştir. TBMM’de 363 milletvekili ile temsil edilecek şekilde milletin iradesi tecelli etmiş ve halkımız beni bunlar yönetsin emrini vermiştir.

Aslında milletimiz için bu son derece kazançlı gibi görünen durumun önemli bir dezevantajı vardı. O’da hukuki açıdan meydana getirilen yönetim zafiyeti idi. Çünkü bir yerde bir lidere yer vardı. Millet iradesiyle tecelli etmiş 363 milletvekili elde eden bir siyasi güç ancak bir elden yönetilirse etkili olurdu. Yani bu gücü TBMM’ne taşıyan isim olan AK PARTİ Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan Başbakan olarak bu gücün kullanımını doğrudan üzerine almalı idi.

Büyük devlet adamı Nizamül Mülk SİYASETNAME isimli eserinde devlet yönetimine ilişkin önerilerini sıralarken “Bir işi bir adama verin, iki kişiye verirseniz. İki kişi işin ucundan tutacağından iş yarım kalır “demektedir. Yine bir diğer ifadesinde “ Bir adama iki iş vermeyin, çünkü bir adam ancak bir işi yapabilir. İki iş verirseniz ikisi de yarım kalır” diyerek devlet yönetimi gibi en zor ve en karmaşık görevlerde yetki paylaşımın olmayacağını vurgulamış ve bunu muhtelif misallerle ortaya koymuştur.

Nizamül-Mülk söyledikleri ile sanki 3 Kasım seçim sonucunda çıkan siyasi tabloyu tasvir ediliyordu.Bu bakımdan Recep Tayyip Erdoğan’nın başbakan olmasını önleyen bütün hukuki engellerin derhal kaldırılması seçimlerin üzerinden daha dört ay gibi az bir zaman geçmesine rağmen ülkenin temel sorunuydu. Emanetçi olduğunu bilen bir başbakanla istenilen siyasi istikrar sağlanamazdı. Eğer Ak Parti yönetimi başarısız olursa bunun sorumluluğu emaneten bu görevi yürüten bir başbakana yüklenemezdi.

Yine halkın başında görmeği irade buyurduğu Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden “ Ne yapalım halk beni istedi, ama bana yönetim yetkisi vermediler. Başında olmadan ancak bu kadar yapabilirdim. Gördüğünüz gibi devamlı olarak yetkileri olmayan bu kişi neden işlere karışıyor şeklinde eleştirildim.” şeklinde öne sürmesi muhtemel mazeret ortadan kaldırılmalıydı.

Şimdi artık Milli İrade’nin isteği yerine getirilmeli ve etrafında savaş rüzgarları esen ülkemiz çift başlı yönetimden kurtarılmalıydı. Günahı ve sevabı ile ülke milli iradenin seçtiği kişiye teslim edilmeliydi. Çünkü birbiri arkasına çıkardığımız Avrupa Birliği Uyum Yasaları çerçevesinde, Recep Tayyip Erdoğan ismi üzerindeki hukuk uygulamalarını dünya kamuoyuna anlatabilmemiz ve bu şartlarda, “Biz bir hukuk devletiyiz ve hukukun üstünlüğü prensibi hayatımızın her kademesinde yerini almıştır” dememiz de mümkün değildi.

İşte 3 Kasım Milletvekili seçimlerinin eksiğini tamamlar mahiyetteki 9 Mart Siirt 2003 seçimleri Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet geleneğini yansıtacak bir olgunluk içinde sona erdi. Ve bütün bu yanlışları düzeltti. Siyasi hayatımızda yeni ve temiz bir sayfa açtı. Ak Parti oyların % 85’ini alarak Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da aralarında olduğu üç milletvekilinin tamamını meclise gönderdi.

Sonuçlar vatanımıza ve milletimize hayırlı olsun. Siirt seçimleri, iktidar partisinin halk nezdindeki güveninin eskisinden daha çok devam ettiğinin önemli bir göstergesidir. Ve bir GÜVENOYU belgesidir.

Siirt seçimleri, halkın iradesi önüne konan bürokratik engellerin geçersizliğinin ve demokrasinin gücünün kanıtlanması olarak hatırlanacaktır.

Bu seçimlerde Recep Tayyip Erdoğan milletvekili olma hakkı ile birlikte 3 Kasımda milletin verdiği Başbakanlık sıfatını da elde etmiştir. Bu durumda daha önce sahip olmadığı ülke yönetim sorumluluğunun ifası için gerekli olan yönetim yetkilerini de elde etmiştir. Bu da demokrasimiz için önemli bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.

3 Kasım 2002’den bu yana Türkiye tarihinin en büyük dış sorunlarına çözüm üretmek zorunda bırakılmıştır. Avrupa Birliği giriş süreci, Kıbrısta acil çözüm diye dayatılan Annan Planları ve nihayet yanıbaşımızda beliren IRAK-ABD savaş tehlikesi bunlardan bazılarıdır. Ekonomik enkaz devraldığı bilinen Ak Partinin tecrübesiz kadroları bütün bu önemli sorunların aşılmasında emanetçi bir Başbakan ile çare üretme durumunda kaldılar.

Bugün yönetimdeki siyasi bölünmüşlük ve iki başlılık ortadan kalkmıştır. Geçen dört ay zarfında Başbakan Abdullah GÜL; bu görevde geçici olduğunu bilmesine rağmen gerek içerde ve gerekse dışarıda beklenilenin üzerinde bir performans göstermiş ve ciddi bir devlet adamı olduğunu ispat etmiştir. Bu ülke için önemli bir kazanımdır. Bir takım şer odaklarının beklediği gibi bütün olumsuz şartlara rağmen parti yönetiminde büyük bir uzlaşı, işbirliği ve beraberlik sergilemiştir. Sanıyorum Başbakan GÜL’ün tecrübesinden 58 inci Hükümette de önemli bir görev verilerek yararlanılacaktır.

Şimdi taşlar yerine oturmuştur. Artık yapılacak başarısız uygulamalara gösterilebilecek bir mazeret te kalmamıştır. Şimdi hukuken ve siyasi olarak güçlenen hükümetin önünde dev gibi sorunlar çözüm için irade beklemektedir.

Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakanlığınız hayırlı olsun. Millet bütün olumsuzluklara rağmen gerekeni yapmış ve sizi başlarında görmek iradesini yerine getirmiştir. Asıl işiniz şimdi başlamaktadır. Vatandaşa Aş ve İş bulma en önemli ve birinci hedefiniz olmalıdır.

Sizin için büyük bir başarı olan 3 Kasım seçimlerinin diğer yanını, yani sandık dışında kalıp tarihe gönderilen siyasi rakiplerinizi unutmamanızı önerir, milletvekilliğinizi ve başbakanlığınızı kutlar, başarılar dilerim.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
13 Mart 2003 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale