254 TEMMUZ 2017 Salı

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






11 Eylül 2002, vahşetin yıldönümü
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 11 Eylül 2002 Çarşamba 

11 EYLÜL 2001 dünya tarihine kara bir gün olarak mührünü vurdu...

ABD'nin NEWYORK ve WASHINGTON şehirlerini hedef alan ve masum binlerce insanı katleden toplu terörist katliamı insanlık tarihinin en acı ve vahşet dolu bir günü olarak daima hatırlanacaktır.

11 EYLÜL 2001; yeni bir devrin ve dünyaya açılan çok değişik bir günün başlangıcıdır. Bu günü insanlık tarihi için bir milât olarak değerlendirebiliriz.

Gerçek bir insanlık suçu olan Uluslararası Terörizm, İkinci Dünya Harbi'ni takip eden Soğuk Savaş Dönemi'nin etkili bir silahı olarak kabul edilmiştir. Devletler bu silahı kendi millî menfaatlerinin elde edilmesinde acımasızca kullanmışlardır. Görünüşte bütün resmi devlet ağızlarından terör ve anarşi kınanmıştır. Sahte sözcüklerle geçiştirilmiştir. Fakat terör ateşi daima olmuş ve bu ateş sadece düştüğü yeri yakmıştır. Ama devlet destekli terör günümüzde her zaman en etkili silah olarak kullanılmıştır.

Çeyrek asır boyunca Uluslararası Terörizmin her alanda kullanıldığı bir savaş alanına döndürülen güzel ülkemiz terörizme onbinlerce insanını kurban vermiştir. Nice yuvalar yıkılmış, nice masum ocaklar sönmüştür. Ekonomimiz altından kalkılamayacak boyutlarda bozulmuş , halkımızın refah ve mutluğuğuna gidecek milli gelirimiz terörle mücadele alanında silahlı mücadeleye ayrılmıştır. Bu terörü yaratan ve destekleyen Türkiye ve Türklük düşmanları teröristleri açıkça desteklemekten çekinmemişlerdir Ve hatta bize "teröristleri neden hapsediyorsunuz, cezalandırıyorsunuz" diye bizden hesap sormuşlardır. Basın-Yayın elemanları , parlamenterleri, bürokratları, sözde sivil toplum teşkilatları yöneticileri ölen binlerce masum insanların acılı ailelerini değil onları öldüren hapisteki terörist canileri ziyaret ederek desteklemekten çekinmemişlerdir....

30000 kişinin katili teröristbaşı Abdullah ÖCALAN'ı Türk adaletinin elinden kaçırmak için komşumuz Avrupa ülkelerinin üst düzey devlet görevlilerinin birbirleri ile yarıştığını bütün dünya gördü. BOSNA-HERSEK'te , KOSOVA'da, FİLİSTİN'de, ÇEÇENİSTAN'da, AFGANİSTAN'da sürdürülen terörist faaliyetlere daima destek olunmuş ve" devletlerin iç meselesidir" denilerek gözler kapatılmış , onbinlerce masum insanın katledilmesine göz yumulmuş ve adeta buna zemin hazırlanmıştır.

Bizde "RÜZGAR EKEN, FIRTINA BİÇER" şeklinde dünkü olaylara uyan bir atasözümüz vardır. Dünya güç dengesini ellerinde tutan devletlerin son derece duyarsız ve vurdumduymaz tutum ve davranışlarının acı sonucunu tam bir yıl önce bugün ABD 'ne yapılan korkunç saldırı ile yaşadık.

Bu çapta bir terörist saldırısı ilk defa meydana gelmiştir.İlk defa bir terörist saldırı bütün ayrıntıları ile dünyanın gözleri önünde bilim ötesi film seyreder gibi bire bir yaşanmıştır.

Saldırının oluş şekli ve neticeleri ile olay, terörist saldırıdan çok adı konulmamış bir savaştır. Boyutları ile terörizmin çok ötesindedir. Bilindiği gibi savaşlar iki hasım ülke veya ülkeler grubu arasında olur. Burada taraflardan birinin ABD olduğu açıkça bellidir. Peki öte tarafta kim veya kimler vardır. Şu ana kadar binlerce makale, yüzlerce kitap yazılmasına rağmen bunun cevabı net olarak verilmemiştir. Bu sorunun cevabını ancak ABD verebilirdi. Ancak o da konunun bilimsel yönünü ortaya çıkartmaktan ziyade USAME BİN LADEN ismi ve EL KAIDE ÖRGÜTÜ üzerinde kilitlenmiş ,kamuoyunu doyurucu bir açıklama bugüne kadar yapılmamıştır

Peki, bugün elde edilen açık bilgilere göre bir değerlendirme yapmak mümkün değil midir ? sorusuna cevap vermek gerekirse, bunun da pek sağlıklı olmayacağı kesindir.

Şurası bir gerçek ki bu saldırıyı yapanlar başarıya ulaşmışlardır. ABD.yönetimi ve halkı ile çok büyük maddi ve manevi yara almıştır. ABD 'nin gururu kırılmıştır.

Saldırıyı teknik olarak tanımlamak ve anlam verebilmek çok zordur. Bilindiği gibi bir kaç kişinin bulunduğu bir askeri karakola yapılacak bir saldırı için aylarla ifade edilen bir ön izleme, gözetleme, planlama, eğitim ve prova safhası gerekmektedir.

Bu kadar kapsamlı, yapılışı ve sonuçlarıyla inanılmayacak derecede vahşet dolu ve insanlık alemi için derin yaralar açan bir saldırı; planlı, proğramlı, yıllar süren titiz bir hazırlık dönemini, eğitimi, provayı, birkaç küçük devletin altından kalkamayacağı kadar yüklü bir maddi desteği, üstün bilgi teknolojisini ve bu teknolojiyi bilip kullanabilen, davası uğruna gözünü kırpmadan ölmeyi göze alabilen bilinçli ve inançlı kişileri, koordineli çalışmayı yönlendirecek yeterli teknoloji ile donatılmış bir komuta merkezini, ve bütün çalışmalarını büyük bir gizlilik içinde yapabilen bir örgütlenmeyi gerektiriyor. Biz bunlara bugüne kadar ancak bilim kurgu filimlerinde şahit olduk.

Uzayı parselleyen uyduları ve dünyanın her kesiminde uçan AWACS uçakları vasıtasıyla binlerce km. öteden çektiği resimlerle insanların göz rengini tesbit edebilen, karı-koca arasında yapılan fısıltılı konuşmayı banta alabilen, yeraltının binlerce metre altındaki jeolojik katmanları saptayabilen bilim ve teknolojiye sahip ABD'nin içinde kendisine karşı yapılan bu kapsamlı saldırıda gafil davranması veya hazırlıksız yakalanmasını açıklamak çok zor.

Otomatik olarak harekete geçen bir güvenlik şemsiyesi altında dünyanın en iyi korunan askeri karargahına yapılan saldırının izahı ise teknik olarak çok daha zordur. Güvenlik sanayîi ve eğitimi konusunda dünyanın en gelişmiş imkanlarına sahip olan bir devletin binlerce masum insanının can ve mal kaybına sebep olacak böyle bir saldırı karşısında aciz kalması ise yine kolay izah edilebilecek bir olay değildir.

Kanaatime göre bunun mantıklı bir tek izah tarzı vardır. Evet ABD çok güçlüdür. Ama bu saldırıyı yapanlar ABD'den daha güçlüdür. Böyle bir saldırıyı İran, Afganistan, Libya, Irak gibi İslam ülkeleri ve bir takım İslami Kurtuluş örgütlerine yüklemek yanlıştır. Hele Usame Bin Laden gibi heryerde aranan ve daima kısıtlı hareket etmek zorunda bulunan kişilere yüklemek çok daha yanlıştır. Yine kanaatime göre bunların aklı, fikri, gücü ve parası bu çapta bir saldırının organizasyona ve operasyona yetmez... Ama ABD içindeki güç mücadelesinde bulunan fanatik gruplarında büyük ölçüde yardımı ile gerçekleştirildiği anlaşılan bu saldırıda bu ülkeler ve kişiler taşeron olarak kullanılmış olabilirler. Bu saldırının oluş şekli planlamanın her safhasında ABD içinden çok önemli yardım alındığını göstermektedir. Aksi halde gerçekleşmesi mümkün görülmemektedir.

11 EYLÜL 2001 ‘de dünya ilk defa terörün gerçek yüzünü bire bir gördü ve lanetledi. ABD Birinci ve İkinci Dünya Şavaşında, Kore ve Wietnam Savaşlarında dahi böyle bir saldırı ve yıkım ile karşılaşmadı. Bu bir milattır. Bu saldırının sonuçlarını madden manen bütün dünya ülkeleri hissemiştir ve daha da hissedecektir. Hele ekonomisi bizim gibi ciddi bir kriz içinde olan artan ülkemizde bu etki daha da fazla olmuştur. “ Türkiye’nin değeri bir kere daha anlaşıldı ,bu saldırı bize yaradı “ diyenler bir yıl sonra geldiğimiz noktada aldandıklarını herhalde anlamışlardır.

Sonuç olarak;
11 EYLÜL 2001 insanlık tarihi için kara bir gündür. Notrdamus Kehanetleri bir kere daha gerçekleşmiştir. 2001 yılında İkiz Kulelerin yıkılarak binlerce insanın öleceğini ve Dünya Harbi'nin çıkacağını yüzlerce yıl önce bildiren rahibin sözleri ne yazık ki gerçek çıkmıştır.

Bu durumda neler yapılabilir? ABD Başkanı BUSH yaptığı televizyon konuşmasında " faillerin mutlaka bulunacağını, ABD'nin yapanları ve destekleyenleri şiddetle cezalandırarak gücünü göstereceğini " vurgulamıştır.ABD gücünü garip AFGANİSTAN’da göstermiştir.. Şimdi Irak ve Saddam üzerinde göstermenin planları içindedir.

ABD'nin acısı büyüktür. Kayıpları çoktur. Devlet gururu incinmiştir. Bunlar önemli gerçeklerdir. Fakat bu gerçekler, ABD gibi bilimsel düşüncenin öncülüğünü yapan bir ülke yönetiminin fevri davranışlar içine girmesi için sebep olmamalıdır. Burada sağduyu ve aklıselim hakim olmalıdır.

Kanın karşılığı kanla alınırsa, doğuracağı sonuçlar bütün insanlık alemini karanlığa ve çıkmaza , dünyayı içinden çıkılamayacak bir kaosa sürükler. Terörizme karşı ayni misilleme ile, yani ayni silahla değil ,diyaloğ içinde diğer ülkelerle işbirliği yaparak çare bulunmalıdır. Bu büyük saldırı artık Uluslararası Terörizm alanında yapılmış en son saldırı olarak kalmalıdır. Büyük devlet olan ABD ' düşen en makül ve mantıklı davranış şekli bana göre budur.

O halde ne yapılmalıydı?
 - Bu dehşetengiz acı olay barışa susayan insanlık tarihi için bir başlangıç olmalıydı..
 - Yıllardır onbinlerce masum insanın canına ve malına kasteden "TERÖR TEHDİDİ"ne bundan sonra bütün ülkelerin katılımı ile çare bulmanın yolları aranmalıydı.
 - Büyük- küçük ayırımı yapmadan bütün ülkeler Birleşmiş Milletlerin kontrol ve koordinatörlüğünde biraraya gelip ULUSLARARASI TERÖRİZM konusunu masaya yatırılmalıydı.
 - Devletlerin bu olayları desteklemelerini önleyecek kesin çözümler bulunmalı ve onları caydıracak geçerli yaptırımlar getirilmeliydi..
 - Devletler arasında dünyanın neresinde olursa olsun meydana gelecek terör eylemlerine karşı işbirliği ve koordinasyonun sağlanması için yeni teşkilatlar oluşturulmalıydı.
 - Ayrıca terörle mücadelenin en zor fakat en önemli safhası olan “ teröre çanak tutan ve terör olaylarının oluşmasını hazırlayan ortamı elbirliği ile ortadan kaldırıcı tedbirler” geliştirilmeli ve oluşturulan uluslararası organizasyon ile terör başlamadan kaynağında önlenmeliydi.

Ama olmadı.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
11 Eylül 2002 Çarşamba

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale