21 Kasım 2017 Salı

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Ecevitler sendromu
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 18 Mayıs 2002 Cumartesi 

Başbakan Bülent Ecevit'in sağlık sorunları Türkiye'nin gündemini kilitledi. Zaten bozuk olan piyasa dengeleri altüst oldu. Borsa-Döviz-Faiz sistemi karmakarış oldu. Vatandaşın kafası yine durdu.

Sayın Başbakanımıza Allah sağlık ve sıhhat versin. İnşallah kısa sürede şifa bulurve sağlığına kavuşur. Bu bütün vatandaşlarımıızın ortak dileği. Başbakan Ecevit'in sağlık sorunları yeni olmuş değil. Yaşının gereği olması gereken sağlık sorunlarının yoğun iş temposu dolayısıyla giderek artması da çok doğal bir gelişme.

Doğal olmayan, Sayın Başbakan'ın sağlık sorunlarının içinde bulunduğumuz kriz döneminde ülkeyi yönetmesine engel olduğunu bilmesine rağmen gitmemekte direnmesi.

Doğal olmayan, kendisinin bu ülke yönetiminde ne kadar vazgeçilmez bir kişilik olduğu vehmini devam ettirmesi. Anlı şanlı köşe yazarlarımız ve Televizyonlarımızın gündem belirleyen büyük yorumcularının Bülent Ecevit isminin ülke yönetiminde ne kadar kilit bir kişiliği olduğunu, o olmazsa bu ülkenin batacağını israrla vurgulamaları bu davranışta esas rolü oynuyor.

Sayın Ecevit bizzat kendisi, ülke yönetiminde çok önemli olduğunu, eğer başbakanlıktan ayrılırsa ekonominin içinden çıkılamaz hale geleceğini devamlı olarak kamuoyuna açıklıyor.

Ne yazık ki biz bunun adına demokrasi diyoruz. Oysa demokrasi alternatifler rejimidir. Eğer kişilere ve ya belirli gruplara bağlı olsa idi o zaman rejimin ismi başka olurdu. Demokrasiler kişilerle değil, kurallar ve sistemlerle yönetilir. Demokrasi idaresinde mutlaka her sorunun çözümü vardır. Fakat bu durum ancak sistemin sağlıklı işlemesi ile mümkündür.

Sayın Ecevit'in kafasına bu fikri kim koymuşsa; "Ülkede kendisinden sonra mutlaka kaos ve kargaşa olur, sonunda ekonomi bunu kaldırmaz . Herşey dahada kötüleşir." Oysa herkez biliyor ve görüyor ki;
 - Hiç bir yönetim ülkeyi bugünkünden daha kötü yönetemezdi.
 - Ülke hiç bir zaman bundan kötü duruma düşürülemezdi.
 - Paramız hiç bir dönemde bu derece değer kaybetmedi.
 - İşsizlik bu derece fazla olmadı ve açlık bu derece çoğalmadı.
 - Ülke Cumhuriyet yönetiminde hiç bir zaman bu kadar sömürgeleşmedi.
 - Siyaset ve siyasetçi bu kadar aşağılanmadı.

Herhalde sayın Ecevit'ler bu ülkede yaşamıyor. Sokağa, yani halka inemediğini biliyoruz. Çünkü Başbakanlığın çevresinde tarihin hiç bir döneminde halk ile yönetileri arasında böyle bir duvar örülmedi.

Peki Başbakanımız gazete ve dergi okumaz mı? veya televizyon seyretmez mi? yahut radyo dinlemez mi? Yanındaki ve yakınındakiler nasıl bir duvar örmüşler ki memleketin ve halkın isteğinden habersiz olabiliyor. Anlamak mümkün değil.

Burada üzerinde durulması gereken önemli konu; yıllarca ülke yönetimine sahip olarak ülkeyi bugünkü durumlara sürükleyen eskimiş, bitmiş ve tamamen tükenmiş yöneticilerin süratle görevlerini gençlere terkederek artık tarihteki yerlerini almakta çok geç kalmış olmalarıdır.

Yarım asırdan beri yöneticilik ve liderliği sadece kendi tekelinde görerek, devlet yönetiminin allahtan kendilerine bir vahiy ile geldiğini zannedip gitmemekte direnen Başbakan ECEVİT ve ekolü biran önce bu milletin yakasından düşmelidir. Bu davranışı ile yönetimde bulundukları yarım asır süre içinde bu ülkeye ve bu asil millete yapacakları en hayırlı iş olarak tarihe geçecektir.

Bulunduğumuz coğrafya, tarihi geçmişimiz, yetişmiş insan gücümüz, müthiş enerjiye sahip milli güç potansiyelimiz ile Türkiye yönetilmesi gerçekten zor bir ülke oldu...

Çözülemeyen karmaşık sorunlarımız katlanarak büyüyor. Yine hepimiz biliyoruz ki Sayın Bülent ECEVİT'in sağlığı; içinde bulunduğumuz bu zor dönemde Türkiye'yi iyi yönetmesi için en büyük engel. ECEVİT ailesi ve birkaç DSP milletvekili dışında 65 milyonun tamamı bu durumun farkında.

Artık ECEVİT'in çekilmesi ve yerini gençlere bırakması zorunlu hale geldi. Sayın Ecevit'in bizzat kendisi Milli Şef İsmet İnönü'yü nasıl devirip yerini aldığını unutuyor. Batıdaki yüzlerce örneğini bilmesine rağmen Sayın Başbakanımız Bülent ECEVİTbütün sağlık sorunlarına rağmen; "Ey benim Sevgili Halkım. Size yarım asra yakın bir süredir şevk ve heyecan ile hizmet ettim. Fakat artık çekilme zamanım geldi" diyemiyor.

Bunu yapmayı başardığı anda her geçen gün düşen itibarı birdenbire saygınlık kazanacak. Sadece kendisinin inandığı "Ülkede benden sonra kaos olur ". şeklindeki düşüncesi ise çok yersiz ve gereksiz olduğu ortaya çıkacak.

Hiç bir şey olmaz bu ülkede . Bu ülkeden ECEVİT'lerden çok daha etkin ve saygın liderler geldi-geçti. Onlar tarih sayfalarında yerini alırken, millet yaşamına eskisi gibi ve çoğunlukla daha iyi bir şekilde devam etti.

Özetle; bilge kişiliği, engin tecrübesi ve yeterli olgunluğa erişmiş bir kişiliği olan Sayın Başbakanımızın bir dakika dahi yönetimde kalmasına ülkenin ve milletin tahammülü kalmamıştır.

Halkın yönetime olan güvensizliği doğrudan doğruya kendisi ile ilgilidir. Ekonomik başarısızlığın sebebi kendisi ile ilgilidir... Millet nefesini tutmuş sağlık sorununu bahane ederek te olsa Sayın Ecevit'lerin gidişini dört gözle bekliyor. Ancak bu şekilde ülkenin selâmete çıkabileceğini idrak ediyor.

Eğer Ecevit'in yerini alacak kimse yoksa veya yetişmiyorsa sistemde arıza var demektir. Eğer sistem iyi çalışıyorsa, bu ülkenin yetişmiş genç beyinleri neredeler? Göreve talip değiller mi? Yoksa görev verildide görevden mi kaçtılar? Gençlerin önü ne zaman ve nasıl açılacaktır? Gençlere ne zaman güvenilecektir?

Kanaatimce; millete güvenmek ve bu milletin içinde var olduğu bilinen değerleri destekleyerek , önemli görevleri üstlenmesinden korkmamak gerekir. Bu milletin içinden daha nice Ecevit'ler çıkacaktır. Ülkemizde nice yetişmiş beyin, kendilerine fırsat tanınmasını bekliyor. Korkmayın verin fırsatı. Allah siz büyüklerimize uzun ömürler versin. Ama bilinbki; bu gençler yine sizi sayarlar ve engin tecrübenizden yararlanmak için sizi baştacı ederler.

Eğer kendinizi vazgeçilmez kabul edip yerinizi liyakatlı gençlere bırakmazsanız; ve yönetici olmakta israr ederseniz; engin tecrübelerinizi sizden sonra gelen nesillere anlatacak ve bilgi birikiminizi kağıda döküp gelecek kuşaklara aktaracak zamanı bulamayabilirsiniz. Sizin bilgi ve tecrübenize bu ülke insanının ihtiyacı vardır. Bunu kendinizle beraber götürmek lüksüne sahip değilsiniz. Günlük yoğun çalışma şartları içinde bunu yapabilmeniz ise imkansızdır. Sayın ECEVİT'ler bunun için;

 - LÜTFEN ARTIK ÇEKİLİN VE GENÇLERİN ÖNÜNÜ AÇIN... Koltuğa bu kadar yapışmanızın ve bu hasta halinizde vazgeçilmez olduğunuzu düşünmenizin millete hizmet aşkından kaynaklandığını hepimiz biliyoruz.

 - Siz büyüksünüz. Büyüklüğünüzü sıranın artık başkalarında olduğunu görerek daha iyi sergileyebilirsiniz.

 - Bu ülkenin siz olmadan da büyüyecek ve güçlenecek bir olgunluğa eriştiğini lütfen kabul edin ve gereğini yapın. Bunu yapın ki, bu millet vatanın her köşesine birer heykelinizi dikerek sizleri ölümsüzleştirsin ve tarihteki şanlı yerinize oturtsun. Her insan gibi hasta olma hakkını kullanan Başbakan Ecevit'e tekrar acil şifalar diliyorum, Ayrıca kendini dinleme fırsatını bulacağı bu nekahat ve tedavi sürecinde sağduyulu düşüneceğini umuyor, artık yeter demesini bekliyorum...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
18 Mayıs 2002 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale