24 Nisan 2017 PAZARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Savaş lobisine dolarla maaş veriliyor
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 9 Şubat 2003 Pazar 

Yazılı ve görsel medyanın birinci gündem maddesini oluşturan SAVAŞ HABERLERİ halkımızı bıktırdı ve bezdirdi...

Hangi televizyonu açarsanız açın 24 saat canlı savaş yayını yapılıyor. İleri teknoloji ürünü silah sistemlerinden atılan bombalar oturma odamızda , yemek masamızda çoluk çocuk bütün ailenin tepesinde patlıyor. Bu yakan, yıkan ve parçalayan teknoloji harikalarının masum insanlar üzerinde kullanılacağını düşünüyorsunuz. Kendinizi bu insanların yerine koyuyorsunuz. Yemeğiniz boğazınızdan geçmiyor. Ne olduğunu anlamayan çocuklarınıza durumu izah dahi edemiyorsunuz.

En yeni ve en doğru savaş haberleri bizde veriliyor! En son savaş taktik ve tekniklerinin dosyasını biz açıyoruz! gibi dehşet dolu sözcükler basını besleyen ve ayakta kalmalarının tek dayanağı olan reklâm dünyasının yeni ve inanılmaz spotları oluyor.

Bütün Türk aileleri bu büyük psikolojik savaş altında adeta ezildi. Ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Heyecanla ve birazda merakla “kaçınılmaz, mutlaka olacak” denilen savaşı bekliyor.

Türkiye bu günlerin benzerini Milli Mücadele öncesi MÜTAREKE BASINI dediğimiz satılmış kalemlerin inanılmaz hezeyanları ile geçmişte yaşadı. Ülkenin düşman çizmesi altından kurtulması için gayret gösteren Mustafa Kemal ve bir avuç kahraman silah arkadaşının nasıl bir “Vatan haini-Irz Düşmanı-Eşkiya” olarak gösterildiği bu basında her gün yer almıştır. Yine bu satılmış beyinler kendilerini Sterlin ile besleyen İngiliz ve Yunanlıların bu milleti kurtarmak için yaptıkları çabaları öve öve bitirememişlerdir. Hatta İngilizler dahi ulaşılabilen bu yalakalık ve alçaklık derecesine şaşırmışlardır.

Takriben yüzde doksanı Milli Mücadele karşıtı olan yüzlerce gazetenin yanında Milli Mücadeleyi gönülden destekleyen gazetelerin sayısı iki elin parmakları toplamı kadardır. O zamanın satın alınmış usta ve dirayetli kalemi Ahmet Emin Yalman ve Refi Cevat Ulunay benzerlerini bugünde aynen görüyoruz. Tarih okumayı ve ders almayı sevmediğimiz için bugünde birilerinin nam’ı hesabına parayla savaş çığırtkanlığı yaptığına şahit oluyoruz. Mütareke basınının satılmış kalemlerinin TBMM kararıyla 150’likler adı ile Türk vatandaşlığından çıkarıldığını burada hatırlatmak istiyorum.

Türk halkı savaş istemiyor. Bu halk aş derdinde. İş derdinde. Geçim zorluğu altında hayatta kalabilme derdinde. Birbiri ardı sıra gelen zam yağmurundan nasıl kurtulabilirim derdinde. Savaşın kendisinin değil, adının anılmasının dahi mutfağına ve çocuklarının boğazına girecek lokmayı azaltacağını çok iyi biliyor. Türk milletinin kimse ile savaşa neden olacak bir sorunu da yok. Biz hiç kimseyi tehdit etmiyoruz ve hiç kimseden yakın bir tehdit beklemiyoruz.

Buna rağmen ne oluyor anlamak mümkün değil... Savaşa girmekten beter olduk. Savaşın psikolojik baskısı bütün yurdu kapladı... Bunda en büyük pay medyanın. Tek suçlu ne yazık ki sorumsuz medya...

Elimizde İnternet gibi çok güzel bir bilgi kaynağı var. “Bazı gazetecilerin savaş yanlısı yazıları için CIA Dolar dağıtıyor” şeklinde basınımızda yer alan söylentilerin aslını ve esasını pek çok yabancı kaynaktan araştırdım.

Evet, sonunda bu şekilde bir fonlamanın varolduğuna ikna oldum. Dış basından takip edebildiğim kadarıyla olay özetle şöyle gelişiyor;

Bilindiği gibi, Irak'a karşı düzenleyeceği askeri operasyon için dünya kamuoyunun desteğini alamayan Washington yönetimi; çareyi Ortadoğu bölgesindeki ülkelerde "savaş yanlısı yayın yapacak ve ABD’nin bu savaştaki haklılığını savunacak medyaya dolar desteği" vermekte buluyor.

ABD’de Şahinler Grubu adı ile anılan savaş yanlılarının önerisiyle Başkan BUSH "Muhtemel ABD Operasyonunda kilit rol oynayacak Türkiye gibi kritik ülkelerde" kamuoyu desteği oluşturmak için yüklü miktarda fon ayrılması talimatını veriyor.

Ayrılan bu külliyetli miktardaki fonla; "savaş yanlısı" yayın yapması istenen medyanın desteklenmesi ve başta Türkiye olmak üzere Ortadoğu ülkelerindeki kamuoyunun Irak operasyonuna psikolojik olarak hazırlanması hedefleniyor.

1991’deki Körfez Savaşında CNN tek başına Kuveyt’i kurtarmak için yapılan askeri harekâtın “meşruluğunu ve kaçınılmazlığını” dünya kamuoyunu inandırmayı başarmıştı. Çünkü o zaman bir devletin bir devleti işgali vardı. Bu saldırı demokratik dünya tarafından mutlaka durdurulmalıydı. Yapılan doğru ve mantıklı idi.

Bu defa CNN’in yaptığı Savaşı Meşrulaştırma Operasyonunun yetmeyeceği açıkça görülmüştür. Çünkü ortada sıcak savaşı gerektirecek, masum insanları bombalarla yakıp imha edecek, tesisleri tahrip edecek bir hukuki zemin ve mantıki gerekçe yoktur. Bu bakımdan yalnız CNN yetmeyecektir... Bu durumda yapılacak iş; bölge ülkelerinin basın yayın organları da devreye sokularak bölge halkı psikolojik olarak bu savaşın meşruluğuna ve kaçınılmazlığına mutlaka inandırılmalıdır.

Bu faaliyete Dünya hakimiyetine soyunan ABD gibi bir ülke gözüyle bakıldığında ve Irak gibi bir ülkenin ele geçirilmesi ile ABD Milli çıkarları açısından elde edecekleri kazanımlar değerlendirildiğinde böyle bir savaş son derece makul görülebilir. ABD ; “Ben güçlüyüm. Ve bu gücümü korumak zorundayım. Bunun için gerekli kaynaklar Irak’ta vardır. Alacağım. Buna kimse mani olamaz” diyor. Bu dedikleri kendi milli çıkarları ve Jeopolitik ilmi açısından normal bir yaklaşımdır. Cihan devleti oyununu ancak böyle oynarsa , mevcut gücünü muhafaza edebilir.
Onun yaptığı doğrudur.

Fakat olaya Türkiye gözü ile bakılınca durum çok farklıdır. Çünkü bizim milli çıkarımız komşularımızla harp halinde olmaktan değil, bilakis sürekli barış içinde bulunmaktan geçmektedir.

Bunun için bizim savaşın değil, barışın yanında olmamız gerekir. Türk kamuoyunu etkileyecek Türk Medyası’ nında ABD’nin yanında değil, Türk Milletinin Milli çıkarları doğrultusunda yayın yapması gerekir.

Türk Hükümetinin Başbakan GÜL vasıtasıyla çevre ülkelerde başlattığı Barış Kampanyasını müteakip ABD’nin Basını Fonlama Kampanyası hız kazanmıştır. Yine kampanyanın yaygınlaşmasında “Ankara'nın Irak'a Kuzey' den giriş, Türk topraklarına asker yerleştirilmesi ve üslerin tam kullanımını öngören” ABD taleplerine sıcak yaklaşmamasının da etkili olduğu sanılmaktadır.

Türkiye'den savaş için şimdilik yeterli desteği alamayan Bush yönetiminin, kampanya için yaklaşık 200 milyon dolar ayırdığı öne sürülüyor. Washington'un çok önem verdiği ve CIA başta olmak üzere ABD gizli servis uzmanlarının birlikte hazırladığı “Medyayı Fonlama Projesi”nin yalnızca Türkiye'yi değil, tüm Ortadoğu devletlerini kapsadığı belirtiliyor. Proje kapsamında savaş yanlısı haber ve yorumlara yer veren medya kurumlarına maddi desteğin yanı sıra, bütün İslam ülkelerinde aynı misyonu üstlenecek yeni medya gruplarının oluşturulması da yer alıyor.

Bu çerçevede ABD'lerinde yaygın olarak bulunan bazı Stratejik Araştırma Merkezlerinin hazırlayacağı haber metinlerinin ve görsel malzemenin periyodik olarak İslam ülkeleri medyasını destekleyeceği bildiriliyor. Bu kampanyasının Türkiye ayağında ABD'nin Ankara eski Büyükelçisi Mark Parris'in çok önemli görev üstlendiği verilen bilgiler arasında yer alıyor.

Sonuç olarak; Medyamızın yaptığı 24 saatlik Savaş Reklamı yayınlarına bakıldığında, mevcut bir kısım Türk medyasının ABD’in Basını Fonlama Projesinde yer aldığı açıkça görülmektedir. Bütün medyayı kapsayan savaş haberlerinin altında ise medyanın en büyük hastalığı olan RATİNG KAYBETME” korkusunun olduğu değerlendirilmektedir. Savaş haberi verilmez ise gündemin kaçırılacağı korkusu ne yazık ki bütün medyayı kaplamıştır.

Aynen 85 yıl önceki Mütareke Basını günlerine dönmüş durumdayız. Bu durumda sayıları çok azda olsa Türk Milletinin gücüne inanmış, toprağına, gelenek ve göreneklerine saygılı sağduyu sahibi gazetecilerimize büyük iş düşmektedir. Bu yolda yılmak ve korkarak geri çekilmek olmamalıdır. Paranın verdiği güç, iman ve inancın verdiği gücün karşısında daima yok olmaya mahkumdur.

Bunun çok iyi bilinmesi ve sağduyu sahibi bir avuç medya mensubunun halka doğruları verme mücadelesinden vazgeçmemesi gerekmektedir. Şimdi susmak, sinmek, korkmak ve yılmaz zamanı değildir.

ZAMAN, SAVAŞ İSTEYENLERLE SAVAŞMAK ZAMANIDIR.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
9 Şubat 2003 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale