23 TEMMUZ 2017 Pazar

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Doğalgaz kazığı doğal mı?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 10 Aralık 2002 Salı 

Geçtiğimiz günlerde ülke halkının yolsuzluklara karşı korunması yönünde olumlu gelişmeler oldu. Başbakan Yardımcısı Abdüllâtif Şener, önceki hükümetlerin imzaladığı Doğalgaz Anlaşmaları için ‘fahiş fiyatlı’ nitelendirmesinde bulundu. Bakan Şener, bu anlaşmaların iptal edilebileceğini de bildirdi.

“Türkiye’nin enerji almadan ödemede bulunmasına göz yummayacaklarını” belirten Şener, “Türkiye’nin aldığı doğalgaza karşılık dünya fiyatlarının çok üzerinde bir ücret ödediğine” dikkat çekti. Şener, “Enerji anlaşmalarının her biri ayrı inceleme konusu. Hepsi yeniden gözden geçirilmeli.” diye konuştu.

Sivas’ta, gazetecilerin sorularını cevaplandıran Başbakan Yardımcısı; “Enerji sektöründeki sıkıntıların farkındayız. ‘ucuz enerji’ diye bilinen doğalgazın fiyatı her geçen gün artıyor. Vatandaş, ucuz gördüğü doğalgazdan istifade edemiyor. Yaptığımız araştırmalara göre, Türkiye’nin doğalgaz ve diğer enerji ihalelerinde uygunsuzluklar var. Bunlar yeniden gözden geçirilip bir kısmı iptal edilmeli. Anlaşmaların hiç kabul edilebilir tarafları yok. Bu sebeple de bazı enerji ihaleleri yeniden gözden geçirilmeli ve bir kısım anlaşmalar iptal edilmeli. “dedi

Bir ay gibi kısa bir süre içinde vatandaşımız için büyük anlam ifade eden bu görüşlerinden dolayı Sayın Şener’i kutlamak gerekiyor. Fakat biz siyasilerimizin verdikleri sözlerin büyük çoğunluğunun buz üzerine yazılan yazı misali kısa sürede eriyip gittiğini çok iyi biliyoruz. Bu maksatla konuya temkinli yaklaşmak istiyorum.

Bilindiği gibi bu yılbaşında doğalgaz fiyatlarındaki büyük artışlar dolayısıyla Büyükşehir Belediye Başkanları ile Enerji Bakanı’nın tartışmaları medya vasıtasıyla kamuoyuna aktarılmıştı. Karşılıklı suçlamalar sonunda sembolik bir indirim yapılarak bu tatlı soyguna ve doğalgaz kazığına devam denilmişti.
Medeniyetin vazgeçilmez unsuru olan ve giderek bütün yurtta kullanılmaya başlanan doğalgaz' daki rahat ve güzel günler artık bitmişti. Bu teknoloji harikası gaz, insanlarımızın 21nci asra uygun rahat bir yaşam sürmesi için devletimizce desteklenen ve kullanımı teşvik edilen DOĞALGAZ şimdi artık yüksek fiyatları nedeniyle iDOĞAL FELAKET halini almıştı.

Devletin sahibi olduğu BOTAŞ tarafından üretilen (veyahut ithal edilen), belediyelerimiz tarafından tesisatı ve dağıtımı yapılan doğalgaz; enerji üretiminde, fabrikalarımız ve imalathanelerimizde, kalorifer sistemleriyle ısınmada, mutfak ve banyolarımızda da yaygın olarak kullanılıyor.

Başkent Ankara'nın 1980'li yıllarını yaşayan bizim nesiller bu şehrimizdeki soba borularından tüten dumanların insan hayatını ne derece ciddi boyutlarda etkilediğini bilirler. Sağlığımızı menfi olarak etkileyen bu dumandan kurtulmak için; hava sirkilasyonu sağlamak amacıyla dağların içinden geniş tünel ve geçitler açılmasından, havayı savuracak ve dağıtacak dev vantilatörlerin kurulmasından ve nihayet başkentin başka şehirlere taşınmasına kadar çözümler üretildi. Sonunda medeni dünyanın en gelişmiş ve en ucuz enerji kaynağı olan doğalgazın gelmesi ile başkentimiz Türkiye'nin en kirli havalı şehri olma vasfını mucizevi bir şekilde terk ederek ülkemizin en temiz havalı şehri haline getirildi.

İnsanlarımız medenidir. Bütün yenilik ve güzellikleri çabucak benimser ve yaygın şekilde kullanırlar. Nitekim Doğalgaz' da devletimizin büyük teşvikiyle başta büyük şehirlerimiz olmak üzere kısa sürede ülkemize girmiş ve yurt çapında yaygınlaşmaya başlamıştır.

2001 yılına kadar son derece makul oranda giden doğalgaz fiyatları 2002 yılı içinde inanılmaz ölçüde zamlanmıştır. Biran önce doğalgaz kolaylığına erişebilmek için büyük bir mücadele veren vatandaşlarımız yanında bu gaz ile çalışan işletmelerimiz ve kamu kuruluşlarımız altından kalkamayacağı fahiş faturalarla adeta şaşkına dönmüş ve iflasın eşiğine gelmişlerdir.

Halkın haklı ve büyük tepkisi üzerine zamanın İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen ile Büyükşehir Belediye Başkanları'nın medya önünde gerçekleşen " sen haklısın-hayır ben haklıyım" tartışmaları; doğalgaz satış fiyatlarına yapılan sembolik bir indirim ile mecburen durulmuştur.

Fakat bu mesele durulacak ve bu kafayla ve de bu yaklaşımla sonuca bağlanacak gibi değildir. Nitekim yeni yönetim daha gelir gelmez bu sahada büyük yolsuzluk ve çarpıklıkları tesbit ettiğini en yetkili ağızlardan kamuoyuna duyurmuştur.

Bu duyurulardan ümitlenerek konu ile ilgili düşüncelerimizi yetkililere aktarmak istiyorum.
- Doğalgaz günümüz medeni aleminin çok önemli bir aracıdır. Türkiye'ye gelmiş ve geniş bir kullanım alanı bulmuştur.
- Elektrik üretimimizin takriben üçte biri doğalgaz kullanılarak elde edilmektedir.
- Pek çok sanayi tesisimiz üretimlerinde doğalgazı kullanmaktadır.
- Büyük şehirlerimiz başta olmak üzere ev hanımları mutfaklarında doğalgazla yemek yapmaktadır.
- Banyolarımızda da doğalgaz kullanmakta ve kalorifer tesisatlarımız büyük ölçüde doğalgazla çalışmaktadır.
- Doğalgaz geldi diye adeta asırlarca süren kömür üretimine dayalı ısınma ve enerji elde etme sistemleri sökülmüş veya atıl halde tutulduğundan artık kullanılamaz hale gelmiştir.
- Pek çok şehrimiz doğalgaz gelebilmesi için büyük bir alt yapı harcaması yapmıştır. Bu çalışmalar hızla devam etmektedir.

Şimdi meselenin önemli bir boyutuna göz atalım; Kışın çok sert geçtiği geçen yılbaşında soğuktan titreyen vatandaşlarımızla birlikte yazılı ve görsel medyada konuya ilişkin olarak gündeme getirilen bütün tartışmaları izleme fırsatı buldum. İnsanlarımızın bu derece aldatılıp sömürülebileceğine inanmak istemedim. Fakat ilgili kuruluşların yetkili beyinlerinin konuya ilişkin görüş ve düşüncelerini duyunca insanlarımızın bu derece aldatılmış ve kandırılmış olabileceğine aklımız almadı. Ama ne yapalım ki ülkemizin bir gerçeği ile daha karşı karşıya kalınmıştı.

11Ocak 2002 gecesi; MESAJ TV' nin canlı yayınında ASAM Üyesi( Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi) Sayın Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN ile Enerji Uzmanı Sayın Tufan ERDOĞAN' ın verdiği bilgiler devletçe ve milletçe içine düşürüldüğümüz durumu bütün çıplaklığı ile gözler önüne sermişti. Bilahare ciddi bir yayın organımız olan FLASH TELEVİZYONU' nda 13 Ocak 2002'de Ferhan ŞAYLIMAN yönetimindeki FLASH GÜNDEM Programında Doğalgaz' da dahil olmak üzere TÜRKİYE'NİN ENERJİ POLİTİKALARI uzmanlar tarafından bütün çıplaklığı ile ortaya konuldu.

Flash Gündem Programı'nın Konuşmacıları ;TBMM Enerji Komisyonu Üyesi Ramazan TOPRAK, Enerji Uzmanı ufan ERDOĞAN ile Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Ali YiĞİT idi. Ayrıca kamuoyunun yakından tanıdığı pek çok bilim adamı ve yönetici canlı yayına telefon ile katıldı.

Yeri ve zamanı geldiği için o günleri yeniden hatırlatmakta yarar görüyorum. Anlatılanlar eğer doğru ise; ( ki, ben doğruluğuna yürekten inanıyordum) Türkiye'nin Cumhuriyet Savcıları için dört dörtlük bir suç duyurusu mevcuttu. Konuyu o günlerde İnternet vasıtasıyla “Atatürk Türkiyesi” başlıklı sitemde bütün açıklığı ile dile getirmiş ve Savcılarımızı göreve davet etmiştim.

Sayın Savcılarımız; “Daha ne bekliyorsunuz. Buyurun size mükemmel bir suç duyurusu. Çağırın TV Yöneticilerini. Alın programın bantlarını. Dinleyin sizde bu milletin tümünün dinlediklerini. Eğer yanlış söylüyorlarsa, yanlış söyleyenlerin cezalarını verin. Yok eğer gerçekleri söylüyorlarsa, bizi bu hallere düşürenlerden lütfen bizim adımıza hesap sorun. Biliyoruz ki zararın neresinden dönülürse kârdır” diyerek duygularımı haykırmıştım.

Sayın Tufan ERDOĞAN’ın adeta haykırarak ve üzülerek açıkladığı rakamlar hala kulaklarımda çınlıyor. “Birimi 1.8 Amerikan Dolarına maledilen Doğalgazı biz neden ve hangi hakla 125 Dolara satın alıyoruz. Yüzde yüz kârla satılsa 3.8 Dolar, yüzde bin kârla satılsa 38 Dolar eder. Bu nasıl hesap? Bu ne kadar ölçüsüz ve insafsızca soygun?.

Siz ey yetkili ve etkili yöneticilerimiz kimden yanasınız.?
Eğer ekonomisi güç durumda olan RUS halkını kalkındırmak gibi insani amaçlarla böyle yapıyorsanız , o zaman size diyecek bir şeyimiz yok.
Ama Türk Halkı; Rus'ları kalkındırmak, veya birilerini birdenbire altından kalkamayacağı bir hızla zengin etme lüksüne sahip değildir.

Ayrıca yeni çıkan Doğalgaz Kanunu yürürlüğe girdiği andan itibaren kanun hükümlerini yerine getirmek üzere BOTAŞ ve BELEDİYELER devreden çıkacaktır. Bunların görevleri yedi ayrı uluslararası kuruluş tarafından yürütülecektir. Uluslararası tahkim kurallarına bağlı olarak çalışacak olan 7 adet kuruluşun belirleyeceği fiyatların şimdikinin en az yedi katı bir seviyeye ulaşacaktır.”

Allah işte o zaman bu millete acısın. Çünkü uzmanlarımız; "Bu günleri mumla arayacağız" demeyi de ihmâl etmediler. Nitekim o günleri mumla aradığımız günlere ne yazık ki ulaştık. Doğalgaz da oynanan oyunların bir benzerinin yine yeni çıkartılan Elektrik Enerjisi Kanunu ile aynen oynandığını da biliyoruz. Ve milletçe artan elektrik fiyatları ile sonuçlarını bire bir yaşıyoruz.

Sonuç olarak; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti; ENERJİ KULLANIMI’ nda görülen çarpıklıklar ile geleceğini, özgürlük ve bağımsızlığını çok yakından ilgilendiren önemli bir tehlikeyle karşı karşıya bulunmaktadır.

Bu millet elinden alınmak istenen bağımsızlık ve özgürlüğünü kazanmak için içinden bir Mustafa Kemal Atatürk çıkarttı. Milyonlarca şehit verdi. Acı ve yokluk çekti. Ata' sının gösterdiği çağdaşlaşma yolunda çok önemli adımlar attı. O' nu tekrar geçen yüzyılın başındaki yaşam şartlarına geri döndürmeye hiç kimsenin hakkı yoktur.

O tarihlerde enerji uzmanlarının söylediklerinin doğru olmadığını, konuyu abarttıklarını ve yanlış değerlendirdiklerini ispat edecek bir yetkili aramış fakat bulamamıştım.

Sayın Abdüllatif Şener’in söyledikleri ile biraz olsun ümitlendim. Aslında siyasetçilerin sözlerine inanmamız ve onlara güvenmemiz gerektiğinin bilinci içindeyim. Fakat yılların getirdiği aldatılmışlığın verdiği eziklikle bir açık kapı bırakıyorum.

İnşallah dediklerini yaparlar ve bu milleti bu büyük soygundan biran önce kurtarırlar. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen ahlaksızlardan bunun hesabını sorarlar. Bunu becerebilirlerse kalıcı olurlar. Eğer bunlarda geçmişteki yanlışları tekrarlarlarsa bu defa gidişleri çok kısa sürede ve hızla olur.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
10 Aralık 2002 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale