29 Nisan 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Kaşıkla verip sapıyla göz çıkartmayalım
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 8 Ocak 2003 Çarşamba 

ATASÖZLERİMİZDEN DERS ALALIM. "KAŞIKLA YEDİRİP, SAPIYLA GÖZ ÇIKARTMAYALIM.”

Türkiye’de 25 yılı aşkın bir süredir devam eden yüksek enflâsyon ile insanlarımızın üzerindeki baskı had safhaya ulaştı. Sonunda millet kendisini bu hale düşürdüğüne inandığı eski yöneticilerini 3 Kasım da sandığa gömerek, kendisine yakın hissettiği ve sorunlarına çözüm getireceğine inandığı Ak Partiyi tek başına iktidara taşıdı.

Bu iktidarın demokratik ortam içerisinde alternatifi ve hatta muhalefeti dahi olmadığını, mutlaka başarılı olmaları gerektiğini ve insanlarımızın beklentilerini yerine getirmek zorunda bulunduklarını bu sütunlarda bir kaç kez dile getirdim. İyi yaptıklarının destekçisi olacağımı, yanlış gördüklerimi de eleştirerek uyarı görevi yapacağımı vurgulamıştım.

Nitekim Akaryakıt ürünlerine geçen hafta yapılan insafsız zamların ülkeye ve insanlarımıza vereceği zararı bütün çıplaklığı ile yansıttım. Yine geçen yazımda ülkenin gerçek yöneticileri olan Devlet Memurlarının içinde bulunduğu içler acısı durumu belki tedbir alırlar düşüncesi ile kalemimin yazabildiği kadar açıklamaya çalıştım.

Bilindiği gibi ülkemizde başta emeklilerimiz olmak üzere nüfusumuzun yarıdan fazlası DİE tarafından açıklanan Açlık Sınırı’nın altındaki gelirle yaşamını sürdürmeye(!) çalışıyor. Halkımızın yoksulluk düzeyi ne yazık ki Cumhuriyetin ilk kurulduğu savaş sonrası dönemini aratır bir seviyededir.

Yani insanımız açtır ve açıktır. Peki aç insan ne yapar; Aç insan yiyecek bulamayınca önce kendi beyninden yemeye başlar ve bir müddet sonra beyni normal çalışamaz hale gelir. Beyni normal çalışmayan insanların çoğaldığı toplumlarda devletin koyduğu kurallar artık işlemez ve ülke her türlü kanunsuz hareketin yaşandığı Kaos ve KARGAŞA ortamına sürüklenir. Bu doğal bir oluşumdur.

Bu toplumsal gerçek maalesef ülkemizin sıcak gündemidir. İşte bu sıcak gündemi iyi gören ve tehlikeyi sezen 58 inci Cumhuriyet Hükümeti; açlık sınırının altında bulunan ve artık her türlü ümitlerini yitirme noktasına gelen SSK’ lı ve BAĞ KUR’ lu İşçi Emeklilerinin maaşlarına beklentilerin üzerinde artış yaparak aileleri ile birlikte yirmi milyona yakın bir vatandaş kesiminin yüzünü güldürdü.

Bizzat Başbakan GÜL tarafından açıklanan karara göre SSK Emeklileri için 75 Milyon, BAĞKUR Emeklileri için 100 Milyon liralık net maaş artışı sağlandı. Ayrıca 65 yaş üstü aylık alanların maaşları da yüzde yüz arttırıldı. Bugünkü ekonomik koşullarda son derece komik görünen bu meblağ, artık yaşamdan umudunu kesmiş emekli kesimini sevince boğmaya yetti. Nitekim bu kesimin temsilcileri yaptıkları açıklamalar ile memnuniyetlerini açık gönüllülükle dile getirdiler.

Bu çok yerinde ve ‘sosyal patlama’ olgusuna ‘dur’ diyebilecek nitelikteki cesur davranışından dolayı 58 inci Hükümeti kutluyorum. Ayni iyileştirmenin toplumun diğer kesimlerine de yansımasını diliyorum.

Ayni gün açıklanan ARALIK Ayı Enflasyon rakamları beklenenin altındaydı. Yıllık enflasyon hedefinin çok altındaki kalan rakamlar ekonomimiz için gerçek bir başarının göstergesiydi. Peki bu güzel gelişmeler olurken yukarıdaki Atasözü’ nün yeri ve zamanı var mıdır? İşte şimdi bu Atasözümüzü başlık yapmama sebep olan önemli gelişmeye geliyorum.

Başbakanın emeklilere zam açıklamasını takiben ülkesini ve insanlarını sevmeyen şom ağızlı zavallı beyinler vakit geçirmeden kötülüklerini sunmaya ve milletin kafasını karıştırmaya başladılar.
“Bu paranın kaynağı yoktur?-- Bunun adı popülizmdir.-- Ekonomik dengeler bozulacaktır.-- Ekonominin geleceği tehlikeye atılmaktadır” Gibi menfi düşüncelerini hemen açıkladılar.

İşte tam bu esnada, yani şer cephesi bir yerlerden aldıkları şer görevlerini ifa ederken; adeta bunların yaptıklarını doğrularcasına Akaryakıt Dağıtıcıları Derneği (ADER) tarafından AKARYAKIT ÜRÜNLERİNE % 3.5- 6.73 oranında yapılan ZAM HABERİ ülkenin gündemine düştü.

Maaş Zammı ile sevinen vatandaşlarımızın sevinçleri kursaklarında kaldı. Alacaklarını düşündükleri zam, ellerine geçmeden gelecek akaryakıt zamlarıyla geriye alınıyordu. Çünkü milyonlarca insanımız akaryakıt zammının en zaruri ihtiyaçlarının alımında dahi kendilerine doğrudan yansıyacağını yaşayarak biliyordu...

Ben Sayın GÜL ve ekibinin gerçekten samimi olduklarına inanıyorum. Milletin içinde bulunduğu durumu bildiklerini de görüyorum. Emeklilere yaptıkları zammın bu iyi niyetten kaynaklandığını da biliyorum. Ama birilerinin onlara rağmen kedilerini güç duruma düşürmeye çalıştıklarını değerlendiriyorum. Kim yapıyorsa ve hangi gerekçelerle yapıyorsa, yaptıkları hukuken ve ekonomik açıdan geçerli dahi olsa Akaryakıt Zammı zamanca çok yanlıştır. Başbakanın zam açıklaması ile sevinecek kitlelerin sevincini yarıda bırakmıştır. Buna hakları yoktur. İşte bunun için toplumumuza binlerce yıldır yol gösteren ATA SÖZLERİMİZİ hatırlatmakta yarar gördüm.

KAŞ YAPAYIM DERKEN GÖZ ÇIKARDIĞINIZI (Birine iyilik yapayım derken ağır zarara uğratmak) ve KAŞIĞIYLA YEDİRİP SAPIYLA GÖZ ÇIKARDIĞINIZI (Bir iyiliğin ardından onu sıfıra indirecek bir kötülük yapmak) hatırlatmak istedim.

Bu hatırlatmayı yaptıktan sonra sayın yöneticilerimizi yine bir Atasözümüz ile uyarmayı vatandaşlık görevim olarak gördüm. “ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ, ANLAMAYANA DAVUL ZURNA AZ.”


Dr. Tahir Tamer Kumkale
8 Ocak 2003 Çarşamba

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale