27 TEMMUZ 2017 PERŞEMBE

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Türk zabiti isterük!
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 5 Eylül 2002 Perşembe 

Seçim atmosferine giren ülkemizde önemli sayılabilecek haberler gözden kaçıyor veya kamuoyunda yeterli önemi bulmuyor. Oysa bazı haberler var ki , ülkemiz ve Türk Dünyası için gözardı edilemeyecek kadar büyük önem taşıyor. Bunlardan biri de Komşumuz Azerbaycan'ın Başkenti Bakü Yüksek Askeri Okulu'ndan (Azerbaycan Harb Okulu) firar eden Azeri harb okulu öğrencileri ile ilgili.

Aşağıdaki haber, 5 Eylül Tarihli Milliyet gazetesinde Cenk Başlamış imzası ile " TÜRK ZABİTİ İSTİRİK" başlığı altında yer aldı. Bir gece önce televizyonlardan Polis ve askerlerin "evlerinden Harbokulu öğrencilerini toplama" görüntülerini izlediğimiz haber aynen şöyle ;

"Azerbaycan’da Türk eğitmen subayların ayrılmasını protesto eden binlerce askeri okul öğrencisi, gösteri düzenledi ve ardından firar etti. Kaçan öğrencilerden bir kısmı polis zoruyla, bir kısmı da ailelerinin nezaretinde okullarına geri getirildi.

Rus İnterfaks Ajansı’nın haberine göre, Bakü Yüksek Askeri Okulu’nda (Âli Harbi Mektep) eğitim gören öğrenciler, protestolarını önceki gece başkent sokaklarına taşıdı. Yaklaşık üç bin kişilik bir grubun katıldığı gösteri, sabah saatlerine kadar sürdü. Güvenlik kuvvetleri kalabalık askeri öğrenci grubunu zorlukla dağıtabildi. Evlerine kaçan binlerce subay adayı, aileleri ve polis tarafından okullarına teslim edildi. Savunma Bakanlığı, protestocu öğrencilerin "sosyal taleplerde bulunduğunu "açıkladı.

Ruslar gelince işler karıştı. Ancak öğrencilerin sınıflarına dönmesinden sonra okulun önünde toplanan çok sayıda veli de Türk askeri eğitmenlerin göreve devam etmesi talebinde bulundu. Söz konusu okulda uzun süre görev yapan Türk askeri eğitmenler, geçen aylarda Türkiye’ye dönmüş, okulun yönetimi yeniden Azeri ve Rus eğitmenlere geçmişti. Veliler, Türk subaylar döneminde okulda kaliteli eğitim verildiğini, ancak ayrılmalarından sonra hem kalitenin düştüğünü hem de öğrencilere kötü davranıldığını söyledi. Azeri Musavat Gazetesi, askeri öğrencilerin okulda dayanılmaz koşullar altında kaldıklarını savunarak, birkaç ay sonra subay olacak öğrencilere yerine getirilemez emirler verildiğini ve baskı uygulandığını öne sürdü. Akademideki sistemin 5 - 6 ay öncesine kadar Türk subayların kontrolünde olduğu ve NATO standartlarında eğitim verildiği ifade edilen haberde, Türk subaylarının ayrılmasından sonra okuldaki koşulların ağırlaştığı, eğitimde Rusya sistemine dönüldüğü savunuldu. Haberde, asıl sorunun şimdiye kadar Türk subayları denetiminde NATO eğitimi alan öğrencilerin tekrar Sovyet dönemindeki eğitim sistemine dönülmesine itiraz etmeleri olduğu belirtildi."

Görüldüğü gibi haber sıradan ve alışılagelmiş bir olaya ait değil. Ülkesini iç ve dış tehdide canı pahasına karşı savunacak Silahlı Kuvvetlerin komuta heyetini yetiştiren bir okulun öğrencilerinin topluca firar etmeleri, hem derhal idari ve cezai tedbirlerin alınmasını ve hemde nedenlerinin çok dikkatle irdelenerek kalıcı çözümler bulunmasını gerektiren önemli bir olay. Hele bu ülke halen komşusu Ermenistan ile savaş durumu yaşıyorsa olayın vehameti dahada büyük oluyor.

Bağımsızlıklarını kazandıkları 1991 yılından itibaren her alanda çok sıkı bir işbirliği içinde bulunduğumuz dost ve kardeşimiz Azerbaycan yönetiminin en kısa sürede acil tedbirler alacağını ve bütün olumsuzlukların üstesinden geleceğine inancımıtamdır... Bundan sonrası tamamen kendi iç sorunudur. Azeri kardeşlerimizin bu önemli sorunu çözecek bilgi beceri ve tecrübeye sahip olduklarını değerlendiriyorum.

Şimdi olayın bizi ilgilendiren önemli kısmına değinelim.

Bilindiği gibi Türk Silahlı Kuvvetleri olarak dost ve kardeş olarak değerlendirdiğimiz ve adeta kendi canımızdan bir parça olarak gördüğümüz Azerbaycan halkının ülkelerini savunmaları için her türlü destek sağlanmıştır. Bu destek bilhassa askeri eğitim, öğretim ve teşkilatlanma alanında olmuştur.

Bilindiği gibi Karabağ Sorunu dolayısıyla Azerbaycan toprakları Ermeni istilasına uğramış ve pek çok Azeri kardeşimiz ata topraklarını kaybederek mülteci durumuna düşmüşlerdir. Memleket toprakları ancak toprakların sahibi olan milletin evlâtlarının gücü ve kanı ile savunulabilir. Bu bakımdanTürkiye Cumhuriyeti olarak biz Azeri kardeşlerimize " açlıklarını gidermek için ihtiyaç duydukları balığı vermedik. Biz onlara balık tutmasını öğreterek sorunlarını kendi başlarına çözmeleri" yolunu açtık...

Azerbaycan'da görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının ne kadar başarılı oldukları işte bu haber ile bir kere daha ortaya çıkmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri Türkiye Cumhuriyeti topraklarını korumak ve kollamak gibi asli görevi dışında bölge ve dünya barışı içinde çok önemli işlevler başarıyla yürütmektedir. Somali'den Afganistana kadar geniş bir coğrafyada Türk Askeri Barışı Koruma görevi üstlenmiştir. Azerbaycan'daki Türk askeri varlığı da yine böyle kutsal bir görev için oraya gitmiştir.

Bugün Ülkemizin her alanda adeta büyük bir çöküntü içine girdiği ve başta siyaset sistemimiz olmak üzere devlet organlarına karşı halkımızın güveninin kalmadığı açıkça belirtildiği bir ortamda Silahlı Kuvvetlerimize duyulan ihtiyaç ve gösterilen teveccüh gurur vericidir.

Bu kuruluşumuz, bu ülke kanun ve yönetmeliklerine oluşturulmuş olup ve bu ülkede yetişen insanlarından meydana gelmektedir. Ayni ülke içinde bir devletin vatandaşının güvenini yitirdiği diğer kuruluşları yanında ayni şartları taşımasına rağmen Silahlı Kuvvetler nasıl sağlam ve güvenilir bir müessese olma vasfını muhafaza edebiliyor?

İşte bu sorunun cevabının ilgili ve yetkililerce çok iyi sorgulanması gerekiyor. Bu kuruluştan her alanda alınabilecek dersler olduğu bir gerçek. Fakat nasıl? İşte 4 Kasımdan sonraki yöneticilere düşen önemli bir görev. Elinizde başarılı bir örnek var. Demekki istenildiği takdirde yapabiliyoruz. O Halde neden diğer kuruluşlarımız bundan nasiplerini alamamıştır ve almamakta israr etmektedir.?
İnşallah Azerbaycan Harp Okulu öğrencilerinin başlattıkları bu olaydan bizde ders alırız...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
5 Eylül 2002 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale