24 ŞUBAT 2017 CUMA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanlarımızı saygıyla selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Birinci Abdullah Gül Hükümeti
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 21 Kasım 2002 Perşembe 

Türk Demokratik hayatında 3 Kasım seçimleri bugüne kadar şahit olmadığımız güzellikte çok değişik uygulamaların başlamasına sebep oldu.

Cumhuriyet tarihimizde ilk defa partisini tek başına iktidara taşıyan bir Genel Başkan Başbakan olamadı. Yine ilk defa olarak bir Parti Başkanı tarafından Başbakan olarak atanmak üzere partisinin lâyık gördüğü isimler Cumhurbaşkanı'na sunuldu.

Cumhurbaşkanımız da ilk defa kendi iradesi dışında, kendisine önerilen bir ismi Başbakan olarak atadı. Ve 58 inci Hükümeti kurmakla Ak Parti Gen. Bşk. Yrd. Doç. Dr. Abdullah GÜL'ü görevlendirdi.

Muhalefetteki CHP’nin lideri ilk defa rastlanılan şekilde yeni seçilen başbakan için övgü dolu sözler sarf etti. "Abdullah GÜL' den iyisi olamazdı. “Ülkemize ve milletimize hayırlı olsun" diyerek başarı dileklerini iletti.

Basın -Yayın organlarımız adeta bir bahar havası içinde olayları yansıtarak yeni yönetim ve yeni başbakan için övgüler düzmeye başladı. Bunlar ülkemizin yıllardır arayıp da bulamadığı ve daima özlemini çektiği güzellikler idi. Yıllardır özlemini duyup, hak ettiği halde bir türlü elde edemediği bu güzellikleri görmesi halkımızı mutlu etmeye yetti.

İşte 58 inci Cumhuriyet Hükümetinin Başbakanı olarak atanan Sayın Kayseri Milletvekili Abdullah GÜL böyle iyimser bir ortamda göreve başladı. Ilımlı kişiliği yüzünden içeride, dış görevlerindeki başarıları nedeniyle dışarıda sempati ile karşılanan Başbakan GÜL' ü çok çetin sınavlar beklediğini dünkü yazımda söylemiştim. Ayrıca hem geçiş dönemini başarı ile yürütmek ve hem de şimdiden yakasına yapıştırılan "Emanetçi" kimliğinin vereceği ezikliğe kapılmadan icraat yapabilmesinin çok zor olacağını vurgulamıştım.

Bugün ülkemizin gerilime değil, uzlaşmaya, hoşgörüye, her alanda birlik ve beraberliğe ihtiyacı vardır. Bunu başarmak başta Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül olmak üzere Ak Parti üst yönetimine düşmektedir.

Bilindiği gibi Sayın Erdoğan, sayın Gül ve TBMM Başkanlığı kesinleşen Sayın Arınç; Milli Görüş kadrolarından, yani Sayın Necmettin Erbakan' ın ekolünden yetişmişlerdir. Yönetimin tepesindeki üç isim bu görüşün en ciddi ve tutarlı temsilcileri olmuşlardır. Fakat, parti yönetimine hakim olan bu görüş, seçimlerde AK Parti' ye verilen oyların büyük çoğunluğunun görüşünü temsil etmemektedir. Geniş halk kesimlerinin oyları bu partiye, ekonomik krizden kurtulmak, aş ve iş bulabilmek ve devlete olan güven duygusunun yeniden tesisini sağlamak için verilmiş emanet oylar olarak görülmelidir.

Nitekim Ak Parti Lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın ve Başbakan Abdullah Gül' ün bunun bilinci içinde oldukları kurulan yeni hükümetin açıklanması ile anlaşılmıştır. Dünkü “Başbakan Abdullah Gül “ başlıklı yazımı ;“ Şimdi onlar bütün milleti kucaklamalı ve bu ülkenin içeride ve dışarıdaki bütün yetişmiş beyinlerini fikir ve parti ayırımı yapmadan hizmet için seferber etmelidirler. Ancak bu sayede yakaladıkları güven ve istikrar ortamını muhafaza etmeleri ve devamlı iktidarları mümkün olacaktır.”şeklinde bağlamıştım.

Yeni Hükümetin yapısı işte bu değerlendirmeye uygun olarak çok dikkatli dizayn edilmiştir. Sayın Gül , hükümet kurma çalışmalarında yine alışılagelmiş usullerin dışına çıkmıştır. Elinde 363 kişilik çok geniş bir seçenek olmasına ve birlikte çalışacağı isimleri seçmekte tamamen özgür olmasına rağmen, tevazu ve uzlaşı örneği göstererek Bakanlar Kurulunda birlikte çalışacağı arkadaşlarını Parti yönetimi ile isimler üzerinde teker teker durularak seçmiştir. Bu uygulama da demokrasimiz için yenidir. Ama hem çok demokratik ve hem de çok başarılı bir uygulamadır. Bu sorumluluğu paylaşmaktır. Ülkemizin şu anda bütün düşünen beyinlerinin fikir ve düşüncelerini birleşerek en iyiyi ve en güzeli bulmasına ihtiyacı vardır.

Nitekim çok kısa ve rekor denilebilecek bir sürede, yani görevi aldıktan iki gün sonra yeni kabine açıklanmıştır. Yeni kabinede yer alan isimlerin çoğunun; halkımızın bugüne kadar hizmetleri ile tanıyıp benimsediği ve bir bakıma tecrübeli siyasileri kapsadığı görülmüştür. Buna siyasilerden kurulu bir teknokratlar hükümeti diyebiliriz.

1983 yılında kurulan Birinci Özal Kabinesi’nin güçlü isimleri kabinede yer almıştır. Fazilet kökenli eski bakanlar ile bürokrasiden gelme tecrübeli isimler kabinede çoğunluğu teşkil etmektedir. 58 inci Hükümet; toplam 25 kişi ile son yıllarda gördüğümüz en küçük kabine’ dir. Bu husus çalışmalarında onlara hız, elastikiyet ve zaman kazandıracaktır. Aslında sadece bir Başbakan Yardımcısı kullanılıp , Orman ve Tarım, Çevre ve Sanayi, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıkları birleştirilseydi 19 kişilik daha küçük ama daha etkin bir kabine kurulabilirdi. İnşallah bir daha ki sefere olur.

İlk TBBM Hükümetinin 11 Bakandan oluştuğu ve İstiklâl Savaşını yönettiği bilinmektedir. Yine dünyayı yöneten süper güç ABD’ni sadece 12 bakan yönetmektedir. Bununla beraber bu sayının da büyük bir atılım olduğunu söyleyebilirim. Bakanlar Kurulu 24 kişi olmasına rağmen ülkenin gerçek yönetimi Başbakan , Adalet, Milli Eğitim, İçişleri, Dışişleri, Milli Savunma ve Ekonomi Bakanından oluşan küçük bir grup tarafından yapılmaktadır. Bakanlıkların elbette hepsi çok önemlidir. Fakat bunların dışındakiler teknik konularla ilgili bakanlıklardır.

Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK seçimi çok isabetlidir. Çok tecrübeli bir siyasetçi ve devlet adamı kişiliği olan Sayın ÇİÇEK’ in önünde çok tartışılan ve mutlaka gerçekleşmesi gereken yargı reformları bulunmaktadır. Ülkemiz polis ve hukuk devletinden Hukukun Üstünlüğü Prensibinin hakim olduğu bir yere çıkartılarak çağdaş dünyada hak ettiği yeri almalıdır. Sayın Çiçek’ i bu konuda ülkemiz için önemli bir kazanım olarak görmekteyim.

Milli Eğitim Bakanlığımız son yıllarda sık değişen bakanlarla adeta siyasi bir arenaya döndürülmüştür. Siyasilerle birlikte değişen kadrolar ülkenin bugünü ve yarınını biçimlendiren bu bakanlığı çalışamaz hale getirmiştir. Arap saçına dönen Eğitim sistemimizin süratle millileştirilmesine, Türkleştirilmesine, evlatlarımızı milli değerlerimizle donatacak bir hale getirilmesine ihtiyaç vardır. Anavatan partisindeki başarılı çalışmaları ile dikkati çeken Erkan MUMCU ismi bu bakanlık için hem avantaj ve hem de dezavantajdır. Tecrübeli bir siyasetçi olan sayın MUMCU gençliği, dinamizmi ve başarma azmi ile bu işi en iyi yapabilecek bir kişidir. Fakat Milli Eğitim Bakanlığı için çok tecrübeli bir alt kadroya ihtiyacı vardır. Aslında bu kadrolar mevcuttur. Fakat siyasi gerekçelerle adam kayırma yüzünden ülkenin dört bir yanına dağılmışlardır. Kimi matematik öğretmeni olarak Manisa’da, kimi Öğretmen Evi Yöneticisi olarak Mersin’dedir. Bunları bulup çıkartarak yararlanması gerekmektedir. Milli Savunma Bakanı Vecdi GÖNÜL; devletimizin bütün kademelerinde başarılı görevler ifa etmiş iyi bir bürokrat ve siyasetçidir. Ordu-Millet vasfımızın devamını sağlayacak yeterli tecrübeye sahiptir. Yerinde bir seçimdir.

İçleri Bakanı Abdülkadir AKSU bu konuda ülkedeki birkaç tecrübeli isimden biridir. Mesleğin bütün safhalarından geçerek yetişmiş eski bir bakandır. Kaldığı yerden aynen devam edecektir. Dışişleri Bakanı Yaşar YAKIŞ ise mesleğinin bütün inceliklerine vakıf tecrübeli bir diplomattır. Yerini yadırgamadan hizmet üretecektir.

Ekonomi Bakanı olacağı belirtilen Ali BABACAN genç ve tecrübesizdir. Fakat özgeçmişi incelendiğinde son derece zeki, çalışkan ve iyi eğitimli bir kişi olduğu görülmektedir. Sanırım Ali BABACAN ekonomik konularda deneyimli başbakan ve yardımcıları ile devlet bakanlarının yönetiminde son derece yoğun bir çalışmayı gerektiren ekonomi bürokrasisinin koordinasyonu görevini üstlenecektir. Başarılı olacağını kıymetlendiriyorum.

58 inci Cumhuriyet Hükümetinin Sayın Bakanları; Ak Parti' nin başta Genel Başkanları Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bütün kadrolarıyla ülkemiz ve milletimize iyi hizmetler sunabilmek için gayret içinde olduklarını milletçe görüyor ve izliyoruz. Bu hepimiz için çok sevindiricidir. Bu şevk ve heyecanınızın devamlı olmasını arzu ediyoruz.

Ülkemizin çok zor bir döneminde devraldığınız bakanlık görevinizin; şahsınıza, ailenize, milletimize ve yüce devletimize hayırlı olmasını diliyorum. Asil milletimiz ve bütün dünya sizi izliyor. Başarılı olmak zorundasınız. Zaten başka seçeneğiniz de yok. Aldığınız zor görevleri başarmada sizlere yardımcı kadrolar ellerinizin altında görev almak için bekliyor.

Lütfen bu defada bir ilki gerçekleştirin, önünüzde çözüm bekleyen dağ gibi sorunları çözmek için parti olarak ve kan bağı ile size yakın olanları değil; ehliyetli , dirayetli ve tecrübeli beyinleri bulun. Görevlendirin . Ve bu yükü birlikte kaldırın. Bunu yapabileceğinizi biliyor ve umuyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
21 Kasım 2002 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale