26 TEMMUZ 2017 Çarşamba

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






TOHUMLA ÖLDÜRMEK
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Devlet temel unsur olan çiftçiyi ve çobanı kuvvetlendirmek mecburiyetindedir. Bunları kuvvetlendirmek de öyle lafla olmaz. İlmin, fennin ve asrın emrettiği vasıta ve araçlara fiilen sahip olmak lazımdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1923)

 1 Temmuz 2016 Cuma 


Yöneticisi olduğum Güven Hareketi Grubunun 2008 yılı Mayıs ayında yaptığımız periyodik Perşembe toplantılarından birinin konusu genetiği değiştirilmiş organizmalar idi. Konuşmacı olarak konunun dünya çapında uzmanı olan Özbekistan'ın sürgündeki muhalif lideri Muhammed Salih Bey'in biyolog eşi Sayın Dr. Aydın Salih Hanımefendi davet edilmişti.

GDO'su değiştirilmiş besinler konusunda dünya çapında bir uzaman olarak değerlendirilen Aydın hanımın anlattıkları karşısında dehşete düşmemek elde değildi. Genleri değiştirilen bir domatesin artık domates değil, ismi olmayan diğer bir kimyasal madde olduğunu ve bilmeden yediğimiz bu domatesin (veya başka meyve veya sebzelerin) vücudumuzda ne gibi yan etkileri olacağını bilmemizin asla mümkün olmadığını söylüyordu.

Kendisine sorduğum, “Peki, bir insan bir diğer insana bu derece insanlık dışı bir kötülüğü neden ve nasıl yapar?” sorusunun cevabı ise net ve kesindi. Aydın Hanım; “Ben onların insan olduklarını dahi düşünemiyorum. Çünkü bir insan kendi ailesinin de dahil olduğu nesline bu kadar büyük kötülük yapamaz.”şeklinde idi. O, bu değişiklikleri yapanların dünyayı işgal etmeye hazırlanan uzaylılar olabileceğini düşünüyordu. Çünkü insanlara bu insanlık ayıbını yakıştırmak istemiyordu.

Günümüzde ise terörle sarsılan ülkemizdeki en büyük tehlikeyi, yani GDO'lu besinlerle beslenmeyi eski Sağlık Bakanı Rıfat Serdaroğlu aşağıdaki yazısında çok güzel açıklamış.Hepimizi ilgilendiren bu uyarıyı lütfen üşenmeden zaman ayırın ve okuyun. Sonra da şimdi ne yapacağız diye kara kara düşünün..
--------------------------------
Yer; ABD Texas Şehri. Şirket adı; Monsanto (Herbisit, yani Çalı-yabancı ot-istenmeyen bitkilerin büyümesini kontrol altına almak veya öldürmek için kullanılan kimyasal üretir) Fabrika üretime geçtikten kısa bir süre sonra çalışanlarda, sivilceler çıkmaya- açıklanamayan ateşlenmeler- zayıflık-sinirlilik-libido kaybı başlar.

Olay duyulunca ABD Ordusu, bu kimyasalı “silah” olarak kullanmak ister. Monsanto adlı şirket, Herbisit ’teki dioxin oranını arttırarak, feci sonuçlar doğuracak bir “Kimyasal Silah” elde eder.

ABD, 1961-1971 yılları arasında Vietnam’da ormanlarda gizlenen askerlerin ve sivil halkın üzerine bu kimyasal silahı kullanır!

400 Bin insan ölür. Sonraki yıllarda 500 Bin çocuk sakat doğar ve ölür! Ayrıca ilacın kullanıldığı yörelerde bugün dahi ağaç yetişmez ve tarım yapılmaz! Bu kimyasal silaha “Turuncu Ajan” adı verilir!

Bu şirket ikinci dünya savaşından sonra biyoteknoloji alanına yöneldi, GDO’lu ve hibrit tohum üretmeye başladı. Amerikan Ordusu “Demokrasi getirmek” bahanesiyle nereye girerse, Monsanto da oraya gitti. Girdikleri ülkede doğal olarak elde edilmiş tohum ekimini yasaklayıp, GDO’lu ve hibrit tohum kullanımını şart koştular. Bu tohumlar, her sene yeniden satın alınması gereken tohumlardır. Ekildiği toprağın yapısını bozar ve bir süre sonra toprak ekilemez hale gelir. Ayrıca rüzgârla gelen bir GDO’lu polen, doğal tohumların genetiğini bozabiliyor.
GDO ile ilgili kısa bilgiler verelim;

GDO’lar öldürücü alerjilere neden olabilir. GDO’lu yemler, hayvanlarda antibiyotik direncini arttırır antibiyotiklerin etkisini azaltır. GDO’lu tarım ürünlerinin ekildiği tarlalarda kullanılan yabani ot ilaçları, memeliler için toksik etkisi yapar ve insanlarda hormonal dengeyi bozar.
GDO üretimi, süper dayanıklı böcek ve yabani bitki türleri yaratır.
Tohumu silah haline getirip, insanları tohumla öldürmek ve doğayı tahrip etmek işte budur.

Bir örnek verelim; ABD, Irak’a demokrasi götürmek (!) için işgale başladığında, Monsanto da hükümetteki adamlarıyla oraya gitti. İlk iş olarak, içinde 5 Bin yıllık doğal tohumların saklandığı, Irak Tohum Bankası önce soyuldu ve yerle bir edildi. Çalınan tohumlar, Norveç Kutup Bölgesinde, Grönland adasının doğusundaki Svalbard adasında buzulların altında inşa edilen depolara götürüldü.

Burada 3 Milyon çeşit doğal tohum saklanmakta ve olası bir nükleer savaştan sonra, kimlerin yaşayacağına karar verebilmek için depolanmaktadır!

İkinci adım ise, Irak’a yönetici olarak atanan Paul Bremmer, 26 Nisan 2006 da bir kararname çıkardı. Buna göre Iraklılar, kendileri tohum üretemeyecekler ve ekecekleri tohumları Monsanto’dan alacaklardı! Tohumu silah haline getirip, insanları tohumla öldürmek ve doğayı tahrip etmek işte budur.

Monsanto, Türkiye’ye 1997 yılında geldi. Bursa’daki STK’ların direnişi, kamuoyu oluşturmaları sebebiyle gerekli izinleri alamadılar.

2004 yılında Bush-Erdoğan-İsrail görüşmesinden sonra, şirketin önü açıldı! Erdoğan, 4738 sayılı Özel Endüstri Bölgeleri kanununda 22/06/2004 tarihinde 5195 sayılı kanunla şirket lehine değişiklik yaptırdı. Yetmedi Büyükşehir yasasını değiştirip, Gemiç ve Gürle köylerini Gemlik ilçesine bağladı. Sonunda gerekli izinler verildi…

Erdoğan ve AKP Türk Tarımını bakın ne hale getirdi;

-Yunanistan’ın tüm yüzölçümünün 2 katı büyüklüğünde tarım arazisi olan Türkiye, Yunanistan’dan pamuk ithal ediyor!

-Türkiye 126 ülkeden 133 çeşit meyve sebze ithal eden bir ülke haline geldi!

-Türkiye, Taze soğan-kuru soğan ithal ediyor.

-Türkiye Sap-Saman ithal ediyor.

-Her 5 köylüden 3’ü icralık hale geldi.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her yıl 10 Milyon insan açlıktan ölüyor. Bunun 6 Milyonu maalesef 5 yaşın altındaki çocuklar!

840 Milyon insan, yetersiz beslenme sebebiyle hastalık ve ölümün hazır müşterisi gibiler. Dünyada 1 Milyar insan 1 bardak temiz suya hasret!

Üzerinde yaşadığımız yerküre artık daha fazla insanı besleyemeyecek halde iken, tüm ülkeler tarıma destek vermeyi arttırırken, Türk Tarımını saman ithal edecek duruma getiren Erdoğan ve AKP’nin, doğrudan Yüce Divana gönderilmeleri gerekir.

Çokuluslu şirketlerin çıkarlarını koruyup, kendi insanını açlığa mahkûm etmenin cezası sizce ne olmalıdır? 30 Haziran 2016, Dr. Rifat Serdaroğlu


Dr. Tahir Tamer Kumkale
1 Temmuz 2016 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale