28 Mart 2017 Salı

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Milli futbol takımımız çeyrek finalde
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 18 Haziran 2002 Salı 

MİLLİ TAKIMIMIZ TARİHİNDE İLK DEFA DÜNYA KUPASINDA ÇEYREK FİNALE YÜKSELME SEVİNCİNİ YAŞIYOR...

Türkiye'de son günlerin gündemini Futbol Milli Takımımızın 48 yıl sonra katıldığı DÜNYA KUPASI karşılaşmalarında verdiği olağanüstü mücadele teşkil etti. Medya ordumuz bu mücadelenin her saniyesini evimize taşıdı. Bütün millet yediden yetmişe Milli Takım taraftarı olduk ve adeta o'nun başarısına kilitlendik. Olayın bütün ayrıntılarını nefeslerimizi keserek takip ettik. Çok şükür gerek birinci tur ve gerekse ikinci tur maçlarını başarı ile geçerek çeyrek finalde oynama şansını yakaladık. Tarihimizde ilk defa dünya futbol devlerininin pek çoğunu arkamızda bırakarak dünyanın en iyi sekiz takımı arasına girdik.

Nasıl oldu? Neler yapıldı? Kimler bu başarıyı hazırladı? gibi teknik konular en ince teferruatına kadar medyamızda yer alıyor. Tarihi günler yaşıyoruz. Gazetelerimiz ekstra baskılar yapıyor. Bütün televizyonlarımız Ana Haber, Ara Haber, Özel Haber adı altında 24 saat döne döne Hasan ŞAŞ ve Ümit DAVALA'nın gollerini ekrana taşıyorlar... Futbolun ülkemizde ne kadar çok sevilen, bilinen ve ilgilenilen bir uğraş olduğunu birbiri peşisıra vurguluyorlar. Sevinç ve moral dalgası Edirne'den Ardahana'a kadar yurdumuzu kaplıyor.

Şimdi gündemimizde Japonya'nın Osaka Kentinde SENEGAL Milli Takımı ile 22 Haziran Cumartesi günü yapacağımız çeyrek final maçı var... Şimdi de bu maça kilitlendik. Sağolsun medya ordumuz 15 gün öncesine kadar adını dahi duymadığımız SENEGAL takımının bütün ince ayrıntılarını öğrenmemiz için çok büyük çaba ve özveri gösteriyor. Yani vazifesini en iyi bir şekilde yapıyor ve bunun büyük hazzını yaşıyor.

Ne dibe vuran ekonomimiz, ne Başbakanımızın rahatsızlığı, ne döviz karşısında son 15 gün içinde %20 eriyen Türk Lirasının durumu, ne üniversite giriş imtahanları, ne idam tartışmaları, ne Kemal Derviş'in beyanatları, ne can çekişen siyasi yaşantımız, ne PKK Terörü, ne HİZBULLAH canilerinin faaliyetleri, ne mafya hesaplaşmaları, ne yolsuzluk haberleri, ne kapkaç terörü, ne düşen milli gelirimiz ve giderek daha fakirleşen halkımızın durumu, ne kapanan fabrikalarımız ve artan işsizliğimiz , ne 25 yıllık kronik enflâsyonumuz, ne batırılan bankalarımız, ne Af'la salıverilen ırz ve namus düşmanı canilerimiz, ne Avrupa Birliği ve Kopenhag Kriterleri ve ne de geliyorum diye bas bas bağıran Marmara Depremi....

Bunların hepsine bir sünger çektik. Unuttuk. Veya unuttuğumuzu sandık. İyiki Milli Takımımız var. Bir galibiyet. Atılan bir gol; BÜTÜN DERTLERİMİZE DEVA. BİR FUTBOL TAKIMI VE BİR GALİBİYET HERŞEYE YETİYOR VE HERŞEYİ UNUTTURABİLİYORSA, BİZ DE BUNDAN SONRA BÜTÜN GÜCÜMÜZLE FUTBOLA VE FUTBOLCULARIMIZA SAHİP ÇIKALIM ve YENİ HASAN ŞAŞ'LAR YETİŞTİRMEK İÇİN MİLLİ GÜCÜMÜZÜ SEFERBER EDELİM.

Gündemi binbir çeşit olumsuzluklarla dolu olan Türkiye Televizyonlarının başarılı haber kanalları tam kadrosu ile seferberliğe geçerek, tam gün Milli Takımın faaliyetlerini haber olarak veriyorlar. Yazılı basının baş sayfası'nın tamamı ve geri kalanın dörtte biri yine Milli Takım'la doluyor. Ve her Türk bundan sonsuz bir mutluluk ve coşku duyuyorsa diyecek bir fazla şey yok. Ayni şekilde devam edelim.

Kendi gündemi olmayanların, gündemi elinden kaçıranların, vizyonu olmayanların, mevcut gündem maddelerinden hoşnut olmayanların klasik numaralarından birine daha şu geçtiğimiz bir ay içinde bir kerre daha şahit olduk. Hiç bir katkıları olmadığı halde futbolcularımızın başarısının ardına sığınıp gündemden yararlanmaya çalışan zavallıları bir kere daha bütün açıklığıyla gördük.

Milli Takımımız yönetici ve futbolcuları ile bir spor Klubü olarak kendisinden beklenenden çok fazlasını bu millete vermiştir. Değerli yöneticilerini ve sporcularını disiplinli ve başarılı çalışmalarından dolayı kutluyorum. Onlar, Ülkeyi, milleti, bayrağı, gurur ve haysiyetimizi daima yüksekte tutmuşlardır. Milletimize yıllardır özlemini duyduğu güzellikleri tattırmışlardır. Globalleşme adı altında söndürülmeye çalışılan milli duygularımızın bitirilemeyeceğini dünyaya isbat etmişlerdir. Disiplinli, özverili vede inançla çalışmanın daima başarı getireceği gerçeğini bir kere daha vurgulamışlardır.

MİLLETİMİZİN VE YÖNETİCİLERİMİZİN FUTBOLCULARIMIZDAN ALACAKLARI ÇOK DERSLER VARDIR. Milli Takım camiasında profesyonelliğin en güzel ve çarpıcı örnekleri sergilenmektedir. Sistemli çalışmanın ve kuralcı olmanın bu başarıda büyük katkısı olduğuda bilinmektedir. Bundan da milletçe ders almamız gerektiğini vurgulamak istiyorum.

Ne yazıkki "Türkiye'de son yıllarda başarılı bir şey söyleyin" dendiği zaman akla daima FUTBOL ve öncelikli olarak da Galatasaray gelmektedir. Oysa milletimiz her alanda başarının özlemini çekmektedir. Bir futbol takımının başarısının dahi milli bayram sevinci ile karşılandığı bu güzel yurtta vatandaşımız gerçek başarıya muhtaç hale getirilmiştir.

25 yıldır %50'nin üzerinde seyreden kronikleşmiş bir enflasyonla yaşamak bu milletin kaderi değildir. Dünyada bu kadar büyük ve uzun süren cezaya çarptırılmış başka bir millet yoktur. 11 yıl önce aylarca tepesine bomba yağan, yakılıp yıkılan ve toprakları üçe ayrılan ve on yıldır halkı uluslararası ambargo altında bulunan komşumuz Irakta dahi ,ekonomi bizim kadar acz içinde değildir. Fevkalade güçlü potansiyeline, genç ve enerjik nüfusa ve yeterli bilgi birikimine rağmen; dünyada Para birimi PARA, KURUŞ, LİRA olup da tedavüldeki en küçük parası 50 000 lira olan ve bununla ülkede hiçbir şey alınamayan başka bir ülke dünyada yoktur.

Sayın Devlet Büyüklerim. Azim ve Muhterem Yöneticilerim; İşte bu tabloyu düzeltin. Bundan büyük başarı olamaz. Başarın, sevinelim. Milletçe gerçek bir bayram yapalım. Bir Cumhuriyet lirası; 100.000.000 TL. olmuş. Bir Dolar; 1.612.000 lira'ya çıkmış. Evet gündemimiz bu olmalı. Devletin birinci görevi güvenlik ve beka sağlamaktır. İkinci ve en önemli asli görevi vatandaşının refahını sağlamaktır. Yani vatandaşının karnını doyuracak iş temin etmektir.
 Ne yazık ki Milli Takımın Çin ve Japonya karşısındaki emsalsiz büyüklükteki başarısı bu temel gündemi kurtarmaya yetmiyor. Milli Takımın ve futbolcularımızın başarısının arkasına sığınarak ucuz kahramanlık yapmak kolay. Zor olan; vatandaşı içine düştüğü ekonomik çıkmazdan kurtararak kahraman olmaktır.

Değerli Büyüklerim; Lütfen Türk Milletini soyulmaktan kurtarın. Bilerek ve isteyerek milletimize giydirildiği anlaşılan enflasyon belasından bu ülkeyi kurtarın. İşte o zaman milletimin gerçek bayramı olacaktır. Milli Takımımızın başarısı bunun yanında çok sönük kalacaktır.

Sonuç olarak; Türk Milleti 18 Haziran 2002 sabahı bir kere daha televizyonları başına kitlendi. Ülkede 90 dakika hayat tamamen durdu. Nefes kesen bir 90 dakika sonunda Ümit DAVALA'nın muhteşem golü ile Japon Samuraylarını kendi evinde ve kendi seyircisi onünde yenerek muhteşem bir zafer kazanan millilerimiz milletimize bir bayram yaşattı. Sadece Türkiye'de değil, dünyanın neresinde bir Türk varsa çoşku ile sevinç ile sokaklara döküldü. Yıllardır asık olan yüzümüz ilk defa güldü.

Milletimize gerçek birer bayram olarak bu zaferi tattıran kalbimizde taht kuran milli futbolcularımızı ve onları bu başarı için motive eden değerli, spor adamımız Şenol GÜNEŞ'i candan kutluyorum. Birlik beraberlik ve bütünlüğümüze yaptıkları muhteşem katkıdan dolayı Futbol camiamızı tebrik ediyorum. Başarılarının daim olmasını diliyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
18 Haziran 2002 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale