19 EKİM 2017 PERŞEMBE

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Tezkere işini gazilerimize ve şehit yakınlarına sordunuz mu?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 9 Mart 2003 Pazar 

"HERŞEY İNCELİKTEN, İNSAN KABALIKTAN KIRILIR."
(Türk Atasözü)

Savaşın gündemimize tam olarak yerleştiği medyanın tamamında savaş ile ilgili haber ve görüntülerin yer aldığı günümüzde ne yazık ki savaştan en çok zarar gören Gazilerimiz ve Sehit yakınlarımız gözardı ediliyor.
- Onların durumları nedir?
- Savaş ile ilgili neler düşünüyorlar?
- Hükümetin Savaş yanlısı tutum ve davranışını nasıl karşılıyorlar?

İşte bu sorular nedense bu savaş mağdurlarına sorulmuyor. Bunlar sanki birdenbire buharlaştılar ve yokoldular. Sanki bunlar ülkemizde yaşamıyorlar. Ne yazık ki baştacımız olan bu insanlar en fazla hatırlanması gereken bu günlerde tamamen unutuldular. Bu vesile ile Şehit yakınlarımızın ve Gazilerimizin durumlarına kısaca değinmek istiyorum.

Türk Dil Kurumu sözlüğünde Gazi kelimesinin karşısında; "Düşmanla savaştan sağ ve zafer kazanmış olarak dönen kimse" ibaresini görürüz. Türk tarihi binlerce yıldır düşmanla savaşarak şehid veya gazi olarak evlerine dönen yüzbinlerce Türk evlâdının şanlı menkibeleri ile doludur. Topraklar onu besleyen şehid ve gazilerin kanları ile vatanlaşır ve kutsallaşır. Vatan sevgisi bununla gelişir. Üzerinde yaşadığımız Anadolu bin yıllık bir Türk yurdudur ve bu bin yıl içinde uğruna verilen yüzbinlerce canın kanı ile sulanarak vatanlaşmıştır. Dünyada eşi ve benzeri bulunmamaktadır.

Günümüzde ŞEHİD ve GAZİLİK mertebesine sadece ülkeyi cephede koruyan askerler erişmiyor. Dış düşmanlarımız artık kendileri sınırdan orduları ile gelmiyorlar. Onlar içerideki işbirlikçileri ile ülkemizin her tarafını savaş alanına çevirdiler. Ülkemizin insan ayağının ulaştığı her karış toprağı artık birer savaş alanı . Saldırının hedefi de artık sadece askerler değildir. Saldırıların hedefleri; büyük-küçük , erkek-kadın, rütbeli-rütbesiz, makamlı-makamsız, genç-yaşlı, fakir-zengin demeden bütün Türk Toplumu olmaktadır.

Türkiye ve Türklük düşmanlarının açtığı bu amansız savaşta, kardeşin kardeşe katlettirildiği vahşi saldırılarda toplumumuzun her kesiminden şehid ve gazilerimiz oldu. Başbakanlar, bakanlar, orgeneralden başlamak üzere her rütbede askerler, emniyet müdürlerimiz ve her rütbeden polislerimiz, valilerimiz, kaymakamlarımız, kadın-erkek demeden katledilen öğretmenlerimiz, profesörlerimiz, aydınlarımız, dış temsilcilerimiz, değerli medya mensuplarımız, adalet mensuplarımız, doktorlarımız, ebelerimiz, sokaktaki sade vatandaşlarımız, altı aylık bebeklerimiz ve daha niceleri.... Taraf olmadıkları bir savaşta can verdiler. Şehid oldular. Kan döktüler, sağ kaldılar ve gazi oldular.

Yıllardır ülkemizi kasıp kavuran anarşi ve terör Türk kanına doymadı. Yıllardır bu milletin gözünden gözyaşı eksik olmadı. Yurdu bir uçtan bir uca kateden şehid cenazeleri günlük rutin görüntüler arasında yerini aldı. Kanıksandı.

Ülkemiz coğrafi konumundan kaynaklanan stratejik önemi dolayısıyla dünya güç odaklarının kesif ve sürekli saldırısından kurtulamıyor. Bu coğrafyada bu saldırılar adeta milletimizin kaderi oluyor. Güçlü Türkiye istenmiyor. Bundan sonrada istenmeyeceği kesin. Düşmanlarımızı bilerek onlara karşı devamlı hazırlıklı olmak durumundayız.

Kadirşinaş ve sağduyulu milletimiz gazilerine olan borcunu ödemek için açtığı kampanyalarla topladığı paraları bağrından çıkardığı en büyük eseri olan TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’ne teslim etti. Hedefleri Gazilerimizin geri kalan yaşamlarını huzur ve güven içinde geçirmeleri için bir REHABİLİTASYON MERKEZİ kurulmasını teşvik etmekti.
Türk Silahlı Kuvvetleri’de kendisine teslim edilen paraları en iyi şekilde değerlendirdi. Halkın desteği ve yardımları ile gerçekleştirdikleri dev eseri, yani TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ REHABİLİTASYON ve BAKIM MERKEZİ'ni 21 NİSAN 2000'de hizmete soktu.

Bu açılış öncesi gazetelere verilen tanıtım ilanlarında TSK’lerinin Türk milletine minnet duyguları şu sözlerle anlatılıyordu.

"AZİZ MİLLETİMİZ TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLEN VE TÜRKİYE'Yİ TEK BİR VÜCUT, TEK BİR KALP HALİNE GETİREN O UNUTULMAZ COŞKULU 'HAYDİ TÜRKİYE MEHMETÇİKLE ELELE 'KAMPANYASINDA TOPLANAN BAĞIŞLAR AMACINA ULAŞTI. ÇOK ÖNEMLİ BİR HİZMETİN YOLUNU AÇTI.

ÜLKE SAVUNMASI VE MİLLETİN BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜ İÇİN GÖREVİ BAŞINDA SAKATLANAN VEYA UZVUNU KAYBEDEN GAZİ MEHMETÇİKLERİN RUHSAL VE BEDENSEL REHABİLİTASYONLARININ DAHA ÇAĞDAŞ KOŞULLARDA YAPILABİLMESİ VE BU UĞURDA ENGELLİ DURUMA DÜŞENLERİN YAŞAM BOYU DEVAMLI BAKIMLARININ SAĞLANABİLMESİ AMACIYLA BÜYÜK İHTİYAÇ DUYULAN 'TSK REHABİLİTASYON VE BAKIM MERKEZİ' İNŞAATINA 1996 YILINDA BAŞLANDI.

KADİRŞİNAS HALKIMIZIN DEĞERLİ KATKILARI İLE 21 NİSAN 2000 TARİHİNDE HİZMETE AÇILDI. KAHRAMAN GAZİLERİMİZİN BU TESİSTE ŞİFA BULARAK EN KISA ZAMANDA SAĞLIKLI YAŞAMLARINA DÖNMELERİNİ VE ARAMIZA KATILMALARINI DİLİYORUZ. BU ANLAMLI GÜNDE, ÜLKESİ VE MİLLETİ UĞRUNA CANLARINI FEDA EDEN ŞEHİDLERİMİZİ RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUZ.

Evet; varlığımızı ve istiklalimizi borçlu olduğumuz şehid ve gazilerimiz için ne yapsak azdır. Kadirşinaş halkımız istemiş. Milletimiz arzu etmiş ve yapın demiş. Yapılmış. Emeği ile parası ile katkıda bulunanlara şükranlarımızı sunuyoruz.

Şimdi Irak savaşına girme çabaları içinde olan ve ikinci bir Savaş Tezkeresini TBMM’ne yeniden getirme faaliyetlerini sürdüren Sayın Bakanlarımızı ve Sayın vekillerimizi sadece yarım saatlerini ayırarak bu merkezi ziyaret etmelerini istiyorum.

Gitsinler. Görsünler. Oradaki gazilerimizle konuşsunlar. Ayni havayı teneffüs etsinler. Onların duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışsınlar. Bu arada yine bir önerim olacak. Bu ziyaretlere giderken lütfen Şehit Yakınları Dernekleri ile temas ederek bir kaç şehid ailesini de birlikte bu merkeze götürsünler.

Sonra gelsinler Okyanus ötesinden bölgemize gelip kendi menfaatleri uğruna savaş yapmaya gelen ABD askerlerini bu kutsal topraklarda konuşlandıracak TEZKERE’yi oylasınlar. Bakalım kolları bu defa da EVET için kalkacak mı?

Bu sayın vekillerimizden bir küçük isteğim daha var. Meclisteki sıcak odalarınızdan taksi ile 15 dakikalık bir mesafede olan CEBECİ ŞEHİTLİĞİ’ne bir Cuma sabahı on dakika uğrayın. Ve oradaki manzarayı çok değil, sadece on dakika seyredin. Kimse ile konuşmayın. Çünkü bu acıya dayanamazssınız. Sadece bakın . Sonra da gidip TBMM’de Tezkere oylamasına katılın.
 - Bakalım bu defa SAVAŞA EVET, diyebilecek misiniz?
 -Topraklarımızı ABD askerlerine tek silah atmadan teslim etmeye ve ülkemizi sömürge haline getirmeye gücünüz yetecek mi?
 - Acaba buna vicdanlarınız elverecek mi?
 - Bu vebalin altında ömür boyu kalma duygusunuı taşıyabilecek misiniz?

Bildiğimiz gibi bugünkü huzurlu yaşamımızı tamamen bu topraklar için canını veren şehitlerimiz işle kanın döken gazilerimize borçluyuz. Onlar için ne yapsak azdır. Ama bunlar sözde kalmamalıdır. Gerçekten bu mümtaz insanlar için bir şeyler yapılmalıdır.

Muhafazakar ve dindar kişilerden oluştuğu bilinen Ak Parti yönetimi ne yazık ki mevcudiyetlerini borçlu oldukları bu kesime yeterince sahip çıkmamaktadır.

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Şehit eşlerinin Mustafa Kemal Atatürk'ten bu yana yılda bir kez aldığı tütün ikramiyelerine zam yerine kesinti yapıldığından haberi yoktur herhalde. Haberi olmadığından yüzü de kızarmıyordur. Çünkü kendileri halkımızın % 100’nün karşı olduğu savaşa girmemiz için Ak Parti milletvekillerini ikna etmekle meşguller. Bir de Başbakanlık heyecanı ile çelik yelekle SİİRT sokaklarında dolaşıyorlar!

Geçici Başbakanımız Abdullah Gül'ünde pek umurunda değil. Geçen sene 600 milyon civarında tütün ikramiyesi alan şehit eşine bu sene niye 480 milyon verildiğini bilmiyordur herhalde. ?

Milyar dolarları hortumlayanlara her türlü kolaylığı gösteren Maliye Bakanı UNAKITAN herhalde bütçe açıklarını Şehit eşinin 120 milyonu ile kapatmayı düşünüyordur.... Sayın yetkililer hiç umursamadan ve hiç bir şey olmamış gibi koltuklarında oturuyorlar. Fakat bu ülkeyi ülke yapan insanların Ahları duyulmuyor bile. Gün gelir bu tavırlarının hesabı sorulur. Ateş sadece düştüğü yeri yakmamalı. Bu ateş bütün yurdu kaplayabilir çok dikkatli ve duyarlı olunmalıdır.

Türkiye Muharip Gaziler Derneği Genel Başkanı E.Alb. Gültekin Alpugan Bey’in açıklamaları yaranın derinliğini çok güzel gösteriyor. Sayın Alpugan’ın sözlerine kulak verelim; Eczaneden ilaç alan emekli gaziler, eğer SSK ve Bağ-Kur'a tabi iseler yüzde 10'unu ödemek zorundalar... Oysa Şeref Aylığı Yasası'na göre hiçbir kesinti yapılmaması lazım. Ama yapılıyor. İnsan biraz utanır, biraz sıkılır gazisine bürokratik eziyet yaparken.Ama utanılmıyor. Dernek, hukuken haklı oldukları bu durumun düzeltilmesi için Çalışma Bakanlığı'na dava açmış. Davaların Türkiye’deki süreci malum. Yani ancak Gaziler öldükten sonra düzelecek demektir.

Bunun gibi küçük ama çok önemli sorunları var şehit yakınları ile gazilerimizin. Lafa gelince onlar bizim gözbebeğimiz diyoruz. Ama icraata gelince bürokrasi altında onları inim inim inletmekten geri kalmıyoruz.

Gazilerimiz ile ilgili bazı teknik bilgileri vererek bu mümtaz insanların devlete sanıldığı kadar büyük yük olmadığını da göstermek istiyorum.

Gazilerimiz toplam 52 894 kişiden oluşuyor. İstiklál Savaşı'na katılıp da halen hayatta olan sadece 29 gazimiz var ve bunların tamamı yüz yaşının üzerinde. İstiklal Harbi gazilerinin geride kalan dul eşleri ile birlikte Şeref Aylığı alanların sayısı ise sadece 1528 kişi.

Emekli Sandığı'ndan maaş alan hayattaki Kore Gazileri ise toplam 9966 kişi. Bunların dul eşlerinin toplamı ise 6395 kişi. Kıbrıs Gazisi diye maaş bağlanan gazilerin sayısı biraz daha fazla .Bunlar toplam 32909 kişiler. Kıbrıs gazilerinden dul maaşı alanların sayısı ise 2066 kişi.

Geri kalanlar ise Anarşi ve Terörle Mücadelede Gazisi olmuşlar. Toplam olarak 70 milyonluk ülkede 52894 gazi ve dul gazi eşi var. Devletimiz bunlara ayda 137.200.000 TL. “ŞEREF AYLIĞI” veriyor. Yanlış okumadınız AKP Hükümetinin lütfedip verdiği 6 Milyon zamdan sonra bu mümtaz insanlarımız Yüz Otuz Yedi Milyon Liralık bu yüksek Şeref Aylığı meblağına ulaştılar. Eğer gazi hayatta değil ise dul eşi bunu 102.900.000 olarak alıyor. Eşi yoksa ve parayı yetim çocuğu alıyorsa bu aylık 75.460.000 liraya iniyor.

Dernek Başkanı ALPUGAN Bey, karnını doyurabilmek için hamallık yapan, tuvalet temizleyen gazilerimiz olduğunu üzülerek ve utanarak açıklıyor. Maaş göstergelerinin 2000 puan artmasını hükümete önermişler. Bunun Hazine'ye yıllık yükü 39 trilyon.TL imiş.

Ama bunların sayıları az. Oyları da az olur diyerek dikkate alınmamışlar bile... Ne çare ki kahramanlık sayı ile ölçülemiyor. Sonuç tabii ki sıfır. Oysa bu millet gazilerinden esirgediği paraların bir kaç mislini Siyasi Partilere meydanlarda “beni seçin” demeleri ve “pankart asmaları” için verdi. Yine bu paranın binlerce katını bankasını batıranları kurtarmak için ödedi. Ama vatanını kurtarmak için kanını ve canını verenlerin durumlarını aklına bile getirmedi.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
9 Mart 2003 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale