20 EYLÜL 2017 ÇARŞAMBA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Milliyet gazetesi SAVAŞ KIŞKIRTICILIĞI yapıyor
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 31 Ocak 2003 Cuma 

UĞRAŞMAYIN. BU MİLLETİ KORKUTAMAZSINIZ...

Milli Gücümüzü tam olarak tanıyamadığımızı ifade ettiğim yazımı; “... Dünyanın bizim gücümüzü bizi yönetenlerden daha iyi tanıdığını ve senaryolarını bu gücün azaltılması ve zayıflatılması üzerine kurduklarını iyi biliyorum. Oysa bizim yıllardır ‘Dışarıyı ve yabancıyı daima iyi gösterip bizim bir şey yapamayacağımız’ fikrine inanmış aydınlarımız tarafından yönlendirilip yönetildiğimizi de görüyor ve üzülüyorum. Buna artık dur diyecek bir irade arıyorum. Tam yeri ve zamanıdır diyerek, Bilge Kaan’ın “ EY TÜRK TİTRE VE KENDİNE DÖN” emrine artık uyulmasını bekliyorum.” Şeklinde tamamlamıştım.

Neden kendimizi tanımadığımızın ispatını ayni gün çıkan MİLLİYET gazetesi yaptı. Yazılı medyanın en saygın gazetelerinden bir olduğu bilinen ve Türk aydınlarının beğenisini kazanan MİLLİYET Gazetesinin 27 Ocak tarihli Baş sayfası ile en çok okunan 16 ve 17 inci sayfaları tamamen ABD Silahlı Kuvvetlerinin reklâmı için tahsis edilmiştir. Buradan iddia ediyorum ve biliyorum ki hiçbir Amerikan gazetesi kendi Silahlı Kuvvetleri için böyle bir reklâm yapamazdı. Yani yapmazdı... Ve yine iddia ediyorum ki MİLLİYET dahil hiçbir Türk Gazetesi Türk Silahlı Kuvvetlerinin reklâmını böyle yapamadı.

Bir Tank, Bir Silahlı Helikopter ve birkaç ABD askeri ve başlık “DEMİR AT YOLA ÇIKTI...Türkiye’den Kuzey Irak’a geçecek olan Amerika’nın ünlü 4.Piyade Tümeni bir-iki gün içinde Akdeniz’de olacak. ”

Haberden öğrenildiğine göre; Demir At Teksas’ ta konuşlanan bir ABD Tümenine takılan isim... Bu öyle bir Tümen ki görenlerin ve duyanların dudağı uçuklayacak. Yalan-yanlış ve kulaktan dolma bilgilerle kaleme alınan her tarafı abartı dolu bir yazı. Hem de CIA’ nın “Türkiye’deki bazı gazete ve gazetecilere ABD’nin IRAK’ a saldırısını desteklemesi için 200 Milyon Dolar para verdi” haberlerinin dolaştığı günlerde kaleme alınıyor. Yine ayni gün gazetelerin ön sayfalarında “Türk gazetelerinin incelenmesi için CIA’ nın Türkçe bilen elemanlar Arıyor “haberinin yayınlandığı günlerdeki en saygın gazetemizin tam sayfa duyurduğu haber bu.

Ekonomimiz bıçak sırtında. Borsamız değil, savaşın çıkması “savaş” kelimesinin konuşma arasında yanlışlıkla geçmesinden dahi etkileniyor. Bir Düşüyor-Bir Çıkıyor. Birden faizler fırlıyor. Türkiye, Başbakanı dahil olmak üzere bütün yönetim kadroları ile muhtemel bir savaşı önlemek için dünya çapında bir atak başlatmışken medyamızın durumu ise ne yazık ki böyle.

Eski bir asker olarak ordu ile ilgili haberler dikkatimi çekiyor. İster istemez okuyorum. ABD’nin DEMİR AT ismi verilen tümeni ile ilgili bilgiler çok yanlış. Haber tamamen ABD’nin gücünün ne kadar güçlü olduğunu göstermek ve belki de birilerini korkutmak üzere kaleme alınmış izlenimini veriyor. Fakat bu haber yanlış ülkede yayınlanıyor. Milliyet Gazetesi yöneticileri burasının Irak olmadığını biliyor olmalılar. Ve halen Türkiye’de ve Türk Gazetesi olarak Türk Kamuoyunu aydınlatmak amacıyla Türkçe yayın yaptıklarını unutmuş olmaları da mümkün değil.

Sanki ABD Tümeni bizimle savaşacak gibi bir görüntü veriliyor. Ve sanki birileri bize gözdağı veriyor. Benim sopalarım çok büyük “DÖVERİM HAA” diyor.

Benim Tümenimin öyle güçlü bir komutanı var ki “Hem Nükleer Etki Mühendisliği Master derecesine sahip ve hem de çok iyi bir Kuvvet Planlama Uzmanı’ dır.” (Ne demek isteniyorsa bu da anlaşılamıyor.) Korkun bu Tümenden deniliyor herhalde. Bir kere Tümen çapında bir birliğin mevcudu 10-12 bin kişidir. 30 bin kişilik tümen olmaz. Onun adına kolordu denir. Bu çapta bir birliği bir-iki günde Teksas’tan Kuzey Irak’a taşımak fiilen mümkün değildir. Bu intikal aylar sürer. Birliğin personelinin ve araçlarının taşınması o birliğin muharebeye girmesine yetmez. Bu birliğin aylarca sürecek bir muharebe ortamı için ihtiyaç duyacağı cephane, akaryakıt, yiyecek ve yedek parça setlerinin de taşınması gerekir ki, buda aylar alır.

Bu gazetede çalışanların hiç mi asker yakını yok? Ayrıca bu gazetede çalışan erkeklere sorulabilirdi. Nede olsa askerliklerini k en azından yedek subay olarak yapmışlardır. Okuma imkanı bulsalardı, bu kadar yanlışı bir arada yapmazlardı.

Bu savaş haberleri sadece bununla da bitmiyor. Ertesi gün, yani 28 Ocak tarihli gazetede hem baş sayfada ve yine en çok okunan 17 inci sayfada yanlışlıklar devam ediyor.
Haberi yazan hanım; “İŞTE TÜRK KOMUTANLAR” başlığı altındaki resimli haberinde ilk büyük yanlışı yapıyor. Emekli Orgeneral Edip BAŞER’ i 7 nci Kolordu Komutanı Korgeneral Atilla IŞIK olarak gösteriyor. Bu şekilde bir generalimiz bir başkası gibi gösterilerek Silahlı Kuvvetlerin komuta kademelerine adeta hakaret ediliyor.

Haberin devamında 2nci Ordu birliklerinin ABD’nin Demir At Tümeni ile birlikte Kuzey Irak’tan nasıl taarruz edeceklerine ait Savaş Planları açıklanıyor. Muhtemel Savaş Plânları’nın ÇOK GİZLİ Gizlilik Dereceli dokümanlar olduğu ve bunları açıklamakla “Devlet sırlarını ifşa etmek suçu” işlendiği acaba bu gazete yönetimince bilinmiyor mu ?

Şimdi ben buradan “Nerede bizim Cumhuriyet Savcılarımız” demeye hakkım olduğunu sanıyorum. Gazetecilik halkı bilgilendirmektir. Bu bilgilerin inandırıcı olması için kaynağı belli ve doğru olması gerekmektedir. SAVAŞ gibi milletlerin ve toplumların hayatını doğrudan etkileyecek ve sonuçları itibarıyla insanlara daima acı reçeteler verecek ciddi bir konuda bu derece vurdum duymaz olmayı anlamak mümkün değildir.

Bu insanların gazetecilik mesleği ve halkın bilgilendirilmesi görevi adına halkımızı yanıltmaya ve ve korkuya düşürmeye haklarının olmadığına inanıyorum. Bunları işte bunu önlemek için yazıyorum.

Hiçbir askerin “ÇOK GİZLİ” Gizlilik Dereceli olan Savaş Planları hakkında olur olmaz kişilere bilgi vermeyeceğini ve veremeyeceğini biliyorum. Savaş Planları muhtemel sonuçları dolayısıyla ÇOK GİZLİ’ dir. Çünkü büyük insan zayiatına ve yıkıma sebep olacak savaşlarda karşı tarafın elde edeceği en küçük bilgi dahi hayati önemi haizdir. Elde edilen bilgiye göre derhal karşı tedbirler alınır. Bu yüzden plânınız başlamadan biter. Karşı tarafın alacağı tedbirlerle zayiatınız katlanarak artar.

Sonra halkın savaş plânlarını bilmesi gibi bir lüksümüz olmamalıdır. Halkın bu bilgilere ihtiyacı yoktur. Plânları sadece hazırlayan askerler ve ilgili görevliler bilir. Ve ilk merminin atılacağı ana kadar, ne yapılacağını ve neler yapılacağını alt kademedekilerin bilmesine de gerek yoktur. Çünkü plânlar günün gelişen şartlarına göre her an ve her ihtimal göz önünde bulundurularak güncel hale getirilir.

Bilmemek ayıp değildir. Bilmediğini bile bile, bilir gibi görünmek ayıptır. Kendilerini Savaş Muhabiri olarak gören bu gazeteci kardeşlerime Türk İstiklâl Harbinin Büyük Taarruz Hazırlıkları Bölümünü okumalarını öneririm.

Fazla aramayın. Büyük Önder’ in NUTUK Kitabında bu konuda yeterli bilgiyi bulabilirsiniz. Atatürkçü geçinip, NUTUK’ u ellerine almayan pek çok aydınımız gibi olduğunuzu tahmin ediyorum. Çünkü bir ordunun ve onu çıkaran milletin savaşa nasıl hazırlanacağını Mustafa Kemâl Atatürk NUTUK’ ta sarih bir dille açıklamıştır. Çok üstün düşman kuvvetleri karşısında bize İstiklâl Savaşını kazandıran tek husus vardır. O’ da bütün savaş hazırlıklarının büyük bir gizlilik içinde yapılmış olmasıdır.
Buradan bir kere daha halkımıza seslenmek istiyorum.
Siz bir kısım medya mensubu tarafından yapılan Savaş Kışkırtıcılığına alet olmayın. Onlara inanmayın ve kanmayın...

Devletin temel kuruluşları, Barış için bütün ülkeler nezdinde girişimlerine devam ederken, bir yandan da olabilecek her türlü kötü durum göz önüne alınarak savaş planları üzerinde çalışmaktadır. Askerlerimiz ve emsâlleri arasında temayüz etmiş Kurmay Subaylarımız birkaç gazetecinin hayâl gücü ile ortaya koyduğu bu çeşit senaryolara gülüp geçmektedir. Çünkü onlar dünyanın en iyi savaşçıları ve savaş plânlayıcılarıdır.
Burada hiç kimseyi kırmak ve gerçekten yıllardır zevkle okuduğum ciddi bir gazeteyi eleştirmek gibi bir fikir içinde olmadığımı bildirmek istiyorum. Amacım; bu kritik günlerde halkımızın yanlış ve maksatlı bilgilerle korkutulup sindirilmesine mani olmaktır. Bu maksatla bir gazeteci olarak uyarı ve bilgilendirme görevimi yapıyorum.

“Yanlışın Neresinden Dönülürse Kârdır” anlayışı ile hareket ediyorum. Meslektaşlarım inşallah bu yazıyı okur ve gerekli dersi alırlar. Ben hâlâ gazetelerimizin halkı galeyana getirmekten ve birilerine bilerek veya bilmeyerek alet olmaktan vazgeçecekleri ümidini taşıyorum.

Aziz milletimin ancak kendi bağrından yetiştirdiği yetenekli ve tecrübeli asker evlâtlarına güvenmesini, onların milleti için en iyisini düşünüp yapacağına inanmalarını istiyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
31 Ocak 2003 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale