20 ŞUBAT 2017 PAZARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net



Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Kıbrıs Türkleri'ni yeniden kazanmalıyız
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 28 Ocak 2003 Salı 

Kıbrısta 28 Şubat tarihine kadar Annan Planı çerçevesinde bir çözüm bulunabilmesi amacıyla çalışmalara Denktaş ve Klerides arasında başlanmıştır. Bilindiği gibi Türkiye ve K.K.T.C Yönetimlerine “ 28 Şubata kadar adanın tamamını zaman içinde Rum egemenliğine sokacak Kofi Annan Plânı üzerinde anlaşın” denilmektedir.

Kıbrısta Türk varlığını inkar eden Kofi Annan Plânı, “İki devlet, Tek millet” üzerine inşa edilmiştir. Oysa adada bir arada yaşamayacakları defalarca kanıtlanmış iki ayrı kültür ve iki ayrı millet vardır. Bu plânın uygulanması ile savaş, kan ve gözyaşı geri getirecektir.

Nitekim istenilen olmuştur. Yıllarca Rum vahşeti karşısında büyük acılar çekerek, can ve mal kayıpları vererek sürdürülen ölüm-kalım mücadelesiyle kurulan K.K.T.C’ de bir avuç Kıbrıslı Türk birbirine düşmüştür. Ömrünün tamamını milletinin istiklâl mücadelesi içinde geçirmiş Milli Lider Rauf Denktaş Bey bugün bizzat kendi halkı tarafından Vatan Hainliği ile suçlanmaktadır. Her kafadan bir ses çıkmakta ve Kıbrıs Türkleri ne yazık ki ebedi ve ezeli düşmanları Rum kesiminden pasaport almak için birbiri ile yarışmaktadır.

Aydın geçinen ve okumuş-yazmış bir Kıbrıs Türkü kardeşimiz “Ben Türk Değilim, Rum Değilim, İngiliz değilim. Ben Kıbrıslıyım.” haykırabilmektedir.

Her insanın bir aidiyeti vardır. Önce ailesi ve bu ailenin bağlı olduğu, kültürünü benimsediği, birlikteliğinden gurur duyduğu bir milleti vardır. Bu aidiyet ağacın kökü gibidir. Köksüz ağaç meyva vermez. Aidiyeti olmayan insanların ise insanlıkları olmaz. Oysa insanı diğer canlılardan ayıran manevi ve kültürel değerleri ve düşünme gücüdür. Bu olmadığı veya bu duygular zedelendiği takdirde yeniden tamiri çok zordur.

Türk askerinin koruyucu şemsiyesi altında 29 yıldır tam bir güven ve huzur beldesi haline gelen ve tek bir silahın dahi patlamadığı K.K.T.C’de kendi milli ordusuna İŞGALCİ ve SÖMÜRGECİ diyebilecek bir duruma gelinmiş ise bunun sebebi bu gençler değildir.

Bunun sebebi EĞİTİMSİZLİK’tir. Görülen gerçek; KKTC okullarında Kıbrıs Türklerine kendi milli mücadele tarihleri öğretilmemiştir. Sahip oldukları en üstün manevi değer olan Türk Kültürü üzerinde yeni nesillere yeterli bilgi verilmemiştir. Millet kavramı aşılanmamıştır. Bu açıkça görülmektedir. Milli Mücadeleyi müteakip Atatürk tarafından kendi el yazısı ile kaleme alınan fikirlerin Prof.Dr.Afet İNAN tarafından derlendiği “VATANDAŞA MEDENİ BİLGİLER” isimli kitabın yıllarca okullarımızda YURTTAŞLIK BİLGİSİ dersi olarak okutulduğunu hatırlatmak isterim.

Bundan tam bir yıl önce Ankara’da okuyan Kıbrıslı öğrenciler arasında düzenlenen“KKTC Gençliği’nin Ülkelerine Bakışı”. Isimli anketin sonuç bölümü Kıbrıslı Türk Gençlerinin içinde bulunduğu ruh halini anlatmaya yetiyor. Buna göre;  “Gençler, ülke siyaset ve siyasetçisinin düzeysiz, yetersiz ve sadece kendi çıkarını gözeten bir tutum içinde olduğunu savunmaktadırlar. Siyasetin, Türkiye tarafından belirlendiğini ve Türkiye’ye bağımlı olduğunu, K.K.T.C’ndeki siyasetcilerin sadece kukla oldukları ve ancak kendi başımıza kaldığınız takdirde yapılanın siyaset olabileceğinden söz edilebileceği savunulmuştur. Siyasetçilerin daha bağımsız ve uygulanabilir fikirleri ortaya koymasının şart olduğu, Kıbrıs sorununa da kesin bir çözüm bulunması ya da bir alternatif yol bulunmasına azami çaba harcanması gerektiği tezi savunulmaktadır.”

Türkiye’de ise durum bundan farklı değildir. Kıbrıs’ta “Ver ve Kurtul” politikasını destekleyenler ne yazık ki itibar görmektedir. Çünkü, “Kıbrıs ile ilgili olarak neler yaptığımız?, Neden yaptığımız? ve Daha neleri yapmamız gerekiyor?” konularında okullarımızda planlı, programlı hiç bir bilgi verilmemiştir. Son yıldırda piyasaya sürülen bir kaç kitabın yazarları dışında Türk Kamuoyu Türkiye’nin Kıbrıs Politikalarından habersizdir. Yani Türkiye’de Türkiye’nin Kıbrıs Politikaları hakkında konuşabilecek, doğruları ve yanlışları tartışabilecek kişilerin sayısı çok azdır. Bu bakımdan yalnız KKTC’de değil, kendi anavatanımızda bizi İŞGALCİ ve SÖMÜRGECİ olarak gören ve hepsi de kendisine aydın sıfatını yakıştıran pek çok insan vardır.

Sorun bilgisizlik ve bu bilgisizligin getirdiği bilinç eksikliğidir. Eksik bilinç ile inanmadan bir davaya sahip çıkılması ve kazanılması ise mümkün değildir. Bilindiği gibi sorunlar insanlar içindir. Sorunları insanlar yaratır ve yine insanlar çözerler. Ama çözen insanların bilgili, bilinçli ve şuurlu olmaları gerekir. Bu şuur ise insan beynine kaşıkla konulmaz . Bu belli bir eğitim sürecini gerektirir. Bu bakımdan bugün geldiğimiz noktada çare KKTC’li kardeşlerimize kızıp onları RUM’un kucağına atmak değildir. Çare, bunları kazanmaktır. İşte bunun için geç kalınmış dahi olsa hemen eğitime başlanılması gerekmektedir.

Peki nereden başlanacaktır. İşte bu konuda Türk Silahlı Kuvvetleri yine bir öncülük yapmıştır. Bir ay önce Genelkurmay ATASE Başkanlığınca E.Tuğgeneral Erdal YURDAKUL tarafından yazılan “KIBRIS TÜRKLERİ ve ATATÜRK İNKILÂPLARININ KIBRIS’TA UYGULANMASI” isimli eser yayımlanmıştır. Hem asker ve hemde Tarih Doktoru sıfatıyla değerli bir bilimadamı olan Erdal YURDAKUL’un engin tecrübesi ile gerçekten yararlı bir elaltı kitabı meydana getirilmiştir. Her kesimin bilmesi gereken asgari hususlar belgeleri ile 145 sayfalık kitapta biraraya getirilmiştir. Ben devletçe başlatılacak ‘Bilinçlendirme ve Bilgilendirme’ çalışmaları için bu kitabın bir ilk kaynak kitap olabileceğini değerlendiriyorum. Milli Eğitim Bakanlığı ilgililerini, Yüksek Öğretim Kurumu’nu ve Türk Tarih Kurumu yetkililerini bu konuda göreve davet ediyorum. 29 yıllık boşluğu doldurmaları için derhal harekete geçmeleri gerektiğini bilmelerini istiyorum. Bu faaliyetin bir kaç günlük olmadığının, uzun soluklu ve devamlı bir çaba gerektirdiğinin bilincinde olmalarını diliyorum.

Sonuç olarak; Kıbrıs konusu sadece Kıbrıs Türklerinin değil Türkiye ile birlikte bütün Türk Dünyasının varlık ve güvenliği için vazgeçilemez nitelikte milli bir davadır. Bu davayı ancak bilgili ve bilinçli insanlar sırtlayabilirler. Kendini tanımaktan, milliyetini söylemektan aciz kişiler elinde bu davanın götürülmesi mümkün değildir. Bu düşünceyle ve bu kafadaki insanlarla, kendilerine 29 yıl süren barış ve huzur dolu ortamı hediye eden Anavatan Türkiye’ye “Sömürgeci ve İşgalci” diyebilen beyinlerle Kıbrıs Sorunu’na çare bulunmasını beklemek yanlıştır. Abesle iştigâldir. Yani boşuna kürek çekmektir.

O halde derhal eğitime başlanmalıdır. Vakit geç değildir. Bu arada daha çok 28 Şubat’ lar gelip geçecektir. Burada önemli olan “ MİLLİ ŞUURUN YARATILMASI ve BU ŞUURUN BEKA’SININ SAĞLANMASIDIR”. Bunun da tek yolu vardır. O da EĞİTİM, EĞİTİM ve yine EĞİTİM’dir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
28 Ocak 2003 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale