25 Kasım 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






27 MAYIS 1960 ASKERİ DARBESİ
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar, elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar. -Gazi Mustafa Kemâl Atatürk- (1924)

 26 Mayıs 2016 Perşembe 

27 Mayıs 1960 askeri darbesi yapıldığında 13 yaşında Selimiye Askeri Ortaokulu son sınıf öğrencisi idim. Bu harekat hakkında fikir yürütecek yaşta değildim. Ama ordudaki askeri hiyerarşinin alt üst olduğunu görüyor, bunun nedenlerine akıl erdiremiyordum. Zamanın tek kitle iletişim aracı olan devlet radyosu ile gazeteler de kamuoyuna yeterli bilgiyi vermekten çok uzaktı.

Herşeye rağmen zamanın tek ve en etkili bilgi kaynağı devlet radyosu idi. Özel Yassıada Mahkemesi başsavcısının; “ SANIKLAR GETİRİLDİLER.. BAĞLI OLMAYARAK YERLERİNİ ALDILAR..” sözü Yasssıada mahkemelerinden aklımızda kalan tek slogan idi.

Getirilen sanıklar; Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, Demokrat Parti milletvekilleri, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları başta olmak üzere bütün üst düzey Demokrat Parti bürokratlarıydı.

Peki neden bu kişiler sanıktı. Ne yapmışlardı? Memlekette yönetime el koyduğunu söyleyen ve içinde yüzbaşıdan orgenerale kadar değişen rütbedeki askerlerin bulunduğu Milli Birlik Komitesini kimler devlet yöneticilerinden hesap sormak üzere görevlendirmişti.?

Bu soruların cevabını bulmak o günün Türkiyesinde imkansızdı. Aradan geçen 56 yıl içinde de soruların cevapları ne yazık ki bulunamadı. Millet tepkisiz ve sessiz olarak kendisine verilen bilgiler kadar olayları takip ediyordu.

Kendi komutanlarını hapsedip idamla yargılayan Türk Ordusu, 27 Mayıs darbesinin yıkımını yaşadı. Ordu, boğazına kadar siyasete battı. Nitekim 27 Mayısı, 22 Şubat 1961, 21 Mayıs 1963 Harbokul Komutanı Kurmay Albay Talat Aydemir ayaklanmaları takip etti.

Bu ayaklanmalar şiddetle bastırıldı. Ayaklanan grubun lideri Kurmay Albay Talat Aydemir ve Tnk.Bnb. Fethi Gürcan asıldılar. 1963 ve 1964 dönemi Harbiye öğrencilerinin tamamı ordudan atıldı. Yine pek çok subay çeşitli hapis cezaları alarak ordu ile ilişkileri kesildi. Ayrıca orduyu gençleştirmek bahanesi ile 8.000 kadar subay bir gecede emekli edildi.

27 Mayıs ve takibeden diğer askeri ayaklanmalar ordunun gücünü çok zayıflatmıştır. 10’ar yıl ara ile gelen 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri de askerleri tamamen iç siyasetin içine sokarak ordunun savaşma imkan ve kabiliyetini çok olumsuz yönde etkilemiştir.

27 Mayıs 1960 sabahı radyolardan Milli Birlik Komitesi üyesi Kurmay Albay Alparslan Türkeş’in okuduğu bildiri bu harekatın sebebini vurgulamaktadır.

"Sevgili Vatandaşlar, Bugün demokrasimizin içine düştüğü buhran ve son müessif hadiseler dolayısıyla kardeş kavgasına meydan vermemek maksadıyla Türk Silahlı Kuvvetleri, memleketin idaresini ele almıştır. Bu harekâta Silahlı Kuvvetlerimiz; partileri içine düştükleri uzlaşmaz durumdan kurtarmak ve partiler üstü tarafsız bir idarenin nezaret ve hakemliği altında, en kısa zamanda adil ve serbest seçimler yaptırarak idareyi, hangi tarafa mensup olursa olsun, seçimi kazananlara devir ve teslim etmek üzere girişmiştir.
Girişilmiş olan bu teşebbüs, hiçbir şahsa veya zümreye karşı değildir. İdaremiz, hiç kimse hakkında şahsiyata müteallik tecavüzkâr bir fiile müsaade etmeyeceği gibi, edilmesine de asla müsamaha etmeyecektir. Kim olursa olsun ve hangi partiye mensup bulunursa bulunsun, her vatandaş; kanunlar ve hukuk prensipleri esaslarına göre muamele görecektir. Bütün vatandaşların, partilerin üstünde aynı milletin, aynı soydan gelmiş evlatları olduklarını hatırlayarak ve kin gütmeden birbirlerine karşı hürmetle ve anlayışla muamele etmeleri, ıstıraplarımızın dinmesi ve milli varlığımızın selameti için zaruri görülmektedir.”

Alparslan Türkeş’in bildirisine rağmen seçimle gelen iktidardaki Demokrat Parti yönetimi ile atadıkları üst düzey bürokratlar önce hapsedilmiş ve sonra Yassıada’da kurulan askeri mahkemede idam talebi ile yargılanmışlardır.

Yönetimin yargılandığı Yassıada Mahkemesinde duruşmalar 14 Ekim 1960’da başlamış ve 15 Eylül 1961’e kadar devam etmiştir. Sadece bu dava için oluşturulan Yüksek Adalet Divanı vasıtasıyla 10 yıllık DP iktidarı 18 ayrı davada sorgulanmıştır. 592 sanıklı davada 1068 kişi tanık olarak dinlenmiştir. Halka açık olarak yapılan Yassıada duruşmalarını 150.000 kişi izleme imkanı bulmuştur. Ayrıca duruşmalar mahkeme salonundan yapılan naklen yayınlarla radyodan halka duyurulmuştur.

27 Mayıs 1960 aslında tam bir askeri müdahale de değildir. Bu müdahale ordu içindeki çok küçük bir subay grubunun insiyatifi ile meydana gelmiş genç subaylar hareketidir. Bu subay grubu; önce orduda darbe yapıp komuta katını ele geçirmişler ve eş zamanlı olarak Demokrat Parti yönetimini devirmişlerdir.

27 Mayıs 1960 darbesi ile Türk siyasi yaşamı da altüst olmuştur. Ordudaki hiyerarşi ve disiplin anlayışı da darmadağın olmuştur. Geçen 56 yıl boyunca askerlerin siyasilerin üzerindeki baskısı hep devam etmiştir.
Ne gariptir ki; askeri darbe ile yönetime el koyarak ( anayasayı, hukuku ve anayasa ile oluşturulan devlet organlarının tamamını yok sayarak) yeni bir anayasa yapmak zorunda kalan askeri yönetim, demokrat parti yöneticilerini anayasayı ihlal ettikleri gerekçesi ile asmışlardır. Anayasanın tamamını ortadan kaldıran darbecilerin, kaldırdıkları anayasayı ihlal ettikleri gerekçesi ile benzeri siyasi yargılamalara 12 Eylül 1980 darbesinde de aynen devam edilmiştir.

27 Mayıs’ta DP yöneticilerini yargılamak üzere oluşturulan Yüksek Adalet Divanı’nın Yassıada duruşmaları tam bir hukuk rezaletidir. Mahkemece 15 kişi idama mahkûm edilmiş ve bunlardan Başbakan Adnan Menderes ile iki bakanı asılmıştır. Başbakanı ve iki bakanını asan ayni devlet, ayni şahışların itibarlarını 1993 yılında iade etmiştir. Başbakan Menderes, Dışişleri Bakanı Zorlu ve Maliye Bakanı Polatkan’ın İmralı Adasındaki naaşları devlet töreni ile İstanbul Topkapı’da yapılan anıt mezara nakledilmiştir.
Sonuç olarak;
Askeri darbelerin demokrasi ve hukuk devleti anlayışına, özellikle askerin bizat kendisine verdikleri zararın tahribatı çok derin olmaktadır. Bu tahribatın onarılması ise kolay değildir. Yaşadığımız olaylar yeni nesillere ders olmalıdır.
Milletimizin bir daha askeri darbe istemediği unutulmamalıdır...

Demokratik sistem içindeki hukuk düzeninin devamı için her bireye ve her kuruluşa düşen önemli görevler olduğu daima göz önünde tutulmalıdır..

Dr.Tahir Tamer Kumkale
http://www.kumkale.net,
http://www.kumkale.wordpress.com


Dr. Tahir Tamer Kumkale
26 Mayıs 2016 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale